ErdoÄŸan sonrası senaryolar…| Nihat Veli Yüce


Erdoğan sonrası senaryolar: İç ve dış sermaye çevreleri Erdoğan sonrasına hazırlanıyor.


Uluslararası mali sermaye çevrelerinin OrtadoÄŸu coÄŸrafyasında sınır hattı olarak gördükleri, sınır karakolu rolü verdikleri Türkiye’de iÅŸler istedikleri gibi yürümüyor. SoÄŸuk savaÅŸ sonrası, batılı güçler açısından, Türkiye’nin Jeopolitik önemi azaldı ve Türkiye stratejik öncelik konumunu kaybetti. Bunun yerini doÄŸu batı eksenli kitle göçünü engelleyecek öncü sınır karakolu olma rolünü üstlenmek aldı. Öncü sınır hattı Türkiye verilirken, ana sınır hattı görevi Yunanistan ve Bulgaristan’a verildi. Portekiz, İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan ve Rusya Afrika ve Asya’nın yoksul ülkeleri arasında ana sınır durumundadır. Türkiye ise coÄŸrafik konumu itibarı ile öncü karakol konumundadır. Türkiye NATO’nun askeri uç karakolu olmaktan çıkarılarak, batının öncü mülteci karakolu haline getirilmiÅŸtir. Bir anlamda mültecilerin açık ceza evi haline getirilmiÅŸtir. Jeopolitik önemi deÄŸer kaybederek askeri karakolluktan, mülteci karakolluÄŸuna gerilemiÅŸtir.

Devleti ErdoÄŸan’ın kiÅŸiliÄŸinde cisimleÅŸtirmeye çalışan batılı sermaye çevreleri liberal aydınımsıları da harekete geçirerek, ErdoÄŸan’ın ilk yıllarından itibaren önemli destekçilerinden olan, onun ve partisinin entelektüel zayıflıklarını örten liberal aydınımsıların pazarlama yeteneÄŸi ile yelkenlerini güçlü rüzgarla doldurmuÅŸtu. Uluslararası mali sermayenin sınırsız desteÄŸi, içeride liberal aydınımsıların desteÄŸi ile birleÅŸince, bu rüzgardan başı dönen ve ben oldum havasına kapılarak, narsizmle harmanlanmış megaloman kiÅŸiliÄŸin kibrine adım, adım teslim olan ErdoÄŸan, oldum dediÄŸi andan itibaren adım adım yalnızlaÅŸmaya ve çökmeye doÄŸru ilerlediÄŸini görme gerçeÄŸini çoktan rafa kaldırmıştı.

Suriye savaşına müdahil olup 24 saatte Emevi camiinde namaz kılma hedefi Suriye ve Rusya gerçeÄŸine çarpıp baÅŸarısız olunca, batılı sermaye çevrelerinin taktirini alamadı, aksine hayal kırıklığı oldu, sonun baÅŸlangıcı da böylece baÅŸlamış oldu. ErdoÄŸan’ın adım adım gözden düşme sürecinin miladı Suriye savaşındaki baÅŸarısızlığıdır.
Dışarıda gözden düşen, verilen ev ödevlerini yapamayıp sınıfta kalan ErdoÄŸan’ın Irak tezkeresi sonrası ikinci stratejik sınavı olan Suriye sürecinde de baÅŸarısızlığa imza atması ErdoÄŸan’a güveni asgari düzeye çekmiÅŸti. Buna eklemlenen, mali sermayenin ihtiyaçlarına cevap olma yerine, bir avuç yandaşına cevap olma arayışları ipinin çekilmesine giden yolun köşe taÅŸlarını döşemiÅŸti. Sanayi ve tarımsal üretimin ivme kaybetmesi, hayvancılığın bitme derecesine gelmesi, kendi kendine yeten ekonomiden, hemen her alanda dışa bağımlı bir ekonomik modeli hakim kılması da batılı sermaye çevrelerini mutlu etmedi.

Bir ülkenin kendi iç dinamikleri ile geliÅŸmesinin, kendi kendisine yetebilmesinin ve meta ihracı, bunun üzerinden yükselecek sermaye ihracı koÅŸullarının oluÅŸturulabilmesi için gereken bütün adımların aksini atan ErdoÄŸan rejimi sıfırı tüketmeye mahkumdu, bugün  yaÅŸanan tamda bu iflas durumudur.

20 yılda; Kendi öz kaynaklarının etkin kullanımı, ham madde ithalatına mahkum olmadan, katma değeri yüksek meta üretimi gibi alanlarda sıfır çekildi.

Tasarruf tedbirlerinin maksimum uygulanması, dış borçlanmaya dayalı ekonominin adım adım terkedilmesinde sınıfta kalındı.

Yabancı sermayenin spekülatif amaçlarla gelmesinin önüne geçilemedi, aksine spekülatif sermayeye bütün kapılar açılırken, uzun vadeli yatırım özendirilmedi aksine engeller çıkarıldı.

Bankaların, özellikle kamu bankalarının sıkı denetimi ve belli limitleri olan mevduata ulaşmadan kredilerin kontrolsüz bir şekilde verilmemesi meselesinde sınıfta kalındı.

Sanayinin kapsamlı reorganizasyonu, çağın gereklerine uyumu, teknolojik dönüşüm ve bunu sağlayacak kapsamlı AR-GE araştırmalarına kaynak aktarımı, teşvik ve organizasyonunda sıfır çekildi.

Siyaset ülkenin, ülke insanının yarınlarının garantiye alınmasının aracı olarak ele alınmadı. Aksine aile efradı ve bir avuç yandaşın çıkarına yapıldı. Ülke ve ülke insanının çıkarları ve yarınları hiçe sayıldı.

Liyakat, uzmanlık, başarı hiçe sayıldı. Liyakatsiz, başarısız, silik, hırsız tipler her kademeye dolduruldu.

Eğitim, sağlık, alt yapı, iç barış, demokrasi, insan hakları, hukuk, güvenlik, dış politika, çevre, aklınıza gelebilecek hemen her alanda rant öncelik haline getirildi. Bütün politikalar rantın kotarılması üzerine inşa edildi.

Liyakatsiz, cehaleti kendinden menkul, ahlaki deÄŸerlerini vestiyere asmış, kirli, yoz ve asalak tipler her alanda iÅŸ başına getirildi, üzerlerine de İslam örtüsü örtüldü. Çürüme, yozlaÅŸma ve irin kokuları boydan boya ülkeyi sardı. Bu çürüme ve kokuÅŸma ortamı küresel mali sermayenin yüksek ranta dayalı parazit sermayesinin faizlerini dahi tahsil etmesini zorlaÅŸtırdı. Türkiye’yi ipotek altına almış Londra tefecileri panikte, zira bırakalım ana sermayelerini geri almayı, faizleri dahi tahsil edemez durumdadırlar. Bütün bu süreçler sonucunda ipi çekilen ErdoÄŸan içeride ve dışarıda çıkar yol olarak saldırganlaÅŸmayı, devlet terörünü tek çıkar yol olarak görmektedir. ErdoÄŸan’ın son ve tek çıkış yolu savaÅŸtır. SavaÅŸ ile iç faÅŸistleÅŸmeyi tahkim edip çevresinde savaÅŸ kahramanı ağı örerek ömrünü uzatmanın hamleleri peÅŸindedir.

Şurası açıktır ki her koşulda Erdoğan dönemi kapanmak üzeredir. İpi çekilmiş ve gözden çıkarılmıştır. Savaş kahramanı da olsa gidicidir. Kendi çevreside bu gerçeği görerek konumlanmaktadır. Mesele sadece zamanlama meselesidir. Burada olası bir savaş senaryosu AKP-MHP-VP ittifağının kendi içinden bir alternatif çıkarmasına olanak sağlayacaktır. Mali sermaye çevrelerinin güvenine mazhar böyle bir figürün savaş tamtamları arasında sarayın merdivenlerini tırmanma olasılığı güçlüdür. Saray rejimi seçim yerine savaş ve savaş koşulları içinde yeni figürü saraya çıkarmanın yolunu aramaktadır. Erdoğan gitsin, rejimi kalsın senaryosu iç ve dış sermaye kesimlerinde onay görecek bir projedir.

SavaÅŸ yolu ile hedef gerçekleÅŸtirilmez ise, seçim yolu ile hedefe ulaşılması baÅŸka bir senaryo olarak orta yerde durmaktadır. Bu senaryoya göre seçimler bir ÅŸekilde ikinci tura kalmalı, ikinci tura gidecek iki haftalık süreçte ortam iyice gerilmeli, seçim güvenliÄŸi adı altında sandıklar jandarma ve polis denetimine alınmalı, bu yolla farkı alabildiÄŸine azaltacak manipülasyonlar organize edilmeli, muhalefetin hile yaptığı yaygın bir ÅŸekilde dile getirilerek, seçimlere ÅŸaibe düşürülüp, sonuçlar kabul edilmemeli. DoÄŸacak tepki ve beslenecek çatışma ortamı ile Hulusi Akar öncülüğünde ordu karışıklığı bastırma adına yönetime el koymalı. Böylece, seçimler bilinmez bir tarihe ertelenerek, mevcut rejimin devamı saÄŸlanmalıdır. Özcesi muhalefet ya, seçimi manipüle edecek saray rejiminin ortaya koyduÄŸu sonuçlara razı olup sus pus oturacak, adam kazandı diyecek, ya da manipülasyonu reddedip sokaÄŸa dökülecek ve saray rejimi bunu gerekçe yaparak darbe yapacak. ErdoÄŸan görevden alınıp yerine Hulusi gelecek böylece toplumun gazı alınmış olacak, saray rejimi ise ErdoÄŸan’sız yoluna devam edecek. ABD ve İngiltere ikilisi Hulusi Akar planına gayet sıcak bakmaktadırlar. Sedat Peker’in ifÅŸaları ile baÅŸlayan sürecin bu aÅŸama için yol temizliÄŸi olduÄŸu unutulmamalıdır.

Bu projeyi boÅŸa çıkaracak olan demokratik muhalefetin, tek vücut olup, atacağı akıllı stratejik hamleleri olacaktır. Muhalefet ikinci tur hesabı yapmadan, ilk turda açık ara fark ile kazanmanın planlarını yapmalıdır. İkinci turun özünde seçim deÄŸil, darbeyi örgütleme turu olma olasılığı güçlüdür. Burada mesele uzatmaları oynayan ErdoÄŸan’ın gitmesi deÄŸil, rejimi ile birlikte alaÅŸağı edilmesi meselesidir. ErdoÄŸan her koÅŸulda gidecektir, önemli olan rejiminin de onunla birlikte tarihin çöplüğüne süpürülmesidir.


Nihat Veli Yüce – 23.10.2021

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir