Timtik: Biz beraat ettiğimizde siz hüküm giyeceksiniz

22 avukatın yargılandığı ÇHD davasında savunmalarını yapan tutsak avukatlar Barkın Timtik ve Oya Aslan, hukuk altında iktidarın kendine muhalif olanları hedefleştirdiğini kaydederek, devrimci avukatlar olarak halkın avukatlığını yapmaya her daim devam edeceklerinin altını çizdi.

ÇaÄŸdaÅŸ Hukukçular DerneÄŸi (ÇHD) Genel BaÅŸkanı Selçuk KozaÄŸaçlı, ÇHD üyesi avukatlar Barkın Timtik ve Oya Aslan’ın tutuklu olmak üzere, toplam 22 avukatın yargılandığı ÇHD davası ikinci gününde Silivri Hapishane Kampüsü 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etti.

DuruÅŸmanın ikinci oturumunda, Avukat Selçuk KozaÄŸaçlı’nın beyanlarının sona ermesiyle Avukat Barkın Timtik söz aldı. YaÅŸadıklarını büyük bir trajedi olarak adlandırmadıklarını kaydeden Timtik, yaptıklarının sebep ve sonuçlarının farkında olduklarını söyledi.

TİMTİK: BANA ÖDETEBİLECEĞİNİZ EN AĞIR BEDELİ ZATEN ÖDETTİNİZ
“Selçuk abi anlattı, biz yoksul ÅŸekilde büyüdük. Bunları anlatmayı sevmiyorum aslında, çünkü sömürüden nefret ettiÄŸim gibi gözyaşının sömürüsünden de nefret ederim. Ancak anlatılanlar, biraz da benim hikayem. Kimi arkadaÅŸlarımız esnaf çocuÄŸu, kimisi yoksul çocuÄŸu, kimisi yüksek bürokrat. Ancak bizi bir araya getirenler bunlar deÄŸildi. Biz kendimize çizdiÄŸimiz yollarda karşılaÅŸtık” diyen Timtik, iddianamede kendilerini “örgütün” bir araya getirdiÄŸi yönündeki ifadeye itiraz etti.

200 yıl evvel kazanılmış hakların iÅŸe yarayabilmesi için hala mücadele ettiklerini, öldüklerini belirten Timtik, adil yargılanmayı talep ettiklerini kaydetti. Mahkemeden hiçbir zaman tahliye talep etmediÄŸine dikkat çeken Timtik, “Bana ödetebileceÄŸiniz en ağır bedeli zaten ödettiniz. Tahliye kararı verecekseniz de, tutukluluÄŸumuzun devamına karar verecekseniz de bu sizin kararınız olmayacak” dedi.

‘YASA DIÅžI OLAN SÖMÜRÜNÜN KENDİSİYDİ’
Gelinen aÅŸamada orijinali olmayan, gerçek bile olmayan dijitallerle karşı karşıya olduklarını söyleyen Timtik, “Ne mi yaptık? Suriye’deki savaÅŸ suçları için BaÅŸbakan, Savunma Bakanı hakkında suç duyurularında bulunduk. Suriye halkı bizim kardeÅŸimiz. BaÅŸka ne yaptık, işçinin hakkı için mücadele ettik. Tazminat davalarını kazansanız ne olacak, vermemek için türlü yollar bulmuÅŸlar. İşçiler ile patronların evlerinin, lokantalarının, meslek örgütlerinin önünde yaptıkları eylemlerde birlikte olduk. Yasa dışı olan, emek sömürüsünün kendisiydi” ifadelerini kullandı.

Güzelin ve adilin peÅŸinde olduklarını belirten Timtik, kendisinin de aynı yoksullukta doÄŸduÄŸu ve büyüdüğünü, bunun kendi gerçekliÄŸi olduÄŸunu ifade etti. “Bizimki örgüt deÄŸil haklılıktır. Bize bunları unutun diyorsunuz. İşinizi farklı yapın diyorsunuz” diyen Timtik, bunları unutamayacağını, onu o yapanın sosyalizm olduÄŸunu vurguladı.

‘SOMA’DA SORMAYA ÇALIÅžTIÄžIMIZ HESABIN BEDELİ ÖDETİLİYOR’
Davada ilk tahliyelerinden sonra Soma Katliamı’nın gerçekleÅŸtiÄŸini hatırlatan Timtik, orada avukatlık yaparken amaçlarının hem insanların hakkını aramak, hem de sömürü sistemini teÅŸhir etmek olduÄŸunu söyledi. “O gün sormaya çalıştığımız hesabın bedelini ödetmeye çalışıyor iktidar bize. Biz de size diyoruz ki, aradan çekilin” diyen Timtik, KHK’lara karşı direnen müvekkili Nuriye Akman’ın da ÅŸimdi yine kendisi gibi “örgüt üyeliÄŸi” iddiasıyla tutsak olduÄŸunu kaydetti.

Bu yargılamanın devletten bugüne kadar talep ettikleri ve devletin verdiÄŸi cevapla ilgili olduÄŸunu söyleyen Timtik, “VerdiÄŸimiz hak mücadelesi, anamızın ak sütü gibi helaldir. Elbet bir gün bunlardan beraat edeceÄŸiz. Biz beraat ettiÄŸimizde siz hüküm giyeceksiniz” ifadelerini kullandı.

‘HAK VE TARİH BİLİNCİNE SAHİP İNSANLARI BU DAVALARLA KORKUTAMAZSINIZ’
Åžebnem Korur Fincancı’nın tutuklanmasına iÅŸaret eden Timtik, tüm bunların meslek örgütlerinin deÄŸiÅŸimini hedefleyen büyük bir projenin parçası olduÄŸunu, barolar için de aynı süreci iÅŸlettiklerini vurguladı. Devletin bir zümrenin dolaysız temsilcisi haline geldiÄŸini ve bunu anayasal temelde meÅŸrulaÅŸtırmaya çalıştığını kaydeden Timtik, “İstedikleri kadar da anayasa deÄŸiÅŸtirebilirler. Saf gerçeklik, sınıfsal temsiliyetidir” dedi.

Daha önce başka bir dosyada verilen, Belçika-Hollanda belgelerinin delil olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyen savcılık mütaalasını okuyan Timtik, gizli tanık ve itirafçıların beyanlarında da sadece mesleki faaliyetlerinin yer aldığına işaret etti.

“Diyorlar ki avukatlığı böyle yapmayacaksınız. Hak bilincine, tarih bilincine sahip insanları bu davalarla korkutamazsınız” diyen Timtik, basın açıklamalarından propaganda cezası verilmeye çalışıldığına, hatta bazı basın açıklamalarında kendisinin dahil bile olmadığına dikkat çekti. 

‘HALKIN AVUKATLIÄžINI YAPMAK EN DOÄžRU KARARIMDIR’
Türkiye Barolar BirliÄŸi’nin (TBB) ilk baÅŸkanı Prof. Dr. Faruk Erem’in anlattığı bir anekdotu hatırlatan Timtik, Sokrates’in de kaçabileceÄŸini, kaçmamakla beÅŸ yüz hakimli mahkemeyi kabul etmiÅŸ sayılmadığını söyledi. Sokrates’in davranışının adalet tarihinde ünlü bir “red” olduÄŸunu kaydeden Timtik, şöyle devam etti: “Kaçsaydı Atina’nın düşmanı sayılır, kararın doÄŸru görülmesine sebep olurdu. Sokrates’i ölüme mahkum eden hakimlerden hiçbiri bugüne kadar yaÅŸayabilmiÅŸ deÄŸildir. ‘Sanık Sokrates’, hala kendini savunuyor. Buna karşılık Sokrates’ten 76 yıl sonra Aristo, sürgünü tercih ederken ÅŸunları söylemiÅŸti: ‘Atinalıların düşünme hakkına karşı ikinci bir cinayet iÅŸlenmesine müsaade etmeyeceÄŸim.’ Ben de müsaade etmeyeceÄŸim sayın Yargıç.”

Avukatlığı bilinçli olarak tercih ettiÄŸini ve hayatında aldığı en doÄŸru kararın halkın avukatlığını yapmak olduÄŸunu vurgulayan Timtik, yaptıklarından en ufak bir piÅŸmanlık duymadığının altını çizdi. Barkın Timtik savunmasını tamamladı. DuruÅŸmaya 20 dakika ara verildi. 

ASLAN: HÜKMÜNÜZ SİZİ TARİHİN KARA SAYFASINA YAZDIRMAYI BAŞARACAKTIR
DuruÅŸma, Oya Aslan’ın beyanlarıyla devam etti. Bu yargılamanın sonuna geldiklerini ifade eden Aslan, “Bizim hakkımızda bir hüküm kuracaksınız, fakat bu hüküm hukuka uygun olmayan delillerle kurgulanmış bir gerçeÄŸi resmi hale getirmekten ibaret olacak. Bir yargılamaya deÄŸil, yargılama görüntüsü altında iktidarın istediÄŸi hükmün altına imza atacaksınız” dedi.

Mahkemenin hükmünün yargının siyasallaÅŸmasının delili olacağını belirten Aslan, bu hükmün halk nezdinde bir deÄŸer taşımadığının altını çizdi. “Bu hükmü yükseleceÄŸiniz merdivenin basamağı yapabilirsiniz. Hükmünüz sizi tarihin kara sayfasına yazdırmayı baÅŸaracaktır. Akın Gürlek’in açtığı yolda yürüme ‘onuru’ da size ait olacaktır” diyen Aslan, devrimci avukatlar oldukları için yargılandıklarını dile getirdi. 

‘HUKUK DA TOPLUMA GÖRE ÅžEKİL ALIR’
Sosyalistler olarak hukuka da tarihin ve toplumun bilimiyle yaklaştıklarını söyleyen Aslan, her şeyin bir oluş ve akış içerisinde olduğunu, hukukun da bu gerçekten bağımsız olmadığını kaydetti. Hukukun da topluma göre şekil aldığını dile getiren Aslan, hukukun hiçbir zaman toplumun ekonomik yapısı ve kültürel gelişiminin üzerinde olamayacağına işaret etti.

“Hukuk halkın ihtiyacı olan deÄŸiÅŸiklikler için kullanılmadıkça veya toplumsal çatışmalarda yeniden yorumlanmadıkça toplumun geliÅŸmesine karşı büyük engel çıkarır” diyen Aslan, sansür yasasını örnek gösterdi. Bu yasayla iktidarın sınır dışı operasyonlar, maden katliamları, Kanal İstanbul gibi projelerin tartışılmasının önüne geçmeye çalıştığını ifade eden Aslan, her gizlilikte bir sinsilik, kötülük ve hilebazlık olduÄŸunu söyledi.

Yasanın yayınlanmasının hemen ardından 9 gazetecinin tutuklanmasına iÅŸaret eden Aslan, “Halkın haber alma hakkının önüne geçmeye çalıştıkları gibi, mesleÄŸi düzene uygun biçimde dönüştürmek için de uÄŸraşıyorlar. Bu durumda bu yasayı meÅŸru görmemiz beklenir mi? Hayır, bu ve benzeri yasaları meÅŸru, doÄŸru, haklı bulmuyoruz. Aksine onlara karşı mücadeleyi görev biliyoruz” ifadelerini kullandı.

‘SÖZÜMÜZÜ PRATİKLE TAMAMLIYORUZ’
Hukukla iktidarı deÄŸiÅŸtirmeye çalışmadıklarını ifade eden Aslan, hukuksal ideolojilerin içeriklerini ve onları üreten çıkarları anlamadan hukuku halklar için geliÅŸtirmenin mümkün olmadığını söyledi. Toplumun her daim var olanı aÅŸarak ilerlediÄŸini vurgulayan Aslan, kendilerinin de hukuk alanı için bunu yaptıklarını söyledi. “Yalnız hukukun teorik eleÅŸtirisi, onu anlamlı kılacak pratikle el ele ilerler” diyen Aslan, yanlışı söylemekle yetinmediklerini, sözlerini pratikle tamamladıklarını kaydetti.

Burjuvazinin kendi çıkarlarını insanların çıkarlarıyla özdeÅŸleÅŸtirdiÄŸini söyleyen Aslan, burjuvazinin dinsel, siyasal yalanlarla maskelenmiÅŸ bir sömürü yerine açık, kaba sömürüyü koyduÄŸunu, bunu meÅŸrulaÅŸtırmak için hukuk ideolojisini yarattığını vurguladı. “EÅŸitsizliÄŸe dayalı toplumsal düzen bu yanlış bilinç sayesinde meÅŸru ve doÄŸaldır artık. Düzen meÅŸruiyetini bu yalanları sürdürülmesine borçludur” diyen Aslan, bu düzende her bireyin yasalarca korunan temel ve evrensel olduÄŸu fikrine iÅŸaret etti.

‘BİZ HAK EŞİTLİĞİNE KANMIYORUZ’
“Peki Bartın’da ömürleri kömüre dönüşen 41 işçi hak sahibi miydi? Neden önlem alınıp yaÅŸam hakları korunmadı? Ölen işçi aileleri hak sahibi mi? Peki ölümlerinden sorumlu olanlar, yok ettikleri haklara göre mi yargılanacaklar” sorularını soran Aslan, maden işçisinin tek hakkının aç kalmamak uÄŸruna ölümü göze almak, olanlara da “kader planı” diyerek katlanmak olduÄŸunu ifade etti.

“Biz hak eÅŸitliÄŸine kanmıyoruz. Katlanmıyoruz, kimseyi kandırmıyoruz” diyen Aslan, hukukun üstünlüğünün de bu ideolojiden türediÄŸini, bilimsel ve maddi bir temele ise dayanmadığını vurguladı. “Ortaya koydukları pratik ve verdikleri kararlar nedeniyle hakim ve savcıların da hukukun üstünlüğüne inanmadıklarını anlıyoruz” ifadelerini kullanan Aslan, uygulanmayan AYM ve AİHM kararlarını örnek gösterdi.

Devletin de hukukun üstünlüğüne inanmadığını, İçiÅŸleri Bakanı’nın bu nedenle kolluk güçlerine “ayaklarını kırın” talimatı verebildiÄŸini söyleyen Aslan, bu talimatın uyuÅŸturucu satıcılarına deÄŸil, muhaliflere dönük iÅŸkencenin artacağını gösterdiÄŸini kaydetti.

‘SİLAHI KİMİN TUTTUÄžUNU GÖRÜYORUZ’
Sınıflı bir toplumda hukukun hiçbir zaman sınıflar üstü olamayacağını vurgulayan Aslan, “Çünkü hakim sınıfın temsilcisi olan iktidarın adalet kefelerinden birinin üzerine oturduÄŸunu biliyoruz. Ve oradan hiçbir zaman kendiliÄŸinden kalkmayacaktır” ifadelerini kullandı. Hukukun her ihlali bireyselleÅŸtirerek sınıfsal gerçeÄŸin üstünü örtmeye çalıştığını belirten Aslan, şöyle devam etti: “EkmeÄŸin peÅŸinde koÅŸan halka yapılan saldırılar, Haziran Ayaklanmasını yarattı. Berkin Elvan’a yönelen silah devletin halka bakışının en simgesel haliydi. Berkinlere, Hasan Feritlere, Dileklere yönelen silahı kimin tuttuÄŸunu ve hedefinin ne olduÄŸunu görmemizi engeller hukuk ideolojisi. Biz görüyoruz.”

Takip ettikleri her davada gerçeÄŸi görünür kılmaya çalıştıklarının altını çizen Aslan, suça ortak olan tüm sorumluların yargılanması hedefiyle hareket ettiklerini, halkı duruÅŸmalara, duruÅŸmaları halka taşıdıklarını söyledi. Hak ihlalinin devletten geldiÄŸini kaydeden Aslan, “Münferit deÄŸil sistematiktir, bu durumda hak ihlaline karşı mücadele de duruÅŸma salonlarıyla sınırlı kalmadı. Avukatlık pratiÄŸimizi adliye içine hapsetmedik” dedi.

‘POLİTİK BİR HESAPLAÅžMAYI YARGIYLA YAPARSANIZ TOPLUMSAL KIYIM ÇIKAR’
Toplumsal çeliÅŸkilerin ve iktidar içi çatışmaların yargıyla deÄŸil politikayla çözülebileceÄŸini söyleyen Aslan, politik olarak zayıf iktidarların sorunları hukuk görüntüsü altında çözmeye çalıştığını ifade etti. “Politik bir mecrada yapılması gereken bir hesaplaÅŸmayı yargı üzerinden yapmaya kalkıştığınızda ortaya hukuksal kriz ve toplumsal kıyım çıkar. Cadı avı, engizisyon mahkemeleri, terör yargılamaları böyle ortaya çıkmıştır” diyen Aslan, AKP ve cemaat ittifakına iÅŸaret etti. Halka açık ve meÅŸru bir ittifak olmadığından FETÖ’nün tasfiyesinin yargıya havale edildiÄŸini, hukuksuz KHK’larla sürecin yürütülmeye çalışıldığını söyleyen Aslan, “Yargı bu yükün altından kalkamadığı gibi, onu ele geçirenin kullandığı bir silah oldu. Kullandıkça kendini vuran bir silah” dedi.

‘BİZİMLE SINIRLI KALMAYACAK DEMİŞTİK, KALMADI’
Ülkede uzun süredir çatışmaların politikayla yürütülmediÄŸini kaydeden Aslan, yargının korku aracı olarak geçici bir çözüm olabileceÄŸini dile getirdi. Halkın ekonomik, kültürel, siyasi çıkarını savunanların politik olarak haklı ve güçlü olduÄŸunu ifade eden Aslan, AKP’nin haklı ve güçlü bir parti olmadığının altını çizdi. 

AKP’nin bu nedenle hasımlarıyla politik alanda mücadele edemediÄŸine iÅŸaret eden Aslan, şöyle devam etti: “AKP politik olarak zayıftır. Bu nedenle muhaliflerini, iktidarlarına ve politikalarına karşı olan herkesi yargı eliyle tasfiye etmeye çalışıyor. Meslekleri yargı eliyle dönüştürüyor. Halkçı niteliÄŸe sahip meslek örgütlerine, odalara, sendikalara saldırıyor. Halkın avukatlarına yapılan saldırı bizimle sınırlı kalmayacak demiÅŸtik. Kalmadı, barolara saldırdı. Åžimdi Türk Tabipleri BirliÄŸi’ne saldırıyor. Onurlu duruÅŸuyla saygınlığı hak eden TBB baÅŸkanı sevgili Åžebnem Korur Fincancı’nın yaptığı açıklama bahane edilerek hedef haline getirildi. Kendisi saygın bir bilim insanıdır, söylemleri olgulara ve burgulara dayanır.”

Duruşmaya bugün devam edilecek. (ETHA)