ESP Eş Genel Başkanı ve 3 kişi hakkında 69 yıl hapis cezası kararı

ESP EÅŸ Genel BaÅŸkanı Hatice Deniz AktaÅŸ’ın da aralarında olduÄŸu 4 kiÅŸiye toplam 69 yıl 3 ay hapis cezası verdi. 

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) EÅŸ Genel BaÅŸkanı Deniz AktaÅŸ ve ajansımızın muhabiri Ebru YiÄŸit, Mert Unay, Nurcan Güllübudak’ın yargılandığı davanın karar duruÅŸması İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’n ESP EÅŸ Genel BaÅŸkanı Hatice Deniz AktaÅŸ’ın da aralarında olduÄŸu 4 kiÅŸiye toplam 69 yıl 3 ay hapis cezası verdi.  de görüldü. DuruÅŸmayı, ESP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Genel Sözcüsü Tanya Kara, Halkların EÅŸitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Emek Partisi (EMEP) Genel BaÅŸkanı Seyit Aslan, Mücadele BirliÄŸi Platformu temsilcisi Muhammed Hizmetçi ve çok sayıda kiÅŸi izledi.

AKTAŞ: SINIFSIZ, SÖMÜRÜSÜZ BİR DÜNYANIN MÜMKÜN OLDUĞUNA İNANIYORUM
İlk olarak savunmasını yapan ESP EÅŸ Genel BaÅŸkanı Deniz AktaÅŸ, hayatı boyunca her zaman dürüstlüğün, eÅŸitliÄŸin ve adaletin peÅŸinden gittiÄŸini belirtti. “Dürüst, çalışkan, haksızlığa boyun eÄŸmeyen biri olmam istenirken bir taraftan da ‘sisteme dokunmayan’ biri olmam istedi. Bir kadın olarak makul sınırlar içinde olmam, siyasete karışmamam öğütlendi” diyen AktaÅŸ, meslek hayatına Urfa’da öğretmenlik yaparak baÅŸladığını, ilk günden itibaren sendikal mücadele de yürüttüğünü belirtti.

Dürüst, kendisinin ve baÅŸkasının hakkını savunan öğrenciler yetiÅŸtirmeye çalıştığını belirten AktaÅŸ, “Bilimsel olmayan, ticarileÅŸtirilen, cinsiyetçi, eÅŸitsizliÄŸin her gün yeniden üretildiÄŸi bir eÄŸitim sisteminde öğrencilerimin parasızlıktan okuyamadığına, mevsimlik işçilik yaptığına ÅŸahit oldum. Anadilde eÄŸitim alamayan, kendi dillerinde konuÅŸamayan Kürt öğrencilerimin gözlerindeki çaresizliÄŸi gördüm. Kız çocuklarının okuyamadığını, erken yaÅŸlarda evlendirildiÄŸini, ÅŸiddete  uÄŸradığını gördüm. Tüm bu adaletsizliklerle mücadele ettiÄŸim için, sendikal faaliyetlerim nedeniyle ve toplumsal olaylarla ilgili sosyal medya paylaşımlarım gerekçe gösterilerek öğretmenlikten ihraç edildim” ifadelerini kullandı.

Her ÅŸeyden önce bütün bu eÅŸitsizliklere karşı mücadele eden sosyalist bir kadın olduÄŸunu belirten AktaÅŸ, “EÅŸitliÄŸin, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyanın mümkün olduÄŸuna inanıyorum. Bugün emekçi halkın gerçek gündemleri çok; açlık, yoksulluk, savaÅŸ, cinskırım, Kürt sorunu, ekolojik yıkımı… Filistin halkı dünyanın gözü önünde soykırıma uÄŸruyor. Kadınlar her gün katlediliyor, işçiler ve emekçiler sömürülüyor, Kürt halkı ise ulusal haklarından yoksun bırakılıyor” dedi.

‘HAKİKATİN PEŞİNDEN GİDEN KİMSE GÜVENDE DEĞİL’
Katledilen üniversite öğrencisi Rojin KabaiÅŸ’in katillerinin hala açıklanmadığına, ekolojist, gazeteci Hakan Tosun’un birkaç gün önce sokak ortasında katledildiÄŸine dikkat çeken AktaÅŸ, “Bu ülkede hakikatin peÅŸinden giden hiç kimse güvende deÄŸil. Siyasetten uzak durmam istense de her hakkın mücadele ile kazanılabileceÄŸini, insani deÄŸerlerin ancak politik mücadele ile kurulabileceÄŸini gördüm. Bu nedenle öğretmenlikten ihraç edildikten sonra işçiler, emekçiler ve tüm ezilenler için mücadele yürüten ESP’de siyasi faaliyetlerime baÅŸladım. Ancak bu seçimimle birlikte, üzerime kurulmuÅŸ siyasi kumpaslar tarihi de baÅŸladı” ifadelerini kullandı.

ESP EÅŸ Genel BaÅŸkanı olarak eylemlere katılmanın, röportajlar vermenin, halkla buluÅŸmanın, taziyelere katılmanın görevi olduÄŸunu vurgulayan AktaÅŸ, “Gazi Mahallesi de uzun yıllardır çalışmalar yürüttüğümüz, parti büromuzun bulunduÄŸu, halkla iç içe olduÄŸumuz bir mahalledir. Evinde kaldığım Nurcan, Suruç katliamında yaralanan ve sonrasında yaÅŸamını yitiren Sezgin DaÄŸ’ın niÅŸanlısıydı. NiÅŸanlısını kaybetti, birçok hastalıkla boÄŸuÅŸuyor. Ara ara uÄŸramaya, destek  olmaya çalıştığım biridir. Böyle ziyaret ettiÄŸim bir gün gece ansızın evine polis baskını yapıldı. Evde kim varsa herkes gözaltına alındı. O gece baÅŸka bir misafir olsaydı, o da tutuklanacaktı” dedi.

‘BU DOSYANIN HAZIRLANIÅž BİÇİMİ ADALET DUYGUSUNU YARALIYOR’
Operasyon esnasında hiçbir usule uyulmadığını vurgulayan AktaÅŸ, “Misafir olduÄŸum bir evde bulunmak suçmuÅŸ gibi gösteriliyor. Bu dosyanın hazırlanış biçimi yalnızca benim deÄŸil, herkesin adalet duygusunu yaralayan bir örnektir. Bu ülkede artık bir taziyeye, ziyarete gittiÄŸinizde çay içerken, yatmaya hazırlandığınız sırada ‘makul şüpheli’ ilan edilip, gözaltına alınabiliyorsunuz. Bu da yetmezmiÅŸ gibi bir de evden çıktığı söylenen bomba, silahla suçlanmaya çalışılıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Bunun yanı sıra yargılandığı dosyanın itirafçı ifadeleriyle, yasal eylemlerle ÅŸiÅŸirilmeye çalışıldığına iÅŸaret eden AktaÅŸ, “Dosyada bahsedilen etkinliklerin tamamı, herkese açık, demokratik, anayasal hak kapsamındaki katıldığım eylem ve etkinliklerdir. Atılım gecesine, seçildiÄŸim kongreye, 12 Mart yürüyüşüne, cenazeye, üyelerimizin duruÅŸmasına katılmaktan ibarettir” dedi.

BirleÅŸtirilen Balıkesir dosyasına da deÄŸinen AktaÅŸ, bir ihbarla tatile gittikleri Balıkesir’de gözaltına alınıp bırakıldıklarını, “tatil amaçlı bulundukları anlaşılmıştır” denerek takipsizlik verildiÄŸini hatırlattı.

‘TOPLUMDAN TECRİT EDİLMEK İSTENİYORUZ’
“Bu ülkede siyaset yapanlar bu ÅŸekilde engellenmeye çalışılıyor. Haksızlığa, hukuksuzluÄŸa karşı mücadele eden herkes baskı, gözaltı, tutuklama ile karşı karşıya kalıyor ve benim kiÅŸisel tarihim de dediÄŸim gibi bu baskı ve kumpaslar ile dolu bir tarihtir” diyen AktaÅŸ, dosyada yer alan itirafçı ifadelerinde de SKM’de faaliyet yürütmenin suç gibi gösterildiÄŸine iÅŸaret etti.

Tutsak edilen arkadaÅŸlarını ziyaret etmenin, parti üyelerinin duruÅŸmalarını takip etmenin suç olarak gösterildiÄŸini kaydeden AktaÅŸ, “Herkese açık olan bu mahkeme salonları bize kapatılmaya çalışılıyor. Söylediklerimiz duyulmasın isteniyor. Toplumdan tamamen tecrit edilmek isteniyoruz. Telefonumuz sürekli dinleniyor, sürekli takip ediliyoruz, fotoÄŸraflarımız çekiliyor, her yerden yalıtılmaya çalışılıyoruz” dedi.

‘SİYASİ FAALİYETLERİMİZ YASADIÅžI GİBİ GÖSTERİLİYOR’
ESP EÅŸ Genel BaÅŸkanı olarak yürüttüğü siyasi faaliyetlerin yasadışı gibi gösterilmek istendiÄŸini vurgulayan AktaÅŸ, şöyle devam etti: “Biz, söz, eylem, örgütlenme hakkının olmadığı, suç sayıldığı bir ülkede siyasi faaliyet yürütmeye çalışıyoruz. Bu ülkede siyasi parti faaliyeti yürütme hakkı yalnızca siyasi iktidar partilerine; AKP ve MHP’ye ait. Bir yandan parti kuruluÅŸuna izin veriliyor, diÄŸer yandan o partinin faaliyetleri suç sayılıyor. Bir yandan demokratikleÅŸmeden, barıştan söz ediliyor; diÄŸer yandan muhalif partilere, kadınlara, emekçilere, Kürtlere yönelik baskılar her geçen gün artıyor. Halkın iradesine, CHP’nin il örgütüne kayyum atanabiliyor. Bugün burada adaletin terazisi ÅŸaÅŸarsa, yarın bu ülkede hiç kimse hakkını arayamaz hale gelir.”

‘EV HAPSİ SİYASET YAPMA HAKKIMI ORTADAN KALDIRIYOR’
Bir siyasi partinin eÅŸ genel baÅŸkanı olarak bir aydır ev hapsinde olduÄŸuna dikkat çeken AktaÅŸ, “Bu uygulama fiilen siyaset yapma hakkımı ortadan kaldırmakta, seçilme ve temsil hakkımı ihlal etmektedir. Bu yalnızca benim deÄŸil, aynı zamanda beni seçen, temsil ettiÄŸim partinin üyelerinin de demokratik hakkının gasbıdır. Ev hapsi, yalnızca fiziksel bir kısıtlama deÄŸildir; toplumsal cinsiyet eÅŸitsizlikleriyle birleÅŸtiÄŸinde, kadınlar açısından çok daha ağır bir izolasyon anlamına gelir. Ev hapsi uygulaması, esasen ÅŸiddet uygulayan erkeklere yönelik bir tedbir olarak çıkarılmış bir önlemdi. Ama bugün bu uygulama, ÅŸiddete uÄŸrayan, hakları için mücadele eden kadınlara; özellikle de kadın siyasetçilere karşı bir cezalandırma aracına dönüştürülmüştür” dedi.

AktaÅŸ, sözlerini şöyle tamamladı: “Kadın bir siyasetçiyi ev hapsine mahkum etmek, yalnızca beni deÄŸil, kadınların tarihsel kazanımlarını da cezalandırmaktır. Kadınlar bu ÅŸekilde siyasette görünmez kılınmaktadır. Bu nedenle, ev hapsinin yalnızca bana deÄŸil, tüm kadınlara, özellikle de siyaset alanında var olmaya çalışan kadınlara yönelik bir cezalandırma biçimi olduÄŸunu vurgulamak istiyorum. Bu dosyada uzun süre tutuklu kaldım, bir süredir ev hapsindeyim. Adli kontrollerimin kaldırılmasını, beraatimi talep ediyorum.”

YİĞİT: SOSYALİST OLMAK İTİRAFÇI BEYANLARIYLA SUÇ HALİNE GETİRİLEMEZ
Ardından savunmasını yapan ajansımızın muhabiri Ebru YiÄŸit, “Biz sosyalistiz. Yaptığımız her eylemin, her çalışmanın arkasındayız; bunları savunmaktan da asla geri durmayız. Bu konuda hiçbir tereddüdümüz yok. Ancak bugün burada, bizimle ilgisi olmayan bir ÅŸeyden dolayı, yapmadığımız bir eylemle suçlanıyoruz. Haklı olarak buna itiraz ediyoruz” dedi.

Hakkında yer alan itirafçı beyanlarında SKM üyesi olduÄŸunun yer aldığına dikkat çeken YiÄŸit, “Bu gizli bir bilgi deÄŸil. Sosyalist bir siyasetin, bir örgütlü faaliyetin içinde olmak; bir itirafçının söylemiyle suç haline getirilemez” dedi.

Sosyalist kimlikleri nedeniyle siyasi polisin bir komplosuyla karşı karşıya olduklarını dile getiren YiÄŸit, “Bizim lehimize olan hiçbir kanıta ulaÅŸamadığımız ama tüm boÅŸluklara raÄŸmen suçlu olduÄŸumuzun iddianamede altının çizildiÄŸi bir dosya ile karşı karşıyayız. Sizin mahkemenizde yargılanırken ara bir dönemde 6 ay tutuklu kaldım ve ben o dosyadan 2. mahkemede beraat ettim. 8 Mart’a katılmam, ESP binasına girmem, iddianamede suç gibi gösterilmek isteniyordu ancak beraat ettim. Bu nedenlerle beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

Duruşma, avukatların beyanlarıyla devam etti.

3 DEVRİMCİ SOSYALİST HAKKINDA TUTUKLAMA KARARI
Mahkeme heyeti, ESP EÅŸ Genel BaÅŸkanı Deniz AktaÅŸ hakkında 17 yıl 1 ay, Ebru YiÄŸit hakkında 17 yıl 1 ay, Mert Unay hakkında 20 yıl 6 ay hapis cezası ve hükmen tutuklama kararı verdi. Nurcan Güllubudak hakkında ise 14 yıl 7 ay hapis cezası verilerek hükmün açıklanması geriye bırakıldı. (etha)