Neonazilerin Mölln kentinde 3 Türkiyeliyi öldürmesinin üzerinden 30 yıl geçti

Mölln’deki saldırı iki Almanya’nın birleÅŸmesinden sonra Neonaziler tarafından yapılan ve insanların hayatını kaybettiÄŸi ilk ırkçı kundaklama olarak tarihe geçti

Almanya’nın Schleswig Holstein eyaletinin Mölln kentinde 23 Kasım 1992’de Neonazilerin kundakladığı evde Bahide Arslan, Yeliz Arslan ve AyÅŸe Yılmaz’ın hayatını kaybetmesinin üzerinden 30 yıl geçti.

Berlin Duvarı’nın 1989’da yıkılması ve iki Almanya’nın 1990’da birleÅŸmesinin ardından ülkede mültecilere ve yabancılara yönelik ırkçı ve yabancı düşmanı saldırılarda artış görüldü.

Anadolu Ajansı’nın haberine göre, bu dönemde iltica politikalarına iliÅŸkin tartışmaların yaÅŸandığı Almanya’da, 1991’de Hoyerswerda ve 1992’de Rostock kentinde mülteci yurtlarına yönelik saldırılarda çok sayıda kiÅŸi yaralandı. Hamburg yakınlarında bulunan Mölln’de 23 Kasım 1992’de Türkiyelilerin yaÅŸadığı iki ev de Neonaziler tarafından kundaklandı.

Aşırı saÄŸcı Lars Christiansen ve Michael Peters, ilk önce 32 Türk’ün kaldığı evi iki molotofkokteyli atarak kundakladı. Neonaziler saldırının ardından itfaiyeyi arayarak “Ratzeburger Caddesi’nde bir ev yanıyor. Heil Hitler” ifadesini kullanarak telefonu kapattı. Binada yaÅŸayanlar yangından kaçarak kurtuldu. Çok sayıda kiÅŸinin yaralandığı olayda bazıları pencereden atladı, bir kısmı ise çarÅŸafların yardımıyla pencerelerden kendisini dışarıya attı.

Aşırı saÄŸcılar Ratzeburger Caddesi’ndeki evi ateÅŸe verdikten yarım saat sonra Arslan ailesinin kaldığı eve molotof kokteyli attı. Alevlerin hızlıca yayıldığı evde 10 yaşındaki Yeliz Arslan, 14 yaşındaki AyÅŸe Yılmaz ile onları kurtarmaya çalışan 51 yaşındaki Bahide Arslan yaÅŸamını yitirdi.

Bahide Arslan’ın, itfaiyenin yangın söndürüldükten sonra mutfakta bulduÄŸu ve o dönem 7 yaşında olan torunu İbrahim Arslan’ı ıslak bezlere sarıp yangından kurtardığı aktarılıyor. Arslan ailesinin diÄŸer fertleri ise pencerelerden atlayarak hayatta kaldı.

Olayın ardından tutuklanıp yargılanan iki Neonazi’den biri 7,5 yıl, diÄŸeri de 15 yıl hapis cezası aldı.

İnsanların öldüğü ilk ırkçı kundaklama

Mölln’deki saldırı, iki Almanya’nın birleÅŸmesinden sonra Neonaziler tarafından yapılan ve insanların hayatını kaybettiÄŸi ilk ırkçı kundaklama olarak tarihe geçti.

Irkçı saldırının ardından ülkede ırkçılığa karşı gösteriler yapıldı. Dönemin BaÅŸbakanı Helmut Kohl ise hayatını kaybedenler için düzenlenen cenaze törenine katılmadı. Saldırının ardından Alman hükümet sözcüsünün, Kohl’un neden cenaze törenine katılmadığına iliÅŸkin bir soruya, hükümetin bunu “taziye turizmine dönüştürmek istemediÄŸi” yanıtı tartışmalara yol açtı.

Bir dizi ırkçı saldırı düzenlendi

Mölln faciası, Almanya’da Neonazilerin gerçekleÅŸtirdiÄŸi son saldırı olmadı ve daha sonraki yıllarda Türklere ve yabancılara yönelik bir dizi ırkçı saldırı yapıldı.

Kuzey Ren Vestfalya eyaletinin Solingen kentinde, 29 Mayıs 1993’te, Genç ailesinin Untere Werner Caddesi’ndeki evleri aşırı saÄŸcılar tarafından kundaklandı. Olayda Gürsün İnce (28), Hatice Genç (19), Gülüstan Öztürk (12), Hülya Genç (9) ve Saime Genç (5) yanarak can verdi.

Lübeck kentinde 18 Ocak 1996’da mülteci yurduna yönelik saldırıda çoÄŸu Afrika kökenli 7’si çocuk 10 kiÅŸi hayatını kaybetti. Bu saldırı ÅŸimdiye kadar aydınlatılmadı ve failleri yakalanamadı.

Brandenburg eyaletinin Guben kentinde 13 Åžubat 1999’da aşırı saÄŸcılar 3 yabancıya saldırdı. Saldırı sonucu Cezayirli mülteci Farid Guendoul hayatını kaybetti. Olaya iliÅŸkin 8 aşırı saÄŸcı hüküm giydi.

Bunları, 2000-2007 yıllarında, aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütünün cinayetleri, Halle ve Hanau kentlerindeki saldırılar gibi birçok ırkçı olay izledi.

“Irkçı saldırılar bizlere ve bizim gibi gözükenlere karşı devam ediyor”

Mölln’deki saldırıdan kurtulan İbrahim Arslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1980’li yıllardan bu yana Almanya’da gerçekleÅŸen ırkçı saldırılara dikkati çekerek “O zamandan bu döneme kadar ırkçı saldırılar bizlere ve bizim gibi gözükenlere karşı devam ediyor.” dedi.

Bunlara karşı, diÄŸer ırkçı saldırıların maÄŸdurlarıyla birlikte etkinlikler düzenlemeyi sürdüreceÄŸini vurgulayan Arslan, “Sadece ırkçıların veya faillerin bakış açısından deÄŸil, maÄŸdurların bakış açısından hikayeleri dinlemek daha makul geliyor bize. Böylece toplumu deÄŸiÅŸtirmek ümidimizdir inÅŸallah.” ifadelerini kullandı.

Arslan, bunun yanı sıra kendi çabalarıyla kitaplar çıkardıklarını, filmler çevirdiklerini ve tiyatro düzenlediklerini anlatarak “MaÄŸdurların bakış açısını anlatmaya çalışıyoruz. Hiçbir ÅŸekilde kurumlar bize yardımcı olmuyor. Sadece kendi bildiÄŸimizle ve saÄŸduyulu insanlarla birlikte bunları yapıyoruz.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Irkçı olayların unutulmamasının herkes için çok önemli olduÄŸuna iÅŸaret eden Arslan, “Sadece Alman toplumu için deÄŸil, senin benim için de çok önemli. Biz de bu toplumun insanlarıyız. Almanya’da yaÅŸayan bir vatandaşım. Alman vatandaşıyım. Benim burada yaÅŸamam, benim çocuklarımın burada yaÅŸaması için bunu çok önemli bir iÅŸ olarak görüyorum. Onların başına gelmemesi için büyük çaba veriyoruz. O çabayı da inÅŸallah büyük kurumlar da görür ve bize yardımcı olur.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Arslan, bir ırkçı saldırı olduÄŸunda bunun ilk baÅŸta ırkçı saldırı olarak nitelenmemesini eleÅŸtirerek “Bir olay olduktan sonra ırkçı saldırı ÅŸeklinde geçmemesinin sebebini, beyaz tenli Almanların bunu ön plana çıkarmama çabası olarak görüyoruz her zaman. Bunun deÄŸiÅŸmesi en büyük temennimiz.” ifadesini kullandı.

Mölln’deki ırkçı saldırı gerçekleÅŸtiÄŸinde 8 aylık olan ve annesinin evin ikinci katındaki pencereden komÅŸuların kucağına atmasıyla kurtulan Namık Arslan da 1992’de meydana gelen ırkçı saldırıdan kendisinin de etkilendiÄŸini belirterek “Kasım ayı geldiÄŸinde gerginliÄŸi hissediyorum. Herkesin kendi davranış ÅŸekilleri var. Herkes çok farklı. Bu ay geldiÄŸinde anne ve babamın üzüntü duyduÄŸunu biliyorum.” dedi.

Bu olayın unutulmaması gerektiğini ifade eden Namık Arslan, bu konuda yalnız bırakılmamalarını istedi.

Arslan, ırkçılığı kendisinin de yaÅŸadığını, arkadaÅŸlarından da duyduÄŸunu aktararak “Bununla yaşıyorsun. Bununla yetiÅŸtin, aşırı saÄŸcı bir saldırının kurbanı ve hayatta kalan ferdisin. Bunu unutamazsın.” dedi.

Sürekli saldırıyı düşündüğünü belirten Arslan, “Bunu unutamam. Küçük kardeÅŸimin ismi Yeliz. Hayatını kaybeden ablamın adı da Yeliz idi. KardeÅŸimin adını söylediÄŸimde karnımda karıncalanma oluyor. Çok gergin hissediyorsun kendini. Ablama da çok farklı bir bağım var. Maalesef sadece anlatılanlarla onun nasıl olduÄŸunu biliyorsun.” diye konuÅŸtu. (MHA)