Ekonomik yok oluÅŸ – Mustafa Kumanova

“Reel sosyalizm”in “baÅŸarısızlığı” sonrasında Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla birlikte kalınan enkazın altında yaÅŸanan bireysel bunalım ve buhranlar, bir çıkış noktası olarak, yenilgiyi kabul eden sosyalistlerin bazılarını yenilginin nedeni olarak gördükleri insan doÄŸasını sorgulamaya itti. Bu felsefi görüşe göre ortaya konulan sav insanın bencil olmasıydı. Çünkü “kapitalizm paylaşım ekonomisinin kalbine” sahiptir. Ve paylaÅŸmak her ne kadar en güzel ÅŸey olsa da kimse kimseyle bedavaya bir ÅŸeyi paylaÅŸmaz. Yani insan bencildir ve iÅŸbirlikçi deÄŸildir. Görünüşte bu savın haklılık payları elbette vardır. Ancak insan doÄŸuÅŸtan bencil ya da paylaşım karşıtı deÄŸildir. Aksi olsaydı bugün insan toplumu diye bir ÅŸey olmazdı. Kıskançlık ve bencillik en başında insanları birbirine düşürüp yok ederdi. Bu yüzden daha doÄŸru bir görüş, insanların bencil olmalarının ve kolektif olamamalarının belli ÅŸartlara ve durumlara göre deÄŸiÅŸtiÄŸidir. Burada da en büyük etken insanların çıkarlarıdır ve ekonomik durumlarıdır. Herkes her ÅŸeye sahip deÄŸildir. Ve eÄŸer bir toplumda birileri zengin oluyorsa, bu, birileri de fakir oluyor demektir. Bir taraf varsıllaşırken diÄŸer taraf yoksullaÅŸmaktadır. Ve bu uçurum açıldığı oranda da toplumda bozulma derinleÅŸmektedir. Ve “içten içe çürüme” meydana gelmektedir.

Roma İmparatorluÄŸu’ndan bu yana toplumsal çürümenin en önemli etkenlerinden biri hiç kuÅŸkusuz ki ekonomidir. Ekonomik parametreler bir bireyin de, bir ÅŸirketin de veyahut bir ülkenin de konumunun ve durumunun ne olduÄŸunun en güzel göstergeleridir. Çünkü gidiÅŸatı gösterirler. Ve bu gidiÅŸat demokrasi ve özgürlüklerle de yakından ilgilidir. Toplumdaki insanların, diÄŸer bir deyiÅŸle alt sınıfların ne kadar çok refahı artarsa, ne kadar çok kazançları artarsa, toplumda yaÅŸanabilirlik oranı da o kadar çok artar. Belki sömürü tamamen ortadan kalkmaz ama en azından ezilen insanların rahat nefes alabilecekleri ve daha öz güvenli mücadele edebilecekleri bir ortam hasıl olur. Sonuçta demokrasi ve özgürlük olmadan ekonomik eÅŸitlik olmaz. Ekonomik eÅŸitlik olmadan da demokrasi ve özgürlük yaÅŸanmaz. Bu sac ayağının biri olmadan diÄŸeri ayakta kalamaz.

Hem demokrasi ve özgürlüklerin törpülendiği hem de ekonomik bozulmanın yok oluşa doğru sürüklediği toplumlarda ise çürümenin ne kadar içerilere doğru sirayet ettiği ekonomik parametrelerde kendini gösterir. Ve sömürü ve yağmalamanın ulaştığı boyutlar sonrası zenginiyle fakiriyle, Türkü Kürdüyle, Müslümanı Alevisiyle hepsini içine çekecek olan toplumsal yıkım ve felaketin getireceği yok oluş kaçınılmazdır. Bu bağlamda da Türkiye ekonomisi toplumsal kriz çanlarını çalmaya başlamıştır.

Türkiye ekonomisi ÅŸu gün manipülatif ve spekülatif paraya tutsak edilmiÅŸtir. Ve piyasalardaki ani deÄŸiÅŸimler üzerinden “piyasa oyuncuları” büyük vurgunlar gerçekleÅŸtirmekte ve Merkez Bankası bu spekülatif vurgunların seyircisi ve hazırlayıcısı olmaktadır.

Merkez Bankalarının görevi herkesi ekonominin ihtiyaçlarına uygun hale getirmek deÄŸil, ekonomiyi herkesin ihtiyaçlarına uygun hale getirmek olmalıdır. 

19 Kasım 2020’de gerçekleÅŸtirilen faiz artırımı ile eskinin bilindik senaryosu tekrar uygulamaya konmaktadır. Merkez Bankaları’nın amacı özel bankaları fonlamak ve korumak olmamalıdır. Merkez Bankası baÅŸkanının görevi özel banka genel müdürlerini toplayıp kapalı kapılar ardında pazarlık yapma olmamalıdır. Bu arada muhalefet partilerinden bir kiÅŸi çıkıp o toplantıda neler konuÅŸulduÄŸunu sormamıştır ve sorgulamamıştır. Böyle bir ÅŸey Batılı ülkelerde olsa kıyamet kopardı.

Tüm yaÅŸanılanların sonucunda gelinecek yer özel bankaların tüm borçlarının kamuya devredilerek toplumsal servetin aÅŸağıdan yukarıya transfer edilerek faturanın ücretli emekçilere çıkartılması ve ücretli emekçi sınıfın disipline edilmesi olacaktır. Ufukta görünen ise kemer sıkma politikalarıdır. 

İnsanlığın kaderini belirleyecek olan merkez bankaları, bankalar ve devasa finansal kurumlar deÄŸil ücretli işçi sınıfı olmalıdır. Çünkü paranın asıl deÄŸerini onlar belirlerler; bir kurgu ve aldatmacayla askeri gücü elinde bulunduran emperyalist kapitalistler deÄŸil.


Mustafa Kumanova – 20.11.2020

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir