OrtadoÄŸu’nun kadim halkı “Ezdi” | Gül Güzel


Ezdi halkıyla 2012 yılından beri yakın temaslarım ve iki defa da kutsal Şengal topraklarındaki Laleş’e gitmelerim oldu. Onun için Ezdi halkına dair gözlemlerimi kısa bir metin halinde siz okurlarımızla paylaşmak istedim.

Ézdi inancı, Dünya’nın en eski inançlarından olup, Åžeyh Adiyy el-Hakkari tarafından reforme edilmiÅŸ. Ézdi’ler Kürt halkıdır. Meleki Tavus ve Siyah yılan’’Maré Reş’’ Ézdi’likte kutsaldır. Kendi inançlarının dışında birisiyle evlenmezler. Kendi inancı dışında birisiyle evlenen kiÅŸi, Ézidi’lik inancından çıkmak zorundadır ve akrabalarıyla da iliÅŸkisi biter. Lahana, fasulye ve domuz etini yemezler. Cehennemin olduÄŸuna inanmazlar. Çünkü Meleki Tavus, Ézdi halkının cehenneme gitmemesi için Dünya’nın etrafından 40 bin kere dönerek, cefa çekmiÅŸtir. Tek bir Tanrı’ya ‘’Xwedé’’(kendi kendini yaratma veya oluÅŸturan) ye inanırlar. Kutsal yerleri olan LaleÅŸ, Åžeyh, Adiyy’nin mezarının bulunduÄŸu yerdir. Kutsal kitapları ise, Siyah kitap veya Meshafa ReÅŸ ile Kitab–ül Çilve’dir. 

Gül Güzel (Laleş)

Ézidi kültür ve halkı hakkında en çok 1970’li yıllardan sonra konuşulup, yazılmaya başlandı. Çünkü o yıllarda Türkiye’deki Ézdi Kürt halkı işçi olarak Almanya’ya gelmeye başladı. Bunun yanında Ortadoğu’daki siyasi değişimlerden dolayı Irak, Suriye, Kafkasya, Gürcistan, Ermenistan ülkelerinden de göç ederek yaklaşık 80 bin Ézdi insanı Almanya’ya yerleşti. En son göç etme nedenleri ise 2007 yılında El-Qaide ve 3 Ağustos 2014 yılında DAİŞ çetelerinin Şengal’a saldırmasıyla Irak’ta yaşayan yaklaşık 1 milyon Ézdi’nin büyük bir kısmı Dünya’nın çeşitli ülkelerine göç etmek zorunda kalmasıyla oldu.

Ézdi halkı kendi içinde yıllarca dışa açılmadan Arap feodal yapısının da doğrultusunda hiyerarşik dar, kapalı cemaat şeklinde yaşadı. Okula gidebilecekleri ülkelerde eğitim dili ya Türkçe veya Arapça olmak zorundaydı. Ayrıca okula giden çocukları İslamlaştırılmaya çalışılıyordu. Bu yüzden okula çok az bir kesim gidebildi. Ancak bu durum özellikle Almanya’ya olan göçlerden sonra yavaş yavaş değişmeye başladı. Çocukları okullara gitmeye başladı. Cemaatin dar çerçevesi değişerek, yüzyıllardan sonra Ézdi halkı özgürlük, Demokrasi ve kişiye özel haklar konusunda kendini geliştirmeye, değiştirmeye, savunmaya başladı.

YaÅŸadıkları OrtadoÄŸu ülkelerinde İslamcı baskılar altında kalan Ézdi’ler kendilerini izole ederek, inanç ve ibadetlerini sürdürebildiler. Ama batı ülkelerinde izolasyonla/tecrit kendi inanç ve ibadetlerini sürdüremeyeceklerini anlayan Ézdi halkı, İslam’ın baskılarından uzak, dünya halklarına kültür, inanç, ibadet ve kimliklerini tanıtmak için imkanlarını geliÅŸtirmeye baÅŸladılar. Batı ülkelerine göç eden Ézdi halkının 3. ve 4. Jenerasyonu/kuÅŸağı ,yüksek tahsil yaparak  kültür ve kendi kimliÄŸini kabul ettirip, tanıtma konusunda büyük baÅŸarı gösteriyor. Bu geliÅŸme beraberinde cemaat ve genç jenerasyon/kuÅŸak arasında çatışmaya, zorlanmaya neden oluyor. Çünkü OrtadoÄŸu coÄŸrafyasında yaÅŸadıkları süreçlerde kendilerini izole/tecrit ederek, yaÅŸayan cemaat, çok az okuma-yazma ve eÄŸitim- öğrenim  imkanlarından yararlanabildi. Onun için, ne zaman oruç tutuklarını, bayramlarını kutlayacaklarını ve neden vaftiz edildiklerini yazıya yeterince dökemediler. Kültürleri ve inançlarını dilden dile ve görsel olarak kuÅŸaktan kuÅŸaÄŸa aktarmaya çalıştılar. OrtadoÄŸu coÄŸrafyasında İslamcı baskıların altında yaÅŸamak zorunda kaldılar. Bu yüzden hiç bir halk, Ezdi halkı kadar büyük tecrit altında yaÅŸamamış; korku, baskı, iÅŸkence, asimilasyon ve teröre maruz kalmamıştır.

Almanya’ya göç eden Ézdi’ler yaklaşık 45 yıldan beri yaşadıkları Oldenburg, Chelle, Pforzheim..vb. gibi şehirlerde kurdukları merkezlerde, inanç, kültür ve geleneklerini yaşatmak için çalışmalar yürütüyor. Bu genç Ézdi jenerasyonu/kuşağı kendi kültür ve inancını yazılı döküman haline getirmeye çalışıyor. Almanya’da entegre olmaya başlayan genç jenerasyon/kuşak Ézdi topluluğu ise, bu ülkeyi kendi yeni yurdu olarak görmeye başlamış durumda.

Mart 2015 yılında Almanya/Stuttgart’ta özel bir mültecilik konumunda getirilen Ezdi halkıyla; genelde DAİŞ çetelerinden kurtarılan 100’den fazla kadına çeÅŸitli kurumlarda eÅŸlik ettim. O zaman 8-9 yaşındaki çocuklar ÅŸimdi yetiÅŸkin gençler olmuÅŸ ve hepsi birer meslek öğrenmiÅŸ durumda. Åžehirde bazen bana rastladıklarında,’’Gulé tu çawayi?’’ diye sorduklarında ilk önce kim olduÄŸunu bilmek için isimlerini soruyorum. Bu durum ve karşılaÅŸmalar beni oldukça mutlu ediyor. Aynı ÅŸekilde hiçbir ÅŸekilde okuma-yazmaları olmayan Anneler de… Ancak belli bir program çerçevesinde getirilen bu kadın ve çocukların çoÄŸu ÅŸimdi Irak’ta savaÅŸ olmadığı, güvenceli bir ülke iddiasıyla geri gönderilmek isteniyorlar. Alman mercilerin uygulamaya çalıştıkları bu geri gönderme planı birçok kadın ve gençlerde korku, huzursuzluk yaratmış durumda. ‘’Bizim gidecek ne evimiz, bahçemiz ne de akrabalarımız artık oralarda var!!!… diyerek hıçkırıklara boÄŸuluyorlar. O yüzden ÅŸimdi de yine Ezdi halkıyla dayanışma zamanı diyor ve bu günlerde kutladıkları, ‘’İDA EZİ’’ bayramlarını kutluyorum.


Kadının Kaleminden: Gül Güzel – 15.12.2023