Kürdistan serhildanı, enternasyonal dayanışma ve düşündürdükleri | Hüseyin Yeter


Kürdistan’daki bu ulusal iradeleÅŸme, ayaÄŸa kalkış ve direniÅŸ, Kürt ulusal mücadelesinin tarihi bir dönemecidir. Çünkü Kürt halkı, bütün dünyaya OrtadoÄŸu’da yaklaşık 50 milyonluk bir halk olarak, ulusal statü istediÄŸini, “Bijî Kürdistan”, “Yeke yeke gelê Kurd yeke” sloganları ve Kürdistan ulusal bayrağı renkleriyle en kararlı biçimde göstermiÅŸ oldu.

Paris’te 4 Ocak’ta, ABD emperyalizmi ve Türkiye’nin gözetiminde, Suriye ve İsrail arasında bir güvenlik anlaÅŸması imzalandı. İki gün sonra, Rojava Devrimi ve halkçı demokratik yönetime karşı önceden planlanan karşıdevrimci tasfiye saldırısı baÅŸlatıldı. Bu saldırı emperyalizm, sömürgeci güçler ve yerel gericiliÄŸin birleÅŸik, bölgesel ve uluslararası karşı devrimci bir saldırısıydı.  Bu saldırı, İsrail, ABD ve AB’li emperyalist güçlerin, Suudi Arabistan, Katar, Mısır vb. gerici Arap rejimlerinin desteÄŸi ve onayı, sömürgeci faÅŸist Türk burjuva devletinin tankları, uçakları ve askeri güçleri ile HTÅž’li çetelerin ortaklığı sayesinde gerçekleÅŸti. Kısa bir süre içinde, önce Halep’te iki Kürt mahallesinde baÅŸlayan kuÅŸatma, katliam ve iÅŸgal saldırısı, hızla “Fırat’ın DoÄŸusu”na sıçradı. ABD ve Arap devletlerinin örgütlediÄŸi Arap aÅŸiretlerinin saf deÄŸiÅŸtirmesiyle QSD, etki alanının %80’ninden çekildi. Güç iliÅŸkileri ve dengelerindeki büyük eÅŸitsizlik ve Kürt halkına yönelik soykırım tehdidi karşısında, QSD, Rojava’ya, yani Kürt kentlerine çekilmek zorunda kaldı. Mazlum Ebdî ve Rojava yönetimi, iÅŸgalci, gerici ve kirli savaÅŸa karşı direneceklerini ilan ettiler. Dört parça Kürdistan’a, dünya devrimcileri ve halklarına çaÄŸrı yaparak destek istediler.

Bu çaÄŸrı, Kürdistan’da, Avrupa’da ve dünyanın çeÅŸitli bölgelerinde karşılığını buldu. Dört parça Kürdistan’da Kürt halkı, ruhsal ve ulusal bir refleks gösterdi. Ulusal iradeleÅŸmesi ve serhildanıyla onurlu bir ÅŸahlanış içerisine girdi.

Avrupa ve dünyanın çeşitli ülkelerinde devrimci güçler ve halklar, Kürt halkının yanında yer aldılar. Bu büyük direniş Kürt halkı ve dostlarının özgürlük yürüyüşüydü. Dünyada emek ve özgürlük cephesinin emperyalist ve sömürgeci faşist gericiliğe verdiği güçlü bir yanıttı.

Kürdistan’daki bu ulusal iradeleÅŸme, ayaÄŸa kalkış ve direniÅŸ, Kürt ulusal mücadelesinin tarihi bir dönemecidir. Çünkü Kürt halkı, bütün dünyaya OrtadoÄŸu’da yaklaşık 50 milyonluk bir halk olarak, ulusal statü istediÄŸini, “Bijî Kürdistan”, “Yeke yeke gelê Kurd yeke” sloganları ve Kürdistan ulusal bayrağı renkleriyle en kararlı biçimde göstermiÅŸ oldu.

Bu direniÅŸ, dünya devletleri ve halklarına olduÄŸu gibi, Kürdistan’daki siyasal parti ve gruplara da ulusal birlik ve ulusal iradeleÅŸme mesajını vermiÅŸtir. Ve bu direniÅŸ, şüphesiz ki, Kürt ulusal mücadelesinin tarihsel hafızası, geleneÄŸi ve birikimine ve yine örgütlü bir halk olarak geleceÄŸe yönelik sezgisine dayanmıştır. BaÅŸur’da milyonlar Süleymaniye, Hewler, Duhok gibi kentlerde harekete geçti. KDP ve Barzani’yi harekete geçiren Kürt emekçilerinin, kadın ve gençlerinin aÅŸağıdan geliÅŸen bu yaptırımcı gücüydü. Kürt halkı bir onur ve özgürlük mücadelesi verdiÄŸinin bilincindeydi.

OrtadoÄŸu’da içinde geçilen sürecin tarihsel ve siyasal fırsatlar ve olanaklar doÄŸurduÄŸunu gördüğü gibi, ciddi riskler ve tehlikeler taşıdığının da farkındaydı.

Kürt halkı, Kürdistan’da devrimci ve demokrat siyasal öznelere, ulusal birlik temelinde, ulusal statü hedefiyle görevlerini yerine getirmesi çaÄŸrısı yapmıştır. Bütün ezilen ve sömürge uluslar gibi, gecikmiÅŸ de olsa, bugün kendi kaderine sahip çıkıyor, kolektif ulusal, kültürel ve anadil taleplerini istiyor.

Kürt ulusundaki bu iradeleÅŸme eÄŸilimine 20. yüzyıl baÅŸlarında Lenin, “tarihsel iki büyük eÄŸilimden biri” olarak iÅŸaret etmiÅŸti. Ulusların kenti kaderini tayin ilkesi; ezilen ve sömürge ulusların meÅŸru ve haklı bir talebidir. Ve bu ulusal statü ve özgürlük istemi, “tarihsel toplumsal sosyolojiye” de uygundur. Kürdistan’daki bu büyük ulusal uyanış, direniÅŸ ve derleniÅŸ bir eÄŸilimi ifade ediyor. Kürdistan’da siyasi partileri ve grupları, ideolojik farklılıkları, din ve mezhep farklılıklarını aÅŸtı; kollektif ulusal kimliÄŸi üzerinden kendi kaderini kendi eline alma iradesi biçiminde somutlandı.

Başta sömürgeci bölge devletleri gelmek üzere, dünya devletleri, halkları ve ezilenleri bu eğilimi gördü. Bu eğilim karşısında hiçbir siyasi ve askeri güç, hiçbir teorik analiz ve açıklama duramaz. Kürdistan tarihinde de siyasi özneler, teori, program, örgütlenme ve siyasal pratikleşmede bu eğilimi gözetmek zorunda kalacaklardır.

Bu eÄŸilime ve büyük dalgaya, emekçi Kürt halkı ve çıkarları doÄŸrultusunda müdahale etmek Kürdistan’daki devrimci ve sosyalist güçlerin görevi olacaktır. DoÄŸal ki, bunu teorik, siyası ve örgütsel boyutlarıyla analiz edeceklerdir.

Ocak 20026 Kürdistan serhildanı bir kez daha gösterdi ki;
1) Ã–ncesi bir yana, son 40 yıldır sömürgeci TC devletinin iç ve dış politikalarının merkezinde, Kürt sorunu ve Kürt ulusal hareketi durmaktadır. “Devletin bekası” ve “güvenliÄŸi” iktisadi, siyasi, diplomatik ve askeri politikaların yürütülmesinde belirleyicidir. Her türlü uluslararası ve bölgesel platformlarda, çeÅŸitli ülke ziyaretleri, görüşmeleri ve anlaÅŸmalarında; kirli ve gizli pazarlıklarda baÅŸat rol oynamaktadır. Bu tarihi süreçte Kürt sorunundan kaynaklı olarak ABD emperyalizmi baÅŸta gelmek üzere, İsrail, Rusya, AB, Arap devletleri gibi birçok ülke ile bağımlılık iliÅŸkileri derinleÅŸti.

Yine, bunu, iç politikada, yani işçinin sendika ve grev hakkının yasaklanmasında, asgari ücretin düşük tutulmasında, çökme ve yaÄŸmalarda, yoksulluk ve sefaletin artışında, yeni faÅŸist yasaların yapılmasında, yasaklarda, kitlesel gözaltılarda, kural ve yasa tanımamazlıkta görmek mümkündür. Kürdistan’da yürütülen kirli savaÅŸ için ödenen 2 trilyon dolar gibi büyük bir mali yük, işçi sınıfı ve emekçilerin sırtına bindirilmiÅŸtir.

2) Kürt sorunu, baÅŸtan itibaren bölgesel ve uluslararası bir sorundur. Bu anlamda “klasik bir ulusal sorun” deÄŸil, “özgün bir ulusal sorun”dur. Kürdistan 1. Dünya Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrasında Lozan AntlaÅŸması’yla 4 parçaya bölündü. İngiltere ve Fransa ve diÄŸer emperyalist güçler tarafından jeostratejik ve jeopolitik önemi nedeniyle OrtadoÄŸu’da bir statüko oluÅŸturuldu. İsrail’in çıkarları, zengin petrol ve gaz rezervleri, Filistin ve Kürt sorunu gibi nedenlerle emperyalist ve bölgesel sömürgeci güçlerin elleri OrtadoÄŸu’nun hep üzerinde olmuÅŸtur. 

Son 40 yılda Kürt ulusal demokratik hareketinin direniÅŸiyle Kürt sorunu, bir kez daha “uluslararasılaÅŸmış”tır. Dolayısıyla bu “özgünlük” bölgesel ve uluslararası emek ve ezilenler cephesinin enternasyonal dayanışmasını ve direniÅŸini de gerekli kılmaktadır. O halde, Kürt ulusal demokratik hareketinin söylemi ve çaÄŸrısı dünya devletlerine olmaktan çok, dünya halkları ve ezilenlerine yapılmalıdır. Zira emperyalist ve sömürgeci güçlere geri adım attıran da Kürt serhildanının yanında, bu uluslararası genel direniÅŸ ve enternasyonal dayanışma hareketiydi.

3)Kürt sorunu, Türkiye’de devrimci parti ve grupları, “sol sosyalist yapıları” test etmeye devam ediyor. Tarihte TKP ve diÄŸer sosyal ÅŸoven partileri ve gruplar biliniyor. Bugün de farklı bir tutum içerisine girmeleri mümkün görülmüyor. Ancak ’71 Devrimci Hareketi’nin devrimci geleneÄŸi ve tarihinde, halkların kardeÅŸliÄŸi ve birliÄŸi özlemi, ” halkların birleÅŸik mücadelesi” istemi hep vardı. Ne yazık ki, Halep’teki Kürt katliamı ve Kobanê’deki soykırım tehdidi sürecinde, bu mirası taşıdıklarını belirten bazı grup ve partilerin duruÅŸunda, bu tarihsel geleneÄŸin izi görülmedi.  Kürt sorununun çözümünü, “işçi sınıfının örgütlenmesi ve ayağı kalkışına” baÄŸlayan ya da “sosyalizme” erteleyen parti ve gruplar, Ocak 2026 Kürdistan serhildanında da bir kez daha “ilgisiz, duyarsız ve görünmez” hallerini sergilediler. Yanı baÅŸlarında ABD ve İsrail’in, TC’nin ortaklık yaptığı saldırı ve “soykırım tehdidi” duymazlıktan gelindi. Mazlum Kürt halkının sesi duyulmadı. Dolayısıyla bu “sol”un da “Kürt ve Kürk halklarının kardeÅŸliÄŸi” sloganı sözde kalıyor!

Oysa Türkiye’de demokrasi ve politik özgürlük talebi, Kürt sorunun çözümünde düğümlenmiÅŸtir. Bundan kaçışın yolu yoktur. Politik özgürlük için bu düğüm çözülmek zorundadır. İşçi sınıfının kurtuluÅŸu da bu mücadele içerisinde edineceÄŸi demokrasi eÄŸitimi ve kültüründen geçecektir. Bu demokrasi bilinci, eÄŸitimi ve kültürünü almadan işçi sınıfı kendi kurtuluÅŸunun yolunu da açamaz.

4)Ocak 2026’da gerçekleÅŸen Kürt ulusal direniÅŸinde bütün Kürt siyasi parti ve eÄŸilimleri yer aldı. Her bir eÄŸilimin farklı hedefleri olabilir. Ama ortak zeminde Kürt ulusal bilinci, refleksi ve onuru vardır. Bu anlamda BaÅŸure Kürdistan’da KDP ve Barzani, KYP ve Talabani’nin yer aldığı serhildanlar önemliydi. Ve diasporadaki gayretleri tabii ki görülmelidir. Zira çok geçmeden Hakan Fidan’ın, “Sıra Åžengal ve Maxmur’a geldi” açıklaması, tasfiye saldırısının bütün Kürdistan kazanımlarını hedeflediÄŸini gösterdi. Kürt ulusal birliÄŸi ve direniÅŸinin zemini güçlendi, gerisi Kürdistan siyasetine kalmıştır.  

Siyasal ve diplomatik geliÅŸmelerdeki baÅŸka bir eÄŸilimi de görmek gerekir: ABD emperyalizmi, Colani, İsrail ve Türkiye’nin, bu süreçte çeÅŸitli siyasi ve diplomatik hamlelerle KDP ve Barzani ailesinin Kürdistan ulusal hareketinde etkin kılmaya çalıştıkları görülmelidir. Burada sınıf farklılıkları, Kürt burjuvazisi ile yoksul Kürt halkı siyasal temsiliyetlerinin kendisini ortaya çıkardığı gerçeÄŸi unutulamaz. Dünya zenginleri arasında ismi geçen Neçirvan Barzani ile KCK siyasi yöneticileri arasındaki sınıfsal farklılık ve pozisyon, Kürt ulusal birliÄŸi ya da Ulusal Kongresi’nde sorun ve sıkıntı kaynağı olacaktır.

5)Kürdistan serhildanı sürecinin ardından geliÅŸen bir diÄŸer eÄŸilim ise, direniÅŸin ortaya çıkardığı kararlı, kitlesel, görsel ve yaptırımcı etkisinden hareketle örgüt ve partilere, devrimci ve yurtsever siyasi öznelere yönelik karşılığı olmayan eleÅŸtiri ve suçlamaların baÅŸlamasıdır.  Olan bitenin, adeta, siyasal öznesiz, kendiliÄŸinden ortaya çıktığını sanan siyasi eÄŸilimlerin örgüt karşıtlığıdır. İki ÅŸey unutulmamalı: ilki, Kürt serhildanı, yıllara dayalı ulusal devrimci mücadele ve örgütlemenin, devrimci gelenek ve tarihin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Bunu yaratan PKK ve diÄŸer siyasi yapılar ve gruplardır. Arkasında kocaman bir mücadele tarihi vardır. İkincisi ise, bu Kürt ulusal dalgası ve direniÅŸi kendi siyasal özneleri ile buluÅŸamazsa ya da devrimci parti ve yapıların önderliÄŸiyle buluÅŸamazsa geleceÄŸi yoktur.

Ocak 2026 Kürdistan serhildanı ve enternasyonal kitle direniÅŸi, Kürt ulusal birliÄŸi için Kürdistan’da siyasal parti ve gruplara mesajın yanında, dünyada devrimci ve komünist güçlere, emperyalist savaÅŸa ve gericiliÄŸe karşı enternasyonal örgütlenme ve devrimci pratik zorunluluÄŸu görevlerine iÅŸaret etmiÅŸtir.


Seçtiklerimiz: Hüseyin Yeter – ETHA – 16.02.206