FaÅŸist inÅŸa ama diktatörlük deÄŸil mi? – Ziya Ulusoy


ErdoÄŸan rejimi, 2015 kitlesel katliamları sürecinde fedakarca direnen devrimci güçleri, en baÅŸta da Kürt özgürlükçü güçlerini tümüyle bitirebilse, Batı’da da tüm demokratik güçleri kısa zamanda tasfiye ederdi. Kürt hareketini ezemeyen faÅŸizm Türk halkını güçlü dayanağı olmaya tam razı edemez ve demokratik hakları ve güçleri bu nedenle tümüyle tasfiye edemez. İnÅŸası var ama rejimine geçilemedi görüşü, antifaÅŸist tarihsel birikimi ve tarihsel bilinci faÅŸizme karşı mücadeleye seferber etmeye zarar veriyor.

Erdoğan iktidarının niteliği üzerine tartışmalar devam ediyor.

FaÅŸist inÅŸa var ama henüz faÅŸist bir rejim yok görüşü de, “otoriter”, “bonapartist”, “otokrat” nitelemelerinin diÄŸer bir türevi. Bu görüşü “Teori ve Eylem” dergisinde Seyfi Selçuk temellendirmeye çalışıyor: “Tek adam rejimine faÅŸist bir diktatörlük denebilir mi sorusuna yanıtımız hayırdır. … antidemokratik gerici yanı oldukça yoÄŸun, gerici bir burjuva diktatörlük biçimidir.”(Tek adam rejimi ve faÅŸizmin inÅŸası, Ocak 21)

Yazara göre, ErdoÄŸan’ın faÅŸizmi inÅŸa süreci henüz rejimin deÄŸiÅŸtiÄŸi bir düzeye varamamıştır. Neden?

Yazara göre, hala “Anayasa” ve “yasalar”ın varlığı, diktatörden farklı davranabilen AYM’nin varlığı, seçimlerin yapılıyor olması ve fiilen iÅŸlevsiz olsa da parlamentonun hala varlığı, faÅŸizmin kurumsallaÅŸmasını tamamlamadığının, faÅŸist rejime geçilemediÄŸinin kanıtı.

Bunlar faşizmin iktidarını sürdürecek kadar kurumsallaştığını, ama Mussolini ve Hitler ile 2. paylaşım savaşından sonraki askeri rejimler gibi burjuva temsili demokrasinin kurumlarını bütünüyle tasfiye edemediklerinin kanıtı.

İşçi sınıfı ve ezilenleri temsil eden sosyalist ve emekçi partilerin, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin henüz kapatılamamış olmaları, bütün faşist baskılara rağmen demokratik görüşleri yaymanın araçlarının kullanılabiliyor olması, burjuva demokratik hakları rejimin tasfiye edemediğinin ve faşist rejime geçilemediğinin yazara göre kanıtı.

Yine yazara göre işçi sınıfı ve ezilenlerin grev ve diğer mücadelelerinin faşizm tarafından tümüyle sona erdirilememeleri de faşist rejime geçilemediğinin diğer temel kanıtı.

Bu kanıtlar, ErdoÄŸan iktidarının, sosyalist, demokratik ve Kürt ulusal özgürlükçü örgütlü güçler ile temel aldıkları sınıfların iradelerini ve mücadelelerini yenemediÄŸinin/ezemediÄŸinin, faÅŸizmi “kalıcı” kılamadığının kanıtları, ama faÅŸist rejime geçilemediÄŸinin kanıtları deÄŸil.

Çünkü sınıf mücadelesinin güç ilişkileri faşist rejimlerin sonal amacına tamamen ulaşmalarını engelleyebilir.

GeçmiÅŸte 1923 darbesinde Bulgaristan’da, 1922-26 arası Mussolini iktidarında, rejim, mücadeleyi tamamen bitiremedi, demokratik hakları tamamen tasfiye edemedi, parlamento ve seçimleri de tasfiye edemedi. Ama her iki yer ve zamanda iktidar faÅŸist diktatörlüktü. Amacına ulaÅŸmak için Çar Bulgaristan’da ikinci bir askeri darbe yaptı. Mussolini rejimi ise karşısındaki güçleri sınayıp deneyerek ancak 1926’dan sonra faÅŸist parti dışındaki bütün partileri kapattı. Sendikaları zorunlu iÅŸ cephesinde, demokratik kitle örgütlerini ise zorunlu Dopolavaro (iÅŸ sonrası) örgütünde faÅŸist hakimiyete alarak tasfiye etti.

Dimitrov bu deneyimlerden çıkardığı sonuçla faşizmin, kitle desteğinin zayıfladığı koşullarda burjuva liberal muhalefete izin vererek, parlamentoyu tasfiye etmeyerek iktidarını sürdürmeye çalışabileceğini formüle etti.

Yazarımız bu deneyimleri ve çıkarılan sonucu dikkate almayarak yanılıyor. Erdoğan rejimini faşistlikle nitelemekten kaçınıyor.

Yazar faÅŸizmi burjuvazinin açık terörist diktatörlüğü olarak içeriklendirirken, baskı ve terörüne bakarak rejimi faÅŸizmle niteleme görüşünü eleÅŸtiriyor, kendisiyle çeliÅŸkiye düşüyor. Burjuvazinin ihtiyaç duyarak kaydığı, inÅŸa ettiÄŸi faÅŸizmin, salt deÄŸilse de en baÅŸta gelen temel özelliÄŸi açık terörist diktatörlük olmasıdır. “Salt baskı ve teröre bakarak” eleÅŸtirisi, liberal yönde bakışı ifade eder ve baÅŸta gelen en önemli özelliÄŸini gözden kaçırarak rejimin faÅŸist niteliÄŸini reddetmeye götürür. Yazarımızı da götürüyor.

Ayrıca belirtmek gerekir ki, ErdoÄŸan rejimi, 2015 kitlesel katliamları sürecinde fedakarca direnen devrimci güçleri, en baÅŸta da Kürt özgürlükçü güçlerini tümüyle bitirebilse ve direniÅŸ sürmeseydi, elbette kısa sürede Batı’da da tüm demokratik güçleri kısa zamanda tasfiye ederdi. Burjuva muhalefeti de parlamentoyu da tümüyle tasfiye ederdi.

Vurgulamak gerekir ki, Kürt hareketini ezemeyen faşizm Türk halkını güçlü dayanağı olmaya tam razı edemez ve demokratik hakları ve güçleri bu nedenle tümüyle tasfiye edemez. Ama faşist olmaktan çıkmaz.

İnşası var ama rejimine geçilemedi görüşü, antifaşist tarihsel birikimi ve tarihsel bilinci faşizme karşı mücadeleye seferber etmeye zarar veriyor, diğer benzeri görüşler gibi bir kenara bırakılmalıdır.


Ziya Ulusoy – ETHA – 17.04.2021

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir