Tam zamanı | Şahin Tümüklü

Uzun bir süredir faşist terörün gözaltı, tutuklama, imha vb. kıskacındaki örgütlerin dağıldığı, yeni kadroların çıkarılmasında zorlanıldığı yerde, merhemi uzakta aramaya gerek yok. HDP sözcüsü ya da temsilcilerinin her fırsatta dile getirdiği 6.5 milyonluk kitledir. Kapı kapı, mahalle mahalle, sokak sokak bu kitleyi birebir örgütlemek zorundayız.

FaÅŸist AKP-MHP iktidarı HDP’nin hesaplarını bloke ederek seçim sürecinde HDP’yi örgütsel olarak  etkisizleÅŸtirmeyi hedefliyor. Bu aynı zamanda HDP’yi kapatma hükmünün önceden verildiÄŸinin alenen ilanı. HDP’yi kuÅŸatma ve tasfiye etme saldırısının diÄŸer cephesinde de Millet İttifakı özel bir rol alıyor. Bu çifte kuÅŸatma ve tasfiye saldırısında sömürgeci siyaset tabir-i caizse bir iÅŸkence düzeneÄŸi gibi çalışıyor. Biri ÅŸiddetle ezip iradesini teslim almaya çalışıyor, diÄŸeri HDP’yi yok sayıp hiçleÅŸtirmeye ve hatta kendine yedeklemeye çalışıyor. Bu iki burjuva blokun tasfiyeci teslim alma veya yedekleme siyaseti karşısında, HDP, ancak bağımsız varoluÅŸ çizgisini güçlüce ortaya koyarak çözüm ve çıkış yolunu açabilir. Yani, 3. Cephe’nin varoluÅŸunun kudretini de inÅŸa edecek olan yeni bir kitle seferberliÄŸinin bu bakımdan tam zamanı.

GeçtiÄŸimiz hafta AYM savcısı faÅŸist hukukta dahi yeri olmayan bir uygulama ile daha kapatma davası sonuçlanmadan HDP’nin hesaplarına bloke koydurdu. Çok açık bir ÅŸekilde faÅŸist ÅŸeflik rejimi, HDP ve onun mücadelesini örgütsel-fiziksel bakımdan tasfiye etmeye çalışıyor. Bu tasfiyenin hayata geçiremediÄŸi koÅŸullarda da onun çizgisini belli bir sınırda tutmayı, partinin çalışmasını daraltmayı zorluyor ve partiyi kendine döndürerek kitleler nezdinde etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Her bakımdan mesajı açıktır: Topyekûn saldırı konsepti içerisinde devrimci ve demokratik mücadele alanlarını tıkamak, örgütleri etkisizleÅŸtirmek ve baÅŸta HDP’yi olmak üzere örgütlü mücadeleyi çıkışsızlığa sürüklemek istiyor.

Öte yandan da Millet İttifakı faÅŸist terörün uzun süredir tazyiki altındaki HDP ve mücadele örgütlerini, biraz nefes alacak, kendini toparlayacak eÄŸilimiyle yedeklemeye çalışıyor. Özelde AKP ve ErdoÄŸan üzerinden geliÅŸtirilen ‘Bunlar gitsin de, ne olursa olsun…’ anlayışıyla HDP burjuva restorasyoncu zemine mahkûm edilmek isteniyor. Emekçi solun kimi popülist isimleri ve örgütleri de bu burjuva hegemonyacı görüşe bile isteye katkı sunuyor. Bu yedekleme siyasetiyle Millet İttifakı, baÅŸta HDP olmak üzere kimi emekçi sol örgütleri ve mücadele dinamiklerini ideolojik kararsızlık girdabına itmeye çalışıyor. Bu momentle çok açık ki, ideolojik ve siyasal yarma taktiÄŸi güdülüyor. HDP ve onun taleplerini görmezlikten gelme, dikkate almama, tecrit etme çaba ve tutumları bu siyasal strateji ve taktiÄŸin somut anlatımı oluyor.

Tam da bu noktada bu iki geliÅŸme bize yeniden sorular sordurmaktadır. Soruların cevabı, emekçi solun ve daha da önemlisi emekçilerin, ezilenlerin mücadelesinin yakın gelecekteki seyrini de etkileyecek cinstendir. Bunlardan birincisi, ÅŸu süreçte oluÅŸmuÅŸ ideolojik bulanıklık içerisinde burjuvazinin emekçileri ve ezilenleri yedeklemeye çalışmasından daha tehlikelisi sahte bir umut ve kurtuluÅŸ hikâyesi ile burjuva restorasyonun yeniden inÅŸasına ikna etme çabasıdır. Bunun karşısında verilecek temel cevap ise HDP ve onun ittifakının kendi kudretine yaslanarak mücadele ile seçimleri birleÅŸtirmesi ve kendi gücüne güvenerek seçimlerde bağımsız bir tavır takınmasıdır. Bu tavrın odağında emekçiler ve ezilenler için bu faÅŸist düzenin ve onun sermaye düzeninin devamının ya da onun restorasyonun hiçbir yaraya merhem olmayacağı durur, durmalıdır. BaÅŸta Kürt sorunu olmak üzere rejimin yapısal kriz ve sorunlarında tekçi, savaşçı, inkârcı, sömürücü çizgisini bu her iki burjuva/faÅŸist cephenin sürdüreceÄŸinin ortaya konulması olmalıdır. Bu bakımdan HDP EÅŸbaÅŸkanı Pervin Buldan’ın açıkladığı “Kendi cumhurbaÅŸkanı adayımızı çıkaracağız ve kendi bağımsız çizgimizde yürüyeceÄŸiz” çıkışı son derece anlamlıdır. Ancak baÅŸta Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bileÅŸeni olan emekçi sol örgütlerin buna ikna edilmesi ve bu bağımsız tavrın hangi eksenlerde yürütüleceÄŸinin ortaya konulması için somut adımlar atılmalıdır. Bu açıklamanın daha ileri taşınarak adayın somutlanması, onun hedef ve amaçlarının ortaya konulması ÅŸarttır. EÄŸer bu somut adımlar atılmazsa 3. Cephe’nin geleceÄŸinin bir bilinmeze, kendi dışındaki kuvvetlerin inisiyatifine yani burjuvazinin ideolojik hegemonyasına ve stratejisine bırakılması anlamına gelir. Buna uygun adımlar atılmazsa burjuvazinin tahterevallisine binilir. Bu ise 3. Cephe ve onun varoluÅŸu bakımından ölümcül bir hata olur. Bugün bakımından seçimler ve mücadele diyalektiÄŸinde ideolojik belirsizliÄŸe esaslı yanıtın eksenlerinden birisini bu somutlukta geliÅŸtirilecek pratik verecektir. Bu pratik örgütlenemezse burjuvazinin dolgu malzemesine dönüşme tehlikesi vardır. Bu varlık hakkını korumak ve varoluÅŸunu gerçekleÅŸtirmek hem de karışan kafaların ideolojik açıdan berraklaÅŸmasını saÄŸlayacak ÅŸey aynı eksende birleÅŸmektedir, o da kitleleri örgütlemekten geçer.

Uzun bir süredir faÅŸist terörün gözaltı, tutuklama, imha vb. kıskacındaki örgütlerin dağıldığı, yeni kadroların çıkarılmasında zorlanıldığı yerde, merhemi uzakta aramaya gerek yok. HDP sözcüsü ya da temsilcilerinin her fırsatta dile getirdiÄŸi 6.5 milyonluk kitledir. Kapı kapı, mahalle mahalle, sokak sokak bu kitleyi birebir örgütlemek zorundayız. CHP’nin başı çektiÄŸi burjuva restorasyon ve onun destekçilerinin yaratmak istediÄŸi ideolojik kafa karışıklığına karşı; ‘nasıl bir mücadele, nasıl bir yeni yaÅŸam istiyoruz’u anlatmak yetmez, kavratmak da yetmeyecektir. Kitleyi bu yönde harekete geçirmek zorundayız. Bu baÅŸarıldığı oranda seçmen ya da oydaÅŸ olan ama pratik politikada yer almayan, örgütlerde görev üstlenmeyen bu 6.5 milyonluk kitle, bir mücadele kitlesine dönüştürülebilir. Bu bakımdan bir diÄŸer yanda da burjuva ideolojisinin karşısında emekçiler ve ezilenlerin kendi geleceÄŸini kendi yaratacağına olan inancın ve gücün kavratılması ile faÅŸist rejimin mücadele etmeksizin seçimler yoluyla vb. gitmeyeceÄŸidir. Örnek mi istiyoruz, iÅŸte Trump örneÄŸinde ABD’de yaÅŸanan darbe giriÅŸimi, daha dün Brezilya’da Bolsonaro’nun seçimleri kaybetmesi ve bu sonuçları tanımayıp darbe yapmaya kalkışmasında görülen örnekler çıplak gerçek olarak önümüzde duruyor.

Tam zamanı kendimizi yeni düzeyde örgütlemenin, kendimize, mücadele tarzımıza müdahale etmenin. Çünkü kitlelerin örgütlenmesi, uzun bir süredir sıkışan politika yapış tarzının gerçek muhataplarıyla politika yapılmasını hazırlayacak zeminin yeniden kurulmasını sağlayacak. Eleştirdiğimiz, bizi burjuva siyaset tarzına mahkûm ettiğini sık sık çeşitli platformlarda eleştirdiğimiz temsili siyaset tarzının yıkılmasının vesilesi olacak. Tam zamanı faşist şefin polisinin çemberine alınan temsilcilerimizin o çemberin dışına çıkmasını ve gerçek zeminine, kudretine kavuşmasını sağlayacak. Ama hepsinden daha önemlisi faşizmin kural tanımaz, önleme dayalı, zamansız ve sınırsız imha, inkâr, terör saldırıları karşısında yeni bir mücadele eşiğini yaratmamıza, antifaşist mücadeleyi büyütmemize vesile olacak. Kontrol edilemez, denetlenemez, çağrı yapıldığında her köşe bucaktan akan bir kitlenin yeni durumunda inşasına zemin hazırlayacaktır.


Åžahin Tümüklü – Yeni YaÅŸam – 11.01.2023