Koronavirüs salgını nedeniyle tiyatrolar geçici süre perde kapatmış olsa da bu yıl ulusal bildiriyi kaleme alan Lemi Bilgin, “Binlerce yıldır olduÄŸu gibi siz ve biz, seyirciler ve oyuncular yeniden buluÅŸacağız, yine bir araya geleceÄŸiz ve birlikte yaratılan anların tanığı olacağız” diyor.
Bu yıl 27 Mart Dünya Tiyatro Günü ulusal bildirisini akademisyen, eğitmen ve oyuncu Doç. Dr. Lemi Bilgin kaleme alırken uluslararası bildiriyi ise Pakistanlı oyun yazarı Shahid Nadeem yazdı.
Lemi Bilgin bildirisinde; “Yeniden buluÅŸacağız, Birlikte olacağız, Siz ve biz, Yani tiyatro” diyor:
| Ulusal Bildiri Binlerce yıldır olduğu gibi siz ve biz, seyirciler ve oyuncular yeniden buluşacağız, yine bir araya geleceğiz ve birlikte yaratılan anların tanığı olacağız. Bizi birbirimizden ayıran tüm engelleri, tüm farklılıklarımızı unutup, bizi birbirimize bağlayan ortak duyguların, ortak tehlikelerin, ortak özlemlerin büyülü dünyasına katılacağız. Var olmak için birilerine aracılık edip körü körüne savunucusu olmak yerine, gerçeklerin üstündeki örtüyü kaldırıp bir ışık tutacağız. Farklı oldukları için birbirini yok etmek isteyenlere karşı, benzerliklerimizi ortaya çıkarıp, birbirimizi anlamanın, diyalogun, birlikte yaşamanın yollarını arayacağız. Görmek istemeyenlerin gören gözü, Söylemek için cesareti olmayanların söyleyen dili olacağız. Bizi tek bir kalıba dökmek isteyenlere karşı çok sesli, çok renkli bir dünyanın savunucusu olacağız. Biliyoruz, Savaşların, çatışmaların, baskıcı düzenlerin, yırtıcı kapitalizmin hüküm sürdüğü, Doğanın katledildiği,Kadınların ezilip öldürüldüğü, Hukukun adaletin yok sayıldığı, Sınırlarda çocukların solduğu, En büyük acıları en masumların yaşadığı bir zaman diliminden geçiyor dünya. İşte bunun için, İçinde yaşadığımız zamanı utandırmak, bu utanca ortak olmamak için, Barışı öksüz bırakmamak,Umutlarımızı yeşertmek için, Sansüre, engellere, yasaklara, yokluklara karşı tiyatronun yeniden ve daha cesaretle var olduğunu göstermek için, Kilit altına alınamayan sözcüklerle, şarkılarla, dansla, ışıkla, renkle Yeniden buluşacağız Birlikte olacağız Siz ve biz Yani tiyatro.Lemi Bilgin (Oyuncu, Eğitmen, Akademisyen) | |
Bu yılki uluslararası bildiri ise Pakistanlı oyun yazarı ve Ajoka Tiyatrosu’nun genel sanat yönetmeni Shahid Nadeem tarafından yazıldı.
Nadeem, “Tiyatro bir mabet olabileceÄŸi gibi, mabet de performans alanı olabilir” diyor.
| Uluslararası Bildiri Ajoka Tiyatrosu’nun (1) sahnelediÄŸi, Sûfî (2) ÅŸair Abdullah Åžah (3) üzerine bir oyun sonrasında, seyirciler arasından yaÅŸlı bir adam büyük Sûfî’yi canlandıran oyuncuya yanaÅŸtı. YaÅŸlı adamın yanında genç bir oÄŸlan da vardı. “Torunumun durumu çok kötü, bir okuyup üfler misin oÄŸlum?” diye sordu. Hazırlıksız yakalanan oyuncu “Ben Abdullah Åžah deÄŸilim, rol yapıyorum sadece, oyuncuyum ben,” dediyse de yaÅŸlı adam: “Sen oyuncu deÄŸilsin oÄŸlum, Abdullah Åžah sende vücut bulmuÅŸ. Sen onun avatarısın (4),” dedi. Bir anda oyunculuÄŸun, tiyatronun yepyeni bir boyutunun farkına vardık, oyuncu, canlandırdığı karakterin reenkarne olmuÅŸ haliydi. Abdullah Åžah’ınki gibi, her kültürde çokça bulunan hikayeleri keÅŸfetmek, biz tiyatro yaratıcıları ve bu hikayelerle tanışmamış ancak hevesli seyircilerle arasında bir köprü kurabilir. Sahnede oynarken bazen tiyatro felsefemiz, yani toplumun deÄŸiÅŸim elçileri olma rolü bizi andan alıp götürüyor, o zaman halkın büyük bir kısmını arkada bırakıyoruz. Günün zorluklarıyla uÄŸraÅŸarak, belki savaÅŸarak kendimizi tiyatronun saÄŸlayabileceÄŸi son derece kuvvetli manevi deneyimlerden mahrum bırakıyoruz. Yobazlık, nefret ve ÅŸiddetin yine sükse yaptığı günümüz dünyasında farklı milletler, inançlı insanlar ve topluluklar arasında büyüyen bir kin var; bu kin nefret ideolojilerini beslediÄŸi sırada çocuklar yetersiz beslenmeden, doÄŸum yapan anneler saÄŸlık hizmeti yetersizliklerinden ölüyor. Gezegenimiz iklim faciasına hızla yaklaşıyor, MahÅŸerin Dört Atlısının toprağı döven nal sesleri artık duyuluyor. Manevi gücümüzü tazelemeliyiz, kayıtsızlık, rehavet, kötümserlik ve açgözlülüğe karşı savaÅŸmalıyız. YaÅŸadığımız dünyayı, bizi yaÅŸatan gezegeni önemsememeye karşı savaÅŸmalıyız. Tiyatronun bir rolü var, insanlığı giderek içine sürüklendiÄŸi boÅŸluktan çıkarıp silkelenmeye, harekete geçmeye itmede asil bir rol bu. Tiyatro oynandığı sahneyi, performans alanını kutsal bir yüksekliÄŸe taşıyabilecek güçtedir. Güney Asya’da sanatçılar sahneye adım atmadan önce selamlamak için sahneye dokunur, bu maneviyatın kültürle iç içe olduÄŸu dönemden kalma bir gelenektir. Bu ortakyaÅŸar iliÅŸkiyi sanatçı ve seyirci arasında, geçmiÅŸ ve gelecek arasında yeniden kurmanın vakti geldi. Tiyatro yaratımı kutsal bir iÅŸ olabileceÄŸi gibi, oyuncular da oynadıkları rollerin birer avatarı olabilir. Tiyatro bir mabet olabileceÄŸi gibi, mabet de performans alanı olabilir.(1) Ajoka Tiyatrosu. 1984’te kurulmuÅŸtur. Ajoka kelimesi Pencapça’da “Modern” anlamına gelir. Repertuvarında dinsel tolerans, barış, cinsel ÅŸiddet ve insan hakları temalarını iÅŸleyen oyunlar yer alır. (2) Sûfî: İslami mistik gelenek tasavvuf ile ermiÅŸ kiÅŸilere denir. ÇoÄŸunlukla müzikle harmanlanan tasavvuf ÅŸiiri dünyevi sevgi metaforlarıyla mistik birliÄŸi anlatır. (3) Said Abdullah Åžah Kadri (1680-1757): Sade bir dille karmaşık felsefi konular üzerine yazmış önemli bir Pencabi tasavvuf ÅŸairi. Dini tutuculuÄŸa ve elit kesim yönetimine güçlü bir muhalifti, düşünceleri aykırı ve sapkın olmakla suçlandı, Kasur ÅŸehrinden sürüldü ve ÅŸehir mezarlığında gömülmesine izin verilmedi. İlahi sanatçıları ve halk ozanlarınca sevilir. Dini farklılıkların ötesinde saygı görür. (4) Avatar: Hint kültüründe kutsal bir öğreticinin Dünya’daki reenkarnasyonu ya da sureti. Shadid Nadeem (Oyun Yazarı)İngilizce aslından çeviren: Eylül Deniz DoÄŸanay* Bu metin 2020 Dünya Tiyatro Günü mesajının kısaltılmış versiyonudur, orijinal metne İngilizce, Fransızca ve diÄŸer dillerde www.world-theatre-day.org adresinden ulaşılabilir. | |
(bianet – AÖ)
