Beyanlarına devam eden Gültan Kışanak, “Bir kez sorunun varlığını kabul edeceÄŸiz. Bir sorunumuz var, yokmuÅŸ gibi davranmaktan vazgeçeceÄŸiz artık. Hani ErdoÄŸan çözüm sürecini buzdolabına kaldırdıktan sonra Rusya dönüşü ‘düşünmezseniz yoktur’ demiÅŸti ya böyle olmuyor. Var. Bizim bugün bu mahkemede olmamızın bir tek nedeni var; Kürt sorunu” dedi.
Sincan Hapishane Kampüsünde devam eden Kobanê davasının bugünkü duruÅŸması Gültan Kışanak’ın savunmasıyla devam etti. Kışanak, “Kürt sorunu bu ülkenin bir gerçeÄŸi, bir hakikati, bir realitesi. BildiÄŸimiz bir gerçeÄŸi sadece ve sadece kendimize, kamuoyuna açık söyleyeceÄŸiz bu kadar. Hiçbir sorunun tek taraflı olmayacağını anlamak lazım, bunda ilkesel olmak ve bağımsız olmak lazım. Ortada bir sorun varsa bunun en az iki tarafı vardır. Hem kendimizi bilmek için hem karşıyı görmek için bize bir fırsat tanındı. İlkesel olarak, bir sorunun iki tarafı olduÄŸunu, hiçbir sorunun tek taraflı yaÅŸanamayacağını bilmek lazım. Mutlaka ben de o sorunun bir tarafıyım ki ortaya çıkıyor. İlkesel bakış açısıyla baktığımızda hem devlet kendisini görebilir, halklarımız eksiklerini görebilir, partiler eksikliklerini görebilirler. CumhurbaÅŸkanı bir dönem çözebilmek için 2015’te Diyarbakır’a gelip, ‘Kürt sorunu benim de sorunumdur’ demiÅŸti ya, böyle bakarsak bu sorunun nereden çözülebileceÄŸini anlarız, bu özeleÅŸtiri vermeyi saÄŸlar” dedi.
‘BARIÅž YAPARSAK BÖLÜNÜRÜZ SÖZÜNÜ ÇÖPE ATMALIYIZ’
İktidarın tek başına Kürt sorununu çözmeye odaklandığına dikkat çeken Kışanak, tek başına bu sorunun çözülemeyeceÄŸinin altını çizdi. Barışın kaybedeninin olmadığını söyleyen Kışanak, “Bu da bütün toplumların, hem siyasal hem de toplumsal kavgalar sonucunda ortaya koydukları temel bir ilkedir. Az kazanırsın, tam kazanırsın, memnun olursun o ayrı ama bunlar kazanma sürecidir. Biz bunu az çok ateÅŸkes ve çözüm süreçlerinde gördük. Çözüm süreçlerinde cenazeler gelmez oldu, analar bu kadar kaygılı deÄŸildi, analar bir parça rahat uyumaya baÅŸlamıştı. Barışın kaybedeni yoktur, barış kazandırır herkese. Belki bir çözüm bulacağız. Kürtler yeterince memnun olmayacak, iktidarın bilmem ne kanadı olmayacak ama en azından kaybetme sürecini durdurmuÅŸ olacağız. Dünyanın neresinde hangi iki aÅŸiret barıştan dolayı birbirinden uzaklaÅŸmış? Barış bölünmeyi getirmez, barış birlik olmayı, ortak bir gelecek arzusunu güçlendirir. Bölmeyi deÄŸil, birleÅŸtirmeyi saÄŸlar. Savaşın bizi nasıl böldüğünü görüyoruz, ‘Barış yaparsak bölünürüz’ sözü bir yalandır, uydurulmuÅŸ bir hikayedir. Bunu alıp bir çöplüğe atmanız lazım. Tam tersine biz savaÅŸtıkça duyguda, acıda, yeni bir yol yaratmakta bölünüyoruz. Bölünme sürecini ortadan kaldırmak için bu yalanı çöplüğe atmak lazım” ifadelerini kullandı.
‘KÜRT SORUNUN İÇ POLİTİKA MALZEMESİ YAPMAKTAN VAZGEÇİN’
Kürt sorunu gibi bir sorunun iç politika malzemesi yapılmaktan vazgeçilmesi gerektiÄŸini söyleyen Kışanak, “Bu ülkenin ekonomi sorununu konuÅŸun, halkın sorunlarını, gençlerin geleceÄŸini konuÅŸun. Niye Kürt sorununu kendiniz için araçsallaÅŸtırıyorsunuz? AKP çözmeye kalktığında CHP karışıyor, CHP çözmeye çalıştığında AKP karışıyor. Bıktık bunlardan, biz kimsenin aracı deÄŸiliz. Bizim çoluÄŸumuzun çocuÄŸumuzun kıymeti var, bunun üzerinde bu kadar tepinmeyin” dedi.
Türkiye’deki medyanın iktidarın politikalarına göre ÅŸekillendiÄŸini dile getiren Kışanak, medyanın gücünün savaÅŸ politikalarını konuÅŸmak için deÄŸil barışı korumak, toplumsallaÅŸtırmak, ortak aklı ortaya çıkarmak için deÄŸerlendirilmesi gerektiÄŸini söyledi.
‘İNSANLARIN BİR NEFRETİ YOK’
DEM Parti’nin tüm baskılara raÄŸmen demokratik siyasette ısrar ettiÄŸini, barışı, demokrasiyi, çözümün sözüyle siyaset yapmaya çalıştığını belirten Kışanak, kendisinin de son nefesine dek mücadele edeceÄŸini vurguladı. Kışanak, şöyle devam etti: “‘Ortak bir gelecek kurmak istiyoruz’ dersek bunu yapmanın imkan ve olanakları vardır. Bunu nereden biliyorum. Åžu son 40 yılda akan kana ve ocaklara ateÅŸ düşmesine raÄŸmen hala bu toplumun yüreÄŸinde karşılıklı bir kin nefret isteseler de yaratamazlar. Evet, tepkisellik var, dilde öfke var, karşıtlıklar var, birbirini anlamama var, karşı mahalleye kulağını kapama var ama yüreÄŸinde hala bir nefret yok insanların ve bu çok kıymetli, buna tutunabilmeliyiz.”
‘DEVLETİN YAPISINDA KAVGA VAR’
Erbakan’ın PKK lideri Abdullah Öcalan’a gönderdiÄŸi mektubu hatırlatan Kışanak, o süreçte bombaların patladığını, Åžubat darbesinin yapıldığını anımsattı. Devletin yapısında kavga olduÄŸunun altını çizen Kışanak, “Oslo’da görüşmeler yapılırken burada çeÅŸitli operasyonlar adı altında partinin bütün yöneticileri, üyeleri, kadınları, yerel yönetimlerdekiler absürt suçlamalarla tutuklandı. Buna raÄŸmen diyalog kesilmedi. Åžu an internette Hakan Fidan ve Oslo görüşmelerinin nereden, nasıl sızdırıldığına, sürecin nasıl provoke edildiÄŸine dair çok ayrıntılı bilgiler var. Yeniden bir çözüm ve diyalog ortaya çıktı, bizler çalışmalara baÅŸladık; Paris’te 3 Kürt kadın katledildi. ‘Silahları arkada bırakabiliriz’ mesajı vermek için Habur’dan gelenler 24 saat kasıtlı olarak bekletilip insanların ‘Acaba bunlar tutuklanacak mı?’ diye kaygıya kapılmasına ve gösterilerin geliÅŸmesine neden oldular. Yoksa o insanlar sessiz sakin bir ÅŸekilde gelecekti, yok ne gösteri olacaktı ne de Türkiye’nin batısı tahrik olur diye bir gündem olmayacaktı. Çünkü gelecek kiÅŸilerin daha önce hakkında bir soruÅŸturma yok bir tutuklama kararı olmadığına dair çalışma yapılmıştı. Her ÅŸey bu kadar konuÅŸulmuÅŸ kararlaÅŸtırılmıştı. Bu iÅŸi çözebiliriz, silahlara veda edebiliriz mesajı vermek, bu mesajı güçlendirmek ve çözüm sürecini ilerletmek için yapılmıştı ama ona da tahammül etmediler. 200 yıllık sorun, bir yanıyla devletin Kürtlerle çatışması bir yanıyla kendi içindeki çatışmasıdır” dedi.
‘KORKU İNSANIN EN BÜYÜK ZAAFIDIR’
Kobanê olaylarındaki provokasyonu tertipleyenlerin 2014 yılındaki hükümetin “çöktürme eylem planını” da uyguladığını kaydeden Kışanak, “7 Haziran seçimlerinde de istediÄŸi sonucu da alamayan iktidar her ÅŸeyi dağıtarak baÅŸladılar kumpaslara. Arkasından bütün samimiyetimizle anlattık, hendek ve barikat dediÄŸimiz meseleler bu kadar büyük ağır tahribatlar yaÅŸanmadan çözülebilecekken bilerek ve isteyerek kasıtlı olarak darbeciler tarafından uzatıldı, büyütüldü, kentlerimiz yıkılıp yakıldı, insanlarımız yaÅŸamlarını yitirdi. Bu ülkede çözüm karşıtı güçlerin bu kadar etkin olması gözümüzü korkutuyor. Ama dün de söyledim korku insanın en büyük zaafıdır, bununla baÅŸ etmeyi baÅŸaramazsak hiçbir ÅŸeyi çözemeyiz. Onun için bu korkuyu yenmek ve devlet içindeki asıl bu farklı yaklaşımlarla yüzleÅŸmek zorundayız. Çünkü bu meseleleri baÅŸka bir noktaya getiriyor. Bu açıdan çözümden yana bir devlet aklının ortaya çıkması lazım” ifadelerini kullandı.
Kışanak, son olarak ÅŸunları söyledi: “Kürt sorunu bir hak ve özgürlük sorunu, bir demokrasi sorunu, bir insan hakları sorunu. Bu ülkenin demokratik cumhuriyet olup olmayacağına dair vereceÄŸimiz cevabın altında yatan bir sorundur. Buradan bakarsak bu sorunu çözmek kolaylaşır. Bu sorun çözülemeyecek, içinden çıkılamayacak bir sorun deÄŸil. Evet bir yönüyle bu sorun daha da derinleÅŸti, çok farklı çok katmanlı bir soruna dönüştü ama çözme iradesi olursa çözülemeyecek bir sorun deÄŸil. Ne yapabiliriz, nasıl çözeceÄŸiz? Benim elimde hazır bir cevabım yok. Hem uluslararası sorunu çözerken hem onları nitelendirirken çözüme dair belirlenmiÅŸ ilkeler var. Bu konuda karar verilirse biz de rol alabiliriz. Bir kez sorunun varlığını kabul edeceÄŸiz. Bir sorunumuz var, yokmuÅŸ gibi davranmaktan vazgeçeceÄŸiz artık. Hani ErdoÄŸan çözüm sürecini buzdolabına kaldırdıktan sonra Rusya dönüşü ‘düşünmezseniz yoktur’ demiÅŸti ya böyle olmuyor. Var. Bizim bugün bu mahkemede olmamızın bir tek nedeni var; Kürt sorunu.”
Kışanak’ın beyanlarının sona ermesinin ardından öğlen arası verildi. DuruÅŸma öğleden sonra avukat beyanlarıyla devam etti. (etha)
