Bodrum açıklarında 24 Ekim gecesi en az 17 göçmenin katledildiÄŸi tekne kazasına iliÅŸkin Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, İHD İstanbul Åžubesi’nde basın açıklaması yaptı.
Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, 24 Ekim gecesi Bodrum açıklarında en az 17 mültecinin katledilmesine iliÅŸkin İnsan Hakları DerneÄŸi (İHD) İstanbul Åžubesinde basın toplantısı düzenledi. Açıklamanın yapıldığı salona, “Sınırlar öldürür, sessizlik öldürür” pankartı asıldı. Basın metnini Yıldız Önen okudu.
Önen, 24 Ekim gecesi MuÄŸla’nın Bodrum açıklarında yaÅŸanan katliamı ÅŸu cümlelerle hatırlattı: “24 Ekim gecesi MuÄŸla’nın Bodrum açıklarında batan bir teknede en az 17 göçmen hayatını kaybetti, iki kiÅŸi kurtarıldı. Hayatta kalan göçmenlerin ifadelerine göre teknede 18 kiÅŸi bulunuyordu; ancak arama kurtarma çalışmaları devam ettiÄŸi için bu sayının daha yüksek olabileceÄŸi tahmin ediliyor.”
‘YETKİLİLERDEN NET BİR AÇIKLAMA YAPILMADI’
Yetkililerin yaÅŸananlara dair net bir açıklama yapmadığını bu yüzden de sınırlı bilgiye sahip olduklarını dile getiren Önen, “Hayatta kalanlar bir Genel SaÄŸlık Sigortasına (GGM) gönderildi mi? Hukuki desteÄŸe eriÅŸimleri oldu mu? Yoksa sınır dışı mı edildiler? MuÄŸla ValiliÄŸi’nden yapılan açıklamaya göre, olay 24 Ekim’de 112 Acil ÇaÄŸrı Merkezine gelen ihbar üzerine ortaya çıktı. Kurtarılan göçmenin ifadesine göre, Bitez bölgesinden lastik botla yola çıkan göçmenler, botun su almaya baÅŸlamasının ardından yaklaşık 10 dakika sonra denize düştü” diye konuÅŸtu.
‘KAZA DEĞİL, KAR HIRSI’
Bu tür ölümlerin, medyada sıkça dile getirildiÄŸi gibi “tekne kazaları” deÄŸil, kar odaklı güvenlik politikalarının ve insan onurundan çok karı ön planda tutan neoliberal politikaların sonucu olduÄŸunu belirten Önen, “Bugün Bodrum kıyılarında kaybettiÄŸimiz insanlar ne denizi bir macera olarak seçtiler, ne de ölüm riskini göze alacak kadar umursamadılar. YaÅŸam hakkını gasp eden ve sınırları duvarlar ve dikenli tellerle örerek insanlığı boÄŸan bir sistemin kurbanı oldular” dedi.
‘YAÅžANANLAR, DEVLETLERİN GÖÇ POLİTİKALARININ SONUCUDUR’
YaÅŸanan bu katliamın sebebinin devletlerin insanları korumak yerine sınırlarını korumayı tercih ettiÄŸi bir sistem olduÄŸunu belirten Önen, “AB’nin göçmenlerin hayatlarını korumak yerine sınırlarını korumaya milyonlarca avro ayırması, bu ölümlerin doÄŸrudan nedenidir. GüvenlikleÅŸtirilmiÅŸ sınır politikalarından faydalanan ÅŸirketler, çoÄŸu zaman Küresel Güney’de terör ve yerinden edilmeye yol açan silahları serbestçe satan ÅŸirketlerle aynıdır” diye konuÅŸtu. Her yıl binlerce insan AB’nin dış sınırlarını koruma adına denizin altına gömüldüğünü hatırlatan Önen, “Uluslararası Göç Örgütü’nün verilerine göre, 2014’ten bu yana sadece Orta Akdeniz’de 23 binden fazla göçmen hayatını kaybetti veya kayboldu. Bu ölümler kaza deÄŸil, politika kaynaklı ölümler, yani önlenebilir nitelikte” dedi. Önen, olayın Türkiye ve Avrupa’nın göç politikalarının insan hayatını ne kadar deÄŸersizleÅŸtirdiÄŸinin acı bir kanıtı olduÄŸunu belirterek, “Göçmenler yıllardır barınma, çalışma, eÄŸitim ve saÄŸlık haklarından mahrum bırakılıyor; yasal yollar kapatıldığı için ölüm cezasına çarptırılıyorlar. Bu ölümler artık sıradan bir haber deÄŸil, hepimizin ortak utancı” ifadelerini kullandı.
TALEPLER SIRALANDI
“Sınırların deÄŸil, insanların yaÅŸamasını istiyoruz” diyen Önen, ÅŸu talepleri sıraladı:
🔹”Türkiye ve Avrupa BirliÄŸi, geri kabul anlaÅŸmasını derhal feshetmeli, insanları ölüm koridorlarına sürükleyen bu iÅŸbirliÄŸini sonlandırmalıdır.
🔹Türkiye ve AB, göçmenler için insani koridorların açılması ve vize düzenlemelerinin kolaylaştırılması da dahil olmak üzere güvenli ulaşım yollarının oluşturulması için derhal diplomatik görüşmelere başlamalıdır.
🔹Türkiye’nin 1951 Mülteci SözleÅŸmesi’ne koyduÄŸu coÄŸrafi sınırlama kaldırılmalı, topraklarında sığınma talep eden herkese insan onuruna yakışır eÅŸit ve etkili bir koruma saÄŸlanmalıdır.
🔹Göçmenleri, ‘kaçak’ veya ‘yasadışı’ olarak yaftalamaktan vazgeçilmeli; göçmenlere yönelik nefret söylemi ve ayrımcı uygulamalar derhal son bulmalıdır.
🔹Denizde ve karada arama-kurtarma faaliyetleri insan hakları çerçevesinde yürütülmeli, ‘geri itme’ (pushback) politikalarına son verilmelidir.
🔹Göçmen ölümleriyle ilgili bağımsız bir soruşturma yürütülmeli, sorumlular kamuoyuna açıklanmalıdır.
🔹Türkiye otoriteleri, göçmenlerin güvenli ve yasal geçiÅŸ hakkı taleplerine kulak vermeli ve baskılayıcı tutumundan vazgeçmelidir.” (etha)
