RTKP’nin ‘zinde güçler’ çizgisi | Cemil Aksu

Resmi TKP (RTKP), bu yeni saflaÅŸmada “zinde güçler ittifakı” yaratma ve ittifakın liderliÄŸini yapmaya çok hevesli. Uzun zamandır da bunun için hazırlık yapıyor. Oldum olası ÅŸovenist, Kürt ulusal sorununun inkarı çizgisine sahip RTKP, açıkça manipülasyon ve demagoji gibi karşı devrimci psikolojik harp teknikleri kullanarak hem solda bir bulanıklık yaratmaya hem de ulusalcı CHP tabanı olmak üzere “AKP karşıtı” bloku güdüleyerek süreç karşıtı bir cephe örmeye çalışmaktadır.

Yüzyıllık Cumhuriyet tarihinde bir kez daha Kürt sorunu, siyasette taÅŸları yerinden oynattı, yeni saflaÅŸmalar yarattı. AKP-MHP faÅŸist bloku ile Kürtler arasında baÅŸlayan ama henüz içeriÄŸi ve nereye evrileceÄŸi belli olmayan “süreç”e karşı çıkan, kendilerini Cumhuriyetçiler olarak adlandıran bir saflaÅŸma oluÅŸtu. Bu saflaÅŸmanın devlet, özellikle ordu içerisindeki uzantıları henüz kendini belli etmese de, açık alandaki sözcüleri gayet net: Sözcü TV, Cumhuriyet gazetesi, Fatih Altaylı ve Onlar TV gibi medya ayağı, İP, ZP ve Resmi TKP (RTKP) gibileri de siyasi ayağı oluÅŸturuyor. D. Perinçek, “tokalaÅŸma”nın ardından “çözüm süreci”nin yeniden baÅŸlatılmaması için kitleleri eyleme çağırırken, ÅŸimdi yine çark ederek “süreç” yanlısı oluverdi. Hem de kraldan çok kralcı bir edayla PKK ve SDG’yi Türk Ordusu’nun “paralı askerleri” yapmayı bile önerebiliyor. 

RTKP, bu yeni saflaÅŸmada “zinde güçler ittifakı” yaratma ve ittifakın liderliÄŸini yapmaya çok hevesli. Uzun zamandır da bunun için hazırlık yapıyor. Oldum olası ÅŸovenist, Kürt ulusal sorununun inkarı çizgisine sahip RTKP, açıkça manipülasyon ve demagoji gibi karşı devrimci psikolojik harp teknikleri kullanarak hem solda bir bulanıklık yaratmaya hem de ulusalcı CHP tabanı olmak üzere “AKP karşıtı” bloku güdüleyerek süreç karşıtı bir cephe örmeye çalışmaktadır.

RTKP’nin manipülasyon ve demagoji gibi karşı devrimci psikolojik harp tekniklerini ifÅŸa etmek ve buna karşı ideolojik ve politik mücadele vermek küçümsenecek bir görev deÄŸildir. Bu görev sadece “süreç” ile ilgili deÄŸildir. Gasp ettiÄŸi TKP adı nedeniyle elde ettiÄŸi “itibarı”, karşıdevrimci bir sirene çevirmektedir; antikapitalizm, antiemperyalizm, sınıf mücadelesi gibi söylemlerle burjuva cumhuriyeti savunmayı esas alan sınıf iÅŸbirlikçiliÄŸini örgütlemektedir.

KuÅŸkusuz RTKP’nin bu hali ÅŸaşırtıcı deÄŸil, sürecin getirdiÄŸi bir savrulma da deÄŸildir. Bizzat onun parti programının, neredeyse ÅŸeflerinin siyaset sahnesine çıktığı günden beri savundukları bir çizginin devamıdır. RTKP’nin bu yeni yönelimi tam olarak 1970’lerde DoÄŸan AvcıoÄŸlu’nun savunduÄŸu ordu içindeki “ilerici” güçlerin yapacağı bir darbenin desteklenmesi stratejisini ifade eden “zinde güçler ittifakı”dır. DoÄŸan AvcıoÄŸlu’nun tam da bu zamanda tedavüle sokulması ve popülerleÅŸtirilmeye çalışılması da tesadüf olamaz.

Resmi TKP, son seçimlerden sonra CHP ve HDP’nin “gölgesindeki sol”dan iliÅŸkilerini kestiklerini ilan etmiÅŸti. Oysa seçimler öncesinde ise HDP’nin kendisi dışındaki sol, sosyalist gruplarla kurmaya çalıştığı “emek ve özgürlük ittifakı” giriÅŸiminin ilk toplantısına katılmıştı. CumhurbaÅŸkanı, milletvekili ve ardından da yerel seçimlerde siyaset sahnesi yine karılmış, Kürt siyasi hareketi ve emekçi sol partilerin çoÄŸunluÄŸu CHP’yi desteklemiÅŸti. Demek ki o ara bir “aydınlanma” yaÅŸadılar ki, seçim sonrasında böyle bir açıklama gereÄŸi duydular. Seçimlerden sonra baÅŸlatılan THTM çalışması “zinde güçler”in sivil ayağı giriÅŸimi oldu. Bu giriÅŸim RTKP ÅŸefleri bakımından kendini tekrardır; çünkü daha önce de Kürt siyasi hareketi ile Türkiyeli sol-sosyalist hareketler arasında ittifakın gündemde olduÄŸu önceki dönemlerde de benzer ÅŸekilde önce Yurtsever Cephe, sonra -HDK’nin kurulduÄŸu dönemde de- Haziran Hareketi kurmaya giriÅŸmiÅŸlerdi.

Arkasından süreç biraz daha hızlandı ve RTKP, önce Türk burjuva devletini düşman görenleri kendi düşmanı ilan etti. Arada “Medusa’nın Salı” belgesel dizisi ile yakın dönemi yeniden yazarak, Ordu’ya süreci doÄŸru okuyamadınız, Cumhuriyet’i koruma ve kollama vazifenizi yapamadınız, biz süreci gördük, ittifak yapalım çaÄŸrısı geldi. 19 Mart sonrası kitle hareketinde öne çıkan “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganından feyzalarak “Mustafa Kemal’in önünde diz çöküyoruz” eylemi yaptılar. Akabinde Haluk Hepkon’un Kemal Okuyan ile yaptığı söyleÅŸi “Cumhuriyet ve Komünistler” baÅŸlığıyla, İlker BaÅŸbuÄŸ, Soner Yalçın gibi isimlerin kitabını basan Kırmızıkedi Yayınlarından yayınlandı.

Bu gelişmelere bakınca yapılanların bir plan dahilinde gerçekleştiğini ve bir rotada geliştiğini görebiliriz.

RTKP’nin bu “zinde güçler ittifakı”nı kurmak için, manipülasyon ve demagoji gibi karşı devrimci psikolojik harp teknikleri kullanmaktadır. Bu da yeni deÄŸildir. RTKP yöneticisi Aydemir Güler, Halk TV’de katıldığı programda HDP’li belediye meclis üyelerinin kayyımla birlikte çalıştığını söylemiÅŸ, CHP’li Sezgin Tanrıkulu’nun, yanlış bilgi verdiÄŸini belirtmesi karşısında Aydemir, “ilk defa duyuyorum ama bunu geçelim” yanıtı vermiÅŸti.

RTKP, AKP-MHP faÅŸist blokunun ÅŸefi RTE’nin “süreç”le ilgili “AKP-MHP-DEM biz en azından üçlü olarak bu yolda beraber yürümeye karar verdik” sözlerinin üstüne atlayarak, DEM Parti’nin ve Kürt siyasi hareketinin sözlerini görünmez kılarak, “geniÅŸleyen Cumhur İttifakı”na karşı mücadele çaÄŸrısı yapıverdi. Hep yapageldikleri gibi, Kürt siyasi güçlerinin iktidarla ya da devlet görüşmesini “Cumhur İttifakı”na katıldılar ÅŸeklinde maniple etmeye giriÅŸtiler.

RTKP, hiçbir açıklamasında Kürt siyasi öznelerinin ne istediÄŸine deÄŸinmiyor. Ama RTE ya da AKP-MHP blokunun her açıklamasını sanki Kürtlerin de fikri imiÅŸ gibi maniple etmek için müthiÅŸ çaba harcıyor. Yine Abdullah Öcalan’ın, DEM Parti’nin ya da PKK’nin açıklamalarına dair bir hep ÅŸoven deklarasyonlarla cepheden tutum aldılar. RTKP için Kürtler yok, Kürt siyasetçiler yok. Onların hepsi ABD, İngiltere ve İsrail’in “piyonları” ya da “geniÅŸletilmiÅŸ Cumhur İttifakı”nın bileÅŸenleri. RTKP “Merkez Komite”sinin 29 Temmuz tarihli açıklamasında da, AKP-MHP faÅŸist blokunun “sürece” dair “Terörsüz Türkiye” adlandırmasını belirtirken bile “sürecin muhatapları baÅŸta olmak üzere, herkesin farklı adlandırdığı” diye geçiÅŸtirip, üstüne bir de “PKK, DEM, İmralı, SDG/PYD açısından da bütünlüklü bir yaklaşım olmadığı görülmektedir” iddia etmiÅŸtir. Tahrifatçılığın bu kadarı!

RTKP, RTE’nin biraz önce bahsettiÄŸimiz konuÅŸmasında Türk, Kürt, Arap ittifakından bahsetmesini ümmetçilik, hilafetçilik ile eleÅŸtiriyor! Türk burjuvazisinin yüzyıldır “misak-ı milli” davası güttüğünü, Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun devamcısı olarak “Adriyatikten Çin Seddine kadar Türk yurdu yapmak” hevesini sanki hiç bilmiyoruz, deÄŸil mi?

RTKP’ye göre “Bu ülkede her ÅŸeyin üstünde temel tek bir sorun vardır: Kapitalist sömürü düzeni. Cumhuriyeti bu düzen kemirmiÅŸ, tarikatları başımıza bu düzen yeniden bela etmiÅŸ, eÅŸitsizlik ve yoksulluÄŸa bu düzen neden olmuÅŸ, Türkiye’yi NATO ve ABD hegemonyasına bu düzen sokmuÅŸtur.” Gerçekten hepsi bu kadar mı? ÖrneÄŸin  bu kapitalist düzen bu cumhuriyet aynı zamanda sömürgeci deÄŸil mi? İyi de Cumhuriyet dediÄŸiniz ÅŸey bunlar dışında bir ÅŸey mi? Havlayamayan bir kavram mı Cumhuriyet? “Kapitalist sömürü düzeni”ni nasıl geliÅŸmiÅŸ de Cumhuriyet’i “kemirmiÅŸ” acaba? Kimler öncülük etmiÅŸ buna?

RTKP’ye göre Türkiye’de Kürt sorunu vardır ama diÄŸer her hangi bir sorundan biridir! Bunu dile getirirken de baÅŸka bir manipülasyon yapıyor, diyor ki: “Yıllar boyunca PKK ve bir kısım ‘sol’, ‘Kürt sorunu çözülürse bu ülkenin bütün sorunları çözülür’ diyordu.” Hiçbir zaman ne Kürtler ne de herhangi bir sol parti böyle bir koÅŸutluk içinde cümle kurmamıştır. Kürt sorununun çözümünü saÄŸlayacak bir demokratikleÅŸmenin baÅŸta işçi sınıfı olmak üzere ezilen bütün kesimlerin söz, eylem ve örgütlenme imkanlarının büyümesi anlamına geleceÄŸini savunmuÅŸtur. Kürt sorununun çözümü demokratikleÅŸmenin bir ön ÅŸartı olarak tanımlamıştır. Devrimci sosyalistler ise, Kürt sorununun demokratik çözümünü zaten demokratik halk devriminin bir gündemi olarak ele almıştır. Bugün de Kürt siyasi hareketi “Barış” ile “DemokratikleÅŸme”yi hem iki ayrı adım hem de birbirini destekleyecek bütünlük olarak ele almaktadır.

Buna karşın, diğer herhangi bir sorundan biri olarak farz etsek bile, RTKP, bu konuda, herhangi bir şey yapmış mıdır? Neden yapmamıştır? Kürtlerin anadilinde eğitim, özerklik, gibi konulardaki talepleri için ne yapmıştır? Hiçbir şey! O zaman Kürt sorunu herhangi bir sorundan biridir demenize gerek yok, Kürt sorunu yoktur sizin için. Kürt sorunu, Kürtlerin haklarını istemesidir ve bunu kabul edememektedirler.

RTKP’nin kendi inisiyatifiyle hazırlandığını duyurduÄŸu ve akademisyen, yazar, sanatçı, sendikacı vb. birçok kiÅŸinin imzasıyla yayınlanan “Ülkemizin uçurumdan yuvarlanmasına izin vermeyeceÄŸiz” bildirisinde ise “Türkiye Cumhuriyeti’nin, Lozan AnlaÅŸması’nın sorgulanmasını; mevcut sınırlarımızın tartışılmasını; yeni-Osmanlı hayallerini, Türkiye İmparatorluÄŸu gibi gayrimeÅŸru adlandırmaları, ümmetçiliÄŸi, etnik ve mezhepsel kimliklere dayalı siyasal yapı ve kurumları istemiyoruz. Barış ve kardeÅŸlik ve de bağımsız ve laik bir ülke, eÅŸitlikçi bir düzen, planlı bir ekonomi istiyoruz” deniyor. RTKP de buna “çok güçlü ve açık bir program” diyor. RTKP, “çok güçlü ve açık” programında Kürtlerin anadilinde eÄŸitim talebine hala bir cevap vermiyor. Sizce Kürtlerin bu talebini ABD, İngiltere ve İsrail’in bölge planlarının bir kışkırtması olarak mı görüyorlar? Bu durumda “Ordu Göreve”!

RTKP’nin karşıdevrimci psikolojik harp teknikleri basit oyuna dayanmaktadır; AKP-MHP faÅŸist blokunun politikalarının manipülasyonu. Bütün belirleyici gücün ABD, İngiltere ve İsrail’in olduÄŸunu ileri süren komploculuk. “Süreç”in diÄŸer tarafının yanıbaşında Kürtler ve Kürt siyasi güçleri ile Kürt sorununun demokratik çözümü ve faÅŸist AKP-MHP iktidarının yenilmesi için mücadele eden sol, sosyalist bütün güçlerin açıklamalarını tamamen karartmak. Böylece hem egemen bazı kliklere iÅŸbirliÄŸi teklif etmek hem de AKP-MHP karşıtı halk kitlelerindeki ÅŸovenist önyargıları tahrik ederek “Barış ve demokratikleÅŸme” ittifakına karşı cephe almak. Kısacası, RTKP, iktidarın “Terörsüz Türkiye” projesine karşıymış gibi görünerek esas olarak “barış ve demokratikleÅŸme” çaÄŸrısını boÅŸa çıkarmaya çalışıyor.


Seçtiklerimiz: Cemil Aksu – Etha – 06.08.2025