AKP, iktidarda kalmak için her ÅŸeyi yapacaktır. Gücünü koruyan, çizgisini bozmayan, kitle iletiÅŸimini kuvvetle sürdüren hamle üstünlüğüne sahip olur. CHP-İYİP ittifakı da en geniÅŸ ittifak stratejisini uygulayacaktır. Her iki blok açısından “Kürt oyları” anahtar iÅŸleminde. Bundan sonraki zaman aralığında iki blokun da açıkça ya da örtük biçimlerle buna yönelmesi kaçınılmaz. Halkın vaatlere karnı tok ve muhtemelen açık, somut, sorumluluk üstlenen adımlar olmadan oyunu almak bir yana Kürt halkıyla diyalog imkanları dahi bulamayacaklar.
FaÅŸist ÅŸef ErdoÄŸan’ın son iki yıldaki en önemli hatalarından biri, ilkin yok saydığı, ardından türlü biçimde itham ettiÄŸi Meral AkÅŸener ve partisini (İYİP) ‘yerli ve milli’ sayıp iÅŸbirliÄŸi teklifinde bulunmasıydı.
O günden sonra AKP, kendi içinden uçan-kaçan oylar için açık bir adrese iÅŸaret etmiÅŸ oldu. Pratik politika böyledir. BoÅŸ bulunup iki cümle etmek ya da dünkü sorunu düşünmeden konuÅŸmak baÅŸa bela açar. İYİP bu hatanın ekmeÄŸini yedi. Åžimdilerde baraj sorunu yok ve hem AKP hem MHP’den (eskiden birbirlerine giderek yüzde 50’yi korurken) kaçan oylar orada birikiyor. AkÅŸener sahaya-sokaÄŸa inme ve yüz yüze temas etme stratejisiyle ilgiyi sabitlemeye çalışıyor. Sahada olan kazanır, İYİP bu bahiste diÄŸer bütün politik adreslerden faal.
AKP’nin içinden çıkan iki parti de, kendi medyalarının gürültüsüne karşın ilgi görmedi. AKP hizbi gibi davranan DavutoÄŸlu’nun faÅŸizan perspektifle kurduÄŸu parti onlar için de hayal kırıklığı oldu.
Babacan partisi bir ara Yeni Demokrasi Partisi’nin ilerlediÄŸi hattı zorladı ama oradan iÅŸ çıkmayacağını anlayınca geleneksel saÄŸ siyasetçi tarzına döndü, buna muhafazakarlığı ekledi. Egemen siyasetin belli kalıpları var. Mesela AKP’den kaçışın CHP’ye kitlesel yönelimi imkansıza yakın. CHP’nin de kendi dertleri var. Ulusalcı faÅŸist Muharrem İnce partisi oradan çıktı. Hala içinde birçok hizip var. Tanju Özcan gibi mide bulandırıcı faÅŸist isimler istisna deÄŸil. Daha çok KılıçdaroÄŸlu’nun kiÅŸisel çabasıyla da karakterize olan son yöneliminin CHP’nin kurumsal kimliÄŸine dönüşmesi imkansıza yakın.
AkÅŸener partisi de açıkça ırkçı bir ‘parti’ çıkardı bünyesinden. İstihbarata düşkün, ırkçı, güvenlik bürokrasisiyle içli dışlı geçmiÅŸi bulunan Ümit ÖzdaÄŸ ‘zafer’ adı verilen bu ırkçı güruhun liderliÄŸine aday. Ancak Avrupa’da muadilleri güçlenen bu ırkçı çıkışın Türkiye’de büyüme ihtimali az. Zira aynı bloktaki partilerin tümünde az çok ırkçı esintiler var. Sümenaltı etmeyi seven Türk siyaset folklorunda kitleler ırkçılığını deklere etmiÅŸ bir adrese oy vermez. En azından siyasetin bilinen kuralları tepetaklak olmadan.
AkÅŸener partisinin yöneldiÄŸi alan tipik Türk politika sağı ile milliyetçiliÄŸin alaşımı gibiydi. MHP’nin ilgi alanlarını eÅŸeledi, onunla oralarda cebelleÅŸti, hatta kadro devÅŸirdi. Devlet tapıncını öne çıkaran AkÅŸener’in esneme kapasitesi MHP’den geliÅŸkin. Gençlerle etkileÅŸimi önemsemesi onu buna mecbur ediyor.
AkÅŸener, kendisini iktidar blokunun gerçek alternatifi olarak öne çıkarırken CHP ile ittifakın ilelebet olmadığını, “tek başına iktidar” vaadiyle beraber sunuyor. Asla CHP’ye oy vermeyeceÄŸini söyleyen toplam kitlede İYİP, bu nedenlerle, ikinci adrese dönüyor. Åžu sıralar bürokrasideki kıpırdanma ve arÅŸivlerden çıkarılıp servis edilen belgelerin bu durumla iliÅŸkisi var. Bürokrasi kıpırdıyorsa, en kısadan Türkiye’de, iktidar deÄŸiÅŸikliÄŸinin kokusu alınmış demektir.
Herkesin sanki mutlakmış gibi görülen iktidar deÄŸiÅŸimine göre pozisyon alması ilginç ve dikkate deÄŸer. Siyasette eÄŸilimler ve kanaatler somut gerçekten daha önemli olabilir. Türkiye’de olan bu.
ErdoÄŸan’ın kendisi açısından hataya dönen açıklaması süregelen farklılıktan kurtulmak için atabileceÄŸi iki adımdan biriydi. Reddedildi. Åžimdi iki tarafın bürokrasiyle iliÅŸkisi 1990’lardaki DYP-ANAP iliÅŸki ve gerilimini andırıyor. Orada da türlü tuzaklar vardı ve bir özel savaÅŸ dönemiydi ki ‘vatanseverlik’ adı altında iktidardaki Çiller kontrgerillayı kurumsal olarak sahipleniyordu.
ErdoÄŸan’ın diÄŸer yolu Kürtlerle bir biçimde barışmaktı. Kürt nüfus elini AKP’den çekince oy oranının ve daha önemlisi ikna kapasitesinin düştüğünde mutabakat var zira. HDP’yi kırıp geçirerek ve üstünden atlayarak Kürtlere seslenme taktiÄŸi uçakların, silahların, droneların uÄŸultusu/gürültüsü arasında eridi gitti.
Kadro kırımına raÄŸmen Kürt siyasal hareketiyle Kürt nüfus arasındaki baÄŸ, AKP’nin oraya yerleÅŸebileceÄŸi kadar gevÅŸek deÄŸildi. AKP de ‘dışarıdan’ ve ‘yabancı’ olduÄŸunu kurduÄŸu özel harp düzeniyle göstermiÅŸti. Son Diyarbakır ziyaretinin fiyaskoyla sonuçlanması, halktaki AKP bıkkınlığının kopuÅŸ hissiyatıyla iç içe geçtiÄŸini ortaya koymuÅŸtu.
AKP kiÅŸi partisi niteliÄŸinde. MHP, Bahçeli eliyle kiÅŸi partisine dönüştürülüyor. İYİP’in orayı da temsil eder bir akım mı olacağı kiÅŸi partisi mi olacağını zaman gösterecek. CHP bir akım. HDP de, kiÅŸilerden bağımsız olarak bir akım.
Åžu nedenle belirtildi bunlar: AKP, iktidarda kalmak için her ÅŸeyi yapacaktır. Gücünü koruyan, çizgisini bozmayan, kitle iletiÅŸimini kuvvetle sürdüren hamle üstünlüğüne sahip olur. CHP-İYİP ittifakı da en geniÅŸ ittifak stratejisini uygulayacaktır. Her iki blok açısından “Kürt oyları” anahtar iÅŸleminde. Bundan sonraki zaman aralığında iki blokun da açıkça ya da örtük biçimlerle buna yönelmesi kaçınılmaz. Halkın vaatlere karnı tok ve muhtemelen açık, somut, sorumluluk üstlenen adımlar olmadan oyunu almak bir yana Kürt halkıyla diyalog imkanları dahi bulamayacaklar.
AKP’nin siyaset tarzı kendinden umut kesilmemesi üzerine kurulu. Vaat eder, zaman ister ve muhatabı verilen sözlerin gerçekleÅŸmesini beklerken o yürür gider. İttifak kurmak, bozmak bu nedenle sıradandır. Doktriner partilerin hantallığını onlara karşı baÅŸarıyla kullanır.
Åžimdilerde Kürt meselesi etrafında bir kez daha vaat mevsimine girildi. Anayasa, TCK’nın yeniden tasnifi ve son günlerde ‘genel af’ dedikodusu bunlardan bağımsız deÄŸil. Ancak giderek ‘kendi çalıp kendi oynuyor’ AKP. Yanında MHP varken sözleri giderek hafifliyor.
İktidar partisi bunları sürdürecektir. Sopa politikasını da aynı anda uygulayacağı kesin. Vaatler ne olursa olsun ÅŸu son derece somut hakikati hatırlamalı ve önüne koymalı. ‘Çözüm süreci’ adı verilen ve yıllara yayılan görüşmeler döneminde AKP, sayısı 100’ü bulmayan ağır hasta politik tutsakları tahliye ettirmedi ve DavutoÄŸlu çıkıp bunu övünerek TV’de anlattı. Tenezzül çizgi ve hasımlık düzeyi buralarda olan bir politik muhatap ne söylerse söylesin ikna ediciliÄŸi tekrar kazanamaz.
AKP’nin ciddi bir kadro kaybı var ve bu sürüyor. Günden güne devlet mekanizmasının daha baÄŸlı ama niteliksiz idarecilerle doldurulması ve bunun pratik sonuçları AkÅŸener’in dolaylı yedeÄŸine dönüyor. AkÅŸener, iktidar kaybı halinde AKP’deki toplu çöküş-çözülüşü öngördüğü için bütün hazırlığını “devleti kurtaran” lider rolüne çalışıyor.
Böyle bir atmosferde geçiş dönemi cumhurbaşkanı olmak Kılıçdaroğlu, parlamenter sisteme dönüşle birlikte güçlü başbakan figürü olmak Akşener modeli bu perspektife uygun. Her halükarda, teşkilatlanmayı ciddiye alarak sonuçta kendisinin kazanacağı sarsıntılı bir döneme hazırlanıyor Akşener.
Tükeniş bariz. İktidar ve muhalefet bloku bunu şeflik tarzında veya parlamenter biçimde, her halükarda restorasyon yoluyla onarma ve devleti yeniden ayağa kaldırma hesabında.
Sahada olan, bilhassa dönüşüm-bunalım momentlerinde kitlelerle istikrarlı temasını sürdüren inisiyatif üstünlüğü elde eder. Türkiye emekçi solunun genetiğinde bu var, en geniş kitleleri kapsayacak biçimde yeniden canlandırılabilir. Seçim gibi sabit gündemler için değil, siyasal özgürlükler, devrimini ifade eden demokratik halk cumhuriyetine hazırlık için. Büyük imkanların belirdiği bir dönemdeyiz. Heba olmaması bizim çalışma tutkumuza bağlı.
Efe DaÄŸlı – ETHA – 17.09.2021
