“Zap harekatı”, “Gezi Davası”, Garo Paylan’a yönelik “linç giriÅŸimi” henüz açılış hamleleri. 2022-23’ün sayısı ve ÅŸiddeti artacak benzer giriÅŸimlerle dolu geçeceÄŸi neredeyse kesin. Etkin bir muhalefet için “pazı gösterisi”nden ürkmemekten fazlası gerekiyor.
Kuvvet gösterisi, ya da halk arasındaki yaygın kullanımıyla “pazı göstermek” iktidarının tehdit edildiÄŸi sezgisine kapılan bütün güç sahiplerinin -insan olsun, hayvan olsun, birey ya da topluluk, ÅŸirket ya da devlet olsun- rakiplerini caydırmak üzere baÅŸvurdukları standart stratejilerdendir. ÅžiÅŸinmekle baÅŸlayıp, üstünlük taslamaya, korkutucu güç ve kudret efsaneleri yaymaya, beklenmedik anlarda saldırganlık gösterilerinde bulunmaya ve nihayet doÄŸrudan güç kullanmaya, vurup kırmaya, öldürmeye giden ÅŸiddet uygulamalarının tamamını kapsar.
Son hafta içinde ErdoÄŸan rejiminin birbirini izleyen, ilk bakışta irtibatsızmış gibi görünen hemen hepsi sebepsiz, orantısız, abartılı ve neresinden baksanız tutarsız ve ahmakça ÅŸiddet gösterilerinin gerisinde gene de belli bir aklın, bir “pazı gösterme” stratejisinin yattığını görmek mümkün.
Evet, son bir yıl içinde ErdoÄŸan rejimi, Ukrayna savaşıyla da birlikte dümeni Batıya kırdı, ABD’yle askeri iliÅŸkilerini geliÅŸtirmeye baÅŸladı; Almanya’yla Rusya gazına alternatif enerji hatları konusunda mutabakatlar oluÅŸturdu; böylelikle iktidar kavgasında dış dinamiÄŸin kendisinden yana iÅŸleyeceÄŸi, en azından kendisine karşı iÅŸlemeyeceÄŸi bir yeni güç mevzilenmesi saÄŸladı. Ancak, genel olarak kapitalist dünya ekonomisindeki daralmanın süreceÄŸi görülen önümüzdeki iki yıl boyunca, bunlar Türkiye ekonomisindeki gerilemeyi durdurmak, yükselen enflasyon ve iÅŸsizliÄŸi ve orta sınıfın çöküşünü önlemekte rejimin hiçbir iÅŸine yaramıyor.
Bu küresel daralma koÅŸullarında ErdoÄŸan’ın esasen “beÅŸli çete”de ifadesini bulan kendi sınıfsal güç dayanaklarını korumaya ve kollamaya dönük ekonomi yönetimi toplumsal çöküşü hızlandırırken, Saray ve AKP çevresine çöreklenmiÅŸ azgın azınlığı giderek daha da tamahkârlaÅŸtırıyor. Bütün örtülerinden soyunan eÅŸitsizlik, haksızlık ve sömürü, isyan havasını durmaksızın besliyor. Bu genel ekonomik çöküntü Kuzey’de Kürt muhalefetinin taleplerini genel muhalefetle yakınlaÅŸtırıyor ve sınıfsal dayanaklarını da gitgide belirginleÅŸtiriyor.
Kamuoyu araÅŸtırmalarının gerçeÄŸe yakın bir tabloyu yansıttığını AKP kurmaylarının görmüyor olduÄŸunu düşünmek saçma. Görüyor ve 2015’ten bu yana ilk kez iktidarı gerçekten tehlikede hissediyorlar. Genel olarak politik İslam’ın her yerde baÅŸ aÅŸağı gittiÄŸi koÅŸullarda iktidardan gidiÅŸin dönüşünün de olmayacağı hissiyatı 2023 seçimlerini yalnızca AKP için deÄŸil, onun sırtına binmiÅŸ olan MHP ve Ergenekon için de bir “beka” meselesi haline getiriyor.
“İktidarın tehdit altında olduÄŸu” yalnızca bir sezgi deÄŸil, kesin bilgi. Her ÅŸeyin başı Kürtler. Sonucu onlar tayin edecek. Onun için ErdoÄŸan Kürdistan’da pazı göstermeli, askere Garê’deki bozgunun acısını çıkarttığı duygusunu kazandırmalı, Kürtlerin güvendikleri daÄŸlara kar yaÄŸdırılmalı ve Kürdistan seçkinleri siyasal denklemde muhalefet eksenine yerleÅŸmekten caydırılmalı. Gerçi Kürtlere pazı göstermekte ÅŸiÅŸinmenin, esip gürlemenin, korkutucu efsanelerin artık bir faydası yok. Orada geçer akçe dolaysız ÅŸiddet.
Son hafta baÅŸlatılan “Zap harekatı”nın esbabı mucibesi de buydu. Askerî yönden, kısa vadede Güney Kürdistan’da daimî bir koloni oluÅŸturmak söz konusu olmayacağına göre, önceden saptandığı varsayılan “hedefler”e saldırılacak, gerekçe olsun diye boru hattı havaya uçurulacak, saldırıyla birlikte önde gelen ÅŸahsiyetler bertaraf edilecek ve güç teÅŸhir edilecekti.
GidiÅŸata bakılırsa bir kez daha evdeki hesap çarşıya uymadı. Güney’de “yurtseverler” komployu ifÅŸa ettiler. “Sınır ötesi” harekât böylece nedensiz baÅŸlamak zorunda kaldı. DireniÅŸ sanıldığından güçlü ve kayıplar öngörülenden yüksek gerçekleÅŸti. Nakliye helikopterleri cenazelerle geri dönerken, bir kez daha yasak silahlar ve kimyasal kullanımı şüphesi arşı alaya çıkıyor.
“Gezi Davası” da rejimin isyan havasını bastırmak için kuvvet göstermekte hiçbir masraftan kaçınmayacağının baÅŸka bir göstergesi oldu. Sokaktan topladıkları AKP militanlarına cübbe giydirip gözlerine kestirdikleri, ellerine geçirdikleri muhalefet unsurlarını “müebbet ağır hapis” cezasına çarptırmanın tek açıklaması “ibreti alem” için olmasıydı. Varsa eÄŸer kalplerde bir “yeni Gezi” heyecanı, doÄŸmadan ölsün diyeydi, ama yeni bir heyecan doÄŸurdu.
Soykırım gerekçesiyle Garo Paylan’a yönelik “linç giriÅŸimi” de aynı ÅŸekilde, milliyetçi-mukaddesatçı cenaha yönelik “biz buradayız” höykürüşünden ibaretti. Soykırımın varlığı kanaatini yükseltmekten baÅŸka bir sonuç vermedi.
Ancak bunlar henüz açılış hamleleri. 2022-23’ün sayısı ve ÅŸiddeti artacak benzer giriÅŸimlerle dolu geçeceÄŸi neredeyse kesin. Åžu ana kadar bu zavallı gösterilerin muhataplarının ErdoÄŸan’ın “pazı gösterisi”nden korkuya kapıldıkları görülmedi. Gene de, ne kadar zavallıca ve yüze göze bulaÅŸtırarak bile olsa ÅŸiddet can yakıyor ve hasar veriyor. Dolayısıyla etkin bir muhalefet için “pazı gösterisi”nden ürkmemekten fazlası gerekiyor. Her ÅŸeyden önce hedef kılınanlarla ve saldırılan simge, ilke ve kavramlarla güçlü ve onarıcı bir dayanışmaya ihtiyaç var.
ErdoÄŸan’ın “pazı gösteri”sini boÅŸa çıkartmanın yolu Kürtlerin özgürlük kavgasıyla, Gezi’nin Türkiye’nin meydanlarına taşıdığı özgürlükçü taleplerle, soykırımla yüzleÅŸme iradesiyle ortaklaÅŸmak ve hiçbirini ayırt etmeden zindanlardakileri sahiplenmekten geçiyor.
ErtuÄŸrul Kürkçü – Bianet – 28.04.2022
