Paris’te sosyalist hareketin yeniden yapılanmasının sorunları paneli

Fransa’nın baÅŸkenti Paris’te AvEG-Kon’a baÄŸlı ACTIT’in düzenlediÄŸi “Sosyalist hareketin yeniden yapılanması” konulu panelde sosyalist hareketin sorunları deÄŸerlendirildi.

AvEG-Kon’a baÄŸlı ACTIT tarafından Fransa’nın baÅŸkenti Paris’te “Devrimci hareketin yeniden yapılanması ve devrimci öncü” konulu panel düzenlendi.

Paris Bours Travail salonunda yapılan panele, Marksist Teori Dergisi yazarı İbrahim Çiçek ve Umut Gazetesi yazarlarından Hüseyin Ataş katıldı.

Marksist Teori Dergisi’nden İbrahim Çiçek sunumuna devrimci hareketin yeniden yapılanmasının Türkiye ve Kürdistan’da nasıl yaÅŸandığını, sonuçlarının ne olduÄŸunu ve bugün nereye kadar geldiklerini, devrimci örgütlerin tarihsel süreç içinde yaÅŸanan birlik, ayrışmalar ve tasfiyeci süreçlerini örneklerle aktardı.

Yaşanan yapısal krizin devrimci hareketin sorunu olduğunu ifade eden Çiçek, dönemin devrimci örgütlerinden örnekler verdi.

ÇİÇEK: BİRLİK DEVRİMİ TASFİYECİ SÜRECE MÜDAHALEYDİ
Çiçek, “Bizim ana gündemimiz birlik süreciydi. ‘Komünistlerin birleÅŸmesi gerekir’ diyerek 1994 10 Eylül’ünde MLKP’nin kuruluÅŸunu, yani birlik devrimini geçekleÅŸtirdik. Yeni dönemi karşılama çabası içinde olduk. Dünya komünist hareketinin 1960’lı yıllardan baÅŸlayarak bölünüp parçalanmasını, tasfiyeci süreci yaÅŸamasına Türkiye ve Kürdistan’da birlik sürecini baÅŸlatarak kendi cephemizde bu yeni sürece yanıt olup tersine çevirmeye çalıştık” dedi.

‘DÜNYA SOSYALİST HAREKETİ YAPISAL, İDEOLOJİK VE ÖRGÜTSEL KRİZ İÇİNDE’
Dünya sosyalist hareketinin bir ideolojik krizi içinde olduÄŸunu belirten Çiçek, “Dünyada kendisini Marksist, Leninist, Maoist olarak tanımlayan çok sayıda örgüt var. Konferanslar, toplantılar ve etkinlikler düzenleniyor dünya çapında ama bu örgütleri bir program ve ilkeler etrafında bir araya getiren enternasyonal bir örgüt yok” diyerek örgütsel krize deÄŸindi.

Dünyada ve ülkede gelişen kitle hareketlerine ve isyanlarına değinen Çiçek, bu isyanların protestoların ötesine geçmemesinin bir örgütsel kriz ve öncülük sorunu ile ilişkilendirdi.

Çiçek, bugün dünya ve Türkiye-Kürdistan devrimci hareketinin dünya sosyalist hareketinin içinde bulunduğu yapısal, örgütsel ve ideolojik krizi anlayamazlarsa en başta kendi kendilerini yönetmede başarılı olamayacaklarının altını çizdi.

CepheleÅŸme ve birlik hareketlerinin tarihsel devrimci deneyimlerin birikimi ve sonucu olduÄŸunu ifade eden Çiçek, Emekçi Kadınlar BirliÄŸi’nin kurulmasını birleÅŸik cephenin kurulmasının ilk örneÄŸi olduÄŸunu belirtti.

Kadın devrimi ve komünist kadın örgütlenmesinin nasıl gelişmesi gerektiğini, bölge devrimi fikrini, bölgesel federasyonları gündemlerine aldıklarını söyleyen Çiçek, sınıf mücadelesinin ihtiyaçlarını, örgütlenme biçimlerini ve mücadele yöntemlerini, araçları konusunda düşüncelerini aktardı.

‘İŞÇİ SINIFI İÇİNDE YETERSİZLİKLERİMİZ VAR’
Son olarak da 25 yıllık parti mücadelesinde işçi sınıfı içinde yetersizliklerin olduğunu ve bu sorunu dünya sosyalist hareketinde de yaşadığını belirten Çiçek, düşmanla yaşanan sert çatışmaların da bunda etkisi olduğunu belirtti.

Ayrıca öncülerin en ağır koşullarda bile direnmesi, illegal örgütlenmede inadın önemli kazanım olduğunu ve 25 yıl içinde gerek askeri politik mücadele ve gerekse de barışçıl mücadele araç ve örgütlenmeleri açısında önemli bir deneyim biriktirdiklerini sözlerine ekledi.

Umut Gazetesi yazarlarından Hüseyin AtaÅŸ ise sunumunda, yeniden yapılandırma, reorganizasyon, sosyalizm gibi baÅŸlıkların 1990’lı yıllardan beri tartışıldığını ama temelde kaçırılan birkaç nokta ile baÅŸlamak istediÄŸini söyleyerek etki ve tepki konusunda eksiklikler olduÄŸunu, mevcut emperyalist kapitalist sistemi de, bir bakımına yeniden tartışmaya ihtiyaç olduÄŸunu belirtti.

ATAŞ: SOSYALİSTLER DİRENEREK DEĞİL SALDIRARAK BAŞARIYA ULAŞIR
AtaÅŸ, sosyalizmin kaybetmesinin saldırı fikrinden uzaklaşıp direniÅŸe geçmenin büyük bir etkisi olduÄŸunu belirtirken “iktidar perspektifi olan sosyalistler direnerek deÄŸil saldırarak baÅŸarıya ulaşır” diyerek, burada devrimci hareketin bir kırılma yaÅŸadığını söyledi. AtaÅŸ “biz ne zaman direniÅŸ demeye baÅŸladıysak o zaman reformizme, liberalizme yani kendisine saldıran anlayışa kaydı. 1990’lı yıllarda bu akıma karşı direnen partilerden biri de MLKP’ydi. Fakat o süreçte birlik ve mücadele yoksunluÄŸu nedeniyle o kadar yalnız kaldırlar ki o süreçte dönemin koÅŸullarında devrimci hamlesini korumakla yükümlü kılındılar. Bu da bizim genel bir kaybımız oldu” dedi.

Emperyalizm nasıl ki çözülme sürecine girdiyse bu dönemde sosyalizm de bir çözülme sürecine girdiğini ve postmodern, postmodern marksitler, postmodern sosyalistlerin bu çözülme sürecinin ürünü olduğunu, kolaycılığa kaçma olarak değerlendirilebileceğini belirtti.

AtaÅŸ “Lenin’in de belirtiÄŸi gibi iki ideoloji vardır. Egemen sınıf ideolojisi ve ezilenlerin yani işçi sınıfın ideolojisi. Bunun arası yoktur. Ya sosyalist-komünist tarafta ya da burjuvazi tarafında olursun. Arada kalan arkadaÅŸlar yeni sosyalist akım, yeni marksizmler örgütledi. Ve ne yazık ki onlar literatürde fazla yer kaptılar bu da bizim bir handikapımızdır. Altının çizilmesi gereken bir diÄŸer konu ise dil bilincini geliÅŸtirmek ve yeniden yapılandırmaktır. Ayrıca ‘elveda proletaryanın’ hiçbir karşılığı olmadığını son birkaç yıldır yaÅŸanan kitlesel işçi direniÅŸlerinde görüyoruz. Hindistan’da 1 milyon işçi greve ve eyleme gitti. Proletarya açısında önemli bir baÅŸarıdır.” diyerek dünyadaki diÄŸer kitlesel direniÅŸlerden örnekler verdi.

‘DÜNYA GENELİNDE BİR ÖNCÜLÜK EKSİKLİĞİ VAR’
AtaÅŸ, sosyalistlerin yaÅŸanan eksikliklerinden bir diÄŸerinin de bu kitlesel hareketleri sınıf mücadelesi ile birleÅŸtirme ve aynı zamanda sınıf hareketini devrimci öncüleriyle buluÅŸturamamak olduÄŸunun altını çizdi. KendiliÄŸinden geliÅŸen halk ayaklanmalarında “dünya genelinde bir öncülük eksikliÄŸi var” diyen AtaÅŸ Gezi ayaklanmasını örneklendirdi.

Devrimci örgüt ve öncülerin bir araya geldiğini söyleyen Ataş, güçsüzlükten kaynaklı değil yeni süreci anlamasından kaynaklı olarak Ortadoğu düzleminde bir devrim modelinin ihtiyaç olarak ortaya çıkması ve bu devrimin nasıl yönetilebilineceği konusunda bir akıl ortaklığına ihtiyaç olduğu tespitinin yapılmasıyla birlikte birleşik devrimci merkezin oluşturulmaya çalışıldığını kaydetti.

Birleşik mücadelenin silahlı ve siyasal alanda ülkede önüne görevler koyduğunu ve öncülerin artık kendisini tartışmaya başladığını fazlasıyla görmeye başlandığını belirten Ataş, Komünarların da artık kendi gelenekleriyle de tartışmaya başladığını ifade etti.

Sosyalizmin yeniden yapılandırılması konusunun çok geniş kapsamlı olduğunu belirten Ataş, uluslararası boyutlarının da olduğunun altını çizdi.

1917 Ekim Devrimi sürecini değerlendiren Ataş, savunma halinden saldırı haline geçildiğinde başarı elde edildiğini vurgulayarak bundan sonraki süreçte prestijini yitirmiş sosyalizmi yeniden devrim ve sosyalizm fikrini alevlendirmekle yükümlü olduklarını, 1917 yılındaki gerçeklik ile karşı karşıya olduklarını ve birlikte yan yana yürürken, mücadele ederken aynı zamanda da yapısal sorunlara da nasıl çözüm bulunabilinir, tartışmalarına da devam edeceklerini söyledi.

Panelistlere yöneltilen sorular ve cevaplarla panel sonlandırıldı. (ETHA)

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir