GümüştaÅŸ: CHP’ye angaje TİP ve TKP’ye destek vermeyeceÄŸiz

ESP EÅŸ Genel BaÅŸkanı GümüştaÅŸ, 31 Mart yerel seçimlerine iliÅŸkin ETHA’ya deÄŸerlendirmelerde bulundu. DEM’in eleÅŸtiri-özeleÅŸtiri toplantılarında ortaya çıkan iradeyi tam olarak bu sürece uygulayamadığını söyleyen GümüştaÅŸ, TİP’in grupçu, popülist yaklaşımlarını eleÅŸtirerek Erkan BaÅŸ’ın adaylığını desteklemediklerini açıkladı. GümüştaÅŸ, TKP’nin komünist olmadığını vurguladı, SMF’ye “seçimle sınırlanmış siyaset düzlemine hapsolma” eleÅŸtirisini yöneltti.


SöyleÅŸi: Nadiye Gürbüz – ETHA

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) EÅŸ Genel BaÅŸkanı Özlem GümüştaÅŸ, DEM Parti, TİP, TKP ve SMF’nin seçim politikalarına iliÅŸkin deÄŸerlendirmelerde bulundu. DEM Parti’nin 2023 seçimlerinde AKP’ye kaybettirme stratejisinin yanlış olduÄŸunun ortaya çıktığını hatırlatan GümüştaÅŸ, eleÅŸtiri-özeleÅŸtiri toplantılarında bu durumun somutlandığına iÅŸaret etti. Bu tartışmaların ardından 2024 yerel seçimlerinde her yerde aday çıkarma kararının bugün tam olarak hayata geçemediÄŸine iÅŸaret eden GümüştaÅŸ, parçalı bir tablo oluÅŸtuÄŸunu kaydetti.

GümüştaÅŸ, TİP, TKP ve SMF’nin seçim politikalarına da iliÅŸkin de deÄŸerlendirmeler yaptı. TİP’in grupçu, popülist bir siyaset izlediÄŸini, kendisini dayattığını söyledi. TKP’nin komünist olmadığını belirten GümüştaÅŸ, emekçi sol güçlerin matematiksel hesaplar yapmasını eleÅŸtirdi. GümüştaÅŸ, BMG içerisinde birlikte mücadele ettikleri SMF’ye, “seçimle sınırlanmış siyaset düzlemine hapsolma” eleÅŸtirisini yöneltti.

DEM’in aday çıkardığı her yerde ESP olarak tüm güçleriyle çalışacaklarını vurgulayan GümüştaÅŸ, Erkan BaÅŸ’ı desteklemeyeceklerini açıkladı, MaçoÄŸlu’nun TKP’den aday olmasını doÄŸru bulmadıklarını söyledi.

ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş sorularımıza şu yanıtları verdi:

DEĞİŞİM İSTEĞİ SEÇİMLERE BAĞLANINCA YENİLGİ RUH HALİ OLUŞTU

BileÅŸen bir parti olarak 2019 yılında baÅŸlayan ve 2023 yılı seçimlerinde de devam eden AKP iktidarına kaybettirme stratejisine itirazınız vardı? Bu itirazınızın halkta da karşılık bulduÄŸunu 2023 seçimleri sonrası yapılan halk toplantılarında gördük. Bugün gelinen aÅŸamada, DEM Parti’nin seçim politikasını nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?
Seçimler zemininde AKP-MHP faÅŸizmine kaybettirme ve dolayısıyla bu kaybettirme stratejisine baÄŸlı olarak Millet İttifakı, esasında CHP’ye oy verme düzlemi bir süredir HDP, YeÅŸil Sol Parti, DEM Parti hatta emekçi sol siyasetini genel olarak belirliyor. Biz bunun 2019 yılından bu yana 3. cephe çizgisini, ezilenlerin bağımsız siyasal hattını kurma iddia ve iradesini tavsatan, politik ve örgütsel tasfiyeye kapı aralayan bir strateji olduÄŸunu parti içinde tartıştık. Bunu partimizin programını savunmak, işçi sınıfı ve ezilenlerin bağımsız siyasal hattını kurmak ve üçüncü cepheyi geliÅŸtirmek adına savunduk. Bu sadece programatik bir savunu deÄŸildi. AKP’ye böyle kaybettirme stratejinin yanlışlığına karşı da bir duruÅŸtu. Çünkü tam olarak anayasal kurumsallaÅŸmasını yaratamamış olsa da Türkiye’de faÅŸist ÅŸeflik rejimi diye bir rejim var. Bu rejim seçimlerle deÄŸiÅŸme, parlamento zemininde bir muhalefetle dönüşmeye yatkın deÄŸil. Dolayısıyla AKP-MHP faÅŸist rejiminden kurtulma isteÄŸini, yani ezilenlerde, emekçilerde, işçi sınıfında biriken deÄŸiÅŸim isteÄŸi ve arayışını Millet İttifakı ve CHP’ye oy vererek AKP’yi deÄŸiÅŸtirme, kurtulma biçiminde bir stratejiye baÄŸlamak yanlıştı. Kötümser, umutsuz bir ruh haline, politik iddia ve özgüvensizliÄŸi tümden sinizme dönüştüreceÄŸi açıktı. Bu açıdan da mücadele yürüttük. Ezilenlerin bütün bir deÄŸiÅŸim ve özgürlük talebinin seçimler, sandık yoluyla, AKP’nin devrilmesine baÄŸlamının hepimiz için kötü sonuçlar üreteceÄŸini tartıştık.

Ve nihayetinde 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, bir seçimle daha kurtulma stratejisi karşılık bulmamış oldu. İşçi sınıfı ve ezilenler içerisinde biriken değişim isteği, bu seçimler yoluyla boş bir hayale dönüşmesine neden oldu, derin bir karamsarlık, yenilgi ruh hali oluştu.

HALK TOPLANTILARINDAKİ TARTIŞMALAR YEREL SEÇİMLERDE TAM KARŞILIĞINI BULAMADI
DEM Parti bu yenilgi ruh halinin özeleÅŸtirel tartışmasını sancılı biçimde yürüttü. Partimiz, örgütlerimiz CHP’ye ve seçimler yolundan durumu deÄŸiÅŸtirmeye yedeklenen stratejinin, politik hattın partide nasıl bir iddiasızlık, örgütsüzlük, tasfiye ortamı yaratmış olduÄŸunu eleÅŸtiri-özeleÅŸtiri toplantılarında ortaya koymuÅŸ oldu. Ve birleÅŸik mücadele partimiz DEM, tüm bu tartışma sonunda politik iddiasızlığı, yön kaybını, yarattığı ideolojik ve örgütsel kanamayı somutlamış oldu. Üçüncü cephenin inÅŸa edilmesi, bu stratejiden kopulmaması gereÄŸi konusunda yeni bir hatta girdi.

Yerel seçimlerden baktığımızda bu tartışmaların DEM’de tam bir karşılığını ürettiÄŸini söyleyemeyiz. DEM her yerde adaylarıyla seçimlere girme tartışmasıyla sürece baÅŸladı. Bir taraftan da müzakerelere açık olarak bir pozisyon aldı. Müzakerelere açıklık kent uzlaşısı dediÄŸimiz CHP ile kazan kazan politikasını oluÅŸturuyordu. Gelinen tabloda hem DEM Parti’nin kendi örgütlerinden, halkımızdan gelen eleÅŸtiriler doÄŸrultusunda bazı yerlerde aday çıkarmaya yöneldiÄŸini, hem de ortak politika belirlemekte asgari demokratik kurallara uymayan CHP ile yan yana gelmenin sonuçlarını alarak bir tablo oluÅŸturmuÅŸ oldu. Parçalı bir tablodur.

BATI METROPOLLERİNDE DEM ADAYLARI BÜYÜK COŞKUYLA KARŞILANDI
Kürdistan’da net bir halk iradesiyle seçimlere hazırlanıyor olması DEM’in baÅŸka bir gerçeÄŸidir. DEM’in temel belirleyici batı metropolleri olan İstanbul, İzmir, Ankara, Adana’da kendi adaylarıyla seçime giriyor olması ve bunun parti örgütleri, kitlesi tarafından büyük bir coÅŸkuyla karşılanıyor olması da DEM’in bir diÄŸer gerçeÄŸidir.

Eleştirel zeminden, yılları bulan seçim strateji ve taktiklerinden bazı sonuçlar çıkarıldığını söyleyebiliriz. Ama yine de partimizin üçüncü cephede kaybettiği politik iddia ve özgüvenini kazanması, bu yolda derinleşebilmesi açısından daha fazla örgütlenmeye, iradi çıkışlara ihtiyacı olduğu bu seçimin parçalı tablosundan da açık.

TİP İTTİFAKTA GRUPÇU ÇIKARLARI ETRAFINDA SİYASİ YARIŞA GİRDİ

TİP Genel BaÅŸkanı Erkan BaÅŸ’ın Gebze Belediye BaÅŸkan adaylığını CHP ve DEM Parti destekleyeceklerini açıkladı. ESP’nin bu konudaki yaklaşımı nedir?
TİP konusunda ilkin Emek ve Özgürlük İttifakı’na ne oldu sorusunu sormak lazım. Biliyorsunuz geçen seçimlerde işçi sınıfı ve ezilenlerin en geniÅŸ antifaÅŸist birliÄŸi olarak Emek ve Özgürlük İttifakı ÅŸekillendi. Fakat seçim boyunca birbiriyle yarışan gruplar aritmetiÄŸi olmaktan öteye geçemedi. Ve nihayet 2024 yerel seçimlerine geldiÄŸimizde Emek ve Özgürlük İttifakı’ndan bahsetmemiz söz konusu deÄŸil.

TİP, Emek ve Özgürlük İttifakı içerisinde, ondan bağımsız tekil bazı kentler düzleminde DEM ile iliÅŸkileri içerisinde birleÅŸik siyaset anlayışının, ayrıksı, grupçu örgütü olarak konumlandı. 2023 cumhurbaÅŸkanlığı ve parlamento seçimlerinde bir aÅŸamadan itibaren kendi grupçu çıkarları etrafında bir siyasi yarışa girdi. Bu yarış içerisinde hem ittifakın hem de DEM’le, Kürt özgürlük hareketiyle iliÅŸkileri ayrıştıran, gerici biçimde saflaÅŸtıran tarafı olarak konumlandı.

TİP, Türkiye’de baÅŸta DEM bileÅŸenleri olmak üzere bütün sol sosyalist parti ve örgütlerin sözcülüğüne soyundu. Bu pozisyon alma içerisinde parti olarak grupçu çıkarlarını dayatarak Emek ve Özgürlük İttifakı’nın ittifak olarak seçimlere girmesi ve deÄŸiÅŸik kentlerde kendilerinin desteklenmesi dayatmasında bulundu. Ve bu dayatmada, Batı’da DEM’e, Kürt özgürlük hareketine oy vermeyecek kesimlerin ancak kendileri aday olursa ittifaka oy potansiyeline dönüşeceÄŸini savundu.

HEGEMONYA MÜCADELEYİ İLERLEMENİN BARİYERİ YAPILAMAZ
İki mesele var. Her ittifak içerisinde hegemonya mücadelesi meşrudur, doğal ve kaçınılmazdır aynı zamanda. Fakat gruplar hegemonya mücadelesini asla birleştikleri zeminin daha ileri yürümesinin bariyeri, engeli haline getirmezler. Ancak böyle birleşebilir, iki üç olmaktan çıkıp daha farklı bir organizma yaratabilir, daha büyük bir mücadele örgütleyebilirsiniz. TİP ilk başta buna uymamış, birleşik mücadele anlayışının karşısına grupçu çıkarlarını geçirmiştir.

TİP SOSYALŞOVEN SEÇİM SİYASETİ İZLEDİ
İkincisi, başta DEM olmak üzere Emek ve Özgürlük İttifakı olarak seslendiğimiz kesim arasında sosyalşoven bir ayrıma denk düşecek seçim siyaseti izlemiştir. Bizim sosyalist hareket ve DEM bileşeni sosyalistler olarak, Kürt özgürlük hareketiyle yan yana gelmeyecek kesimleri, yan yana gelmeyişte ikna ederek onları kendimize inandırmaya ihtiyacımız yok. Böyle bir birliktelik ne Türk halkı için, ne işçi sınıfı için özgürlük ve eşitlik, politik kazanım örgütleyebilir, ne de Kürt sorununun demokratik yoldan çözümü konusunda herhangi bir kapı açabilir. Kürt sorununun demokratik yoldan çözümünü sağlayacak işçi sınıfı böyle bir yoldan örgütlenmez, bilinçlendirilmez.

Maalesef TİP, Batı’nın, Türkiye’nin sosyalist temsilcisi olma iddiasının altını böyle doldurmuÅŸ, esasen Türkiye demokrasisinin çok özgün konusu ve sorunu olarak Kürt sorunu karşısında aldığı tutumla gerici bir saflaÅŸma zemininde konumlanmıştır.

HİÇBİR YERDE TİP ADAYLARINI DESTEKLEMEYECEĞİZ
Biz bu nedenle TİP’in DEM ve emekçi sol hareket, birleÅŸik mücadele zemini ve platformları için ciddi bir sorunsal olduÄŸunu düşünüyoruz. TİP ile yapılacak seçim ittifakları, görüşmeleri, tartışmalarının birleÅŸik mücadele zemininde herhangi bir sonuç üretmeyeceÄŸini, yine işçi sınıfı ve ezilenlerin siyasi bağımsız hattının, birleÅŸik ve fiili meÅŸru mücadelesinin örgütlenmesi için sonuç üretmeyeceÄŸini düşünüyoruz. O nedenle Ezilenlerin Sosyalist Partisi olarak TİP Genel BaÅŸkanı Erkan BaÅŸ’ın Gebze’deki adaylığı karşısında birleÅŸik partimizin destekleme tavrını doÄŸru bulmuyoruz. Gebze’de de dahil olmak üzere TİP’in aday çıkardığı yerlerde hiçbir ÅŸekilde TİP’i desteklemeyeceÄŸiz ve oy çaÄŸrısında bulunmayacağız.

Sayın Erkan BaÅŸ Gebze’deki adaylığını işçi kenti olan Kocaeli’nin çok özgün bir havzasında adaylık olarak formüle ediyor, komünistlerin işçi sınıfı içerisinde örgütlenmesi için oradan aday olduklarını söylüyor. TİP içerisinde yaÅŸanan tartışmaları biliyoruz. Hatay’da, İzmir ve Ege’nin deÄŸiÅŸik kentlerindeki aday profillerini görüyoruz. TİP’in gerçek bir sosyalizm iddiası, söylediklerinin altını doldurması için öncelikle bu bulanık parti profilinden, herkese hitap edebilme “ÅŸirin sosyalizmi”, popülist söyleminden çıkabilmesi gerekir. Dahası, politik özgürlüğün ancak devrimle çözülebilecek bir sorun olduÄŸu, faÅŸizm ve sömürgecilik karşısında böyle bir sorun olduÄŸu, Türkiye ve Kürdistan gerçekliÄŸinde işçi sınıfını örgütlemenin belediye baÅŸkanı, milletvekili olmaktan çok daha fazla bir politik irade, örgütlenme, kuvvet, ideolojik netlik gerektirdiÄŸini görmesi gerekir.

TKP KÜRT ULUSAL SORUNU KARŞISINDA SOSYALŞOVEN KONUMDADIR

SMF’li Dersim Belediye BaÅŸkanı Fatih MaçoÄŸlu, önceki seçimlerde olduÄŸu gibi bu kez yine TKP’den Kadıköy’den aday. Komünist bir partiden aday olarak komünizm propagandası yapacağını söyledi. Öncelikle TKP komünist mi? MaçoÄŸlu’nun TKP’den adaylığını nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?
TKP komünist bir parti mi sorusuna en yakın geçmiÅŸten bakarak yanıt vereyim. 2023 seçimlerinde TKP bazı açıklamalar yayınladı ve çaÄŸrılar yaptı. İşbirliÄŸi içinde olduÄŸu Sosyalist Güç BirliÄŸi zemininde de bazı açıklamalar yaptılar. Bu açıklamalarda Türkiye’nin sorunlarına dair çözümler sundu. TKP, AKP ve ErdoÄŸan gericiliÄŸine, onun tek tek cemaatlerine karşı. Yani AKP karşıtlığı Millet İttifakı ve CHP destekleyiciliÄŸinde somutlanıyor. TKP, söylemde saÄŸ ve sermaye sınıfından yana olarak tarif ettiÄŸi CHP’ye de karşı. Peki TKP bu iki burjuva egemen blokuna karşı nerede duruyor. Üçüncü tarafı DEM olarak tarif ediyorlarsa dördüncü taraf olarak nerede duruyor. İşte orada pratiÄŸe, 2023-2024 seçimlerinde duruÅŸuna bakabiliriz. Esasen seçimlerde CHP’ye angaje olmak dışında bir seçenek üretmeyen bir TKP duruÅŸu ile karşı karşıyayız. TKP, AKP ve CHP karşıtlığı ile bunun içinde bir komünist program üretebilen, bağımsız pratiÄŸini örgütleyebilen bir parti deÄŸildir.

TKP’yi aynı zamanda komünist ilkeler çerçevesinde irdeleyeceksek, komünistlerin baÅŸta ulusal sorun olmak üzere temel ilkesel yaklaşımlarının da karşısında siyasi konum ve duruÅŸ örgütleyen bir partidir. Bunlardan ilki kuÅŸkusuz Türkiye demokrasisi sorunu olarak da Kürt ulusal sorunudur. TKP, Kürt ulusal sorunu ve genel olarak da ulusal sorun karşısında komünistlerin temel ilkesel yaklaşımının düpedüz karşısında sosyalÅŸoven konumlanan bir örgütlenmedir. TKP esasen AKP ve CHP’ye karşı bir konumlanış almaya çalışırken aldığı asıl konumlanış, bildirgelerinde de çok net ifade ettikleri veya Okuyan’ın deÄŸiÅŸik röportajlarında söylediÄŸi gibi, HDP ile DEM ile Kürt özgürlük hareketiyle yan yana gelmeyecek bir çizgi arayışındadır.

TKP bu konumlanış içerisinde bir Kürt sorunu görmekte midir, elbette görmektedir. Bildirgelerinde demokratik, eşitlikçi Türkiye yazmakta beis görmemektedir. Ama kasıtlı ve amaçlı bir biçimde Kürt sorununun Türk burjuva egemen sınıfının inkarcılığı ve sömürgeciliği zemininde gelişmiş bir sorun olduğunu görmemektedir. Rejimin sömürgeci inkarcı karakterini sistematik olarak yadsımakta ve Kürt sorununu, AKP hükumetinin çözmeye yanaşmayan politikalarına indirgemektedir.

TKP, aynı zamanda 20. yüzyıldan kalan emperyalizm anlayışıyla genel bir emperyalizm karşıtlığı ve antiemperyalist söylemi üreten bir partidir. Bu söylem içinde iÅŸbirlikçi Türk burjuvazisinin sömürgeci politikalarını yadsımakta ve yine bu tablo içinde Türkiye’nin mali ekonomik bir sömürge olduÄŸu gerçeÄŸini ortaya koymayıp onun iÅŸbirlikçi Türk burjuvazisine karşı savaşımını sistematik biçimde yadsımaktadır. TKP, bu analizi ile esasen işçi sınıfı ve ezilenlerin özgürlük, iÅŸ, ekmek,aÅŸ meselesini düpedüz AKP’ye karşı mücadeleye indirgemektedir. Ne sermaye sınıfına ne faÅŸist devlete karşı mücadeleye dair tek bir söz üretemez. TKP’nin esas söylemi, AKP’ye ve AKP’de cisimleÅŸen politik islamcı gericiliÄŸe karşı mücadeledir. Bir hükümetten, partiden kurtuluÅŸun Türkiye işçi sınıfı ve ezilenleri için tam bağımsızlık, eÅŸitlik yaratacağı söylemini üretmekte ve bunun pratik yolunu her seçimde CHP’ye yedeklenmeye düşmekten kurtulamayarak belirlemektedir.

TKP KOMÜNİST BİR PARTİ DEĞİLDİR
TKP, AKP’yi analiz ederken de tartışırken de dar bir çerçeve içerisindedir. Politik islamcılık AKP’de ve onun birkaç cemaatinde ÅŸekillenen gericilik biçimiymiÅŸ gibi bir AKP karşıtlığı görüyoruz TKP’de. Fakat TKP, AKP’nin politik islamcı faÅŸist ÅŸeflik rejimi biçiminde konumlanışını; bu ÅŸeflik rejiminin bir iktidar biçimi oluÅŸunu, bu ÅŸeflik rejimi etrafında yan yana gelen cemaatler, Ergenekoncular, MHP gibi politik kuvvetlerin devlet içindeki konumlanışını yadsımaktadır. Meseleyi dümdüz bir AKP karşıtlığına daraltmaktadır. Bu koyuÅŸ halklarımızın yaÅŸamları ve özgürlükleri karşısındaki tehlikeye dair siyasal savaşımın gerçek içeriÄŸine kapsamında halklarımızın gözünü baÄŸlamaktır. Bu nedenle TKP komünist bir parti olmadığı gibi sosyalizm iddiasının altını hiçbir politik program ile dolduramadığı gibi seçimlerde ya da güncel bir takım gündemler ve talepler zemininde bile halklarımız, işçi sınıfı ve ezilenler nezdinde anlamlı bir pratik politik kuvveti olan bir siyaset, örgüt deÄŸildir.

Sayın MaçoÄŸlu, TKP ile birlikte Kadıköy’den aday. Bu seçimlerin en fazla tartışılan konularından biri. Dersim’de yaratılan “Komünist baÅŸkan”ın Kadıköy’de devam etme siyaseti. Biraz da popülarize edilen bir mesele. Bu tablo içinde tartışılması gereken MaçoÄŸlu’nun TKP ile birlikte Kadıköy’den adaylığını belirleyen SMF’li dostlarımız. Bizim için meselenin esas özgün yanı burası. MaçoÄŸlu, İstanbul’da ve Kadıköy’de TKP ile birlikte nasıl bir komünizm ve komünist baÅŸkan propagandası yürütebilir. MaçoÄŸlu’nun Dersim’de uzun yıllara dayandırılmış ve oluÅŸturulmuÅŸ bir yerel belediyecilik anlayışı ve deneyimi var. Bu deneyim, birikim ile yerel belediyecilik çizgisi koyuyor. Bunu deÄŸiÅŸik açılardan İstanbul ve Kadıköy’de halkımız ile paylaşıyor.

Fakat bu yerel belediyeciliÄŸin içerisinde bir komünizm propagandası, halkçı belediyecilik yok. Çünkü bu bir söylem deÄŸil, böyle bir sözün gerçek bir politik programa dayanması gerekir. Bu politik programsa ne Kadıköy için oluÅŸturulmuÅŸ yerel seçim politikasında var ne de TKP’nin parti olarak söylemlerinde var. Esasen ortaya bir halkçı belediyecilik çizgisi konulmuyor. Nihayet İBB seçimlerinde ise İmamoÄŸlu’nu destekleyeceklerini açıklıyor MaçoÄŸlu. O genel siyaseti düzleminde de CHP’yi destekleyecek bir söylem üretilmiÅŸ oluyor. Ne Kadıköy için ne İstanbul için ne de sık sık seçimlerle AKP-MHP faÅŸist ÅŸeflik rejimiyle çarpışan halklarımız için ayrı bir siyasi söz, söylem, ayrı bir mücadele programı geliÅŸtirebilmiÅŸ olmuyor.

MAÇOÄžLU’NUN TKP ADAYLIÄžIYLA KOMÜNİZM PROPAGANDASI YAPMASI ZOR
Yani MaçoÄŸlu’nun TKP adaylığıyla komünizm propagandası yapması, TKP’den gelen nesnel sınırları ve zorlukları nedeniyle zaten vardır. Ama bir diÄŸeri İBB seçimlerinde İmamoÄŸlu’nu destekleyerek yürütülecek bir yerel seçim siyaseti bakımından da sınırlılıklarının olduÄŸu ortadadır. Bu tabloda SMF’li dostlarımızın Dersim, Kadıköy, Erzincan, Antakya ve deÄŸiÅŸik kentler zemininde izlediÄŸi yerel seçim siyaseti de özünde grupçu ve pragmatisttir. SMF’li dostlarımızı hem BMG içerisinde hem de Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bileÅŸeni olarak birleÅŸik mücadele partimiz DEM’le yan yana gelen bir kuvvet olarak önemsiyoruz.

Bu tür politik kuvvetlerden, seçimler dışında, işçi sınıfı ve ezilenlerin halklarımızın, Türkiye ve Kuzey Kürdistan coÄŸrafyasının siyasal kazanımı ve kurtuluÅŸu için gerçek bir politik program inÅŸa edebilme iddiası, güveni ve fiiliyatıdır beklediÄŸimiz. Fakat burada SMF’nin seçimle sınırlanmış siyaset düzlemine doÄŸru hapsolmakta olduÄŸunu görüyoruz. Buralardan söylenen yüksek sözlerin; “A belediyesini alarak C bölgesinde durarak D bölgesinde bazı kooperatifler inÅŸa ederek bir komünizm propagandası yapacağız” demenin Türkiye ve Kürdistan coÄŸrafyasının siyasal gerçeÄŸi bakımından bir gerçeÄŸi yok.

FAŞİZMİN TASFİYECİ KUŞATMASI EMEKÇİ SOL HAREKETTE İDDİA KAYBINA YOL AÇTI

Türkiye ve Kuzey Kürdistan bakımından önemli birçok gündem söz konusu. Savaş, emek sömürüsü, işçi ve doğa katliamları, kadın cinayetleri bunlardan birkaçı. Seçim süreçlerinde bu önemli gündemlere ilişkin politik bir hat izlenemediği eleştirisi yapılıyor. Siz seçim sürecini politik olarak nasıl ele alıyorsunuz?
Seçim süreçleri halklarımızın politikaya ilgisinin yükseldiği ve siyasi mücadele açısından da değişik güç ve imkanların oluştuğu süreçler. O nedenle kuşkusuz iyi çalışılması, iyi planlanması, anlamlı bir siyasi ve örgütsel seferberlikle geçirilmesi gereken zeminler. Bizim de, Türkiye, Kürdistan siyaseti zemininde politika yapan politik öznelerin de atlamaması, dışında kalmaması gereken zeminler. Fakat seçim zeminlerinin yarattığı bu imkanlardan yararlanabilmek için anlamlı bir politik hatta, ideolojik duruşa ve netliğe, güçlü bir siyasi, örgütsel seferberliğin örgütlenmesine ihtiyaç duyuyor. Bu da halklarımızın eşitlik, özgürlük, adalet, demokrasi, barış ihtiyacını karşılayacak bir siyasi mücadelenin daha geniş politikalar çerçevesinde örgütlenmesiyle mümkün olabilir.

Seçimler her şeymiş, bütün sorunların çözümünü sağlayacak zeminmiş gibi korunması ve siyasetin merkezine koyuş, emekçi sol hareketi daha fazla iddiasızlaştırıp, toplumun sorunlarının çözümü konusunda daha fazla hareketsiz kılıyor. Bir pozisyon kaybı oluyor.

Bu kuÅŸkusuz sadece seçimlerle ilgili deÄŸil. AKP’nin adım adım faÅŸist ÅŸeflik rejimini kurucu terörle birlikte inÅŸa ettiÄŸi 2015 yılından bu yana uygulanan tasfiyeci kuÅŸatma ve siyasi kırım saldırılarının emekçi sol hareket saflarında, sosyalizm iddialı parti ve örgütlerde yarattığı ciddi bir durum var. İlkin bunu görmeliyiz. Bu zeminden, derin bir politik iddia ve özgüven kaybı yaÅŸanıyor. Bu zeminde giderek tek tek parti ve örgütler toplumsal, siyasal, iktisadi, sosyal sorunların çözümü karşısında siyaset ve pratik üretmekten geri düşen, tek tek kendi örgütsel varlıklarını koruma zeminine doÄŸru daralan pozisyondalar. Bu zeminde seçimler giderek her meselenin çözümü haline geliyor.

EMEKÇİ SOL HAREKETİN ZAYIF KARNI CHP ANGAJMANLI DÜŞÜNÜŞTÜR
Son seçimler bakımından ise bu tabloya ÅŸunu eklemeliyiz. Merkezi siyasetin odağına doÄŸru gelen seçim konusunda da emekçi sol hareket giderek AKP’nin CHP kanadıyla geriletilmesi, düşürülmesi stratejisine doÄŸru angaje oluyor. Düpedüz bu siyasetle kendi varlık zeminini buna göre belirliyor. Bu zemini de topluma bütün sorunların çözümü için seçimleri beklemeleri, bütün sorunların çözülmesi için de burjuva egemen partisi ve ittifak bloku olan CHP ve Millet İttifakını desteklemeleri dayatılmış oluyor. Bu tabii derin ve ağır bir tablo. Yani bu tablo içerisinde hem toplumun deÄŸiÅŸik sorunlarına politikayla, pratikle yönelemeyen, bunun mücadele biçimi, araçlarını, birleÅŸik zeminlerini, platformlarını inÅŸa edemeyen bir sol gerçeÄŸi var. Aynı zamanda bütün bu sorunların çözümünü seçimlere havale ederek orada da burjuva egemen bir partinin desteklenmesi yolundan halklarımızla muhataplaÅŸan bir siyaset gerçeÄŸi var. İlkin bu durumun deÄŸiÅŸtirilmesi gerekiyor. Emekçi sol hareketin en zayıf karnı CHP angajmanlı düşünüştür. Bu düşünüşten çıkılması, kırılması gerekiyor.

DiÄŸer mesele ise az önce bazı partilerin örneklerinde tartıştığımız gibi, deÄŸiÅŸik yerlerde alan kapmak, mevzilenmek, orada bir vekil, bir belediye baÅŸkanlık, muhtar ya da belediye meclis üyeliÄŸi biçiminde yapılan planların anlamlı bir politik duruÅŸ üretmediÄŸini görüyoruz. Ama sol hareket seçimlerde deÄŸiÅŸik zeminlerde pragmatist, hesap kitap içeren defterlerle seçime giriyor. Her seçimde, nasıl belediyecilik inÅŸa edileceÄŸi, AKP-MHP’nin nasıl teÅŸhir edileceÄŸi, halklarımızın farklı bir yaÅŸam, kendini ve kentlerini yönetme konusunda nasıl bir pratikle buluÅŸturacağımız meselesinin önüne tartışmalar, matematik hesapları geçiyor. İttifakların da esas içeriÄŸini bu hesaplar, grupsal çıkarların belirlediÄŸi zeminler geçmiÅŸ oluyor. Bu zeminlerde ittifaklar kurulmuÅŸ oluyor. İttifaklar mücadelemizi nasıl geliÅŸtireceÄŸiz, nasıl büyüteceÄŸimiz tartışmasından ziyade buna odaklanıyor. Bu denklem içerisinde, İliç’te bir maden faciası yaşıyorsunuz, doÄŸa ve işçi katliamını iç içe yaÅŸadığımız ağır bir durum yaÅŸanıyor, 6 Åžubat’ın yıldönümünden geçiyorsunuz. Halkımız bir hesaplaÅŸma ve yüzleÅŸme içerisinde oluyor. Ama bu halkımızın öfkesini ve deÄŸiÅŸim isteÄŸini biriktiren meseleler karşısında dönüyorsunuz, Kadıköy’den kiminle, nasıl, Antakya’da hangi biçimde, nasıl tartışmasını üretmiÅŸ ve 31 Mart’ı beklemeyi salık vermiÅŸ oluyorsunuz. Bu ciddi bir zayıflık ve zaaf konusu.

Partimiz o nedenle her seçime anlamlı bir siyasi, örgütsel seferberlikle, birleÅŸik mücadele partimiz DEM’le ve onun ittifak çizgisindeki tartışmalarla giriyor. Bu ittifakların, tartışmaların her birini birleÅŸik mücadelemiz için bir imkan olarak görüp, geliÅŸtirici temelde iliÅŸkilendirmeye çalışıyor. Fakat seçimlerin bu biçimde merkeze doÄŸru çekildiÄŸi bir siyaset anlayışını, aynı zamanda sadece seçimleri tartışmak üzere kurulmuÅŸ olan ittifakları, birleÅŸik zeminleri mücadelemizin hayrına iÅŸler olarak görmüyoruz. Dolayısıyla bu tabloda emekçi solun ciddi bir birleÅŸme, birleÅŸik mücadele sorunu olduÄŸunu gördüğümüz kadar, emekçi solu halklarımızın bir alternatifi olarak politik iddia üretememe krizini ve sorununu da görüyoruz.

BELEDİYELERİMİZİ KAYYUMA KARŞI FİİLİ MEŞRU MÜCADELEYLE KORUYACAĞIZ

Kürdistan’da kazanılan belediyelerin neredeyse tamamına kayyum atandı. Kayyumlara karşı bu dönemde nasıl mücadele edeceksiniz?
Yerel seçim sürecine hazırlığın en net ve belirgin olduğu saha Kürdistan ve kayyumla gasp edilmiş belediyelerimizin geri kazanılması. Bu konuda anlamlı bir örgütsel seferberlikle, siyasi duruşla partimiz DEM ve bizler 31 Mart yerel seçimlerine hazırlanıyoruz. Net olan şey, Kürt halkının seçme iradesine, seçilmişlerine, irade gasbına karşı belediyeleri kazanmak. Ve net olan bir diğer şey, irademizin yeniden gasp edilme riskine karşı belediyelerimizi hem fiili halkçı belediyecilikle, halk örgütlenmesiyle, hem de sokakta fiili meşru mücadele yoluyla korumak.

Bu sürecin özgün iki temel hazırlığını geride bıraktık geçen dönemde. Birincisi Kürdistan’da adeta bir demokrasi şölenine, halk örgütlenme seferberliÄŸine dönüşen önseçim süreçleriydi. Önseçim yapılması, halkımızın buna çaÄŸrılması, adaylarımızın kendini ortaya koyması ve nihayet oylamalar gerçek bir kendini yönetme, kendi kaderini belirleme eÄŸilimi. Bizim için bir sonraki adım 31 Mart sandık, oyların verilmesi ve belediyelerin alınması. Ama esas olan önseçimlerde ortaya çıkan halk iradesini, o belediyenin doÄŸal bir meclisi haline ve kayyum gasbına karşı da doÄŸal bir halk iradesi, koruyanı haline getirmeye çalışmak. Åžu anda Kürdistan’daki seçim çalışmaları tam olarak bu önseçimde ortaya çıkan iradeyi partimizin örgütlülüğü biçimine dönüştürme hattı olarak ilerliyor.

Bir diÄŸer önemli siyasi, örgütsel adım ise Özgürlük Yürüyüşü oldu. Kürdistan’da Kürt halkımızın en temel sorununun çözümüne odaklanan bir siyasi eylemsellikti, bir siyasal kampanyaydı. Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecridin kaldırılması, Öcalan’ın özgürlüğü ile birlikte Kürt sorununa demokratik çözüm içeren bir siyasal çalışmaydı ve aynı zamanda tecride karşı hapishanelerdeki politik tutsakların özgürlüğünü kapsayan bir çalışmaydı. Bu siyasal çalışma ve bu yürüyüş gerçek bir Kürdistan siyaseti ve Kürt halkının gerçek bir siyasi örgütsel seferberliÄŸi olarak ÅŸekillendi. Bu çok önemli. Yerel seçimlerde kayyumla gasp edilmiÅŸ belediyelerimizi alarak kendimizi yönetmek için geliyoruz diyen iradenin çok özel bir siyasal ve örgütsel bütünleyeni oldu.

O nedenle çok anlamlı iki noktadan seçimlere güçlü bir hazırlık süreciyle girilmiÅŸ oldu. Buralarda ortaya çıkmış irademizin, sosyalist yurtseverleri, Kürt halkımızın Türkiye’deki tutarlı dostları, savunucuları, sosyalistleri de kapsayan biçimde bu iradenin seçimlerden sonra yeni bir kayyum gasbına karşı hem sokakta belediyeleri savunacak hem de fiilen kazandığımız, bizim olan kentlerimizi halk iradesiyle, örgütlenmesiyle, onun antifaÅŸist birimleri, komiteleri, organları, siyaseti, fiili meÅŸru biçimleriyle yönetecek bir irade olarak sürmesiyle devam edecek. Buna da ÅŸimdiden akıl olarak, yön birliÄŸi olarak hazır olduÄŸumuzu Kürdistan bakımından söyleyebiliriz. Bizim olanı almak, halk örgütlenmesi için de güçlendirmek, sokakta fiili meÅŸru mücadele içerisinde savunmak hattından kayyuma karşı mücadelemizi sürdüreceÄŸiz.

DEM’İN ADAY ÇIKARDIÄžI HER YERDE ESP OLARAK VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIÅžACAÄžIZ

Partiniz 2024 yerel seçimleri çalışmalarında nasıl yer alacak, güç verecek?
GeçtiÄŸimiz aylarda parti meclisimizin toplantısını yapmış ve tutum metni açıklamıştık. Seçim taktiÄŸimiz, politikamızı ifade etmiÅŸtik. Şöyle özetleyebilirim; birleÅŸik mücadele örgütümüz DEM’in her yerde kendi adaylarıyla seçime girmesidir. Bunu 3. cephemizin kazanılması ve güçlendirilmesi bakımından da, birleÅŸik partimizin kaderi ve geleceÄŸi bakımından da önemsiyoruz. DEM’in aday çıkardığı her yerde ESP olarak var gücümüzle çalışacağımızı söylemiÅŸtik. SosyalÅŸoven karakterli yapılardan, pragmatist ve popülist bileÅŸimlerden uzak olacağımızı ifade etmiÅŸtik. Dolayısıyla bu çerçevede DEM’in tablosu somutlaÅŸtıkça seçim tablomuzu somutlaÅŸtırıyoruz. DEM içerisinde belediye eÅŸbaÅŸkan ve belediye meclis üyelikleri için görev alan yoldaÅŸlarımız var. Aynı zamanda DEM’in seçim kurullarında yer alarak seçim çalışmaları için konumlanmış durumdayız. Parti örgütlerimiz seçim sürecinde DEM partimizin bir örgütü, onun yerel seçim politikasını, 3. cephe çizgisini yayan, halkçı demokratik programını anlatan, seçim büroları, parti büroları olarak çalışacak. Böyle konumlanacağız. DoÄŸrudan MYK’mız, temsilcilerimiz, PM’den yoldaÅŸlarımız da bu çalışmalar boyunca DEM’in aday çıkardığı bütün bölgelerde sahada olacak, örgütlenme çalışmalarının doÄŸrudan içinde olacak.

Bizim için çok temel noktalardan birisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi eşbaşkan adaylığı. Partimizin burada adaylık iddiası ortaya koymuş olması. Bunu hem siyasi, hem de örgütsel olarak bu iddianın altını doldurmak bakımından ESP kendine çok özel bir rol ve misyon biçiyor. Bunun için DEM İstanbul örgütümüzle birlikte bir planlamanın, programın içerisinde hareket ediyoruz.

Yine partimizin Ankara’da Gültan baÅŸkan etrafında ortaya koyduÄŸu seçim iradesi de partimiz bakımından önemli. Özellikle orada çok etkin, yetkin, çok da sevdiÄŸimiz bir kadın siyasetçi arkadaşımızla partimizin kadın özgürlükçü politikalarının öne çıkarılması, gerici erkek egemen bloklar karşısında partimizde somutlaÅŸan kadın iradesi, kadın temsil düzeyinin halkımıza anlatılmasını önemsiyoruz. Dolayısıyla Ankara’daki çalışma da bizim bakımımızdan önemli olacak. Orada da deÄŸiÅŸik noktalarda konumlanmış durumdayız.

Ve Kürdistan’da kayyuma karşı bir irade savaşı olarak ÅŸekillenecek seçimler. Dolayısıyla biz de Amed baÅŸta gelmek üzere ve yine daha önce Orhan baÅŸkanın da kazandığı Akpazar/Peri belediyesini kayyuma karşı yeniden kazanmak baÅŸta gelmek üzere Kürdistan’ın deÄŸiÅŸik kentlerinde çalışmanın içerisinde olacağız. Kayyum gasbına karşı halklarımızla birlikte irade savaşının içerisinde olacağız.


Nadiye Gürbüz – ETHA – 02.03.2024