Almanya’nın Düsseldorf kentinde 14 aydır tutuklu bulunan Özgül Emre, Grup Yorum üyesi İhsan Cibelik ve Serkan Küpeli’ye karşı yürütülen büyük “Anti Terör” davasının 4. ve 5. duruÅŸmaları geçtiÄŸimiz salı ve çarÅŸamba günü görüldü.
[adhm]
AÅŸağıda, 4. ve 5. duruÅŸmayla ilgili bilgilendirmeyi veriyoruz. Almanya’nın 129. maddesi gereÄŸince açılan davayla ilgili olarak Halkın Sesi TV’de yayımlanan ve gazetemize de iletilen açıklama şöyle:
“Anti-terör” yasası dedikleri, arkadaÅŸların yargılandığı ceza maddesi 129 sayılı yasa. Hatta tam söylemek gerekirse, 129 sayılı yasanın a ve b maddeleri. Esasında “a” maddesi Almanya’da, “b” maddesi ise Almanya dışındaki faaliyetlere karşı uygulanıyor.
Özgül Emre, İhsan Cibelik ve Serkan Küpeli Emperyalizmi Yargılamaya Devam Ediyor 4. Duruşma
Devrimci Gazeteci Özgül Emre, Grup Yorum üyesi İhsan Cibelik ve Antifa ÅŸiÅŸt Serkan Küpeli’ye karşı yürütülen büyük “Anti Terör” Davasının 11 Temmuz 2023 tarihinde 4.duruÅŸması görüldü.
DuruÅŸma bir zaferle baÅŸladı. İlk 3 duruÅŸmada uygulanan cam kafes iÅŸkencesine karşı tutsakların, savunmanın ve dışarıda sürdürülen kampanyanın sonucunda Almanya Emperyalizmi cam kafesi kaldırmak zorunda kalmıştır. Mahkeme salonuna giriÅŸ yapan kitle tutsakları görünce onları bir alkış yaÄŸmuruna tuttular. Özgül Emre, almanca “FaÅŸizme Ölüm” sloganını attırdı.
Cam kafes zaferinden sonra baÅŸlayan duruÅŸmada yine dilekçeler sunuldu. Savunmanın “kendi başına okuma iÅŸlemi” denilen iÅŸleme karşı verilen dilekçelere savcılık da cevap verdi. Davayı gereksiz yere uzatacağını, davayı hızlandırmak zorunda olduklarını söyledi. Yani; binlerce sayfa iddianame hazırlayan da, bu iddianamelerin çok olmasından yakınan da aynı kiÅŸi oldu. Savcı Seton.
Savcıya destek çıkan mahkeme heyeti de, Serkan Küpeli’ye yönelik “bir senedir tutuklusunuz, ÅŸimdi dava uzarsa, bir sene de oradan kalacaksınız. İddianameye bakıyorum ve tüm suçlamalar doÄŸru olsa bile size vereceÄŸimiz cezayı burada kaldığımız süreyle aÅŸmış olacağız.” dedi. Ayrıca İŞİD benzetmesini yineledi. “Biz biliyoruz. DHKP-C’nin öldürdüğü insan sayısı, İŞİD’in bir günde öldürdüğü insan sayısı kadar. Biz bu gerçeklik ile hareket edeceÄŸiz. Cezalar da ona göre olacak. O yüzden sizlerde de sorumluluk var. Davayı bir an önce bitirelim ki bir sonuca varalım.” Kendi yarattıkları, kelle kesen, tecavüz eden, yakıp yıkan terör çetesi İŞİD ile devrimcileri karşılaÅŸtırıyor, bir taraftan da fazla ceza verilmeyeceÄŸini duyuruyor. Almanya emperyalizmin bu oyunları yeni deÄŸildir. İyi niyet göstergesi ile yasa devleti imajı yaratmaya çalışıyorlar. Ancak biliyoruz ki, adil koÅŸullarda ne bu tutuklamalar, ne de bu mahkeme olmayacaktı. O yüzden mahkeme heyeti davayı hızlandırmak yerine tutsakların tutukluluÄŸuna son verip davayı bu ÅŸekilde hızlandırabilir.
Son olarak itirafçı M. A. hakkındaki belgelerin savunmaya sunulması talep edildi. Bu talep savcılık tarafından hayati tehlikesinden dolayı reddedildi. Savunma buna cevaben yeni bir dilekçeyle “biz silah eÅŸitliÄŸi istiyoruz. Aksi halde adil bir mahkeme olamaz. Savcıda her türlü bilgi var, bizde ise onun kabul ettiÄŸi bilgiler. Ölüm tehlikesine gelirsek. DHKP-C’nin önderi Dursun KarataÅŸ 1999 yılında, Avrupa’nın cephe gerisi olduÄŸu için burada ÅŸiddet kullanmama kararı almıştır. Ondan beri de hiçbir ÅŸekilde ÅŸiddet eylemi olmadı. Heyet de, iddia makamı da bunu bilir. Ayrıca elinizde ajan A. A. var. O da her türlü İş birliÄŸi ve itiraflara raÄŸmen hayatını burada Almanya’da sürdürebiliyor. Ölüm tehlikesi diyorsanız somut olarak neye dayandırıyorsunuz. Öyle bir tehlike yoktur” dedi. (not: M. A. ile A.A.’nın adları Avrupa Demokrat tarafından açık olarak yazılmamıştır)
Savcılık bunu Türkiye’de DHKP-C tarafından cezalandırılan hainlerden örnek vererek cevapladı. Ancak savunma buna karşılık söz konusu Türkiye deÄŸil, Almanya olduÄŸunu vurguladı. Bunun kaçamak bir cevap olduÄŸunu, Almanya’da ise böyle bir tehlikenin olmadığını söyledi. Dilekçe sonra heyetin kararına sunuldu.
Son olarak savunma davanın düşürülmesini talep etti. Bu talebi Türkiye’nin faÅŸist bir devlet olduÄŸuyla açıkladı. “129b yabancı yasa devletini koruyor, Türkiye ise bir yasa devleti deÄŸil, faÅŸizmle yönetilen bir ülkedir” denildi.
Toplu mezarlardan faili meçhul cinayetlere, 19 Aralık katliamından kaybedilen devrimcilere kadar bir çok örnekle faşizm anlatıldı. Yaklaşık 2 saat süren bu anlatımda çeşitli akademisyenlerin faşizm değerlendirmesine de değinildi.
Yaklaşık 4 buçuk saat süren duruşmaya toplam 90 kişi katıldı. Uluslararası dayanışma adına 4 antifaşist örgütten 12 kişi katıldı.
Özgül Emre, İhsan Cibelik ve Serkan Küpeli’nin davası devam ediyor. Tüm halkımıza ve Alman soluna çaÄŸrımızdır: Mahkeme salonlarında süren bu sınıf mücadelesine siz de katılın. Devrimciler Emperyalizmi yargılıyorlar. Onlar yargılarken tarihe not düşüyorlar. Bu tarihi duruÅŸmalara biz de en kalabalık ÅŸekilde dahil olmalıyız.
Özgül Emre, İhsan Cibelik ve Serkan Küpeli Onurumuzdur!
Kahrolsun Almanya Emperyalizmi, Yaşasın Mücadelemiz!
Halkız Haklıyız Kazanacağız
Özgül Emre, İhsan Cibelik ve Serkan Küpeli Emperyalizmi Yargılıyorlar 5. Duruşma
Devrimci gazeteci Özgül Emre, Grup Yorum üyesi İhsan Cibelik ve AntifaÅŸist Serkan Küpeli’ye karşı yürütülen büyük “Anti Terör” davası devam ediyor. 12 Temmuz 2023 tarihinde davanın 5. duruÅŸması görüldü.
DuruÅŸma bir önceki duruÅŸmada baÅŸlayan, ancak çok kapsamlı olduÄŸu için tamamlanmayan davayı düşürmeye yönelik dilekçenin geri kalan kısmıyla devam etti. Avukat Roland Meister dilekçesinin geri kalan kısmında Türkiye devletinin faÅŸist niteliÄŸini örneklerle açıklamaya devam etti. Bir çok hak gaspından bahsederken sistematik iÅŸkenceyi Ayten Öztürk örneÄŸini vererek açıkladı. Türkiye’nin İŞİD çetesini desteklediÄŸini vurguladı. Roland Meister’in dilekçesini bitince avukat Anna Busl da ekleme yaptı. FaÅŸizmin halka yönelik hak gasplarından, özellikle etnik, dini, dünya bakışı özgürlüğünün, sanat özgürlüğünün, örgütlenme özgürlüğünün olmadığını öne çıkarttı. EÄŸer ki Türkiye’nin faÅŸist niteliÄŸinden kaynaklı dava düşürülmeyecekse, Adalet Bakanlığının verdiÄŸi DHKP-C genelgesi aynı nedenlerle geri çekilmelidir dedi.
Avukatların dilekçelerini tamamlamak için tutsaklar da birer konuşma yaptılar. Öncelikle Serkan Küpeli söz aldı.
Serkan Küpeli: “Öncelikle burada olan herkese merhaba. Kampanyayı yürüten herkese teÅŸekkür etmek istiyorum. Bugün 12 Temmuz 2023. Tam 422 gündür tutukluyum. Tutuklanmamdan 394 gün sonra iddianame okunuldu. Hakkımda yıllardır soruÅŸturma yapıldı. 7 yıl uÄŸraÅŸtılar benimle. 2014-2018 arası sürece dayanır benim hakkımdaki suçlamalar. Bugün ise 2023 yılında bulunuyoruz. Ne oldu da ÅŸimdi aldınız beni? Gecikmenin sebebi nedir? Tehlikeli olduÄŸumu sonradan mı anladınız? Nasıl bir tehlike saçtım ki beni özgürlüğümden etme gereÄŸi duydunuz? 2022 yılının başında bana soruÅŸturmamın gizlilik niteliÄŸini kaybettiÄŸini açıkladılar. Savcılık bunu 7 ay gecikmeyle bana iletti. Bu nasıl bir ciddiyetsizlik? Suç ve suçlu arıyorsunuz. Beni 7 yıl sonra 14 günlük çocuÄŸum önünden alıp götürdünüz. Yeni doÄŸum yapmış eÅŸimin önünde alıp götürdünüz. ÇocuÄŸumu sevme hakkımı elimden aldınız. Biz ise içerideyken, asıl suçlular dışarıda elini kolunu sallayarak gezmeye devam ediyorlar. ASIL SUÇLULAR IRKÇI FAŞİSTLERDİR. NSU katliamları yaÅŸandı bu ülkede. Önce Döner cinayetleri dediler. Suçu bize, halka yüklemeye çalıştılar. Ben ve benim gibi düşünen insanlar bu davayı başından sonuna kadar takip ettiler. Aileler sürekli taleplerde bulundular, meselenin bir ırkçı katliam olduÄŸunu söylediler. Ama o çığlıklar ciddiye alınmadı. Sonra devam etti. Halle ve Hanau katliamları gerçekleÅŸti. Federal Polis (BKA)’nın raporlarına göre 2021 yılında 21.964 saÄŸcı saldırı gerçekleÅŸti. Bunların 1042’si ÅŸiddet içeren saldırılardı. Her 24 dakikada bir ırkçı saldırı yaÅŸanıyor bu ülkede. Sığınmacılara yönelik toplam 1248 saldırı oldu. Bunların 18’i çocuktu. Bauten Cuxhaven gibi mülteci kamplarında yaÅŸanan saldırılar sadece iki örnek. Tekrar soruyorum. BEN Mİ TEHLİKELİYİM? 2022 yılında 674 faÅŸist hakkında tutuklama kararı vardı. 2016 yılında bu rakam 266’dı. Yani ciddi bir artış söz konusu. Bunların hiçbiri terörden aranmıyor, terörist olmakla suçlanmıyor. Oysa savcılık istese onların nerede olduÄŸunu öğrenebilir. Çok uzaÄŸa gitmeye gerek yoktur. Bu faÅŸistlerin 39’u yurtdışında. 14’ü Polonya, 9’u Avusturya, 9’u İsviçre, 3’ü Ukrayna, 2’si Rusya, birer kiÅŸi de Suriye ve Afganistan’da bulunuyor.SÖZ KONUSU SOLCULAR OLUNCA YURT DIÅžI DAHİL HER YERDEN GÖZALTINA ALIP TUTUKLAYABİLİYORSUNUZ ama faÅŸistler hiç bir ÅŸey olmadan hareket etmeye devam ediyorlar.
Ama sadece ırkçı ÅŸiddet deÄŸil. Irkçılığı ben kendi hayatımda da çokça kez yaÅŸadım. Daha küçükken, tıpkı binlerce göçmen ailemizde olduÄŸu gibi beni de Sonderschule isimli engelliler okuluna göndermek istediler. Neden? Çünkü konuÅŸmayı geç öğrenen, utangaç bir çocuktum. Asıl sorun ise ırkçılıktır. Ailemin çabasıyla Sonderschule deÄŸil, normal bir anaokula yazıldım. Sonra anaokuldan Hauptschule (düşük nitelikli ortaokul)’ye gitmem için olaÄŸanüstü çaba harcandı. Ailemin ısrarıyla ise ben Realschule (normal ortaokul)’a yazılmayı baÅŸardım. Benim aklım ermemiÅŸti. Daha çok küçüktüm. Ama ailem haklarımı direnerek kazandı. O günden beri biliyorum ki ırkçılığa karşı olmak görevdir. Çünkü bu ırkçı saldırılar, ikinci sınıf muhamelesi orada kalmadı, okul ve üniversite döneminde de devam etti.
Burada doÄŸup büyümüş olmam, Alman kimliÄŸine sahip olmam beni Alman yapmaz. Benim yüzüm her daim vatanıma dönüktü. Vatanını ve halkını sevmek suç deÄŸildir. Vatanımın bağımsızlığını, halkımın özgürlüğünü istiyorum. Halkımın örf ve adetlerine uygun büyüdüm ve yaÅŸadım, ve ömrümün yettiÄŸi yere kadar da bu deÄŸerleri yaÅŸatacağım. ÇocuÄŸumu bu deÄŸerlerle büyüteceÄŸim. Bunlar suç deÄŸildir. Ama bundan dolayı benim bugüne kadar bir yılım çalındı. ÇocuÄŸumu kucağıma alıp öpme hakkım elimden alındı. EÅŸime sarılma hakkım elimden alındı. Bir yılım çalındı. Bunun hesabını kim verecek? Benimle birlikte eÅŸim ve çocuÄŸum da tutuklandı. Bana bir sene boyunca çocuÄŸuma sarılma hakkı tanınılmadı. Neden? Çünkü eÅŸim çocuÄŸum üzerinden bana not aktarılabilirmiÅŸ. Dahası da var. BEN KENDİ ÇOCUÄžUMU REHİN ALIP ÖZGÜRLÜĞÜMÜ TALEP EDEBİLİRMİŞİM. BELKİ BUNU YAZANLAR ÖYLE BİR ÅžEY YAPABİLİRLER, ANCAK BİZDE BU ZİHNİYET YOKTUR! Tekrar soruyorum. Savcı bey beni tutuklatarak hangi tehlikeyi engellemiÅŸ oldu? Hangi tehlikeyi ortadan kaldırmış oldu?”
Serkan Küpeli savunma konuÅŸmasına mülteci sorunu, mülteciliÄŸi yaratan kapitalist düzeni teÅŸhir ederek devam etti ve bunları detaylı rakamlarla açıkladı. Sonra savunmasını ÅŸu sözlerle bitirdi: “Halkını ve vatanını sevmek suç deÄŸil, görevdir. FaÅŸizme karşı mücadele etmek suç deÄŸil, görevdir. Bu uÄŸurda bu kampanyaya katılan herkese tekrar teÅŸekkür ediyorum. Bizimle birlikte tüm politik tutsaklara özgürlük talep ediyorum. Kahrolsun FaÅŸizm, YaÅŸasın Mücadelemiz!” Serkan Küpeli’nin konuÅŸması büyük alkışlarla karşılandı.
Sonra sözü İhsan Cibelik aldı. Serkan’ın bütün taleplerine katıldığını, başına gelen her ÅŸey için heyeti kınadığını söyledi. Türkiye faÅŸizmini anlatmak için Mustafa Koçak, Helin Bölek, İbrahim Gökçek, Ebru Timtik ve HHB avukatlarını örnek verdi. Konser yasaklarını, İdil Kültür Merkezine yönelik baskınları, tutuklu Grup Yorum üyelerini, ödül listelerini, avukatlara yönelik saldırıları, gizli tanıklığı ve tüm bunlara karşı yapılan ölüm orucu direniÅŸlerini anlattı. KonuÅŸmasını ÅŸu sözlerle sonlandırdı: ‘Mahkeme heyeti ne bu mahkemeden terörist çıkarabilir, ne biz Sosyalistlerden terörist çıkarabilir, ne de Türkiye faÅŸizminden demokrasi çıkarabilir.’
İhsan Cibelik’ten sonra Özgül Emre söz aldı: ‘Öncelikle dava arkadaÅŸlarım Serkan Küpeli ve İhsan Cibelik’in söylediÄŸi her ÅŸeye katılıyorum. Onlar anlatırken düşündüm. Ne anlatabilirim? Özellikle dava arkadaşım Serkan her ÅŸeyi çokça örnekle anlattı. Evet; O kadar ÅŸey yaÅŸandı ki. Bu yaÅŸananlar ancak sayılara, rakamlara sığabilir. Yine de düşündüm. Ne anlatsam? Bir Dersim’li olarak Dersim katliamını mı anlatsam? Sonra bunu daha sonrasına saklamaya karar verdim. Bir Alevi anası olarak Alevi katliamlarına mı deÄŸinsem diye düşündüm. Diri diri yakılan, katledilen, yurtlarından edilen alevileri anlatacağım, ama onları da sonraya saklıyorum. Bugün 12 Temmuz. 10 gün önce 2 Temmuz’du. Bütün devlet erkanı eÅŸliÄŸinde, polis, jandarma, itfaiye eÅŸliÄŸinde 35 canımız diri diri yakıldı. 8 saat boyunca yandılar. Biz burada yargılanırken o katliamın 2 sorumlusu Almanya’da serbest. Düşünmeye devam ettim. 15 yaşındayken 1 Mayıs’a katılıp orada yaÅŸadığım iÅŸkence ve tacizleri mi anlatsam? Burada gerek sayın avukat Roland Meister tarafından, gerek ise dava arkadaÅŸlarım tarafından Türkiye faÅŸizmi anlatıldı. Özellikle Mustafa Koçak, Helin Bölek, İbrahim Gökçek ve Ebru Timtik anlatıldı. Onları burada saygı ile anıyorum. Berkin Elvan anlatıldı. Berkin Elvan henüz 15 yaşındaydı. Sadece o deÄŸil. Bir resim göstermek istiyorum. Bu çocuklar sırf AKP döneminde ve sırf zırhlı araçlarla katledilen çocuklardır. Her birinin ismi ve bir hikayesi var. Ancak hepsinin geleceÄŸi AKP faÅŸizmi tarafından çalınmıştır. Terörist mi arıyorsunuz? ASIL TERÖRİST TAYYİP ERDOÄžAN’DIR! Çocuk katili ErdoÄŸan’dır.
Çektiğimiz acılar, dökülen kanımız terör demagojilerle örtülemez. Faşizm olduğu sürece faşizme karşı mücadele de hep sürecek. Ve tüm bu yaşananların, bu mahkemenin tarihte bir karşılığı olacaktır. Tüm bunların kararını tarih verecektir.
1900’lü yılların başında ABD baÅŸkanı Roosevelt Kızılderili ÅŸefleri görüşmek için New-York’a çağırır. Bütün kabilelerin ÅŸefleri trene bindirilir ve New-York’a getirilirler. New York’ta ise araçlara bindirilip ÅŸehir gezisine çıkılır. Seyahat esnasında ÅŸeflerinden birisi aracı durdurur. ‘Duydunuz mu o sesi?’ Diye sorar Roosevelt’e. Roosevelt ÅŸaÅŸkın bir ÅŸekilde ‘hayır, duymadım’ diye cevaplar. ‘Mayıs böceÄŸinin türküsünü duydum’ der Kızılderili. ‘Bu kadar gürültünün arasından mayıs böceÄŸini duymuÅŸ olamazsınız’ diye karşılık verir Roosevelt. Ancak ÅŸef araçtan inip parkın içine girmeye karar verir. Ve gerçekten hemen indikleri yerde bir mayıs böceÄŸini görürler. ‘DoÄŸaüstü güçleriniz mi var?’ diye sordu ÅŸaÅŸkın beyazlar. ‘Yok, hayır. DoÄŸaüstü güçlerimiz yoktur’ diye cevaplar ÅŸef. Sonra cebinden 50 cent çıkarır ve yere fırlatır. Etraftaki beyazların hepsi dönüp paranın kimden düşmüş olabileceÄŸine bakarlar. Kendi ceplerini yoklarlar, ‘acaba benden mi düştü’ diye düşünürler. Sonra ÅŸef der ki: ‘Mesele doÄŸaüstü güç deÄŸil. Mesele neye deÄŸer verdiÄŸinizdir. Biz doÄŸaya ve tabiata deÄŸer verdiÄŸimiz için onun en ufak sesini bile yüreÄŸimizde duyarız. Siz ise paraya ve varlığa deÄŸer verdiÄŸiniz için o paranın sesini her yerde duyarsınız.’
İşte tam da budur. Neye deÄŸer verdiÄŸiniz önemlidir. Bu anlattıklarımızda biz yiten canları, dökülen kan ve gözyaşını görüyoruz, katledilen çocukları ve adalet için mücadeleyi görüyoruz. Siz ise korumaya çalıştığınız faÅŸist çocuk katili Recep Tayyip ErdoÄŸan’ı görüyorsunuz. İşte farkımız budur. Ben mektuplarımda Mustafa Koçak’tan bahsettim. Savcı burada örgüt görüp el koydu. Berkin Elvan’dan bahsettim. Burda da örgüt görüp el koydu. Ne ararsanız onu bulursunuz savcı bey. Sonuç olarak davanın düşürülmesi talebine ben de katılıyor, benim ve dava arkadaÅŸlarımın özgürlüğünü talep ediyorum.”
Her üç tutsağın konuÅŸması halk tarafından büyük alkışlarla karşılandı. Savcı, ‘fazla hazırlığıa gerek yok’ dercesine, bir üstünlük havasıyla ‘hepsine hemen cevap vermek istiyorum’ dedi. ‘Zaman zaman bir talkshow (siyasi tartışma programları)’da olduÄŸumu düşündüm, buna Alman mahkemelerinden alışık deÄŸilim’ diyerek saatlerce anlatılan faÅŸist terörü, ırkçılığı ve buna karşı mücadeleyle dalga geçti. Ayrıca mahkeme heyeti üzerinde baskı kurmaya çalıştı. Ancak anlatılanlara havasına uygun bir cevap veremedi. ‘Anlatılanlar savunmanın kendi görüşüdür. Ancak Türkiye’deki geliÅŸmeleri Adalet Bakanlığı da deÄŸerlendiriyor. DeÄŸerlendirip kararlar alıyor. Yani Adalet Bakanlığının bunları incelemediÄŸini düşünmek akıldışı olur. O yüzden bırakın Adalet Bakanlığı buna karar versin. Ayrıca DHKP-C hakkında verilen genelgenin içeriÄŸi ve gerekçesi hukuken önemli deÄŸildir, açıklanmak zorunda da deÄŸildir. O yüzden davanın düşürülmesi ve DHKP-C genelgesinin incelenmesi taleplerinin reddedilmesini talep ediyoruz’ dedi. Savcı; Köşeye sıkışmış bir sıçanın kaçacak delik aradığı gibi, hukuken kenara sıkışmış, Türkiye faÅŸizmini açıktan savunamaya cesaret edemeyen, savunamadığı için de davanın ve 129 yasasının meÅŸruluÄŸunu da savunamayan, bu yüzden son çare olarak Adalet Bakanlığının yetkilerine sığındı. Kaldı ki o yetkiler bile bu davanın meÅŸruluÄŸunu deÄŸil, hukuksuzluÄŸunu gösterir. Her tartışmaya giren, polemikçi, saatlerce hukuki yorumlamlardan bahsederek kendince hukuki bilgeliÄŸiyle hava atmaya çalışan Seton, devrimcilerin militan sözleri karşısında sığınacak bir yorum bulamadı. Rezil oldu!
Savcının itirazından sonra ara verildi. İçeride Seton, dışarıda ise alman polisi devrimcilere karşı saldırıları sürdürecekti. Bir önceki duruÅŸmanın ardından yapılan mitingte Grup Yorum’un sahne almasını engellemeye çalışan, ancak kitlenin müdahalesi sonucunda hiç bir ÅŸey yapamayıp geri çekilmek zorunda kalan polisler, bu sefer aynı ÅŸekilde rezil olmamak için daha büyük bir ekiple gelen polis; bu sefer Grup Yorum’un sahne almasına kesinlikle engel olacağını duyurdu. Ciddiye bile alınmadılar. Ara boyunca Grup Yorum müzikleri çalındı.
Ara bittikten sonra duruÅŸma devam etti. DuruÅŸma baÅŸlar baÅŸlamaz süresiz açlık grevi direnişçisi Eda Deniz HaydaroÄŸlu öne çıkıp mahkeme heyetine seslendi. Açlık grevinden, hukuksuzluktan, taleplerden ve savcının aÅŸağılayıcı tavrından yüksek sesle bahsetti. Heyet baÅŸkanı Eda’nın konuÅŸması boyunca sesini bastırmaya çalıştı, açık mikrofon üzerinden ‘yapamazsınız, konuÅŸamazsınız, burasi bir mahkeme salonu’ sözlerini tekrarlayıp durdu. Eda Deniz HaydaroÄŸlu’nun etrafına doluÅŸan gardıyanlara karşı kitle Eda’yı koruma çemberine aldı, polis ve gardiyanın müdahalesine karşılık ‘Kahrolsun FaÅŸizm, YaÅŸasın Mücadelemiz’ sloganını attırdı. Heyet salonu terk etti. Polisler kitleyle tartışmaya çalıştı, ‘burası bir mahkeme salonu, kurallara uyacaksınız’ dedi, ancak kitle karşılık verip ‘burası bir politik mahkemedir, içeride politik tutsaklar var. 40 sayfalık faÅŸizm dilekçesi okunuldu, tutsaklar konuÅŸmalarında anlattılar, saÄŸda oturan kırmızı cübbeli Seton ise bunu iki cümleyle aÅŸağılamaya çalıştı. Biz buna karşı direniyoruz ve bu bizim hakkımızdır’ dedi. Savcı teÅŸhir olduÄŸunu anlayınca mahkeme salonunu apar topar terk etti. Polis salonu boÅŸaltmak istedi. ‘Polis deÄŸil, mahkeme heyeti gelecek. EÄŸer duruÅŸma devam ediyorsa hiç bir yere gitmiyoruz’ denildi. Bu esnada polis özel harekat ekipleriyle adliyeye girmeye baÅŸladı. Mahkeme binasının önünde yollar trafiÄŸe kesildi, operasyon havası yaratıldı. Ancak tüm bunlara raÄŸmen mahkeme binasında kararlı bekleyiÅŸ sürdü. DuruÅŸmanın iptal edildiÄŸi ve 1 AÄŸustos’a ertelendığı açıklanınca kitle toplu ÅŸekilde binayı terk edip binanın önünde eylem yaptılar. ‘FaÅŸizme Ölüm’ ‘Kahrolsun FaÅŸizm, YaÅŸasın Mücadelemiz’, ‘Devrimci Tutsaklara Özgürlük’ vb sloganlar atıldı. Avukat Roland Meister açıklama yaparak mahkeme heyetinin tavrını ve kamuoyuna engel yaratmanın kabul edilemeyeceÄŸini, buna savunma olarak gereken her cevabı vereceklerini bildirdi. Bina önünde eylem iradi olarak sonlandırılınca topluca direniÅŸ çadırına geçildi. Orda da Grup Yorum sahne alarak polisin kof tehditlerini boÅŸa çıkarttı.
Son olarak süresiz açlık grevi direnişçileri Eda Deniz HaydaroÄŸlu, Sevil Sevimli ve Ilgın Güler açıklama yaparak mahkemenin adaletsizliÄŸini ve savcı Seton’un acizliÄŸini teÅŸhir ettiler, mücadeleye zafere kadar devam edeceklerini duyurdular.
129b Anti terör yasasıyla başlatılan büyük dava, Almanya emperyalizminin daha ilk 5 duruşmada elinde patladı. 5 duruşma boyunca teşhir oldular. Yargılamaya çıkarken, yargılananlar oldular. Emperyalizmin tüm tehditleri ve güç gösterileri hem tutsakların kararlı duruşları, hem dışarıda süren direnişin karşısında yenik düştüler. Diyoruz ki; Yenilmeyen Tek Komutan Direniştir. Direniş komutanını yenecek güç daha henüz icat edilmemiştir. Emperyalizm yargılayan değil, yargılanan oldu, olacak.
Tüm halkımıza çağrımızdır; Özgül Emre, İhsan Cibelik ve Serkan Küpeli nezdinde yargılanmak istenilen ideolojimizi, değerlerimizi, devrimciliği ve onurumuzu savunmaya devam edelim. Mahkeme salonunda emperyalizmi yargılamaya devam edelim.
Özgül Emre, İhsan Cibelik, Serkan Küpeli Onurumuzdur!
Kahrolsun Almanya Emperyalizmi!
Kahrolsun Faşizm, Yaşasın Mücadelemiz!
Halkız, Haklıyız, Kazanacağız!
Faşist 129 Yasası Kaldırılsın Komitesi
