…Erkek egemen sistemin kol kanat gerdiÄŸi erkek ÅŸiddeti, ezilen cinse ve cinsel yönelimlere yaÅŸamı dar etmekle kalmıyor, yaÅŸam hakkını ortadan kaldırıyor. Kapitalist sömürü düzeninin, sömürgeciliÄŸin ve faÅŸizmin ezilenlere revasıdır bu…
Baskı ve şiddete, yoksulluğa ve adaletsizliğe, sömürüye ve savaşa karşı kadın direnişi kendi mecrasında bir mücadele geliştirerek tarihin her döneminde süregeldi. Dominik’te Trujillo faşizmine karşı mücadele veren Mirabel kız kardeşlerde işte bu ortak tarihin direniş nişaneleri olarak kadınların onurlu özgürlük mücadelesinde yerlerini edindiler. Mirabel kız kardeşlerin o gün verdiği mücadele, bugün dünyanın dört bir yanında kadınların birleşik mücadelesine ve birleşik dayanışmasına dönüştü.
Bu yıl 25 Kasım’ı Covid-19 pandemisinin yarattığı kriz koÅŸullarında karşılıyoruz. Dünyanın her yerinde kadınlara karşı uygulanan erkek ÅŸiddeti, pandemi sürecinde artarak devam ederken, sömürü ve zulüm yine en fazla kadınların yaÅŸamını kıskaç altına alıyor. Uygulanan erkek ÅŸiddeti, kadınların tohumlanan isyanlarına gebe… Kadınlar pandeminin arttırdığı çeÅŸitli ÅŸiddet öğelerinin tehlikesi altında bir yaÅŸam sürüyor. Kadın kırımına ve erkek ÅŸiddetine karşı devam eden mücadele ve önleyici tedbir taleplerine karşın devletler çözüm üretmiyor.
Erkek egemen kapitalist sistemin bu dönem bakımından, Avrupa’da tüm zor ve baskı uygulamalarına, ırkçı ve faÅŸizan politikalarına raÄŸmen kontrol altına alamadığı, boyun eÄŸdiremediÄŸi temel güçlerden birinin de kadın özgürlük mücadelesi olduÄŸunu söylemek abartı olmayacaktır. Her ne kadar Covid-19 pandemisi nedeniyle getirilen yasaklamalar ile bir nebze sokak hareketi sınırlandırılmış olsa bile kadın dinamikleri, özneler sokak yönelimlerini kaybetmemiÅŸ, her fırsatta sokağı zorlayan bir çaba içerisindedir.
Kimi ülkelerde hedef haline getirilen “İstanbul SözleÅŸmesi” veya “Hayır Hayırdır!” yasası bugün hem savunulması hem de uygulanması hedefli bir mücadelenin konusu olmalıdır. Erkek ÅŸiddeti tam hız devam ediyor. Buna paralel kapitalist devlet rejimleri de kadınların mücadele ederek kazandıkları kimi haklara saldırılarını artırıyor. Bu keskin mücadele zemininde bir yandan kazanılan hakları birer sipere dönüştürerek savunmak, bir yandan da yeni kazanımlar için hareketin yeni talepleri, ileri hamleler ile kazanmasının mücadelesini yürütmek, temel önem teÅŸkil ediyor.
Erkek egemen kapitalist sömürü sistemi kendi cinsi için nasıl mücadele ediyor ve bunun için çeşitli devasa sistemler ve aygıtlar kurarak, saldırılarını gerçekleştirerek kendini koruyorsa, itaat etmeyerek isyan ile ayağa kalkmış biz kadınlar da örgütlü ve yıkıcı bir kuvvet olarak bu saldırıları püskürtebileceğiz. Kolektif hareket etmekten başka çaremiz olmadığını bilerek örgütleneceğiz. Bu eşit ve özgür yaşama hakkımız için zorunluluk halidir.
Türkiye ve Kürdistan’da kadınlar uzun yıllardır mücadele ederek kazandığı haklar için saray rejiminin saldırılarına direniyor. Kadın katliamları, ÅŸiddet, erkek zulmü hız kesmeden devam ediyor.
Neredeyse kadın katliamlarının ve erkek şiddetin olağanlaştığı hatta çeşitli manipüle araçlarıyla meşrulaştırılmaya çalışıldığını, yaşanan her şiddet örneğinde görebiliyoruz. Mahkemeler ise herkesin malumu. Kadın katliamlarının, şiddetin karşılığı cezasızlık. Bu örneklere onlarcası eklenebilir. Erkek egemen sistemin kol kanat gerdiği erkek şiddeti, ezilen cinse ve cinsel yönelimlere yaşamı dar etmekle kalmıyor, yaşam hakkını ortadan kaldırıyor. Kapitalist sömürü düzeninin, sömürgeciliğin ve faşizmin ezilenlere revasıdır bu.
Covid-19 pandemisinin neden olduÄŸu yasaklama ve kısıtlamalar kadınların talepleri etrafında örgütlenerek, eylemin devindirici gücünü engellememeli. ÖrneÄŸin; Avrupa Sosyalist Kadınlar BirliÄŸi (SKB)’nin bir önceki dönemi eylemli bir tarzda ele alarak 2 ay boyunca gerçekleÅŸtirdiÄŸi ÇarÅŸamba eylemleri, aynı dönemde hareket simgesi olmuÅŸtu. Verili koÅŸullara teslim olmadan, sokağı esas alan ve güncel olarak kadınların gündemlerini sokaÄŸa taşıyan ÇarÅŸamba eylemleri biçim farklılıklarını ülke koÅŸullarına göre belirleyerek yeniden gerçekleÅŸtirilmeye baÅŸlandı. Kadın özgürlük mücadelesini ilgilendiren gündemlerin güncel taleplerini yasaklı bir dönemde sokaÄŸa taşımak, kadınların mücadele azmini besleyen bir parola olmalıdır.
Kapitalizmin pandemi nedeniyle nefessiz bırakmaya çalıştığı noktada daraltılan, sokağı hedeflemeyen, kazanılmış hakları korumayı ve buradan yeni haklar için mücadele etmeyen, pas geçen hareketsiz hal, erkek-devlet ÅŸiddetini derinleÅŸtirecektir. Öfke ve itirazı süreklileÅŸtirmekten baÅŸka çıkar yol yok. Bundan dolayıdır ki; 25 Kasım’a akan her günümüzde koÅŸulları zorlayan, yaÅŸamı ve kadın özgürlük mücadelemizi eve mahkum etmeyen bir evreye yükselterek yaÅŸam hakkımızı koruyan bir özsavunma çizgisinde ve parolasında olmalıyız.
Esra Asiye Güden – 18.11.2020
(Avrupa SKB Koordinasyon üyesi)
