Diyarbakır’da gözaltında katledilen Devrimci Gençlik Önderi İbrahim Kaypakkaya, Karakaya köyünde bulunan mezarı başında anıldı. Çok sayıda kiÅŸinin katıldığı anmada, Kaypakkaya’nın mirasını anlatmanın devrimci bir görev olduÄŸu vurgusu yapıldı.
Ortakça YaÅŸam Kolektifi, Partizan ve Yeni Demokrat Gençlik (YDG), 18 Mayıs 1973 tarihinde Amed’te gözaltına alınarak katledilen Devrimci Gençlik Önderi İbrahim Kaypakkaya’nın yaÅŸamını yitirmesinin yıl dönümü dolayısıyla mezarı başında anma programı düzenledi. Çorum’un Sungurlu ilçesi Karakaya köyünde yapılan yürüyüşün ardından düzenlenen anmaya, Halkların EÅŸitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Devrimci 78’liler Federasyonu katıldı. Yürüyüşte sık sık, “İbrahim Kaypakkaya ölümsüzdür” pankartı açılırken “Önderimiz İbrahim İbrahim Kaypakkaya”, “Kaypakkaya yaşıyor savaÅŸ sürüyor”, “İbrahim Kaypakkaya ölümsüzdür” sloganları atıldı.
Yürüyüş sonrası yapılan anmada ilk sözü alan Ortakça YaÅŸam Kolektifi üyesi Metin Uzunöz, “Kemalizmin bir aydınlanma projesi mi yoksa bir diktatörlük rejimi midir” sorusunu sorarak, “Bu soru, Kürtlerin ezilen ulus olarak kendi kaderini tayin hakkı baÄŸlamında ele alındığında, Kemalizmin baskıcı karakteri daha belirgin hale gelir. Tarihsel süreç, Kemalizmin tekçi ve asimilasyoncu politikalarının, ezilen ulusların özgürlük mücadelesini görmezden gelen bir diktatörlük pratiÄŸi olduÄŸunu ortaya koymaktadır. Türkiye devrimci hareketinin özgün teorisyenlerinden İbrahim Kaypakkaya, ‘çuvala sığmayan mızrak’ metaforuyla sistemin kalıplarına sığmayan bir mücadele hattı çizdi. Kürecik’te temellerini attığı örgütlenme, işçi-köylü ittifakına dayanan, kırlardan ÅŸehirlere yayılan bir halk savaşı stratejisi öngörüyordu” ifadelerini kullandı.
‘MİT ‘EN TEHLİKELİ KOMÜNİST’ OLARAK GÖRDÜ’
İbrahim Kaypakkaya’nın ideolojik çizgisine ve devletin bu idelojiye yaklamşımına iliÅŸkin konuÅŸan Uzunöz, “Kaypakkaya’ya göre; yarı-sömürge ve yarı-feodal bir ülkede feodal üretim iliÅŸkileri tasfiye edilmediÄŸi için kapitalizm kendi iç dinamiÄŸiyle geliÅŸememiÅŸ; toplumun yüzde 75’ini oluÅŸturan köylülük, devrimin asli unsuru haline gelmiÅŸtir. Bu tespitlerle kırları ‘zayıf halka’ olarak gören Kaypakkaya, devrimin ateÅŸinin buralarda tutuÅŸacağını savundu. Kaypakkaya’nın kararlılığı ve teorik berraklığı, dönemin istihbarat örgütü MİT’in raporlarına da ‘en tehlikeli komünist’ ve ‘örgütü en zararlı’ olarak yansımıştır. Dersim bölgesinde baÅŸlattığı mücadele, sürekli takip edilen bir devrimcinin çatışmada yaralı yakalanmasıyla sonuçlandı. Yoldaşı Ali Haydar Yıldız ise çatışmada öldürüldü. Diyarbakır Cezaevinde günlerce, aylarca süren ağır iÅŸkencelere maruz kalan Kaypakkaya, ‘ser verip sır vermeyen yiÄŸit’ figürü olarak hafızalara kazındı. İşkence altında dahi direnmesi, onu kurÅŸuna dizilerek katledilmeye götürdü. Babasına bir çuval içinde teslim edilen cenazesi, faÅŸizmin vahÅŸetini simgelemektedir” diye belirtti.
‘MİRASINI DEVRİMCİ YÖNTEMLERLE SAHİPLENMEK’
Kaypakkaya’nın Türkiye devrimci hareketinden koptuÄŸunu ifade eden Uzunöz devamla ÅŸunları söyledi: “Kaypakkaya’nın ideolojik kopuÅŸu, Mahir Çayan ve Deniz GezmiÅŸ çizgisinden ayrışmayı ifade etse de bu ayrışmayı 1971 kuÅŸağının devrimci kopuÅŸundan bağımsız düşünmek doÄŸru deÄŸildir. O, dönemin devrimci dalgasının en özgün ve teorik temellere oturan seslerinden biri olarak tarihe geçmiÅŸtir. Günümüz koÅŸulları ise Kaypakkaya’nın yaÅŸadığı dönemden oldukça farklıdır. Artık kapitalist üretim iliÅŸkilerinin egemen olduÄŸu bir toplumsal yapı söz konusudur. Ancak kültürel alanda feodal iliÅŸkilerin devam ettiÄŸi de bir gerçektir. Bugünün mücadele hattını belirlerken, bu deÄŸiÅŸen nesnel koÅŸulları göz önünde bulundurmak, Kaypakkaya’nın mirasını dogmatik bir tekrarla deÄŸil, devrimci bir yöntemle sahiplenmek anlamına gelir. İbrahim’i anarken, 17 Mayıs 1982’de Gaziantep’te katledilen Kürt özgürlük hareketinin kurucularından devrimci Haki Karer’in ölümünün üzerinden 49 yıl geçti. Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde, 17 Mayıs 1982’de bedenlerini ateÅŸe vererek tarihe ‘Dörtler’ olarak geçen Ferhat Kurtay, EÅŸref Anyık, Mahmut Zengin ve Necmi Öner’in eylemlerinin üzerinden 44 yıl geçti. Ferhat dedi: ‘AteÅŸi söndürmeyin, bu bir eylemdir. AteÅŸi söndüren hainlik yapmış olur.’ İbrahim Kaypakkaya ölümsüzdür. Haki Karer ölümsüzdür. Dörtler ölümsüzdür.”
Ardından söz alan Partizan ve YDG temsilcisi kısa bir konuşma yaptı.
