İHD İstanbul Åžubesi, “Bugün pandemi nedeniyle sıkça duyduÄŸumuz ‘evde kal’ çaÄŸrıları onlarca yıldır engellilere dayatılan bir zorunluluk olarak yaÅŸanmakta, sokaÄŸa çıkmaları, iÅŸ bulabilmeleri, sosyal hayata katılmaları engellenmektedir” diyor.
İnsan Hakları DerneÄŸi (İHD) İstanbul Åžubesi, Uluslararası Engelliler Günü kapsamında “Engel varsa engelli vardır” diyerek bir açıklama yayınladı.
1992 yılında 3 Aralık Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından Uluslararası Engelliler Günü ilan edilmişti.
Türkiye’de 10 milyon civarında fiziksel, zihinsel ve fizyolojik duyu yitimli/engellinin yaÅŸadığı hatırlatılan açıklama şöyle:
“Türkiye’de, bu alana dair güncel verilerin kaydedilmemesi ve engelli haklarının saÄŸlanması için yeterli bütçe ayrılmaması, meselenin görmezden gelindiÄŸi yanında, gözden ırak tutulmaya çalışıldığını ve aynı zamanda; çoÄŸunluÄŸu, sonradan geçirilen bir kaza (iÅŸ kazaları, trafik kazaları, ev kazaları vb), saldırı, çatışma ve savaÅŸ, askeri mühimmat ve mayın patlaması, saÄŸlık ve tedaviye eriÅŸimde yaÅŸanan sorunlar nedeniyle karşımıza çıkan bu durumlar için önleyici tedbirlerin de alınmadığını, hatta böyle bir derdin olmadığını göstermektedir.
“Bu göz ardı ediÅŸte, meselenin sınıfsal boyutu, engellilik yaratan olayların ve engellerin aşılamadığı durumların ağırlıklı olarak yoksul kesimde yaÅŸanmasının da etkisi olduÄŸu gözden kaçmamaktadır.
“Bugün pandemi nedeni ile sıkça duyduÄŸumuz ‘evde kal’ çaÄŸrıları onlarca yıldır engellilere dayatılan bir zorunluluk olarak yaÅŸanmakta, sokaÄŸa çıkmaları, okullara kabul edilmeleri, eÄŸitim hakkına eriÅŸebilmeleri, iÅŸ bulabilmeleri, sosyal hayata, kültürel hayata, siyasete katılmaları engellenmektedir.
“Covid – 19 pandemisi sürecinde ayrıca; artan iÅŸsizlik, yoksulluk ve saÄŸlığa eriÅŸimde yaÅŸanan sorunlar; engelli kadınlar, çocuklar, yaÅŸlılar ve mahpuslar için özel iyileÅŸtirici önlemlerin acilen alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Hayata eşit katılım
“İnsan hakları savunucuları olarak biliyoruz ki; engellilerin hayata eÅŸit katılımı önündeki en büyük engel resmi otoritelerin tutumu ise de, toplumsal yaÅŸamın örgütlenmesinde hepimize düşen sorumluluklar var. Çalışma alanlarımızda, kurum temsilinde, siyasette, mecliste, yerel yönetimlerde kaç engelli yer alıyor, kullanım alanlarımız engelliler için uygun dizayn edilmiÅŸ mi? sorularına verdiÄŸimiz cevaplar bile bu konudaki eksikliÄŸi yüzümüze vurmaya yetiyor ve içe dönük bir dönüşümü gerekli kılıyor.
“Ve yine biliyoruz ki; vicdan çaÄŸrısı, ya da yardım çaÄŸrısı yapılarak engeller ortadan kaldırılamaz. Meseleye toplumsal ve ekonomik boyutunu gözardı etmeden hak temelli yaklaÅŸmak, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden baÅŸlayarak, tüm uluslararası sözleÅŸme ve belgelerde düzenlenen hakların, engelli bireyler tarafından da kullanılmasını saÄŸlamak devletlerin sorumluluÄŸu olduÄŸu gibi, devletleri bu sorumluluklarını yerine getirmeye zorlayacak güçte bir toplumsal mücadeleyi örgütlemek de hepimizin görevi.”
(Bianet)
