Almanya’nın Thüringen eyaletinde aşırı saÄŸa karşı danışmanlık projesi yöneticisi Romy Arnold, ülkede aşırı saÄŸcı düşünce ve yapıların günlük yaÅŸamda giderek daha fazla hissedildiÄŸini söyledi.
Arnold, aşırı sağın Almanya’daki günlük yaÅŸamda nasıl kendisini gösterdiÄŸine dair görüşlerini, AA muhabiriyle paylaÅŸtı.
Aşırı sağcı düşünce ve yapıların, günlük yaşamda giderek daha fazla hissedildiğini belirten Arnold, özellikle yapısal olarak zayıf bölgelerde boşlukları doldurarak gençler arasında etkisini artırdığını vurguladı.
AA’da yer haberde, Arnold, insanları küçümseyen ve Neonazi tutumların sokakta, parlamentolarda ve yerel düzeyde daha açık ÅŸekilde görüldüğünü dile getirerek, “Aşırı saÄŸcı düşünce kalıplarının daha yaygın hale geldiÄŸini görüyoruz.” dedi.
“AfD’nin her seçimde oyunu artırması ülke genelinde bir olgu”
Aşırı saÄŸcı saldırıların sayısındaki artışın da bu tabloyu doÄŸruladığını aktaran Arnold, Almanya için Alternatif (AfD) partisinin her seçimde oylarını artırmasının yalnızca DoÄŸu Almanya’ya özgü deÄŸil, ülke genelinde bir olgu haline geldiÄŸini ifade etti.
Neonazi partilerin hala bazı bölgelerdeki yerel seçimlerde yüksek oy oranlarına ulaştığına işaret eden Arnold, sağcı dövüş sporları yapılanmaları, gençlik grupları ve gevşek örgütlenmiş ağların da arttığını anlattı.
Arnold, “Aşırı saÄŸ, insanların bulunduÄŸu her alana sızmaya çalışıyor. Bu durum özellikle yapısal olarak zayıf bölgelerde daha belirgin.” diye konuÅŸtu.
Gençler arasında artan öfkenin nedenlerine de değinen Arnold, sanayinin zayıflığı, devletin kırsal bölgelerden çekilmesi, eğitim sistemindeki sorunlar ve Kovid-19 salgını döneminde gençlerden beklenen fedakarlıkların yeterince takdir edilmemesinin bu öfkeyi beslediği değerlendirmesinde bulundu.
“Demokratik partiler gençleri görmezden geliyor”
Arnold, aşırı sağın bu öfkeyi çok güçlü ve çok iyi ÅŸekilde kullandığına, aynı zamanda kendi kimlik önerisini de oluÅŸturduÄŸuna dikkati çekerek, “Demokratik partiler de maalesef gençleri görmezden geliyor. Bu sadece sosyal aÄŸlarda böyle deÄŸil. Thüringen’de son eyalet seçimlerinde, gençlere kendi kampanyası ve seçim afiÅŸleriyle hitap eden tek bir parti vardı. O da AfD idi. Yani gençlere hitap ediyorlar, gençleri bulundukları yerden alıyorlar.” ifadelerini kullandı.
Bazı bölgelerde aşırı saÄŸa karşı durmanın artık çok zor hale geldiÄŸini söyleyen Arnold, “DoÄŸudaki bazı belediyelerde yapılan yerel seçimlerde, AfD’nin oy oranı kısmen yüzde 50’ye ulaÅŸtı. Burada, hala var olan Reichsbürger yapıları ve benzeri ile kırsal alanların genel olarak karşılaÅŸtığı zorluklardan henüz bahsetmedik bile. İşte bu zorluklarla karşı karşıyayız. Orada insanları demokratik deÄŸerleri savunmaya teÅŸvik etmek bazen bir güvenlik meselesi de oluyor.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
Arnold, gençlerin öfkesini anlayabildiğini ancak bu öfkenin suçsuz insanlara yöneltilmesini kabul edemeyeceğini vurgulayarak, aşırı sağın bilinçli olarak suçu başkalarına yüklediğini ve toplumun alt kesimlerini birbirine düşürdüğünü anlattı.
Siyasetin sorumluluÄŸuna da deÄŸinen Arnold, demokrasi için mücadele eden kiÅŸi ve kuruluÅŸların daha güçlü ÅŸekilde desteklenmesi gerektiÄŸinin altını çizdi. Arnold, “Mesele, insanların ihtiyaçlarını ciddiye almak ve iyi siyaset yapmaktır. Tüm demokratik partiler bunu tekrarlıyor ancak bunu gerçekten uygulamalılar ve zaten çok zor durumda olanların, yerel düzeyde demokrasiyi savunmak konusunda iÅŸlerini daha da zorlaÅŸtırmamalılar.” dedi.
“Sosyal medya aÄŸları, aşırı saÄŸ için itici güç”
Sosyal medyanın aşırı sağın örgütlenmesinde önemli bir rol oynadığına iÅŸaret eden Arnold, WhatsApp, TikTok ve Instagram gibi platformların “radikalleÅŸmeyi hızlandırdığını” dile getirdi.
Arnold, “Mevcut tüm sosyal aÄŸlar da (aşırı saÄŸ için) büyük bir itici güç çünkü mesajları gençlere eskiden olduÄŸundan daha hızlı ulaÅŸtırıyorlar. Eskiden okulun önüne gidip gençleri ayartmak ya da onlara CD’ler vermek gibi zahmetli iÅŸler yapmanız gerekiyordu. Burada büyük fırsatlar var ve sadece AfD deÄŸil, aşırı sağın tamamı bu fırsatları deÄŸerlendiriyor.” diye konuÅŸtu.
Sosyal medya yasağına temkinli yaklaşan Arnold, bu tür yasakların yanlış kişileri cezalandırabileceğini, bu nedenle gençlerin, demokratik katılımını güçlendirecek, eleştirel medya okuryazarlığını artıracak alternatif çözümlerin daha etkili olacağını kaydetti.
