Yalnız bana ait bir olmayan, ’ACI çekme’ duygusu, milyonlarca insanın hissettiÄŸidir. Benim de zamansız bir ÅŸekilde kaybettiklerim ve mecburi ayrılıklarını yaÅŸadıklarım için, kendini sürekli yenileyen bir duygudur. Hele de bazı belirli günler kapıdan, camdan görünmeye baÅŸlayınca…15 AÄŸustos misali. Kürt halkı olduÄŸumuz için acıya-zulme dair ne varsa yüzyıllardır gördük, yaÅŸadık/yaşıyoruz. Bazen bu acıları etrafımıza göstermemek için içimize gömsek de, ektiÄŸimiz acılarımızın üzeri baÄŸ bahçeye dönüşüyor…
Kürt halkı olmaktan kaynaklı çeÅŸitli kimyasallarla gazlanmak, zulme maruz kalmak, tasfiye edilmek, tutuklanıp zindanlara atılmak, topraklarımızın alenen paylaÅŸan diktatör ve faÅŸistlerin postalları altında yaÅŸamak, uygulanan keyfi barbarlık, iÅŸkence, tecrit ve sürgünleri yaÅŸamak sanki bir kadermişçesine…Bunların tümünü yaÅŸayanlarla, karşıt mücadele verenlerimiz de bir o kadar bellek ve yüreklerimizde yerlerini dipdiri koruyorlar. Bu yolda yürürken birçok deÄŸerli insanlarla tanıştım. ÇoÄŸu susturulmak için zindanlara atılırken, bazıları da vedalaÅŸmaya bile zaman bulamadan-bırakmadan YıldızlaÅŸarak, aramızdan kayıp gittiler… ve onlar hakkı verilmiÅŸ bir hayatın sembolü oldular…
Erdal ‘’Engin Sincan’’
Daha önceleri, gıyaben kendisine dair birçok şey duymuş veya izlemiştim. Birebir tanımam ise, bir Bahar mevsiminde bulunduğumuz bir Avrupa ülkesindeki karşılaşmamızla olmuştu Erdal ‘’Engin Sincan’’ ile.
Erdal’ın beynindeki düşünce zenginliği, renkliliği, sürekliği yüzüne gülücükleriyle yansıyordu. Kimliği kadar kültürüne olan ustaca hakimiyeti de övgüye, saygıya değerdi. Sohbetlerimiz arasında bir gün kendisine tespit ettiğim bir gerçeği dile getirmek için,’’Heval e Erdal seninle bir ortamda bulunmaktan çok mutluyum. O kadar çabuk ve gereği doğrultusunda hızlı düşünen bir insansın ki!’’ dediğimde, o da hiç düşünmeden gözlerimin içine bakarak,’’Heval a Gül ben de aynı şeyleri senin için söylemek istiyorum’’diyerek yine zekice centilmenliğini göstermişti. O gencecik yaşında projesi olan KNK(Kürdistan Ulusal Kongresi) ve benzeri değerleri, bizleri arkasında bırakıp giden ERDAL’ımız, ne yaman bir acıdır ki, 15 Ağustos direniş kutlamalarında bir kaza kurşunuyla aramızdan ayrılıp gitti. Şehit olmasını bugüne kadar kabul etmedim-edemedim ve onun şehit düştüğünde o an duyduğum acı, keder, isyan da hala taptaze. Erdal e me, em te ti cara ji birnakın!!Erdal’ımız seni asla unutmayacağız!!
Engin Sincan/Erdal’a dair:
Engin Sincan 2 Mart 1969 yılında Maraş’ta doğdu. Küçük yaşta ailesi ile birlikte Almanya-Frankfurt şehrine yerleşti. 1992 yılında ise Kürt özgürlük mücadelesinde yer aldı ve hakkı verilmiş bir hayatın sembolü oldu. Hep daha iyiyi gerçekleştirmeyi kendine esas aldı. Medya savunma alanlarında 15 Ağustos kutlamaları sırasında ağır yaralandı ve 18 Ağustos 2003 yılında yaşama gözlerini yumdu.
Cemal Kavak, İşkencelerin maÄŸdur adresi…
Aramızda olmayanlardan ve yine 15 Ağustos kutlamaları vesilesiyle, Avrupa’da kalmak zorunda olmaktan duyduğu isyan ile ’’Ben vazodaki çiçek olmak istemiyorum’’ diyerek aramızdan ayrılan Amed- Bismil’li yiğit, fedakar, cefakar, şehit Devrim’in babası Cemal Kavak. Bu ismi yazarken bile üzüntüm doruğa çıkıyor. Türkiye’de yaşadığı sürece, doğduğu Ana Topraklarından sürekli başka şehirlere ailesiyle göç etmek zorunda bırakılanlardandı. Fedakar, devrimci Cemal Kavak, en son İstanbul’dan 2006 yılında Avrupa ülkelerine, işkencelerden yaralı bedeniyle göç etmek zorunda kalandı. Siyasi mülteci olarak geldiği Avrupa/İsviçre ülkesi de yaşarken, 2009 yılında Fransa’da tutuklanarak, 1 yıl hapiste kaldı.
Cemal Kavak ve Sebahat Tuncel ile 3 Kasım 2002 yılındaki milletvekili seçimlerinde tanıştım ve İstanbul 1. bölge seçim bölgesinde çalıştık. Kendisinin de milletvekili adayı olduÄŸu bu seçimde, Gazi Osman PaÅŸa semtinde birlikte Halkın Demokrasi Partisi seçim çalışmalarını yürütürken, onun hangi iÅŸkencelere uÄŸradığına dair çok az da olsa bir ÅŸeyler öğrenebildim. EÅŸi bir kahvaltı sırasında,’’Cemal’i yine tutuklamış ve çok ağır iÅŸkencelerden geçirmiÅŸlerdi. Sanki kendisine yapılan zulüm yetmiyormuÅŸ gibi, bize o haliyle göstermek için Cemal’i iÅŸkenceden çıkardıkları haliyle, ellerinde kelepçelerle eve getirdiler. Ben ve çocuklarıma ibret olsun ve acı çektirmek amaçlı olarak. Ayaklarında çorap ve ayakkabı da yoktu. Ben de en azından ayaklarına çoraplarını giydirmek isterken… ☹( söze gerek bırakmayan acılar…Bütün bu benzeri iÅŸkencelerden kaynaklı olarak, seçim bürosunda bir gün hazırladığımız yemeÄŸi yerken,’’hevala Gül biliyor musun, benim sol kolum, iÅŸkencelerden dolayı lifleri koptuÄŸu için hiç bir ÅŸey hissetmiyor. Ben bu yüzden bütün bedenimde de acı hissetmiyorum. Gördüğüm onca iÅŸkencelerden dolayı duyu-hissetme duygularım tamamen köreltilmiÅŸ durumda. Ben bedenimdeki olabilen hiç bir acıyı hissedemiyorum…derken bir gün o da sessizce aramızdan ayrılarak, Åžehitler kervanına katıldı. AMED’teki mezarını ziyaret ettiÄŸimde, 10 yıl önce ki duyduÄŸum acıyı ÅŸimdi de aynı dozda duyarak, yürüttüğü davanın, mücadelenin yerde kalmadığını, kalmayacağını kendisine söyledim. O da zaten bunu biliyordu…Anısına saygıyla, unutmadık,, unutturmayacağız!!!
Cemal Kavak’a dair:
Yaşamı boyunca özgürlük mücadelesinde yer alan Kürt siyasetçi Cemal Kavak, 3 Ağustos 1966 yılında Amed’ın Bismil ilçesinde doğdu, evli ve 6 çocuk babasıydı. HADEP ve DEHAP kurucu üyeliği olmak üzere Kürt siyasetinde uzun yıllar hizmet verdi. 20 Ağustos 2012 yılında Avusturya’nın İnnsbruck şehrindeki 15 Ağustos kutlamalarından sonra ailesi ve mücadele arkadaşlarına bıraktığı iki mektuptan sonra yaşamına veda etti. Cenazesi, vasiyeti üzerine Amed’teki şehit kardeşi Amed Dilxwa’ın yanına defnedildi.
Kadının Kaleminden: Gül Güzel – 15.08.2022
