Gazze’nin gözyaÅŸları: Bir ağıt ve bir isyan | Adil Okay

1948’den bu yana toprakları parça parça iÅŸgal edilen Filistinliler ‘uygar dünyanın’ gözleri önünde birçok katliama uÄŸradı. Irak’a sözüm ona demokrasi götüren ABD (ve tabi AB) İsrail’in insanlık suçlarını yok saydı. Bugün Gazze’de bir buçuk milyon Filistinli bir utanç kuÅŸatması altında yaşıyor. BM yine kararlar alıyor ama siyonist soykırım devam ediyor.

AÄŸlamak, aÄŸlatmak ne fayda.
Affet bizi Samir.
Mahmud DerviÅŸ’in dizeleriyle sızıyor içimize bu acı:
“Åžimdi nereye gidelim?
Ve nasıl çıkalım bu düşten, bu çölden ve bu denizden?
Gidecek bir yerimiz yok”

“Uygar batı” denilen dünyanın, birkaç istisna dışında, bu soykırıma ortaklığı içimizi yakıyor. Kapitalist dünyanın sözde merhameti, ancak kendi halklarının baskısıyla uyanan bir yılan gibi. GecikmiÅŸ, yarım ağızla söylenen her kelime, vicdanlarını aklamaya yetmiyor. Fakat daha da acı olan, siyonist zulmün karşısında aydınların bir kesiminin sessizliÄŸi. Antisemitist damgası yemekten korkanlar ya da Hamas’a destek veriyor görünmemek için çekimser kalanlar… Bu yeni bir durum deÄŸil. Edward Said’in haklı uyarısı yankılanıyor zihnimizde: “İsrail, bir Yahudi devleti olarak kalma iradesiyle yaÅŸadığı sürece OrtadoÄŸu’da barış olmaz”

Suçlu, bu gerçeği haykıranlar değil, onu inşa edenlerdir.

7 Ekim 2023’ten bugüne yirmi binden fazla Filistinli çocuk, bilinçli birer hedef olarak bu dünyadan koparıldı. ÇoÄŸu kadın ve çocuk olmak üzere altmış binden fazla silahsız sivil insan katledildi. Geriye kalanlar ise binlerce eli, ayağı, gözü eksik çocuk… Her biri, hayata tutunmaya çalışan, ama parçalanmış bedenlerle yaÅŸayan birer anıt. Bir kentin belleÄŸi siliniyor Gazze’de. Bilim insanları, sanatçıları, gazetecileri, o ÅŸehrin hafızası olan her bir birey, kasıtlı olarak yok edildi. Okullar, hastaneler, tapu daireleri, kutsal mekanlar bilinçli hedef seçildi… Hepsi bir enkaz yığınına dönüştü. Ve en acısı, binlerce insan hala o enkazların altında, birer sessiz çığlık olarak kalmaya devam ediyor. Åžimdi de çocuklar açlıktan ölüyor. Yiyecek arayan minik bedenler, hayatta kalma mücadelesinin en acı tablosu. Bu dünyanın orta yerinde, beÅŸ yaşındaki Samir gibi çocuklar var. Yiyecek bulmak için on iki kilometre yürüyen, yardım gönüllüsünün elini öpecek kadar masum bir çocuktan söz ediyorum. Ve bilinçli, hedef seçerek ateÅŸ açan İsrail askerlerinin kurÅŸunlarıyla solan bir hayat. Tıpkı diÄŸer binlerce Filistinli çocuk gibi.

Kalbim Filistinlilerin yanında. Ne VarÅŸova gettosunda ellerini havaya kaldırmış küçük Yahudi bebesinin belleklere kazınmış fotoÄŸrafını unutuyorum, ne Roman Polansky’nin “Piyanist”; filmindeki gibi Nazilerle iÅŸ birliÄŸi yapan, kolluk görevlisi Yahudileri, ne de Piyanist’i. Ne babasının kucağında, İsrail askerlerinin kurÅŸunladığı Rami Andura’yı unutuyorum, ne de 1981 yılında “Filistinli Savaşçı” kimliÄŸiyle Beyrut Guevara Gazi hastanesinde yaralı yatarken, bir bacağı İsrail saldırısında kopmuÅŸ küçük Fatma ile yaptığım söyleÅŸiyi ve onun berrak gülümsemesini.

Ve bugün de siyonist katillerin katlettiÄŸi çocuk Samir kazındı belleÄŸime. Kucağında 12 kilometre yol yapıp bulabildiÄŸi 1 kilogram pirinç ve mercimek. BaÅŸta dediÄŸim gibi aÄŸlamak, aÄŸlatmak ne fayda. Affet bizi Samir. Filistinli ÅŸair Samih El Kasım yıllar önce yazmış söylemek istediklerimi: “Belki sen, ÅŸu bir karış toprağımı da alacaksın bir gün / atacaksın belki de gençliÄŸimi zindana / neyim varsa neyim yoksa atalarımdan kalma / yaÄŸma edeceksin belki de hepsini / kabımı, kacağımı, küpelerimi, hasırımı, kilimimi, sedirimi / yakacaksın belki de kitaplarımı, ÅŸiirlerimi / yem edeceksin belki de vücudumu kurda kuÅŸa / belki ölüm saçan korkuluÄŸunu dikeceksin köyümüze / ama hiçbir zaman oturmayacağım pazarlığa seninle / ey güneÅŸin düşmanı / sıkacağım diÅŸimi dayanacağım / son damlasına kadar kanımın…”

21. yüzyılın en büyük ayıplarından biri Filistin sorunu. 1967′den beri alınan BM kararları yok sayılıyor. 1948’den bu yana toprakları parça parça iÅŸgal edilen Filistinliler ‘uygar dünyanın’ gözleri önünde birçok katliama uÄŸradı. Irak’a sözüm ona demokrasi götüren ABD (ve tabi AB) İsrail’in insanlık suçlarını yok saydı. Bugün Gazze’de bir buçuk milyon Filistinli bir utanç kuÅŸatması altında yaşıyor. BM yine kararlar alıyor ama siyonist soykırım devam ediyor. Ben bu yazıyı kaleme aldığım gün “Gazze’de 1 milyon kiÅŸi tekrar zorla yerinden edilmeyle karşı karşıya…” baÅŸlıklı haberler düştü ajanslara. Habere göre: “İsrail’in Gazze kentini iÅŸgal planını devreye sokmasıyla, ÅŸeridin kuzeyindeki 1 milyon Filistinli bir kez daha zorla yerinden olacak ve yaklaşık 2,3 milyon kiÅŸi bölgenin orta kesimindeki dar alanda sıkıştırılacak”. Ne desem ne yazsam yeteriz kalıyor bu trajediyi betimlemeye.

Yazıma Filistinli ÅŸair Mahmud DerviÅŸ’in dizeleri ile baÅŸlamıştım, diyeceklerimi benim bir ÅŸiirimle bitiriyorum.

“dilsiz kalabalıklarda büyür yalnızlığım
postal sesleri boğar türkülerimizi
bir gecede büyüyen filistinli çocuklar
intifada biçer mayın tarlalarında
kutsal topraklar utanır
ben utanırım çaresizliğimden
sınırları zorlarım
taÅŸ doldurup ceplerime…”


Seçtiklerimiz: Adil Okay – sendika.org – 11.08.2025