HDP: Asgari ücret 4 bin olmalı

HDP Meclis Grubu adına Milletvekilleri Åževin CoÅŸkun, Ali KenanoÄŸlu, Musa PiroÄŸlu, Murat Çepni, Kemal Bülbül ve Tülay HatimoÄŸulları Mecliste asgari ücretle ilgili basın toplantısı düzenledi. HDP’nin asgari ücret talebinin 4000 TL olduÄŸu açıklandı.

HDP tarafından yapılan açıklama şöyle:

ASGARİ ÜCRET BASIN AÇIKLAMASI

            2021 bütçe görüşmeleri içerisindeyiz. İktidar bir kez daha sermayenin ihtiyaçlarına çare üretmenin derdinde. Halkın ve doÄŸanın lehine tek bir madde içermeyen, ÅŸirketlerin bütçesi görüşülürken; baÅŸka bir masada da milyonlarca emekçiyi doÄŸrudan ilgilendiren Asgari Ücret görüşmeleri sürdürülüyor.

     Asgari ücretin belirlenmesi iÅŸi, milyonlarca işçinin emeÄŸine ne kadar el konulacağı iÅŸidir.

         Tüm dünyada günde 25 bin insan açlıktan ölüyor. Ancak aynı dünyada en zengin 26 kiÅŸinin toplam serveti de 3.8 milyar insanın toplam gelirine eÅŸit.

      Türkiye’deki eÅŸitsizlik çok daha vahim durumda. Toplam gelir içinde emekçilerin payı 29.9’a gerilerken, sermayenin gelirleri ise 50.5’den, 55.3’e yükseldi.

16 milyon insan açlık sınırı altında yaşamaya mahkum ediliyor.

         10 milyon civarı insan asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Bu rakam, aileleriyle birlikte hesaplandığında ise on milyonlarca insanı ifade etmektedir. Dolayısıyla asgari ücret, tüm çalışan nüfusu doÄŸrudan etkilemektedir.

       Covit sürecinde, iktidarın sermaye lehine düzenlemeleri sonucu, 5 milyona yakın emekçi de, 1.168 TL ile, kısa çalışma ödeneÄŸine mahkum edildi. 

      Bu tabloda kadın işçilerin durumu çok daha vahim haldedir. Asgari ücret ve daha düşük ücret alanların oranı genelde yüzde 38 iken, bu oran kadınlarda yüzde 49’ a ulaÅŸmaktadır. Özel sektörde ise kadın işçilerin yüzde 32.5’i asgari ücretin altında oranlarda çalıştırılmaktadır.

      Asgari ücretli nüfus yoksulluÄŸun ve açlığın altında yaÅŸamaya mahkum edilirken, aynı zamanda verginin de büyük çoÄŸunluÄŸunu vermek zorunda kalmaktadır. Brüt asgari ücretin yüzde 33.4’ü vergi ve kesintilere gitmektedir.

      Asgari ücret, sömürü ve soygun düzeninin emek düşmanı politikaları altında her yıl istikrarlı olarak erimektedir. 2003 yılında ortalama 25 adet Cumhuriyet altını alabiliyorken, 2020’ de ise sadece 10 adet Cumhuriyet altını alınabilmektedir.

      Türkiye’de açlık sınırı 2.431 TL. Yoksulluk sınırı ise 7.918 TL. 16 milyon insan açlık sınırı altında yaşıyor. 16 milyon insana, sadece ölmeyecek kadar yiyebilirsiniz denmiÅŸ oluyor. Oysa aynı koÅŸullarda ülkedeki milyoner sayısı ve onların toplam bütçeden aldığı pay her yıl artıyor.

       En ilkel koÅŸullarda çalıştırılan, alın teri döken, iÅŸ cinayetlerinde hayatını kaybeden, kazanılmış hakları sistematik olarak gasp edilen, sermayenin savaÅŸ politikaları sonucu hayatını kaybeden, emeÄŸiyle tüm dünyayı doyuran işçilerin karşısında bu tablonun sorumlusu olarak zenginleÅŸen bir avuç kan emici vardır. Dünyanın gerçeÄŸi budur.

    Türkiye sermayesi krizdedir. Halktan alıp yandaÅŸ ÅŸirketlere hortumlayanların krizidir bu. Halkın vergilerini bir avuç zengine aktaranların krizidir bu. EmeÄŸin ve doÄŸanın dizginsiz sömürüsü ve talanını temel birikim modeli olarak belirleyenlerin krizidir bu. Ancak krizin kaynağı olanların krizden çıkma yöntemi de tüm yükü emekçilere, halka yıkmaktır.

     Kendilerine saraylar, ballı ihaleler, ÅŸatafat milyonlara ise açlık, dua, şükür, itaat. İşte krizin gerçeÄŸi budur. Sadece sarayın bir günlük harcaması, 4 bin asgari ücretlinin 1 aylık maaşına eÅŸittir. Üretenler, alın teri dökenler, iÅŸ cinayetlerinde ölenler kemer sıkmaya, acı reçete içmeye devam edecek ama kendi cebinin bekasından baÅŸka bir derdi olmayanlar semirmeye, zenginleÅŸmeye devam edecek.

     Bu düzen zenginin daha çok zenginleÅŸtiÄŸi, yoksulun ise daha çok yoksullaÅŸtığı bir düzendir. Aynı gemide olduÄŸumuzu söyleyenler yalan söylüyorlar. Batan, sermaye düzeninin gemisidir, ama milyonlarca yoksul emekçi o gemide deÄŸildir.

         Asgari ücret belirleme komisyonu bu koÅŸullarda toplanıyor.

       Sistem bu olduktan sonra belirlenen rakam ne olursa olsun, kriz derinleÅŸtikçe, iÅŸsizlik, enflasyon, zam, vergi basıncı altında kısa zamanda eriyip gidecektir.

       Komisyonun çoÄŸu sermaye çevrelerinden ve devlet yetkililerinden oluÅŸuyor. İşçileri temsil edenler ise ellerinde hiçbir yaptırım gücü olmaksızın, sadece iÅŸverenlerin insafına kalmış durumundalar. 

       İşçi konfederasyonları, siyasi partiler de asgari ücretin ne kadar olması gerektiÄŸi konusunda farklı rakamlar öneriyorlar.

       Partimizin önerisi ise 4000 TL’dir. Bu rakam sadece sarayın ÅŸatafata harcadığı bütçe ile bile rahatlıkla saÄŸlanabilir. Ancak bütçe bir hesaplama meselesi deÄŸil, tercih meselesidir.

       İşçi sınıfının sermayeye karşı en büyük silahı örgütlenme ve grev hakkıdır. Grev yoksa hak da yoktur. Grev yoksa masa da yoktur.

      İnsanca yaÅŸam koÅŸullarının saÄŸlanması ancak, emeÄŸin sömürüsü koÅŸullarının ortadan kaldırılması ile mümkündür. Sermaye ancak söz konusu eÅŸitsizlikler üzerinde kendini büyütebiliyorsa, asgari ücret de ancak bu eÅŸitsizlikleri hedef alarak belirlenmek durumundadır. Telebi asgari ücret diye tanımlanmaktan ziyade; söz, eylem, örgütlenme, grev ve toplu sözleÅŸme hakkı olarak ele alıyoruz.

       İnsanca yaÅŸanabilir bir ücret ve emeÄŸin özgür olduÄŸu bir dünya için mücadele etmekten baÅŸka yolumuz yoktur. Ekonomik, demokratik talepler için kararlılıkla yürüteceÄŸimiz bu mücadeleyi sermaye düzenine karşı direniÅŸin de bir parçası haline getirmeliyiz.

      Güçlü olan emeÄŸiyle üretenlerdir. Güçlü olan ÅŸalterleri indirdiklerinde dünyayı durdurabilecek olanlardır. Sermayenin sömürü ve talan düzenine karşı emeÄŸin dünyasını kurabilir, demokrasi ve özgürlüğü kazanabiliriz. Üretenlerin yöneteceÄŸi bir dünya kurabiliriz.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir