OHAL uygulamalarını devam ettiren geçici 35. maddenin kaldırılması ve KHK ile ihraçlara iliÅŸkin hukuki sürece iliÅŸkin basın toplantısı düzenleyen SES, “Tüm arkadaÅŸlarımızın iade edildiÄŸi güne kadar kararlı mücadelesinden bir adım geriye atmayacaktır” dedi.
SaÄŸlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Yönetim Kurulu, OHAL KHK’ları ve geçici 35. madde kapsamında gerçekleÅŸen ihraçların hukuki süreçlerine iliÅŸkin hazırladığı raporu sendikanın genel merkezinde açıkladı.
Düzenlenen basın toplantısında konuÅŸan SES EÅŸ Genel BaÅŸkanı Selma Atabey, “15 Temmuz darbe giriÅŸimini fırsata çeviren hükümet hukuku laÄŸvetti, OHAL ve KHK ile yönetilen bir rejime geçiÅŸ yaptı. OHAL döneminde gece yarıları çıkarılan 32 KHK ile 134 bin 207 kiÅŸi savunma hakkı bile tanınmadan ihraç edildi. Bu dönemde ihraç edilenlerin 10 binden fazlası da saÄŸlık ve sosyal hizmet alanında görev yapan emekçilerdi” dedi.
KHK İLE 795 SES ÜYESİ İHRAÇ EDİLDİ
OHAL KHK’leri ile toplam 795 SES üyesinin kamu görevinden ihraç edildiÄŸini kaydeden Atabey, “İhraç edilen üyelerimizin 16’sı yine KHK’ler ile görevlerine iade edilmiÅŸtir. Bugüne kadar OHAL Komisyonuna baÅŸvuru yapan 779 üyemizden 334’ünün baÅŸvurusu sonuçlanmıştır. 198 üyemizin baÅŸvurusu olumlu sonuçlanıp üyelerimiz görevlerine iade edilirken, 136 üyemizin baÅŸvurusu reddedilmiÅŸtir. 449 üyemiz hala baÅŸvuru sonucunu beklemekte olup Komisyonun kuruluÅŸunun üzerinden geçen 4,5 yılın ardından üyelerimizin baÅŸvurularının ancak yüzde 42,5’inin sonuçlandığını belirtmek isteriz” diye belirtti.
Yıllarca saÄŸlık alanının torpilden, siyasi partilerin referanslarından, yetkili sendika ve baskılarından arındırılması gerektiÄŸini, hiç bir dini, etnik grubun referansı ile yönetilmemesi gerektiÄŸini söylediklerini hatırlatan Atabey, “Haksız, hukuksuz ve savunması dahi alınmadan ihraç edilen 10 binden fazla saÄŸlık ve sosyal hizmet emekçisinin neredeyse tamamı uzun yıllar çalışmış tecrübeli ve liyakatlı insanlardır. Ellerinde varsa delilleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili yasalar, adli ve idari süreçler elbette iÅŸletilebilir. Ancak yaÅŸanan bunun tam tersidir. İhraç edilen emekçilerin iç hukukta dahi haklarını aramalarının önüne engel olunmuÅŸ, suçsuzluklarını ispatları bile engellenmiÅŸtir. Ulusal ve uluslararası mahkemelerin ve hukuksal mücadelenin önünü kapatmak için OHAL inceleme komisyonu kurulmuÅŸtur. Üstelik Ali Babacan da BaÅŸkanlık Sistemi öncesinde de kararların yalnızca ErdoÄŸan tarafından alındığını belirterek ‘Benim hükümetten ayrıldığım dönemde Bakanlar Kurulu’nda boÅŸ kâğıtlar imzalanıyordu, en son üstü dolduruluyordu. Sayın ErdoÄŸan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayınlanıyordu. Yine tek imzayla alınıyordu aslında bu kararlar.’ diyerek KHK listelerinin nasıl oluÅŸturulduÄŸunu itiraf etmiÅŸtir. Yine Süleyman Özışık, İçiÅŸleri Bakanı Süleyman Soylu aracılığıyla OHAL inceleme komisyonuna binlerce insanın ismini vererek iadelerini saÄŸladığını itiraf etmiÅŸtir. OHAL KHK’ları ile böylesi kirli siyasi ittifakların ve KHK borsasının oluÅŸturulduÄŸu, haksız ihraçlara imza atan ellerin yine bu borsalarda aldıkları paylarla baÅŸka imzalar attıkları da artık gün gibi ortadadır. BaÅŸtan beri hukuksuz olduÄŸunu ilan ettiÄŸimiz bu süreç derhal sonlandırılmalı, ihraçlar iade edilmeli, OHAL komisyonu garabeti laÄŸvedilmelidir” ifadelerini kullandı.
20 SES ÜYESİNİN DAVASI DEVAM EDİYOR
Ancak yaÅŸananların bunun tam tersi olduÄŸuna dikkat çeken Atabey, “Kurulan tezgâh iÅŸlemeye devam ettiÄŸi gibi yine siyasi iktidarın hoÅŸuna gitmeyen söylemlerde bulunan, saÄŸlık ve sosyal hizmet politikalarını eleÅŸtiren emekçilere yönelik OHAL’in devamını saÄŸlayan 7145 sayılı Kanunun 26. Maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamesini dayanak yaparak iÅŸkolumuzda da keyfi ihraçların devamı saÄŸlanmıştır. Bakan Onayı oluru ile Mart 2019 tarihinden itibaren SaÄŸlık Bakanlığı, ASPB ve YÖK Hastanelerine baÄŸlı kurumlarda çalışan 23 üyemiz ihraç edilmiÅŸtir. Bunlardan 3’ü açtığımız dava sonucu görevlerine iade edilmiÅŸtir. 20 üyemizin davası devam etmektedir” dedi.
OHAL KHK’leri yeni bir emek rejimi inÅŸasının kurucu unsuru olduÄŸunu söyleyen Atabey, “Kamu emekçilerini örgütsüzleÅŸtirmenin, tüm toplumu bastırmanın, örgütsüz kılmanın aracı olarak kullanılan OHAL ihraçları, devamında güvenlik soruÅŸturmaları ve 375 sayılı KHK ile bakanlık ihraçlarına iliÅŸkin süreçlerin nasıl iÅŸlediÄŸini, Komisyonunun ve yargı süreçlerinin etkisizliÄŸini görünür kılan çalışmaların OHAL hukuksuzluÄŸuna karşı mücadelenin bir unsuru olduÄŸunu düşünüyoruz. Hukuk büromuzca takip edilen 110 baÅŸvuru, OHAL Komisyonunun hukuki bir denetim yapmadığını, idare mahkemelerinin de OHAL Komisyon kararlarını onaylamakla yetindiÄŸini göstermektedir. İhraç tarihlerinin üzerinden geçen 5 yılın ardından üyelerimizin 57,2’si hala OHAL komisyon baÅŸvuru sonucunu beklemektedir” diye konuÅŸtu.
Atabey, rapora ilişkin ayrıntıları şöyle aktardı:
239 SES’Lİ HALA KOMİSYON KARARINI BEKLİYOR
“Raporumuzda üyelerimizin ihraç tarihleri ve ihraç kararına karşı itirazlarının sonucunu bekleme süreleri yer almaktadır. BaÅŸvuruları sonuçlanmayan 445 üyemizin 239’u ihraçlarının üzerinden geçen 5 yıldan fazla süre sonunda hala Komisyon kararı beklemektedir.
“23 Ocak 2017 günlü 685 sayılı OHAL KHK’sı ile kurulan ve baÅŸvuruları iki yıl içinde deÄŸerlendirmek ve karar altına almakla yetkilendirilen Komisyonun görev süresi üç kez birer yıllık süreyle uzatılmıştır. Komisyonun görev süresinin bir sınırı bulunmamaktadır.
KOMİSYONDA BEKLEYEN DOSYALARIN YÜZDE 25’İ KESK ÜYELERİNİN
“Komisyonun son olarak 28.10.2021 tarihinde yayınladığı duyuruya göre, karar vermeye baÅŸladığı tarihten itibaren toplam baÅŸvuruların yüzde 93’ü hakkında karar verilmiÅŸ bulunmaktadır. İncelemesi devam eden baÅŸvuru sayısı ise 8 bin 343’tür. Kalan dosyaların yüzde 25’e yakını KESK üyelerine iliÅŸkindir. KESK üyelerinin baÅŸvurularının sonuçlanma oranı yüzde 50 civarındadır. Bu oran inceleme sırasında da KESK üyelerine ayrımcılık yapıldığını göstermektedir. Komisyonun baÅŸvuruları hangi sıraya göre incelediÄŸine dair bir açıklaması bulunmamaktadır.
“Hatırlanacağı üzere Süleyman Özışık 18 Haziran 2021 tarihindeki internet haber yayınında ‘gerek Süleyman Soylu’ya gerek OHAL İşlemleri Komisyonuna gerek diÄŸer mercilere, masum olduÄŸuna inandığım binlerce insanın dosyasını götürdüm. Dedim ki ‘bu insanlar masum çıkmazsa hesabını benden sorun’ ve araÅŸtırmalar yapıldı. Hepsinin bir iftiraya kurban gittiÄŸi ortaya çıktı’ ÅŸeklinde açıklamalarda bulunmuÅŸtur. Özışık’ın açıklamaları OHAL Komisyon ihraç dosyalarının nasıl incelendiÄŸine dair bir fikir vermektedir.
“OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonu OHAL hukuksuzluÄŸunu sürdürmekte, masumiyet karinesini ihlal etmekte, hukuki denetim yapmamaktadır.
“OHAL Komisyonunun baÅŸvuruların reddine dair kararları baÅŸta masumiyet karinesi olmak üzere Anayasal hak ve güvenceleri ihlal eder niteliktedir. Komisyon ret kararlarını ‘irtibat ve iltisak’ gibi hukuksal bir deÄŸer taşımayan tespitlere dayandırarak, siyasi iktidarın düşmanlaÅŸtırdığı kesimlerin kamudan ihracını onama aygıtı olmaktadır. Kararlar, hak arayan kamu emekçileri için etkili bir baÅŸvuru yolu olmadığı gibi hukuksuzluÄŸu yeniden üretmektedir. Raporumuzda OHAL Komisyonunun 110 üyemizin baÅŸvurusunun reddi kararlarına dair deÄŸerlendirme yapılmıştır.
23 SES’Lİ KURUM KANAATİYLE İHRAÇ EDİLDİ
“Birkaç örnek verilecek olursa; baÅŸvurusu reddedilen 23 üyemizin ihraç tarihlerinde haklarında herhangi adli veya idari soruÅŸturma dahi bulunmamaktadır. Üyelerimizin ihraç gerekçesi kurum kanaatidir.
“23 üyemizden 14’ünün OHAL Komisyon baÅŸvurusunun reddi kararının tek gerekçesi kurum dosyasında yer alan kurum kanaatidir. İhraç tarihinde hakkında adli bir soruÅŸturma olmayan diÄŸer dokuz üyemizin de temelde ihraç gerekçesi kurum amirleri tarafından oluÅŸturulan dosyalardır. Nitekim böylece ihraç tarihinden sonra savcılıklara yapılan ihbarlarla üyelerimiz hakkında soruÅŸturma baÅŸlatılmakta ve bu soruÅŸturmalar ihraç tarihinden sonra baÅŸlatılmış olmasına raÄŸmen OHAL Komisyon kararına gerekçe yapılabilmektedir.
“Komisyon baÅŸvurusu reddedilen dört üyemizin red gerekçesi kurum kanaati ile birlikte haklarında verilmiÅŸ beraat veya kovuÅŸturma yapılmasına yer olmadığı kararlarıdır.
“İki üyemizin baÅŸvurusunun reddedilme gerekçesi haklarındaki ceza verilmesine yer olmadığı kararı, 11 üyemizin baÅŸvurusunun reddedilme gerekçesi haklarındaki kovuÅŸturmanın ertelenmesi kararları, 16 üyemizin baÅŸvurusunun reddedilme gerekçesi ise haklarındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıdır. 29 üyemiz hakkındaki bu kararların 17’sinin denetim süresi dolmasına, yani hukuki olarak bir ceza olmayan bu kararlar ayrıca ortada olmamasına raÄŸmen OHAL Komisyonu tarafından baÅŸvuru reddi gerekçesi yapılabilmiÅŸtir.
“DiÄŸer baÅŸvurularda ise Komisyonun gerekçesi soruÅŸturma veya ceza yargılamaları olmuÅŸtur. 110 baÅŸvurunun tamamı hukuka aykırı ÅŸekilde sonuçlandırılmış olup her biri kendi içerisinde farklı ağır ihlaller içermektedir.
İDARİ MAHKEMELERDE ‘TEK TİP’ KARARLAR ÇIKTI
“OHAL Komisyonu kararlarına karşı ancak özel yetkilendirilmiÅŸ idare mahkemelerinde dava açılabileceÄŸine dair düzenleme yapılma gerekçesi bu konuda hukuki denetim yapılmamasını güvence altına almak, farklı kararlar çıkmasını engellemek, ‘tek tip’ kararlar çıkmasını saÄŸlamaktadır.
“Nitekim hakkında beraat, HAGB kararları olan veya haklarındaki adli süreçler devam eden kamu emekçilerine verilen memuriyetten çıkarma da dahil olmak üzere disiplin cezalarına karşı açılan davalarda, özel yetkilendirilmemiÅŸ mahkemelerce yapılan olaÄŸan yargılamalarda memuriyetten atılma cezalarının veya diÄŸer disiplin cezalarının iptaline karar verilmektedir. Oysa özel yetkilendirilmiÅŸ idare mahkemeleri ‘irtibat, iltisak, sadakat’ gibi kavramlarla, Komisyon kararlarını onaylamakla yetinmektedir.
“Özel yetkili idare mahkemelerinde görülen davalarda hukuki denetim yapılmadığı gibi davaların ne kadar sürede karara çıkacağı ve kesinleÅŸeceÄŸi öngörülebilir deÄŸildir.
“29 Ekim 2016 tarihli 675 sayılı OHAL KHK’si ile ihraç edilen, OHAL komisyon baÅŸvurusu hakkındaki kurum kanaati gerekçe gösterilerek reddedilen bir üyemizin, CİMER’e yaptığı baÅŸvuru üzerine verilen yanıt dilekçeler aÅŸamasının tamamlanmış olduÄŸu ÅŸeklindedir. Özel yetkili idare mahkemeleri olaÄŸan yargılamalar için öngörülen standartların hiçbirini hayata geçirmeyi vaat dahi etmemektedir.
“Kurum kanaati ile ihraç edilen üyelerimizle ilgili olarak Mahkemelere tek sayfalık bir ‘özet bilgi tablosu’ gönderilmektedir. Özet bilgi tablosunun kim tarafından, hangi tarihte oluÅŸturulduÄŸuna dair bilgi yer almamaktadır. Bu tablodaki istihbari bilgiler ve diÄŸer tespitler baÅŸlıklarında ‘azılı teröristtir’, ‘saha bilgisi’ gibi ne anlama geldiÄŸi anlaşılmayacak ifadeler yer alabilmektedir. Ya da ceza yargılamasına konu olabilecek isnatlara yer verilebilmektedir. Ancak bu isnatlarla ilgili bir ceza yargılaması olmamaktadır. Tablonun açıklamalar bölümünde bu bilgiler kapsamında bir çalışma yapılıp yapılmadığı, bilgi/belge olup olmadığının belirtilmesi gerektiÄŸi yazmakta olup, bu bilgilerle ilgili somut belge sunulmamaktadır.
“Hukuki niteliÄŸi olmayan bu ‘kurum dosyaları’nın herhangi bir iÅŸleme, ihraç kararına dayanak olması hukuken mümkün deÄŸildir. Ancak ihraç kararı gerekçesi olmakta ve Mahkeme kararlarına gerekçe yapılmaktadır.
“Kamu emekçilerinin, hukuka aykırı ÅŸekilde üye oldukları sendikalara, siyasi görüşlerine, kanaatlerine, inançlarına göre fiÅŸleyenler hakkında yasal iÅŸlem yürütülmesi gerekirken yasa dışı fiÅŸleme ile kamu emekçilerinin kamu görevinden ihraç edilmesi ve yine bu ‘kanaatlerin’ OHAL Komisyonu kararına, Mahkeme kararına gerekçe yapılması açıkça hukuka aykırıdır.
“OHAL komisyon kararıyla görevlerine iade edilen üyelerimiz açısından maddi zararlarının karşılanmış olması yıllarca yaÅŸadıkları maÄŸduriyeti tazmin etmemektedir. OHAL hukuksuzluÄŸunun giderilmesinin tek koÅŸulu bu hukuksuzluÄŸun sona ermesi ve bu hukuksuzluÄŸa neden olanların sorumlulukları doÄŸrultusunda hesap vermesidir.
“Ancak hukuka aykırı kararların verilmesinin güvencesi olarak bu kararları alanlar hakkında 27 Temmuz 2016 tarihli 668 sayılı OHAL KHK’si ile cezasızlık koruması getirilmiÅŸtir. Görevlerine iade edilen üyelerimizin ihraç listelerinde yer almasına neden olan kamu görevlileriyle ilgili olarak henüz yapılmış bir iÅŸlem bulunmamaktadır.
“Malatya Eski Åžube BaÅŸkanımız Bülent Uçar, hayatını kaybetmesinin ardından OHAL komisyon kararı ile iadesi üzerine ihracına neden olan iÅŸlemleri yapanlar hakkında sendikamızca suç duyurusunda bulunulmuÅŸtur. İhraç iÅŸlemlerini yapan kiÅŸilerin bilgilerini de içerecek ÅŸekilde iÅŸlem dosyasının gönderilmesi istenmiÅŸtir. Ancak savcılık hiçbir soruÅŸturma yürütmeden takipsizlik kararı vermiÅŸ, karara itirazımız reddedilmiÅŸtir. Suç duyurumuz hakkında takipsizlik kararı verilmesinin temel nedeni 668 sayılı Kanun düzenlemesidir.
“Kendi sesinden baÅŸka sese tahammülü olmayan bu iktidarın yarattığı saÄŸlık sisteminin sonucunu emekçiler canlarıyla ödemektedir. Artık yeter. Bu düzen deÄŸiÅŸmek zorundadır. Haklarında kesinleÅŸmiÅŸ yargı kararı olmayan tüm ihraçlar iade edilmeli, OHAL düzeni tüm uzantılarıyla birlikte ortadan kaldırılmalı, sözde deÄŸil gerçekten demokratik bir ortam saÄŸlanmalı, demokratik haklarını kullandığı için baskı gören bir tek insan bile kalmamalıdır. En karanlık günlerde bile doÄŸru bildiÄŸini söylemekten vazgeçmeyen sendikamız tüm arkadaÅŸlarımızın iade edildiÄŸi güne kadar kararlı mücadelesinden bir adım geriye atmayacaktır.” (ETHA)
