Şenoğlu: Direniş odaklarını toplumsal temelde birleştirirsek faşizmi yıkabiliriz

HDK önceki dönem EÅŸ Genel Sözcüsü Sedat ÅženoÄŸlu, HDP’ye, devrimci, sosyalist güçlere yönelik süren tasfiye saldırısı ve İzmir’de yaÅŸanan faÅŸist katliamın ne anlama geldiÄŸine iliÅŸkin deÄŸerlendirmelerde bulundu. FaÅŸizmin krizinin ezilen emekçi halklar, kadınlar, gençler, ekolojistler, Kürtlerin mücadelesinin birleÅŸmesiyle derinleÅŸeceÄŸini söyleyen ÅženoÄŸlu, faÅŸizmin yıkılmasının bu mücadelelerin toplumsal temelde birleÅŸmesiyle mümkün olacağına iÅŸaret etti.


Röportaj: Nadiye Gündüz

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) önceki dönem EÅŸ Genel Sözcüsü Sedat ÅženoÄŸlu ile HDP’ye yönelik faÅŸist katliam saldırısını, rejimin kodlarını ve devlet geleneklerini, bu yönelim anlamını ve yapılması gerekenleri konuÅŸtuk.

2015 7 Haziran seçimleri ve Gezi ayaklanması dönemini hatırlatan ÅženoÄŸlu, 7 Haziran sürecini, “Türkiye’nin en temel politik özgürlük sorunlarına, faÅŸist, kapitalist iktidarın yarattığı krizi halklar lehine çözme, halkçı demokratik rejim inÅŸa etme arayışında olan güçlerin bir araya geliÅŸiyle açığa çıkan siyasi bir moment” olarak tanımladı.

Devletin kendi bekası için tehdit olarak gördüğü bu sürecin ardından geliştirilen saldırılar karşısında, toplumsal direniş güçlerinin beklenen düzeyde yanıt veremediğine işaret eden Şenoğlu, bugün bakımından durumu değiştirecek olanakların daha fazla olduğuna dikkat çekti.

Rejimin toplumda rıza üretemediÄŸini, krizinin derinleÅŸtiÄŸini, ittifak güçlerinin kırılganlaÅŸtığını ve çatışma halinde olduÄŸunu söyledi. ÅženoÄŸlu, devrimcilere, sosyalistlere, Kürtlere ve HDP’ye dönük tasfiye, yok etme saldırısının nedenini, rejimin krizini derinleÅŸtirecek, toplumsal mücadele öznelerini birleÅŸtirecek potansiyel taşımasına dayandırdı.

ÅženoÄŸlu, HDP’ye yönelik saldırıda Deniz Poyraz’ın katledilmesinin ardından açığa çıkan öfke ve toplumun birçok kesiminden gelen tepkileri hatırlatarak, “Örgütsel olarak yetmezliklerimiz olduÄŸu çok açık. Fakat bunu çok hızlı bir ÅŸekilde gidebiliriz. Toplumun öncü güçlerinin sorumluluÄŸu; kadınların, gençlerin, ekoloji mücadelesi yürütenlerin, Kürtlerin vb. arayışlarını, itirazlarını, direniÅŸleri birleÅŸtirmektir. Çözüm gücü buradan çıkacak” diye konuÅŸtu.

HDK önceki dönem EÅŸ Genel Sözcüsü Sedat ÅženoÄŸlu’nun sorularımıza verdiÄŸi yanıtlar ÅŸu ÅŸekilde:

SAVAŞ REJİMİ CUMHURİYET DÖNEMİNE DAYANIYOR

2014’te MGK toplantısındaki ‘çöktürme planı’ kararları ve 2015 Haziran seçimlerindeki yenilginin ardından uygulamaya sokulan savaÅŸ konsepti bugüne kadar farklı biçimlerde devam etti. Buradan ve devletin genel kodlarından bakarak bugün yaÅŸanan süreci nasıl okumalıyız?
Senin atıfta bulunduÄŸunun MGK kararları ve savaÅŸ konseptinin ilan edilmesinin resmi tarihi 2014 ama öncesi 2011’lere kadar uzanıyor. SavaÅŸ, çöktürme planı dediÄŸimiz hazırlığın Arap halk ayaklanmaları ve onun Suriye’ye yansımasıyla birlikte gündeme geldiÄŸi biliniyor.

Bu rejimin 2014’ten bugüne ne yapmak istediÄŸini anlayabilmemiz için, Türkiye’deki faÅŸist ÅŸeflik rejiminin, bir devlet yapılanması olarak baÅŸtan sona savaÅŸ rejimi olarak inÅŸa edilmiÅŸ olduÄŸunu görmemiz lazım. Bunu gözden kaçırırsak, ÅŸu an halihazırda devlette iktidar gücü olmuÅŸ AKP-MHP blokunun, bu güçlere ait bir dönemin sorunlarıyla karşı karşıya olduÄŸumuz düşünülebilir. Bu böyle deÄŸil. Yüzyıllık cumhuriyet rejiminin temelinde bir savaÅŸ rejimi gerçeÄŸi var. Osmanlı’dan alınan bir gelenek bu.

7 HAZİRAN SONUÇLARINI REJİM VARLIĞINA TEHDİT OLARAK ALGILADI
2015 Haziran seçim yenilgisi, HDP’nin büyük siyasi zaferiyle ortaya çıkmış koÅŸullar, bu rejimin varlık nedenini tehdit eden çok tarihsel bir geliÅŸmeydi. 

7 Haziran seçimleri, Türkiye’nin en temel politik özgürlük sorunlarına, faÅŸist, kapitalist iktidarın yarattığı krizi halklar lehine çözme, halkçı demokratik rejim inÅŸa etme arayışında olan güçlerin bir araya geliÅŸiyle açığa çıkan siyasi bir momentti. Devlet orada kendi bekası bakımından yaÅŸamsal, güncel bir tehdit gördü. Bu tehdit baskıcı devletin varlık nedenine yönelik olduÄŸu için, devlet geleneÄŸini temsil eden bütün partiler, kurumlar, oluÅŸumlar bir araya geldi. Haliyle çöktürme planı dediÄŸimiz konsept dar anlamda bugünkü iktidarın etrafında kümelenmiÅŸ ittifaktan oluÅŸmuyor. Sözde AKP iktidarına karşı pozisyon alan, muhalefet ettiÄŸini söyleyen CHP gibi burjuva güçlerinde içinde olduÄŸu daha geniÅŸ bir ittifakla karşı karşıyayız. Bu çöktürme planı çok geniÅŸ bir sistem aklı, olanaklarıyla yürütülüyor.

7 Haziran seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı büyük siyasal halk aydınlanması ve Gezi’de kendini halk ayaklanmasında ifade eden geliÅŸim mantıksal sonuçlarına ulaÅŸtığı ölçüde, bu rejim çok köklü, radikal, siyasal, toplumsal dönüşüm, yıkımla karşı karşıya kalacaktı. O nedenle bu tehdidi yaratan güçleri tasfiye edici, yok edici güncel bir strateji inÅŸa ettiler.

2015 İLE BENZER BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ

HDP İzmir İl örgütüne yönelik bir katliam saldırısı yaşandı. Farklı farklı dönemlerde, farklı biçimlerde katliam saldırılarıyla karşı karşıya geliyoruz. Bu dönem bakımından neden böyle bir yönelim içerisine girildi, ne amaçlanıyor?
Deniz Poyraz yoldaşı saygıyla anıyorum, halklarımıza, ailesine başsağlığı diliyorum.

Şöyle bir karşılaÅŸtırma yapabiliriz; HDP’ye yönelik saldırı somutunda Deniz’in katledilmesinin bize ilk çaÄŸrıştırdığı ÅŸey, 7 Haziran 2015 seçimlerinde çıkan sonucu iktidarın kabul etmemesi ve topluma savaşı, çatışmayı dayatması, sonrasında 1 Kasım seçimlerinde kendi iktidarını pekiÅŸtiren sonuçlara vardırması.

Aynı değil ama çok benzer bir süreçten geçtiğimizi söyleyebiliriz. Benzer yanları neler: Çok ciddi bir ekonomik kriz var. Rejim içindeki ittifak güçlerinin çatışması, o gün Fethullah Gülen cemaati ile AKP ittifakı etrafında çatışma sürüyordu. Rejim o zaman çok derin bir siyasal ve toplumsal meşruiyet sorunu yaşıyordu. Bugün de bunlar var.

İktidar kendi varlığını tehdit altında hissediyor. İktidarın göstermelik de olsa anayasal reformlara gitme olanağı ve böyle bir aklı yok. Seçimleri kaybederse iktidarı bırakma gibi bir görüş açısı da yok. Tam aksine yapabildiÄŸi en mutlak olan ÅŸeyi yapmaya çalışıyor. Seçimli faÅŸizm, iktidar deÄŸiÅŸimi tiyatrosunu oynayamaz hale gelince, seçimsiz iktidarın altyapısını oluÅŸturmaya yöneliyor. Toplumu buna mecbur bırakma, topluma dönük ÅŸiddetin her türlü biçiminin artması, her türlü hak gasbının en son sınırına kadar götürülmesi, bu rejimi tehdit eden direniÅŸ odaklarının hem içeride, hem OrtadoÄŸu’da, hem Suriye’de tasfiye edilmesi ÅŸeklinde bir kurgu ve strateji uyguluyor.

REJİM ARTIK TOPLUMDA RIZA ÜRETEMİYOR
2015’te bunu bir ÅŸekilde baÅŸarabilmelerinin koÅŸulları vardı. Toplumsal direniÅŸ tasfiye olmadı ama 7 Haziran hamlesini de güçlendirecek sonuç üretemedi. Bugün durum çok farklı, rejimin toplumda rıza üretme olanağı kalmadı. Rejimin içinde olduÄŸu krizin çok temel sonucu olarak ittifak güçleri arasındaki kırılganlık çatışma haline dönüşmüş durumda. Bu durum, toplumsal direniÅŸin yanı sıra onları iradesizleÅŸtiren bir sonuç doÄŸuruyor.

Üçüncü olarak, rejimin kendi varlığını ikame etmeye dönük emperyalistler arasındaki rekabetten yararlanan konjonktürde ciddi değişiklikler var. Biden ile yapılan görüşmede de belli boyutlarıyla yansımıştı. Her taraftan sıkışmış bir rejim ve iktidar gerçeğiyle karşı karşıyayız yani.

ÖNCÜ GÜÇLER TOPLUMSAL DİRENİŞLERİ BİRLEŞTİRMELİ

Yaşanan sürece müdahale için neler yapılmalı, nasıl bir mücadele perspektifi kurulmalı?
Türkiye’nin emekçi sol güçlerinin toplamı, direniÅŸi, talepleri ve amaçlarını toplumsallaÅŸtırma bakımından kendi tarihsel rollerini oynayamıyorlar. Sorun ve sıkıntı budur.

Esas itibariyle toplumun her kesimi; hak talep eden, ezilen, sömürülen, mağdur olan, işkenceden geçirilen, öldürülen, kadınlar, gençler, ekolojik yıkımla yüz yüze kalanlar, emekçiler, zaten bu zulüm düzenine karşı tepki halinde, arayış içinde. Kendi akıllarıyla, yaşadıkları deneyimlerin acılarıyla yüzleşerek, cesaretli bir şekilde yapabildikleri neyse ortaya koyuyorlar.

Toplumun öncü güçlerinin sorumluluÄŸu; bu arayışları, itirazları, toplumun öncü güçlerinin de dahil olduÄŸu direniÅŸleri birleÅŸtirmek… Sadece siyasal temsiliyetler, partiler üzerinden birliklerle yetinmemek, bütün bu direniÅŸleri toplumsal bir aÄŸ, örgütlenme, iliÅŸkileniÅŸ içerisinde bir araya getirecek, birbirini güçlendirecek, birbirinin sorunlarını sahiplenecek iliÅŸkiler, örgütler sistemi içerisinde buluÅŸturmaktır. Çözüm gücü buradan çıkacak.

Bu parçalılık rejim bakımından bu büyük bir olanağa dönüşüyor. Demek ki hak, mücadele, eşitlik, adalet, özgürlük talebini toplumsal temelde inşa etmeliyiz. Direnirken, itiraz ederken aynı zamanda toplumsal kurtuluşun ilişkilerini de inşa etmek gerekiyor. İşte bu dayanışmayı toplumsal düzeyde, sorunun yaşandığı yerde, anında inşa etmek gerekiyor. Böyle bir siyasi ortaklaşma, birleşik bir önderlik ve öncülük topluma sunulduğunda, toplumda büyük bir karşılık bulacaktır.

Bizim 7 Haziran 2015 dediÄŸimiz siyasi baÅŸarı tam buradan çıktı. HDK’nin büyük toplumsal paradigması, programı, toplumsal örgütlenme fikriyatı HDP’nin siyasi olarak öncüleÅŸmesini besledi. Büyük bir siyasi baÅŸarı elde edildi. Ama o seçim sandıklarına yansıyan siyasi baÅŸarı, yeni yaÅŸam dediÄŸimiz, kadın özgürlükçü, eÅŸitlikçi, ekolojist iliÅŸkiler, toplumsal temelde örgütlenemediÄŸi için bu büyük potansiyel, meclislerle, uygun biçimde aÄŸlarla bir araya getirilemediÄŸi için sönümlendi.

Biz aynı ÅŸeyi daha pratik, daha yığınsal olarak Gezi’de de yaÅŸadık. Gezi’nin, Türkiye’deki sol, sosyalist, ilerici, devrimci harekete tarihsel eleÅŸtirisi buydu. Bugün bu ihtiyaç o kadar yaÅŸamsal ki.

HDK paradigmasından baktığımız zaman, toplumsal dayanışmayı, direnişi örgütleme, üçüncü seçenek dediğimiz sistem dışındaki halkçı seçeneği örgütleme ihtiyacı o kadar yaşamsal ki, yapacağımız şey son derece açık. Hayatın bize söylediği şey son derece net.

HDP’ye dönük tasfiye, yok etme saldırısı, HDP böyle bir misyonu temsil ettiÄŸi, onun siyasi öznesi olduÄŸu için gündeme geliyor. Keza kadınların birleÅŸik hareketine bu rejimin bu kadar düşmanlaÅŸması, İstanbul SözleÅŸmesi’nden çıkması, kadın cinayetlerini teÅŸvik etmesi, orada kadın özgürleÅŸmesi temelindeki toplumsal özgün hareketin var olmasından doÄŸuyor.

Aradan geçen 5 yıl içerisinde zaman olarak kaybettiğimiz bir dönem var. Örgütsel olarak yetmezliklerimiz olduğu çok açık. Fakat bunu çok hızlı bir şekilde giderebiliriz. Çelişkilerin kendi dinamiği, halklarımızın, ezilenlerin talepleri, hareketi bunu potansiyel olarak olanaklı kılıyor.

Faşizmin yıkılması dediğimiz siyasi hedefi bir anın durumu gibi düşünmemeliyiz. Mesele göreceli daha uzun erimli bir hazırlığın, faşizmin çürümesinin, iç krizinin açığa çıktığı anda, güçlü halk müdahalesini örgütlü bir şekilde yapabilecek hazırlığı yürütüp yürütmemektir. Toplumun demokratik ilkeler, eşitlik, özgürlük temelinde örgütlenmesi meselesidir. Bunun bütün dinamikleri var.

TOPLUMUN BİRLEŞİK SİYASAL ÖZNE OLMA İSTEĞİ
Deniz Poyraz’ın katledilmesinden sonra ortaya çıkan tepkide görüyoruz ki, çok ciddi bir halk öfkesi, arayışı var, büyük bir cesaretle katledilmesine karşı yapılan eylemlere kitleler dahil oldu. Bir öncesinde Newroz vardı, 8 Mart vardı… Bu toplumsal birlik arayışının, toplumun birleÅŸik siyasal özne haline gelme isteÄŸinin güçlü olduÄŸu çok veri var önümüzde.

TOPLUMSAL GÜÇLER BİRLEŞİRSE FAŞİST REJİM YARIN DA YIKILABİLİR
Bu toplumun sosyalistleri, demokratları, ilericileri, antifaÅŸist, özgürlükçü güçleri olarak, bu toplumsal kaynaÅŸmayı saÄŸlayacak hamleleri yapmak, yüzümüzü topluma dönmek, onun her anı, çeliÅŸkisi içerisinde kendimizi inÅŸa etmektir. Bizim Gezi’den ve 7 Haziran’dan beri kaybettiÄŸimiz zaman budur. Böyle güçlü tarihsel deney var. Bu deneyimi bir akla ve iradeye çevirebildiÄŸimiz ölçüde bu rejim yarın da yıkılabilir. Ama bunu baÅŸaramazsak bu rejim 30 yıl da sürebilir.

Kendi tarihsel misyonumuza bu tip ölçülerden bakmalıyız. Ve tabii ki umutlu olmak için çok neden var. Bu toplum pratik olarak umudu, eylemi, itirazı üretiyor. Ama bu umudu örgütlü, birleşik güce çevirmek için her türlü fedakarlığı yapmalı, kendimizi değiştirmeli, yenileyebilme gücünü sağlamalıyız.


Nadiye Gündüz – ETHA – 22.06.2021

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir