Yayın hayatına dün baÅŸlayan Özgür TV, gün boyu Ermeni soykırımı ile yüzleÅŸme tartışmaları yaptı. AkÅŸam saatlerinde Arzu Demir’in sunumuyla “Ermeni soykırımı ve yüzleÅŸme” programında soykırımın 106’ncı yılında halkların ve emekçi sol hareketin yüzleÅŸmesine iliÅŸkin deÄŸerlendirmelerde bulunuldu.
Özgür TV, dün test yayınlarına Ermeni soykırımına iliÅŸkin programlarla baÅŸladı. Gün içerisinde hazırlanan tarihsel anlatımlara iliÅŸkin programların yanı sıra akÅŸam Arzu Demir’in sunumuyla “Ermeni soykırımı ve yüzleÅŸme” programı yayınlandı.
İHD EÅŸ Genel BaÅŸkanı Eren Keskin, siyasi analist Alin Ozinian, Ermeni aktivist Murad Mıhçı ve Marksist Teori dergisi yazarı Ziya Ulusoy’un katılımıyla gerçekleÅŸtirilen programda, tarihsel deÄŸerlendirmelerin yanı sıra bugün emekçi sol hareketin Ermeni soykırımına bakış açısına dair tartışmalar yapıldı.
‘TC SOYKIRIM SUÇUNU DEVRALARAK KURULDU’
106. yılında Ermeni soykırımıyla yüzleÅŸmek önemi üzerine deÄŸerlendirmede bulunan İHD EÅŸ Genel BaÅŸkanı Keskin, bu tartışmanın 106 yıl sonra yapılmasının üzücü olduÄŸunu söyledi. Osmanlı ve ittihatçı ideoloji üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin soykırım suçunu da devraldığını söyleyen Keskin, “1915’de hakim olan resmi ideoloji, Türkiye Cumhuriyeti’nin de resmi ideolojisidir” dedi.
Bu resmi ideolojinin Türkiye’deki sol hareketi de etkilediÄŸini belirten Keskin, emekçi sol hareketin soykırım tartışmasını bugün dahi yeterince yapmadığını vurguladı. Keskin, “İbrahim Kaypakkaya’nın yıllar önce söylediÄŸini bugün hala Türkiye solunun birçoÄŸu söylemiyor” diyerek, emekçi sol hareketin daha geri bir noktada durduÄŸunu kaydetti.
ABD BaÅŸkanı Biden’ın açıklamalarının ardından Ermeni soykırımının konuÅŸulmasının bir anlamı olmadığına iÅŸaret eden Keskin, “Burada bir sorun var. Çünkü biz bunu konuÅŸmadık, gündemimize almadık, üstünü örttük. Resmi ideolojiyi içselleÅŸtirdik. Herkesin ne kadar egemenimize benziyoruz diye kendisini sorgulaması gerekiyor” sözleriyle eleÅŸtirilerini dile getirdi.
‘ARŞİVDEN YALAN ÇIKTI’
ArÅŸivlerin açılması tartışmasına da deÄŸinen Keskin, 1980 darbesinde yargılanarak idam edilen Levon Ekmekçiyan’ın ailesinin avukatlığını üstlendiÄŸini ve devlet bürokrasisinin oyalamaları sonucu kendilerine gösterilen mezardan kemikleri alarak, ailesinin isteÄŸiyle Fransa’ya götürüldüğünü hatırlattı. Keskin, ailenin orada yaptığı testlerin ardından mezardan çıkan kemiklerin Levon’a ait olmadığının tespit edildiÄŸini hatırlatarak, “İşte biz bir arÅŸiv açtık ve arÅŸivden yalan çıktı. O nedenle bu tür açıklamaların hiçbir anlamı yok” diye konuÅŸtu.
İnsan Hakları DerneÄŸi’nin soykırımda yaÅŸamını yitirenleri ilk olarak 2005 yılında andığını hatırlatan Keskin, bunun ilk olmasına raÄŸmen geç kalınmış bir adım olduÄŸunu söyledi. Keskin, “Bu coÄŸrafyada aslında hepimiz suçluyuz. Hiçbirimiz kendimizi bu suçtan muaf tutamayız. Yok sayanlar, konuÅŸmayanlar, korkanlar, sonuçlarından yararlananlar herkes suçunu kabul etmeli” dedi.
İHD ve HDP’nin tarihe bir kez daha not düşerek soykırımla ilgili açıklama yapmasının ardından İçiÅŸleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından hain ilan edilerek hedef gösterildiÄŸini söyleyen Keskin, bu açıklamanın ardından tehditler almaya baÅŸladıklarını belirtti.
‘OSMANLI, İTTİHATÇILAR, KEMALİSTLERİN ÇEKİRDEĞİ AYNI’
Siyasi analist Alin Ozinian da Ermeni soykırımı tartışmalarının, emperyalist ülkelerin soykırım açıklamalarının ardından gündeme gelmesini eleÅŸtirdi. Ozinian, Türkiye’de Osmanlı, ittihatçılar ve kemalistlerin birbirine ters düşen anlayışlarmış gibi yansıtılmasına raÄŸmen, Türkiye’de saÄŸcısından, solcusuna toplumunun büyük çoÄŸunluÄŸunun bu çeliÅŸiyormuÅŸ gibi görünen üç gruba birden sahip çıktığına dikkat çekti: “Ne Osmanlı’yı eleÅŸtiriyor ne ittihatçıları eleÅŸtiriyor, ne kemalistleri eleÅŸtiriyor. Osmanlıcı gözüken Ermeni soykırımının mimarı olan Talat’ı da atası olarak görebiliyor aynı zamanda Kemalist olduÄŸunu da iddia edebiliyor. Özetle burada tuhaf geliyor gibi gözüküyor ama tuhaf deÄŸil. Çünkü üçünün de çekirdeÄŸi aynı. Ermeni soykırımını hepimiz 1915’e indirgemek istiyoruz ama baktığımız zaman 1915 Abdülhamit katliamları ile baÅŸlayan bir süreç. Bu saydığımız gruplar elden ele aynı siyaseti devam ettiriyorlar. Bir katliam olmasa bile tek partili dönemde Cumhuriyet döneminde azınlık politikaları olarak devam ediyor. Varlık Vergisi, vatandaÅŸ Türkçe konuÅŸ kampanyası dediÄŸimiz ÅŸeyler bunun bir devamı.”
‘HAK ETTİLER DENİLEREK SOYKIRIM SAVUNULUYOR’
Ozinian, 2008 yılında Türkiye ile Ermenistan arasında normalizasyon olarak tanımladığı süreçte Türk devletinin, kemalistlerin soykırım suçunu ittihatçıların üzerine atarak ellerini yıkayabileceÄŸini, fakat bunu yapmadığını kaydetti. Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın geçmiÅŸ yıllarda bir 24 Nisan’da Ermeni Patrikhanesine yazdığı mektupta, ‘o dönem bundan baÅŸka bir yol yoktu’ ÅŸeklindeki sözlerini hatırlatan Ozinian, bir taraftan Ermeni soykırımının inkar edildiÄŸini fakat diÄŸer taraftan ‘hak ettiler’ denilerek soykırımın savunulduÄŸuna dikkat çekti.
İYİP Genel BaÅŸkanı Meral AkÅŸener’in “Bizim tarihimizde yanlış bir ÅŸey yoktur. Boynumuzu bükecek, yüzümüzü kızartacak hiçbir suçumuz yoktur” ÅŸeklindeki sözlerini hatırlatan Ozinian, “Sadece Türkiye’de deÄŸil 100-200 yıllık tarih içerisinde suç iÅŸlememiÅŸ bir devletten bahsedebilir miyiz” diye sorarak, Avrupa ülkeleri dahil her devletin halklara karşı iÅŸledikleri suçlar olduÄŸunu söyledi.
AkÅŸener’in sözlerinin inkarın ne kadar önemli bir siyasi enstrüman olarak kullanıldığını gösterdiÄŸini kaydeden Ozinian, “Biz Türkiye’de henüz Varlık Vergisinden, 6-7 Eylül’den, MaraÅŸ katliamından, Dersim’den bahsedemiyoruz. Biz bunlardan bahsedemezken Ermeni soykırımından bahsedemeyiz” diye konuÅŸtu.
Ermeni soykırımı konusunda Batı parlamentolarından gelecek adımların yüzleÅŸmeyi saÄŸlamadığı gibi inkarın sertleÅŸmesine neden olduÄŸunu söyleyen Alin Ozinian, “Biz bu iÅŸleri emperyalistlere bırakmak istemiyorsak, halkların acıları siyasal olarak kullanılsın istemiyorsak, o zaman kendi evimizdeki sorunu kendi evimizdeki pisliÄŸi kendimiz temizleyeceÄŸiz. Yoksa o cesetler kokuyor. O koku dışarıya sızıyor ve artık gelip sizin sorununuzla baÅŸkaları ilgilenmeye baÅŸlıyor” dedi.
‘ERMENİLER HALA GÜVERCİN TEDİRGİNLİĞİNDE’
Ermeni aktivist Murat Mıhçı, Ermeni halkının her 24 Nisan’da olduÄŸu gibi bu yıl da güvercin tedirginliÄŸi yaÅŸadığını söyledi. Ermeni halkının Türkiye’de soykırımın üzerine konuÅŸmaktan çekindiÄŸine iÅŸaret eden Mıhçı, Türkiye halklarının yüzleÅŸmesinde İnsan Hakları DerneÄŸi ve Eren Keskin’in oynadığı role deÄŸindi.
HDP, HDK’nin Ermeni halkıyla kurduÄŸu iliÅŸkinin Ermenileri HDP’ye oy vermeye yönlendirdiÄŸini anlatan Mıhçı, çeÅŸitli sol sosyalist partilerin yaptıkları çalışmalarla kendi aralarında yüzleÅŸmeyi gerçekleÅŸtirdiklerine iÅŸaret etti. Bunun yeterli olmadığını ancak Ermeni halkı bakımından çok deÄŸerli olduÄŸunu ekledi.
ABD’nin soykırım açıklamasının ardından verilen reflekslerin Türkiye’deki özde sosyalistlerle sözde sosyalistlerin kimler olduÄŸunu daha net açığa çıkaracağını söyleyen Mıhçı, “İnkar etmek soykırımın devamı anlamına gelir. EÄŸer gerçekten demokrat ya da sosyalistseniz buyurun gelin birlikte okuyalım ve birlikte tartışalım. Bu tartışmalardan bu coÄŸrafyaya zarar gelmez, aksine demokrasi gelir” diye konuÅŸtu.
Mıhçı son olarak ÅŸunları söyledi: “Bir yandan da katliamcı Talat PaÅŸa yerine o dönem insanları kurtardığı için katledilen Lice kaymakamı Nesimi efendiyi savunmak en onurlu duruÅŸ olacaktır.”
‘YÜZLEÅžMEK YETMEZ’
Marksist Teori dergisi yazarı Ziya Ulusoy yüzleÅŸmenin insanlaÅŸma anlamına geldiÄŸine iÅŸaret ederek katliamlara son verebilmek için yüzleÅŸmenin önemine deÄŸindi, fakat yeterli olmadığını kaydetti. “Bu katliamlara katılmış ve suç ortaklığı yapmış halklar adına özür dilemek çok deÄŸerlidir. Fakat bu yetmez. YüzleÅŸme, faÅŸizme karşı antifaÅŸist, günlük sınıf mücadeleleri ile güçlendirildiÄŸi zaman kalıcı sonuçlarını gösterir.”
YüzleÅŸme konusunda Hrant Dink’in büyük katkıları olduÄŸunu hatırlatan Ulusoy, Hrant’ın cenazesine yüzbinlerin katıldığını anımsattı, “Demek ki yüzleÅŸmenin böyle kitlesel çok önemli sonuçları da olabiliyor. Bunun geçici olmaması için de daha ileri amaçlara baÄŸlanan mücadelelerle birlikte yürütülmesi gerekir” diye konuÅŸtu.
Emekçi sol hareketin Ermeni soykırımıyla yüzleÅŸmesinin ve mücadelesinin çok geç baÅŸladığına iÅŸaret eden Ulusoy, “Halkımız Ermenilere soykırım yapıldığını anlatıyordu. Fakat biz yeterince bilince çıkaramadık. İlk olarak Kaypakkaya Ermenilerin büyük bir katliama uÄŸratıldığını, ulusal demokratik bir mücadele yürüttüğünü yazdı. Ondan sonra da biz saflarımızda, Garbis’ten, Manuel’e, Hayrabet’e, Armenak’a kadar Ermeni yoldaÅŸlarımız olmasına raÄŸmen bu sorunun üzerine eÄŸilmedik” özeleÅŸtirisinde bulundu.
SOSYAL ŞOVENİZMİN ETKİSİ
70’li yıllar boyunca sosyal ÅŸoven ilgisizliÄŸin devam ettiÄŸini kaydeden Ulusoy, Mustafa Suphi’nin Deyr ez Zor katilini TKP’ye almasının Ermeni soykırımına yaklaşımda önemli bir zaaf olduÄŸunu söyledi. Åžefik Hüsnü TKP’sinin Ermeni katliamını kabul etmediÄŸini, Hikmet Kıvılcım’ın ise 1929’da cesur bir giriÅŸimde bulunarak, Ermeni halkının vahÅŸi bir katliama tabi tutulduÄŸunu vurguladığını aktardı.
12 Eylül sonrası mahkemelerdeki savunmalarda, Ermeni katliamını protesto eden görüşler ortaya konulduÄŸunu, 90’larda bu geliÅŸmenin sosyal ÅŸovenizmle ile önlendiÄŸini paylaÅŸan Ulusoy, “90’lar ve 2000’lerde bütün ezilen halklar ve sömürge halklarla enternasyonalist bir birlik içerisinde mücadele etmeyi savunan komünistler ve devrimciler kararlılıkla Ermeni soykırımı yapıldığını kabullendiler. Soykırımı protesto ve teÅŸhir etme konusunda kararlılık gösterdiler. Fakat buna raÄŸmen reaksiyoner biçimde solda da faÅŸizme kayanlar oldu Vatan Partisi gibi. Kemal Okuyan’ın TKP’si Hrant’ın cenazesine katılmadığı gibi katılanlara argüman olarak ideolojik olarak saldırdı. Bu ne kadar ÅŸovenist olduÄŸunu da gösteriyor” dedi.
KÜRT ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN ROLÜ
Kürt halkının ulusal demokratik mücadelesinin Ermeni soykırımı karşısında geniÅŸ kitlelerin bilince kavuÅŸturulmasında önemli bir rol oynadığına iÅŸaret eden Marksist Teori dergisi yazarı Ulusoy, “OrtadoÄŸu’da da önemli bir rol oynadılar. Bugün Ermeniler, Kürtler, Araplar, Türkmenler, Çeçenler Rojava devriminde birlikte mücadele ediyorsa Kürt ulusal özgürlük mücadelesinin bilincinin burada oynadığı rolden kaynaklıdır” diye konuÅŸtu.
Ulusoy son olarak Sovyetlerdeki BolÅŸevik Parti’nin baÅŸlangıçta Ermenilerin soykırıma uÄŸratılmasını protesto edip, Batı Ermenistan’da Ermenilerin kendi kaderini tayin etme hakkını program edindiÄŸini hatırlattı. Sonrasında buradan geri bir pozisyona düşerek önemli bir yanlışın içine düştüğünü hatırlatan Ulusoy, “Bu hataları çekinmeden eleÅŸtirmezsek halkların enternasyonalist, gönüllü birliÄŸini geliÅŸtiremeyiz” dedi.
(ETHA)
