DerinleÅŸen erkek ÅŸiddetine, ekonomik ve siyasi ÅŸiddete karşı direniÅŸ çizgisinin, toplumsal politik hareketin yönünü de belirleyeceÄŸini ve ivmelendireceÄŸini kaydeden HDP eski EÅŸ Genel BaÅŸkanı Figen YükkekdaÄŸ, “Özgürlükten, adaletten, emekten yana deÄŸiÅŸim rüzgarlarının esmeye baÅŸladığı bir dönemde, kadın kurtuluÅŸ hareketinin enerjisi fırtınalara gebedir” dedi. 2022 8 Martı’na bu istek ve dinamizmin damgasını vuracağının altını çizen YüksekdaÄŸ, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutladı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski EÅŸ Genel BaÅŸkanı Figen YüksekdaÄŸ, tutsaklığının 6. yılına girdi. YüksekdaÄŸ, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Mezopotamya Ajansı’nın sorularını yanıtladı.
‘HAKLI VE MEÅžRU TARAFTA OLMAK ÖNEMLİ BİR GÜÇTÜR’
İktidarın siyasi tutsaklara yönelik düşman politikalarını deÄŸerlendiren YüksekdaÄŸ, ÅŸu ifadeleri kullandı: “Cezaevlerindeki siyasi tutsaklara yönelik ağır faÅŸizm uygulamalarıyla içeriden çok dışarıya mesaj veriliyor. Amaç siyasi mahpuslara ölümü, zulmü gösterip, halkı sıtmaya razı etmek. Topluma, ‘Tekçi faÅŸist rejime itiraz edersen ya da hak ararsan, mücadele ve verirsen sonun onlar gibi olur’ demek istiyorlar. Yaratılan korku ve suskunluk iklimini daha fazla korku, endiÅŸe ve acı yayarak tahkim etmeye çalışıyorlar. Ama hapishanelerde sadece ölüm ve zulüm yok. Aynı zamanda güçlü bir direniÅŸ geleneÄŸi de var. Kendini mücadeleci zeminde sürdürme pratiÄŸi var. Her boyutuyla darbe dönemlerini aÅŸan tecrit ve saldırılara raÄŸmen siyasi tutsaklar hala moral üstünlüğü koruyabiliyor. Çünkü haklı ve meÅŸru tarafta olmak önemli bir güçtür.
‘MAHPUSLAR ÜZERİNDEN RANT SAÄžLAMA SİSTEMİ İŞLİYOR’
Hapsetme ve siyasi cezalandırma politikaları dün olduÄŸundan daha maksimal ve güncel bir sorun. Bu nedenle güncel siyasetin merkezinde daha ciddi yer edinmesi de kaçınılmaz. Bugün siyasi iktidarın varlığı, cezaevlerinin varlığıyla doÄŸru orantılıdır. Hiçbir zaman ve dünyada hiçbir ülkede bu kadar cezaevi yok mesela. Nüfusu milyonlarla ölçülen despotik ülkelerde bile 300 binlik mahpus oranını zor bulursunuz. Hapsetmek ve yeni hapishane yapmak AKP-MHP iktidarının yönetim ÅŸekli haline geldi. Cezaevleri üzerine hem siyasi hem ticari bir düzen kurdular. İşin sömürü, rant, iktidar kadrolarını besleme boyutları iyi araÅŸtırılmalı. Paralel bir piyasa oluÅŸturdular. Bir taraftan muhalifleri, hak ve özgürlük isteyenleri tecrit ve insanlık dışı siyasi yöntemlerle saf dışı bırakma, diÄŸer taraftan bununla da yetinmeyip mahpuslar üzerinden rant saÄŸlama sistemi iÅŸliyor.”
‘KORKU KALELERİNDEKİ DİRENİŞİN TOPLUMA YAYILMASINI İSTEMİYORLAR’
Hapishanelerin “ölüm evi”ne dönüşmesine iliÅŸkin ise YüksekdaÄŸ, içerideki tabloyu şöyle aktardı: “Cezaevlerinde derinleÅŸen zulüm politikalarıyla halkların, kadınların, özgürlük ve demokrasi güçlerinin direnç damarı kesilmeye çalışılıyor. Kurdukları korku kalelerindeki direniÅŸin topluma yayılmasını istemiyorlar.
‘SİYASİ SINIRLARIN ÖTESİNE GEÇMEYE İHTİYAÇ VAR’
İşin en kritik kısmı cezaevlerinin adeta ‘ölüm evi’ne dönüşmüş olması. Pandemi bahanesiyle mahpuslar neredeyse nefes alamaz hale geldi. EÅŸitsiz uygulanan yargı paketleriyle adli mahkumların çoÄŸu salıverildi ama siyasi tutsaklar ve geride kalanlar en ağır ve insanlık dışı ÅŸartlarda yaÅŸamaya mecbur bırakıldı. Son zamanlarda artan hasta tutsak sayısı ve ölümler bu politikaların sonucu. DiÄŸer yandan hücre ÅŸartları, iÅŸkence ve zülüm uygulamaları arttı. Garibe Gezer ile ilgili suç duyurusu ve soruÅŸturmalarda, sorumlular kollanıp, hiçbir hesap verilmezken; protesto hakkını kullanan biz siyasi tutsaklara ‘gereksiz slogan atmak’ suçundan iletiÅŸim cezası verildi. Siyasi mahpuslara karşı derinleÅŸen ölüm, zulüm politikalarıyla halkların, kadınların özgürlük ve demokrasi güçlerinin direnç damarı kesilmeye çalışılıyor. Kurdukları korku kalelerinin tam içinde insanların direnebileceÄŸi, yaÅŸayabileceÄŸi kendini üreterek teslim olmayacağı, fikri bastırılan toplum tarafından bilinmesine, yayılmasına tahammülleri yok. Bu nedenle saldırının dozu her gün daha fazla artıyor. DireniÅŸ ve dayanışma da buna paralel olarak artmak durumunda. Bilhassa, hasta tutsaklar konusunda siyasi sınırların ötesine geçmeye, bir toplumsal vicdan hareketi için seferber olmaya ihtiyaç var.”
‘TEMEL SORUNLARA KARÅžI ORTAK MÜCADELE VURGUSU ÖNE ÇIKTI’
YüksekdaÄŸ, bu koÅŸullarda muhalefetin pozisyonuna iliÅŸkin, “Türkiye’de siyasi zeminin bu denli daraltıldığı, geliÅŸmenin bile muhalefetteki Millet İttifakı’nın 6 partili ittifaka dönüşmesiyle sınırlandırıldığı bir denklem karşısında ‘Üçüncü İttifak’ kaçınılmaz ve zorunludur. Zira memleketteki derin politik sorunlar, bu iki faktörlü denklemle çözüme kavuÅŸturulamaz. Türkiye ve Kürdistan halklarının özgürlük ve refahını güvenceleyecek, kapsayıcı, tutarlı bir demokrasi programına dayanan ‘Üçüncü İttifak’a duyulan ihtiyaç daha da derinleÅŸmiÅŸtir. HDP’nin çaÄŸrısıyla sol, sosyalist parti ve oluÅŸumlar bir araya geldi. Yürütülen tartışmalarda ülkenin temel sorunlarına karşı ortak mücadele vurgusu öne çıktı” dedi.
Kadın mücadelesinin bulunduÄŸu aÅŸamayı deÄŸerlendiren YüksekdaÄŸ, bu sesin hapishanelere yansımasına iliÅŸkin ÅŸu ifadeleri kullandı: “Kadınların alanlarda, doÄŸal dinamiklere dayalı bir ittifakı dünden bu yana var. Eril sistemin ve siyasetin cinsiyetçiliÄŸi ve saldırıları, acil kodlu hareketi zorunlu kılıyor.
‘KADINLARIN SESİ DAHA GÜÇLÜ VE GÜZEL’
Politik hareketin en durgun olduÄŸu anlarda kadınların sesini duymak umudumuzu diri tuttu. Kadınların bütün toplum için böyle bir rol oynadığı kesin. Bir taraftan hareket İstanbul SözleÅŸmesi’nden çekilme örneÄŸindeki gibi, kazanılmış hakları savunma çizgisine itilmiÅŸ görünse de bu mücadele içinde yeni durum ve dinamikler geliÅŸti. Bu düzeyi bırakmamak, açılan patikaları ısrarlı takip etmek önemli. Kadınların, baskının en kolaylaÅŸtığı dönemlerde ve dönemeçlerde fiili meÅŸru mücadeleyle sokağı terk etmemeleri toplumsal cesareti örgütlemiÅŸtir. Geride bıraktığımız siyasi kesit, tarihte kadınların bilinçli, politik cesaretiyle anılacaktır bence. Biz kadın tutsaklar da bundan güç aldık. Geceleri ve sokakları özgürleÅŸtiren kitlesel kadın eylemleriyle, beton duvarların içini özgürleÅŸtiren kadınların öncülüğü ve hareketi harmanlanarak, bir döneme damgasını vurdu. Bugün kadınların sesinin daha güçlü ve güzel gelmesi için yeterli bir altyapı bu.”
‘ACILARDAN KAYIPLARDAN ÇOK İNADI VE KAZANIMLARI KONUÅžMALIYIZ’
HDP eski EÅŸ Genel BaÅŸkanı Figen YüksekdaÄŸ, “8 Mart’ta doÄŸru giderken, kadınlara ve kadın mücadelesine dair ne söylemek isterseniz?” sorusunu ise ÅŸu sözlerle yanıtladı: “Bu yıl 8 Mart’ta acılardan ve kayıplardan çok, inadı ve kazanımları konuÅŸmamız, bu ruhla donanmamız daha iyidir. Gasp edilen haklarımızı daha ileriden kazanmak için bir itilim noktası olmasını umuyoruz. Kadının kararlı adımları, yasakları çiÄŸnesin yeniden. Bastığı her yerde özgürlük yeÅŸersin. DerinleÅŸen erkek ÅŸiddetine, ekonomik ve siyasi ÅŸiddete karşı direniÅŸ çizgisi, toplumsal politik hareketin yönünü de belirleyecek ve ivmelendirecektir. Özgürlükten, adaletten, emekten yana deÄŸiÅŸim rüzgarlarının esmeye baÅŸladığı bir dönemde, kadın kurtuluÅŸ hareketinin enerjisi fırtınalara gebedir. 8 Mart’a bu istek ve dinamizmin damgasını vuracağına inanıyor, bugünden Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Bütün kadın yoldaÅŸlarımızı sevgiyle, özlemle kucaklıyorum.”
Röportajın tamamını linkten okuyabilirsiniz.
