Makus talihimiz | Mustafa Kumanova


Fikir ifade ettiği için bir insanın hapis cezasına çarptırılması insan hakları ihlali değil midir?
Adaletsizlik deÄŸil midir?

Bir zamanlar liberalizmin kurucu babalarından John Locke “Hukuk’un bittiÄŸi yerde tiranlık baÅŸlar diyordu”. Åžu an bir tiranlık içerisinde yaşıyoruz. Tiranlık içerisinde yaÅŸayanlar için o tiranlığın hukuku da bir tiranlıktır. Türkiye’de hukuk “toplumsal adalet” adı altında bir avuç seçkin için vardır. İktidara ve bu sisteme muhalif olanlar için deÄŸil, yandaÅŸlar için vardır.

Fikir ifade ettiği için bir insanın hapis cezasına çarptırılması insan hakları ihlali değil midir?

Adaletsizlik deÄŸil midir?

Bu ülkede Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Ö.Faruk Gergerlioğlu ve diğerleri ile R.Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım ya da Süleyman Soylu hukuk önünde eşit midir?

Türkiye’de muhalifler için hukuk yoktur. Türkiye’de sosyalistler için hukuk yoktur. Adalet hiç yoktur.

Türkiye’de asgari ücretlilerin hukuku yoktur! Türkiye’de ezilenlerin hukuku yoktur! Türkiye’de Kürtlerin, Ermenilerin, Rumların, Alevilerin hukuku yoktur. 

Türkiye’de hukuk çıkarlar için vardır. “Ulusal” çıkarlar, ÅŸirket çıkarları, patron çıkarları, tek adam çıkarları için vardır. İhale kanunları, seçim kanunları, iÅŸ kanunları hepsi hukuksaldır. Peki ama kimin için hukuksaldır? Senin, benim, bizim için mi yoksa üç beÅŸ seçkin, üç beÅŸ ÅŸirket için mi? Bu ülkede baÅŸkaldırı deÄŸil, çalıp çırpma “hukuk”tur… 

Bu ülkede fakir ve açlar değil patronlar ve göbekli paralar hukuktur.

Bu ülkede asgari ücretli işçiler deÄŸil bir avuç seçkinin hizmetkarı memurlar hukuktur. 

Bu ülkede nehirler, denizler ve ormanlar deÄŸil HES’ler, limanlar ve taÅŸ ocakları hukuktur.

Bu ülkede tahammül ve hoşgörü değil cop, biber gazı ve gözaltı hukuktur.

Bu ülkede demokrasi ve özgürlük değil baskı ve zulüm hukuktur.

Ve tüm bu “hukuksuzluk hukuku”nun üzeri örtülür. Görünmez kılınır. Dinci ve milliyetçi kimliklerle örtülür. Dini ve milliyetçi söylemler insanları büyüler. Tanrı’nın sınamaları, kader, varoluÅŸun amacıdır. Oysa boyun eÄŸdirmenin, korkutmanın ve sömürmenin aracıdırlar. Gerçeklerin üzerini örterler. Adaleti gölgelerler.

Böylesine hukuksuz bir hukuk ortamında muhalefet erken seçim de erken seçim diye tutturuyor. Hukuksuzluğun hukuk olduğu bir ortamda o seçim sandıklarının güvenliğini hangi hukuk garanti altına alabilecektir?

Seçim sandığına gidip oy vermek çözüm deÄŸildir. Bir kurtuluÅŸ hiç deÄŸildir. Seçim sandığına gidip oy verdiÄŸinizde ifade özgürlüğünü ya da demokratik hakları elde edemezsiniz. Gözaltına alınma veya hapse atılma korkusu olmadan sokaÄŸa özgürce çıkıp toplanabilme hakkını, bir araya gelip çığlık atabilme hakkını size bu tiranlığın hukuku hiçbir zaman vermez. Tüm bunlar hukuka göre “halkı kin ve düşmanlığa sevk etme”dir. Vergi affı, kasa boÅŸaltma, ihale dağıtma, kayırma, beÅŸ yerden maaÅŸ alma ise ilahi bir hukutur. Tanrısal bir lütuftur…

Bu yüzden hiç kimse hayale kapılıp son günlerde gündemin en tepesine yerleÅŸen Sedat Peker’in itiraflarının detaylı soruÅŸturulacağını sanmasın. Türkiye 98 yıldır hukuksal bir tiranlıktır. Bu ülkede tiranlığın hukuku esastır. Bu ülkede muhalefet bile tiranlığın muhalefetidir. Çünkü bu ülke hükümetle çıkar çatışmasına düşen bir mafya babasının, “Patron sizsiniz! Tayyip abi’nin de patronusunuz! Onun maaşını da siz veriyorsunuz!” ve ana muhalefet partisi liderinin, “Devr-i sabık yaratmayacağız,” dediÄŸi bir ülkedir. Bu ülke bir mafya babasının bir “halkçı”ya dönüştüğü, muhalif “sosyal demokrat” bir partinin liderinin ise devlet teamüllerini toplumun çıkarlarının üzerine koyarak bir gericiye dönüştüğü bir ülkedir.

Bu tiranlık da bu ülkenin makus talihidir…  

Tiranları bu kadar kolay bu kadar büyük iktidar koltuklarına oturtan bir halk gelecek felaketin kaçınılmaz olduğunu da bilmelidir.


Mustafa Kumanova – 04.06.2021

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir