Hatırlamanın ve bilmenin iÅŸlevi – Erdal BoyoÄŸlu

YaÅŸanan olumsuzlukları inkar etmek ve üzerinde konuÅŸmaktan kaçınmak deÄŸil olumsuzlukları  kabul etmek açıkça dile getirmektir mesele… Materyalist felsefenin siyaset sosyolojisi ile yüzleÅŸmek istiyorsak; ben deÄŸil biz olmaktır bütün mesele…


Her bireyin ve her toplumun bir geçmişi vardır.

EleÅŸtirilerimizin yaraları olduÄŸu sürece geçmiÅŸ bugün olarak kalır. 

Bilim siyaseti, yaÅŸamımıza  diyalektik olarak yön verdiÄŸi oranda  fark etmenin bir ayrıcalığını yaÅŸarız. Emekten yana yolumuz, yol  tutarlılığımız, düşlerimiz hatta  eylemimiz oldu

HesaplaÅŸma kavramı üzerinden  öncelikle  epistemolojik kopuÅŸ sorununa deÄŸinmek elzemdir.

Burada amaç, yaptıklarımızla ortaya çıkan sonuçlar ve tavır ilişkileridir.

Asıl kaybettiklerimizi sorgulamadan derin derin haksızlıklardan bahsederken, bizi buralara getiren ağır  bedellerden çıkan  sonuç iliskileridir. 

Kendi  kendimize çalıp oynadığımız yerlerde, kendi ritmimizle yolumuzu aradık. Kendi kendimize devlet kurduk devlet yıktık. 

Ama elele tutamadık, omuz omuza veremedik, yan yana gelemedik. sevgiyi saygıyı paylaÅŸamadık 

Bilimsel sosyalizme , diyalektik materyalist felsefeye yönümüzü dönemedik, siyaset sosyolijisinden kaçtık,  İslam kültüründen otlandık. Yanlış tarafa döndüğümüz noktalar daha ağır bastı. Hiç  bir siyasi deÄŸeri  olmayan emek düşüncesini tanımlanamayan  Ateizme sarıldık ve Allahin yokluÄŸunu tartıştık.  İslamla yüzleÅŸmeyi emek sermeye çeliÅŸkisi üzerinden deÄŸil   allahın varlığı yokluÄŸu tartışmasına  indirgedik. Siyaset bilimi ve Aydınlanmanın yolunu açamadık. Kendimizle barışık olamadık, kendi aramızda sevgiyi saygıyı ve yoldaÅŸlığı geliÅŸtiremedik.Birbirimizle uÄŸraÅŸtık. Mutlak doÄŸru benim partimin  kavgasına tutuÅŸtuk. Pekin, Moskova, Tiran ayrıntısıyla birbirimize düştük.  Bilmek istediÄŸimiz  varmak istedigimiz düşlerimizden koptuk. 

Devrimci  önderlerin  cenaze iÅŸlemleri islami usullere göre yapılıyor ve islamın cihat bayraklarıyla   uÄŸurlanıyordu. İmamın-hocanın vaazları yol gösteriyordu. Ölen  devrimcilerin kıblesi  camilerdi.

Hiç dinmeyen sorunlar, hep derinleÅŸen kavgalar…

YaÅŸamımız kiÅŸisel kimlik ve benlik arasında sıkı  bir iliÅŸki sıkı bir baÄŸ vardır görüşüne katılırım. 

YaÅŸamla kurduÄŸumuz iliÅŸkinin ve bağın bugünü  ve yarını konusunda önemli bir ayrıntıdır diye de düşünüyorum  

Sadece kendi çevremize baksak etrafımızdaki kimliksizlikten ve benlikten  geçilmez ama biz hep ötekilerinin kimliksizliÄŸini görmek istedik. 

Büyük laflar ettik, gözlerimizi ve kulaklarımızı büyük bir rüyanın baÅŸlangıcı ÅŸeylerle doldurduk. İçimizdikiler  eÅŸitlik-adalet-özgürlük  dedikçe kendimizden geçtik ama ÅŸunu soramadık; peki biz dediklerimizi  yapıyor muyuz, yaşıyor muyuz? Uyguluyor muyuz diye birbirimize sorabildik mi? soramadık.

Çünkü olumsuzluklarımızı benliÄŸimizi içimizde deÄŸil; hep baÅŸkalarında aradık. 

Toplumsal geliÅŸmeleri, emek sermaye çeliÅŸkisini  kollektif bir ÅŸekilde  tartışamadan söz yetki ve kararı ben mekanizmasına teslim edilmesi gibi bir sonuç yaratıldı. Bunun  etki ve sonuçları nasıl bir sonuç verdi. Görülmüştür…

Eksiklikler, olumsuzluklar, yanlışlıklar, iç kavgalar ve sorunlar vb  topluca mahkum etmek deÄŸil, normallestiren hatta meÅŸrulaÅŸtırmak yoluna gidildiÄŸi de görülmüştür.

Örgüt  içinde devrimci öldürme emri karşılık  bulması ve hemen  cinayet makinesinin devreye girmesi sonucu devrimci katilliÄŸine ses çıkarılmiyordu .

 Peki siyaset neye yarar? 

Kariyerist iliskilerle yüklü bir geçmiÅŸin etkilerini tanımlamak gerekir. Hayatta kalanlarda ve yaÅŸamlarını kaybedenlerin yakınlarında ağır tramvaylara neden oldular.  Beklentim ve dileÄŸim,  bir gün mutlaka özellikle 1974 sonrası cevaevinden  çıkan kariyeristlerin  özeleÅŸtiri,  sorgulama, yüzleÅŸme yazılarını görmek ve okumak istiyorum. Gerçekten devrimci ahlak ve devrimci tavır da samimi olanlaradır bu önerim.  

YaÅŸanan olumsuzlukları inkar etmek ve üzerinde konuÅŸmaktan kaçınmak deÄŸil olumsuzlukları  kabul etmek açıkça dile getirmektir mesele. Acı öyle büyüktür ki…bir ÅŸekilde görmemezlikten gelindi. Oysa acı; devrimci kimliÄŸin temellerini zedelemiÅŸtir. 

Her insanın her toplumun bir geçmiÅŸi vardır. Evden aldığımız  kültürden tutalım egemenlerden aldığımız kültüre kadar bu kültürler yaÅŸamımıza yön verdi. Toplumsal olarak  kimlik ve benlik deneyimleri çok  etkili oldu. Bunların materyalist dünya görüşüne deÄŸiÅŸim ve dönüşmesi de kolay olmamaktadır. 

Oysa, Özür dilemenin deÄŸerini,  etkilerini ve  sonuçlarını  yazamadık, konuÅŸamadık.

 Ne yapmak istedik ve neler yaptık? 

Emek sermaye çeliÅŸkisini  ne kadar iÅŸleyebildik. EÅŸitlik adalet düşlerimi ne kadar yasama geçirebildik? Toplumsal sorunları ne kadar irdeyebildik? Siyaset bilimini  kendi iliÅŸkilerimizde göstermeden, bulunduÄŸumuz kurumlarda, çalıştığımız alanlarda yaratmadan neyin devrimciliÄŸi  oldu, olur? Sevgimizi, saygımızı, dostluÄŸumuzu,  yoldaÅŸlımızı  yaÅŸama  geçirmede olumlu bir  geliÅŸme olumlu bir farklılık  yoksa  yaÅŸamımızı  deÄŸiÅŸtirmeyi baÅŸarabilir miyiz?…

Materyalist felsefenin siyaset sosyolojisi ile yüzleÅŸmek istiyorsak; ben deÄŸil biz olmaktır bütün mesele. 

Bilmek isteyen yola çıkar. 

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir