ErdoÄŸan’dan dış politikada “U dönüşü”

Uluslararası alanda artan izolasyon ve yaptırım baskısı altındaki ErdoÄŸan Hükümeti, AB ile “yeni bir sayfa açma” arayışında. Peki ErdoÄŸan’ın son hamleleri Türkiye-AB iliÅŸkilerinin kopmasını engelleyebilecek mi?

Türkiye’nin Batı ile iliÅŸkilerinde kritik bir dönemece girilirken, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın AB ile gerilimi düşürmeye yönelik mesajları, DışiÅŸleri Bakanı Mevlüt ÇavuÅŸoÄŸlu’nun yaptığı son ziyaretleri ve temasları, diplomasi gündemini hareketlendirdi. 

Ankara’nın, AB nezdinde baÅŸlattığı giriÅŸimlerle, kopma noktasına gelen iliÅŸkileri ve diyaloÄŸu onarmaya çalışması, Avrupa’da ihtiyatlı bir ÅŸekilde karşılanırken, aynı zamanda ErdoÄŸan’ın izlediÄŸi politikasında bir “U dönüşü” olarak nitelendiriliyor. 

ABD ve AB’den gelebilecek sert yaptırımlara karşı ErdoÄŸan’ın ön almaya çalıştığı, iliÅŸkilerde yumuÅŸama saÄŸlayarak da, siyasi ve ekonomik izolasyonu azaltmayı umduÄŸu belirtiliyor.

ErdoÄŸan’ın sürpriz manevrasının gerisinde ne var? 

AB-Türkiye iliÅŸkilerini çok yakından takip eden isimlerden olan, AB’nin eski Türkiye Büyükelçisi Marc Pierini, DW Türkçe’ye yaptığı deÄŸerlendirmede, “Türk liderliÄŸinin ‘AB ile yeni sayfa açma’ ve Fransa ile iliÅŸkileri ‘normalleÅŸtirme’ yönündeki son niyet beyanları, son aylarda izledikleri politikada tümüyle istikamet deÄŸiÅŸikliÄŸi, bir U dönüşü anlamına geliyor” dedi.

Düşünce kuruluÅŸu Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nda görev yapan Pierini, ErdoÄŸan’ın son yıllarda özellikle de son aylarda gerginliÄŸi tırmandıran açıklamaları ve hamlelerinin ardından böyle bir manevra yapmasının gerisinde, farklı nedenler olduÄŸu görüşünde. 

“Muhakkak ki, bunda Türkiye ekonomisinin çok kötü bir durumda olması ve Avrupalı yatırımcılar ile bankacıların Türkiye ile iÅŸ yapmaktaki isteksizliÄŸi etkili olmuÅŸtur” diyen emekli Fransız büyükelçi, deÄŸerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Bir diÄŸer neden de, Türkiye’nin savaÅŸ gemileri eÅŸliÄŸinde giriÅŸtiÄŸi sondaj faaliyetleri ile göçmenlerin Avrupa sınırına akın ederek Yunanistan sınır kapılarına dayanmasına yol açan yıkıcı hamlelerinden beklediÄŸi sonuçları alamamış olması. Çünkü gerçek ÅŸu ki, bunlar aslında tam da tersine sonuçlar doÄŸurdu.”

Havuç-sopa hamlesi geri adım mı attırdı?

AB’nin ilk olarak 1 Ekim zirvesiyle devreye soktuÄŸu, 11-12 Aralık zirvesinde ise Ankara’ya Mart ayına kadar ek süre tanımayı kararlaÅŸtırdığı hamlesiyle, ErdoÄŸan’dan artık bir tercih yapmasını istedi.

“Havuç-sopa yaklaşımı” olarak adlandırılan bu hamleyle AB Ankara’ya iki seçenek sundu. Avrupalı liderler, “Gerilimi düşürün, pozitif gündemli diyalog baÅŸlatalım, gerilimi tercih edecekseniz o zaman daha ağır yaptırımlar uygulanacak” ÅŸeklinde özetlenebilecek iki seçenekli bu teklifi iletti.

Ankara’nın son diplomatik hamleleri, ErdoÄŸan’ın en azından ÅŸimdilik, seçimini diyalogdan yana yaptığına iÅŸaret ediyor.

YoÄŸun diplomasi trafiÄŸi 

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, bir kaç gün önce AB Komisyonu BaÅŸkanı Ursula von der Leyen ve AB Dış İliÅŸkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile gerçekleÅŸtirdiÄŸi video konferansı görüşmesinde, Türkiye’nin AB ile iliÅŸkilerinde “yeni bir sayfa açma” isteÄŸini aktardı. 

ErdoÄŸan, dün bir araya geldiÄŸi AB ülkelerinin Ankara’daki büyükelçilerinden de destek istedi. “AB ile iliÅŸkilerimizi yeniden rayına oturtmaya hazırız” diyen ErdoÄŸan, büyükelçilere, “Sizden gerek Brüksel’e gerek baÅŸkentlerinize yapacağınız yönlendirmelerle Türkiye-Avrupa BirliÄŸi iliÅŸkilerinde yeni bir sayfanın açılmasına destek vermenizi bekliyoruz” mesajını verdi.

Bu arada AB-Türkiye hattında diplomasi trafiÄŸi de hız kazandı. ÇavuÅŸoÄŸlu, 21 Ocak’ta Brüksel’i ziyaret edecek. Ayrıca AB Konseyi BaÅŸkanı Charles Michel ve AB Komisyonu BaÅŸkanı Ursula von der Leyen’in de ay sonunda Türkiye’yi ziyaret etmeye hazırlandıkları açıklandı. 

Uzun bir aradan sonra, 25 Ocak’ta yeniden istikşafi görüşmeler kapsamında Yunanistan ile masaya oturmaya hazırlanan Türkiye, aynı zamanda ağır diplomatik krizlere sahne olan Fransa ile ilişkilerindeki gerilimi de düşürmek için girişimlerde bulunuyor.

AB ile yeni sayfa mümkün mü?

Peki, Türk Hükümeti’nin yeni bir sayfa açma yönündeki giriÅŸimleri AB’de olumlu karşılık bulur mu? İliÅŸkilerin normalleÅŸmesi mümkün mü?

Bu soruyu yanıtlayan Marc Pierini, Avrupalı liderleri “kaprisli” olmakla suçlayan, liderlerin “akıl saÄŸlığını sorgulayan”, “Nazi” gibi ağır ithamlarla hedef alan Türk siyasi liderliÄŸinin,  “iliÅŸkilerde yeni bir sayfa açma” niyetinde ne kadar samimi olduÄŸunu öngörebilmenin çok güç olduÄŸunu kaydetti. 

Pierini, Türkiye’nin Avrupa Konseyi ve NATO üyeliÄŸi ile baÄŸlı kalmayı taahhüt ettiÄŸi hukuk devletinden, AB’nin temsil ettiÄŸi ilkeler ve deÄŸerlerden çok uzaklaÅŸtığını, hatta tezat içinde bulunduÄŸuna dikkat çekerken, “Uçurum o kadar derinleÅŸti ve büyüdü ki artık bunu sadece boÅŸ laflarla deÄŸil de gerçekten de somut adımlarla kapatılabileceÄŸini düşünmek çok zor” dedi.  

“Patlamaya hazır mayın tarlası”

Barselona Uluslararası İlişkiler Merkezi’nden (CIDOB) kıdemli araştırmacı ve Türkiye uzmanı Eduard Soler i Lecha’ya göre ise artık öncelikli hedef, AB ile Türkiye arasında olası bir tren kazasını önlemek.

2019 yılı sonunda kaleme aldığı makalede, Türkiye- AB iliÅŸkilerini “mayın tarlasına” benzeten Soler i Lecha, “mayınların her iki tarafa da çok büyük zarar verecek ÅŸekilde patlamaması için bu mayınların nerede olduklarının tespit edilerek, etkisiz hale getirilmesi için çalışılması gerektiÄŸi” uyarısında bulunmuÅŸtu.

Soler i Lecha, gelinen noktada hem AB’de hem de Türkiye’de bu mayın tarlasının her iki taraf için de ne kadar büyük bir tehlike arz ettiÄŸi konusunda farkındalık oluÅŸmaya baÅŸladığına dikkat çekerken, “Bu farkındalığın oluÅŸması bile ileriye dönük yol alınmasını saÄŸlayabilir…ErdoÄŸan’ın yeni bir sayfa açmak istediÄŸini söylemesi de olumlu bir süreci baÅŸlatabilir” diye konuÅŸtu.

Çöküş önlenebilecek mi?

“Kanımca Aralık zirvesi ile birlikte iliÅŸkilerde bir çöküşün eÅŸiÄŸine gelindiÄŸi uyarısı yapıldı ve taraflar birbirlerine bir kaç hafta süre tanıdı. Åžimdi de birbirlerine bir çöküşün önlenmesi için fırsat tanıyacaklar” diyen İspanyol uzman, “Mart’a kadar daha süre var, nasıl bir sürecin yaÅŸanacağını bekleyip görmemiz lazım” dedi. 

İspanyol uzman, bu sene Almanya’da, seneye de Fransa’da seçimler yapılacağını, bu nedenle Mart ayına kadar tansiyonun düşürülerek Türkiye ile AB arasında yapıcı bir diyalog süreci baÅŸlatılamasının kritik önem taşıyacağına dikkat çekti. 

Ayrıca AB’nin kritik ağırlığı olan üyelerinden Fransa’nın çok açık bir ÅŸekilde Yunanistan ve Kıbrıs’tan yana tavır almış olmasının kritik bir dönüm noktası teÅŸkil ettiÄŸine vurgu yapan Soler i Lecha, kimi üye ülkelerde Türkiye’nin izlediÄŸi dış politikanın “hasmane” olarak görüldüğüne de iÅŸaret etti. 

Bu gerilimlere son verilememesi halinde iliÅŸkilerde kopma noktasına gelinebileceÄŸini söyleyen Soler i Lecha, ÅŸu kritik deÄŸerlendirmeyi aktardı: ““Türkiye AB için zorlu bir müttefik, sorun yaratan komÅŸu olmaktan çıkarak, düşmana, hasıma dönüşebilir. Duyulan endiÅŸe bu… AB’nin, Türkiye’nin bir hasım konumuna gelmemesi için elinden geleni yapmaya çalışacağı görüşündeyim. Kıbrıs ve Yunanistan bile bunu istemiyor. Düşman ve milliyetçi bir komÅŸu yerine mümkün olduÄŸu ölçüde AvrupalılaÅŸmış bir Türkiye istiyorlar ve bu çok anlaşılır. Aralık’ta, daha sert yaptırımlar kararının Mart ayına ertelenmesinin gerisinde de bu endiÅŸeler yatıyor. Son bir fırsat verilmek istendiÄŸi kanaatindeyim.”

Öncelikli hedef en kötü senaryonun önlenmesi

AB’nin öncelikli hedefi Ankara ile gerilimin düşürülmesini saÄŸlamak. Ancak bunun saÄŸlanması halinde, Türk Hükümeti ile üst düzey bir siyasi diyalog sürecinin baÅŸlatılabileceÄŸi, Gümrük BirliÄŸi’nin modernizasyonu ve yeni bir mülteci mutabakatı gibi konularda müzakereler yürütülebileceÄŸi belirtiliyor.

AB’nin bu aÅŸamadaki hedefi, en kötü senaryo olarak nitelendirilen, üye ülkelerle Türkiye arasında olası bir askeri ihtilafa yol açacak geliÅŸmelerin önlenmesi.

Demokrasi, hukuk devleti, insan hakları alanındaki gerileme nedeniyle, Türkiye’nin tam üyelik müzakerelerinin yeniden canlanmasına da zaten Avrupa’da artık kimse ihtimal vermiyor. 

Hatta, 1 Ocak’ta AB dönem baÅŸkanlığını Almanya’dan devralan Portekiz’in altı aylık programında Türkiye ne geniÅŸleme ne de dış iliÅŸkiler bölümünde yer alıyor, tek satır dahi geçmiyor.

(DW)

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir