Hararetli günler beklentisi | Efe Dağlı

CHP’nin, sinir uçlarıyla oynamayı sevdiÄŸi ErdoÄŸan’ı kontrolsüz öfkeye, klasik faÅŸist despotluklarda görüldüğü türden saldırgan hamlelere kışkırtma taktiÄŸi “hararetli günler” açıklamasının mantıksal devamı olan uygulamalarla hayata geçerse, AKP’nin oradan zararla çıkması, hatta olası iktidar deÄŸiÅŸimi ardından idarecilerinin kitlesel yargılamalara muhatap olması mümkün. Bütün bu sürecin mutedil adresi olmaya aday İYİP’in yüzde yirmiler hayali o durumda da hakikat halini alabilir.

AKP-CHP itiş kakışı biçimini alan siyaset sahnesinde, asıl hararetli günlerin henüz yaşanmadığını İçişleri Bakanı açıkladı ve olası gündemlerinin ne olduğunu ortaya koydu. Türkiye artık seçim atmosferinde ve bütün siyasal zümreler en iyi bildikleri şeyi yapmaya girişti-girişiyor.

İktidarın “güvenli bölgelere karşı saldırıları durdurma amaçlı harekat” arzusu akla 2015’teki ‘savaÅŸ yazı’nı getiriyor. Köprünün altından çok sular aktı. Ve ama ellerinde de pek az seçenek var. NATO tartışmalarının altındaki ana sebep, hiç deÄŸilse AKP-MHP açısından, tam da bu. Devlet baÅŸkanının, Rojava’ya olası askeri harekat ısrarını anlatırken NATO bileÅŸenlerinden destek istemesi, “En azından ayağımıza çelme takmayın” demesi, olası uzlaÅŸmanın yeter ÅŸartını ortaya koyuyor. MHP’nin NATO’dan çıkılması, hatta alternatif teÅŸkilat kurulması çaÄŸrısı fantastik olmakla birlikte konuÅŸulmaya deÄŸer deÄŸil; geçelim.

‘Hararetli günler’ müjdesini veren ve buna konsantre olan İçiÅŸleri Bakanının safları sıklaÅŸtırma çaÄŸrısı, bu çaÄŸrıyı her zamanki gayretkeÅŸliÄŸiyle yanıtlayan Cahit Özkan’ın başına patladı ki güncel politikada bir ibret vesikası baÄŸlamında “Cahit Özkan olmak” sendromu var. Kendisi yalnız deÄŸil ve her partide muadilini bulmak mümkün. Siyasal paçavralaÅŸma bu gibi durumlarla ele avuca geliyor.

Bununla birlikte CHP liderinin yer yer ErdoÄŸan’ın üslubuna öykünen emir komuta havası karşılık yoluyla saflaÅŸtırma stratejisine yaslanıyor. Skandala, gürültüye, sosyal medya avantajına ve manipülasyona sıkça baÅŸvuran bu metotla alınacak yol sınırlıdır.

AKP-CHP bu karşılıklı karşıtlık çatışmasıyla birbirlerini adeta dehÅŸet dengesinde tutarken oradan sıyrılan, geniÅŸ kitlelerce daha bir kuvvetle mutedil bulunan İYİP alan geniÅŸletiyor, iki parti seçmeninin de makul seçeneÄŸi konumuna yerleÅŸiyor. Elbette asıl hedef olan ‘kararsız seçmen’ ortalamasında da.

Bu konum hesaplı kitaplı bir iÅŸ olabilir mi? Politika bu gibi aşırı spekülasyonu kaldırmaz. Öte yandan AKP-CHP didiÅŸmesinin İYİP’e yarayacağını herhalde onlar da kestirebilir. Öngörülebilir olan hayata geçiyor denilebilir.

CHP bürokrasiyi sallama, silkeleme, “gidecekler” atmosferi oluÅŸturarak iktidara karşı bürokratik direnç yaratma stratejisini, AKP-MHP’nin altını oyduÄŸu izlenimini güçlendirerek derinleÅŸtirecektir. Bundan geriye düşemez. Maltepe mitinginin merkezinde olduÄŸu olaylar ve açıklamalar serisi bu stratejiyle iç içedir. Muhtemel bir sokak muhalefetini önleme, türlü açıklamalarla öfkeyi oy biçiminde kendine somutlaÅŸtırma arayışı da böylelikle somut bir hedefe kilitlenmektedir.

CHP’nin, sinir uçlarıyla oynamayı sevdiÄŸi ErdoÄŸan’ı kontrolsüz öfkeye, klasik faÅŸist despotluklarda görüldüğü türden saldırgan hamlelere kışkırtma taktiÄŸi “hararetli günler” açıklamasının mantıksal devamı olan uygulamalarla hayata geçerse, AKP’nin oradan zararla çıkması, hatta olası iktidar deÄŸiÅŸimi ardından idarecilerinin kitlesel yargılamalara muhatap olması mümkün. Bütün bu sürecin mutedil adresi olmaya aday İYİP’in yüzde yirmiler hayali o durumda da hakikat halini alabilir.

Toplumsal hayat sonsuz sayıda vektörün birbirini kesen veya birbirini besleyen amaçlarıyla yol alır. Her vektör diğerini bir biçimde etkiler, onları harekete geçirir, bu arada deprem etkisi yaratabilir.

Åžu sıralar ittihatçı iktidar devri yıllarındaki sloganı devralan İYİP’in önünü Abdülhamit muhipliÄŸiyle alma çabası iÅŸlevsiz. Abdülhamit’e en ağır lafları edenlerden biri de Mehmet Akif Ersoy’du ve kendisini AKP durmaksızın yad etmektedir örneÄŸin. Siyasal konum kaybından önce sosyal kayıp gelir ve AKP-MHP bileÅŸenleri tam da onu yaÅŸamaktadır. Devlet aygıtını çalıştırma yetkisine kadar gerileyen, toplumsal akışı artık sadece devlet marifetleriyle durdurmaya çalışan iktidar bloÄŸunun en ofansif hamlesi dahi bu çerçevede canını kurtarma derdine kilitlenmiÅŸ halde. EÄŸer böyleyse alabildiÄŸine reaksiyoner adımlarla örülü bir konjonktür hakim oluyor demektir.

O durumda AKP-MHP kendi mücadelesine kutsallık atfetmek amacıyla türlü çeÅŸitli ‘terör’ söyleminden yararlanacaktır. Somut sonucu demokratik mücadele kanallarının organize biçimde kapatılmasıdır.

Dilin bayağılaÅŸması bu gibi zamanların deÄŸiÅŸmez motifidir. “Son terörist” retoriÄŸi ya da galiz ifadeler sadece onu kullananın çapsızlığını deÄŸil içinden geçilen evrenin karşıdevrim cenahındaki görünüşünü de ortaya koyar.

Türkiye emekçi solunun önemli bir bölümünde bazen kemalizmle duygusal-düşünsel alışveriÅŸ ve bazen AKP-MHP’ye duyulan dizginsiz öfke nedenleriyle CHP’ye eklemlenmekle sonuçlanan, bu nedenle de özerk ya da bağımsız siyasal varoluÅŸunun nedenlerini ortadan kaldıran refleksif tutumlar yapısal sorunlara dönüşmüş durumda. Terk edilmesi gerekli olmakla beraber, orta-uzun vadeli bir siyasal ve düşünsel mücadelenin sonucunda mümkün olabilir. Sokaklarda yaygın kitle hareketlerinin, demokratik hak-özgürlük arayışlarının çeÅŸitlendiÄŸi ortamlarda bu gibi baÄŸların sorgulanması, ilgili öznelerin halkçı-sosyalist konumlar almaya yönlendirilmesi mümkün. Tam da bu nedenle, sokaklardaki hak-özgürlük arayışının cılızlığı bu bakış açısından yaklaşılınca sorun olmaktan çıktığı gibi tercih nedeni de oluyor.

AKP-CHP çarpışması, Türk siyasal sağının kontrgerillacı kadro bakiyesine sahip İYİP’i öne çıkarıyor. Ne var ki CHP emekçi sol yükseliÅŸi, soldaki yapısal zaafları da kullanarak, bloke ediyor.

Yürünecek yol CHP’ye angaje olmak deÄŸil Türkiye siyasal coÄŸrafyasının bütün devrimci demokratik birikimini ortaya çıkaracak sosyalist halkçı siyasal özgürlük mücadelesini olanaklı her biçimle milyonlarca yoksulu kapsayacak yollarla güçlendirmektedir.


Efe DaÄŸlı – ETHA – 31.05.2022