Mecliste kurulan süreç komisyonunda yer alan MHP, AKP ve DEM Partili vekillerin Kürt ulusal demokratik hareketi önderi Öcalan ile yaptığı görüşmenin notları 1,5 ay sonra, tam da Rojava’ya dönük iÅŸgal saldırısı sürerken yayınlandı. Kafa karışıklığı yaratma, Rojava devrimini sahiplenme iradesini, direniÅŸini kırma, geliÅŸen Kürt ulusal birliÄŸini zayıflatma amacıyla bugün yayınlanan görüşme notlarında, umut hakkından, silah bırakmanın Rojava ve Rojhilat’ı da kapsayıp kapsamadığına kadar pek çok konu yer alıyor.
Süreç kapsamında Mecliste kurulan komisyon üyelerinden MHP’li Feti Yıldız, AKP’li Hüseyin Yayman ve DEM Partili Gülistan Kılıç KoçyiÄŸit’in İmralı Hapishanesinde Kürt ulusal demokratik hareketi önderi Abdullah Öcalan ile 24 Kasım 2025 tarihinde gerçekleÅŸtirdiÄŸi görüşmenin notları 23 Ocak günü yayınlandı.
Notların, Rojava/Kuzey ve DoÄŸu Suriye Özerk Yönetimine dönük Türk devleti ve baÄŸlı çeteler, DAİŞ-HTÅž’nin ortaklaÅŸa gerçekleÅŸtirdiÄŸi ABD’nin ve Avrupalı emperyalistlerin destek verdiÄŸi iÅŸgal saldırıları sürerken yayınlanması dikkat çekti.
Adına “Görüşme tutanağı” denilmesine raÄŸmen metne görüşme notları denilmesi daha doÄŸru. Çünkü, kiÅŸilerin aÄŸzından çıkanların deÄŸil, ikinci kiÅŸinin anlatımı üzerinden aktarılması nedeniyle tutanak özelliÄŸi taşımayan metin görüşmenin anlaşılmasını oldukça zorlaÅŸtırıyor.
YİĞİTALP: TUTANAKLARIN TAMAMI YAYINLANSIN
Mezopotamya Ajansına konuÅŸan HDP eski milletvekillerinden Sibel YiÄŸitalp de tutanakların Rojava’ya saldırının sürdüğü dönemde yayınlanmasının manidar olduÄŸuna iÅŸaret etti, “Önder Öcalan’ı ve Kürt özgürlük hareketini tartışmaya açmak istiyorlar, tutanağın tamamını yayınlasınlar” çaÄŸrısında bulundu.
YiÄŸitalp’in de dediÄŸi gibi notların yayınlandığı zaman önemli ve manidar. HTÅž-DAİŞ ve Türk devleti destekli bilumum çetelerin, emperyalistlerin de desteÄŸini alarak Rojava/Kuzey ve DoÄŸu Suriye’ye iÅŸgal saldırısı baÅŸlattığı, ambargoyla yeni doÄŸan bebekleri kuvözlerde oksijensiz bırakarak, çocukları soÄŸukta donarak katlettiÄŸi, hastaneleri bombaladığı; aynı zamanda Türkiye, Kürdistan, Avrupa ve dünyanın pek çok coÄŸrafyasında Kürt ulusunun, antifaÅŸistlerin, antiemperyalistlerin, enternasyonalistlerin Rojava devrimine sahip çıkma iradesinin güçlendiÄŸi bir dönemde yayınlandı bu notlar.
Notların temel hedeflerin biri kafa karışıklığı yaratmak, Rojava devrimini sahiplenme iradesini, Kuzey ve DoÄŸu Suriye halklarının direniÅŸi kırmak, darbelemek. Bir diÄŸer hedef ise dört parça Kürdistan’da oluÅŸturulan Kürt ulusal birliÄŸini darbelemek. DireniÅŸ ve Kürt ulusal birliÄŸinin darbelenmesiyle, Kürt ulusal demokratik hareketinin taleplerini en aza indirmek, kazanımları zayıflatmak hedefleniyor.
Peki bugün bakımından bu kadar önem atfedilen 16 sayfadan oluÅŸan görüşme notlarında neler var inceleyelim. İki saat 50 dakika süren görüşmede, MHP’li Yıldız ve AKP’li Yayman’ın üzerinde en fazla durduÄŸu nokta, Öcalan’ın silah bırakma çaÄŸrısının Rojava ve Rojhilat’ı kapsayıp kapsamadığı. Bu konuda birkaç kez soru soran ve kendi konuÅŸmalarında da bu konu üzerinde duran AKP ve MHP’li komisyon üyeleri, Öcalan’ın bu kapsamda daha net bir çaÄŸrı yapmasını amaçlamış görünüyor.
ÖNCEKİ GÖRÜŞME DÖNEMLERİ
Manifesto ve çok sayıda metinde olduÄŸu gibi Öcalan bu görüşmede de tarihsel anlatımlar yapıyor. Özellikle Turgut Özal, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel’in iktidarda bulundukları dönemlerde gerçekleÅŸtirdikleri görüşmeler, bu görüşmelerde yapılan hatalar, neden sonuç alınamadığına iliÅŸkin tespitler yapan Öcalan, yeni sürecin ilerlemesinin güvencesi olarak faÅŸist MHP’nin lideri Devlet Bahçeli’yi gördüğünü ifade ediyor. Bahçeli’nin “Cumhuriyet tarihinde ender görülen bir cesaret sergilediÄŸini, bu kapsamda şükran” duyduÄŸunu söyleyen Öcalan, yüz yıllık Türk-Kürt iliÅŸki sistematiÄŸine büyük katkı sunduÄŸunu ekliyor.
Görüşme notlarında Öcalan, 1999’da uluslararası bir komployla Türkiye’de tutsak edilmesi sürecinde hangi ülkelerin nasıl rol aldığını da anlatıyor.
‘SİLAHLI MÜCADELEYİ 1993’TE SONUÇLANDIRMAK İSTEDİM’
Kürt isyanlarına deÄŸinerek “Kürtlük isyanı” olarak tanımlayan Öcalan, PKK’yi kastederek, “kendisininkinin de aslında bir isyan olduÄŸunu” söyledi. “Her ne kadar ‘modern kurtuluÅŸ savaşı’, gerilla demiÅŸ olsalar da bunun Kürdi isyan olmaktan öteye gidemediÄŸini ve aşılmadığını, trajik bir hal almaya baÅŸladığını” söyleyen Öcalan, silahlı mücadeleyi 1993’te sonuçlandırmak istediÄŸini, Özal’ın Talabani üzerinden kendilerine mesaj gönderdiÄŸini belirterek ÅŸunları ifade ediyor: “Özal’ın kendilerine ‘yaptığın her ÅŸey yanlış deÄŸil, Kürt kimliÄŸini tanıtmada rolünü oynadın ÅŸayet silahlı mücadeleye devam edersen bütün çabalarının boÅŸa gideceÄŸini’ belirttiÄŸini, kendisinin düşündüğünü ancak geciktiÄŸini, onların haklı olduklarını, o zaman toy olduÄŸunu, tarihi bir esnada Özal’ın vefat ettiÄŸini…”
PKK’nin sadece silah bırakmasının deÄŸil zihinsel olarak, düşmanlığın sonlanması gerektiÄŸini söyleyen Öcalan, iki millet arasında kardeÅŸlik iliÅŸkisi bulunduÄŸunu belirtti.
‘REEL SOSYALİZM DÜŞÜNCESİNİ 1995’TE TERK ETTİM’
Öcalan, “reel sosyalizm” düşüncesini 1995’ten beri terk ettiÄŸini söyledi. Silah bırakma sürecine iliÅŸkin zihin dönüşümünün sancılı bir süreç olduÄŸunu belirterek, bunun pratikte zaman alacağını, örgüt mensuplarını hazırlaması gerektiÄŸini söyledi. Öcalan, Duran Kalkan’ın kendisinden daha çok “asla silah kullanmayacağız” dediÄŸini aktardı.
‘KANDİL’DE DEĞİŞİK SESLER ÇIKIYOR’
“Çözüm süreci” gergin olmasına raÄŸmen “bin yıllık, yüz yıllık, anlık kardeÅŸlik/çözüm kapısını aralayacaklarını” kaydeden Öcalan, Bahçeli’nin uzattığı eli, ErdoÄŸan’ın “Malazgirt’te iç cephenin güçlendirilmesine” yönelik konuÅŸmasını hatırlattıktan sonra, “Ancak örgütün Kandil’de deÄŸiÅŸik sesler çıkardığını, hatta eylem gerçekleÅŸtirdiÄŸini, TUSAÅž eylemine çok üzüldüğünü” söyledi. Öcalan, düşüncesinin Kandil’e ulaÅŸmasının ardından tek taraflı ateÅŸkes yapıldığını, buna baÄŸlı kalındığını, Kandil’in 27 Åžubat çaÄŸrısına harfiyen uyarak PKK’nin kendini feshettiÄŸini, Bese Hozat liderliÄŸinde silah yakma eylemi gerçekleÅŸtirildiÄŸini hatırlattı.
AKP’li Yayman’ın, “Bazı siyasetçilerin, kiÅŸilerin söylemleriyle süreci zehirlediÄŸi”ni belirtmesi üzerine Öcalan, “PKK’de de bazı kiÅŸilerin bunu yaptığını, süreç içerisinde çalışma imkanları artarsa hepsini halledilebileceÄŸini, ancak zaman istediÄŸini, imkan ve koÅŸullarının buna uygun olmadığını, kendisi hayattayken bu hamle ve yüzyılın baÅŸarılı geçeceÄŸini, muhatapları buna ‘terörsüz yüzyıl’ derken kendisinin ‘ÅŸiddetsiz yüzyıl’ dediÄŸini, en az muhatapları kadar katkı yapacak gücünün bulunduÄŸunu” söyledi.
UMUT HAKKI
Öcalan, bu güne kadar yapılması gerekenlerin yüzde 70’ini yaptıklarını söyledikten sonra buna ek olarak Sabri Ok liderliÄŸinde Türkiye’deki gerillaları çektiklerini hatırlattı.
Süreçte geçen bir yılı baÅŸarılı gördüğünü, çatışma çıkmadığını, yeni ölümler yaÅŸanmadığını belirterek büyük bir politik açılım saÄŸlandığını söyleyen Öcalan, görüşmenin birkaç yerinde Bahçeli’nin de gündemleÅŸtirdiÄŸi umut hakkının önemine iÅŸaret etti.
Görüşme notlarında umut hakkına iliÅŸkin Öcalan’ın ÅŸu ifadeleri yer aldı: “Sn. (Devlet) Bahçeli’nin kendisinin ‘EÄŸer imkanlar tanınırsa ben devlete hizmet etmeye hazırım’ sözünü hatırlatıp, ‘buyurun’ demesi, hatta gerekirse umut hakkı da dahil olmak üzere DEM Parti grup toplantısında konuÅŸmasını istemesinin’ tarihi olduÄŸunu,
“Sözünün arkasında olduÄŸunu, koÅŸullar elverirse teorik ve pratik imkanlarının bunu gerçekleÅŸtirmeye müsait olduÄŸunu,
“(…)
“PKK ile iliÅŸkili olanların en üstten en alta hepsinin hukuki durumlarının açıklığa kavuÅŸması gerektiÄŸini, Sn. (Devlet) Bahçeli’nin ‘umut ilkesi’ önerisinin düşünülmesi gerektiÄŸini, bu ÅŸekilde genel aftan kurtulunmuÅŸ olacağını, Türkiye için genel affın uygun olmadığını,
“Komisyona saygı ve selamlarını yolladığını, ‘kararın yetkilerinde olduÄŸunu, dolayısıyla konunun meclise taşınması gerektiÄŸini’,
“(…)
“Sn. Bahçeli’nin boÅŸuna umut hakkı ibaresini kullanmadığını, bu olmadan kendisinin çalışamayacağını, bu yapıldıktan sonra Suriye konusunda baÅŸarılı olmaması durumunda yargılanmayı ve eleÅŸtirilmeyi kabul edeceÄŸini, mevcut durumu ile İsrail’e karşı çıkamayacağını, geçmiÅŸte Esad’ın yanında iken İsrail’in kendisini ne hale getirdiÄŸinin gayet açık olduÄŸunu…”
Kendisinin dahil olmaması durumunda yüz yıllık Türk-Kürt savaşının kaçınılmaz olacağını söyleyen Öcalan, “Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
SÜRECİ BOZMAK İSTEYENLER VAR
OrtadoÄŸu’nun kaderini muhataplarının deÄŸiÅŸtireceklerini söyleyerek topu Türk devletine ve bugün temsilen AKP-MHP iktidarına atacağını kaydeden Öcalan, “PKK isyanının sebebini anlattığını, neden sona erdirdiÄŸini ve büyük riskin mekaniÄŸini açıklamak istediÄŸini, her ÅŸeyin bildikleri gibi olmayabileceÄŸini, kendisini yanlış anlamamalarını, Bahçeli’nin devleti en az kendisi kadar bildiÄŸini, kendisinin de abartıyor olabileceÄŸini, ama her ihtimalin hesaba katılması gerektiÄŸini, tecrübesinin çok büyük olduÄŸunu” belirterek, darbe mekaniÄŸine iÅŸaret etti, süreci bozmak isteyenlere olduÄŸunu belirtti.
İSRAİL’İN SURİYE PLANLARI
Almanya’da düzenlenen Kürt-Yahudi Kongresini ve Hewlêr’deki 6’ıncı OrtadoÄŸu Barış ve Güvenlik Forumunu hatırlatarak bunların örgütlenmesinde Mossad’ın rolüne ve Almanya’nın himayesine deÄŸinen Öcalan, bu kongrelerde “Kürtlerin devlet kurma aÅŸamasına geldiklerinde en büyük engel ÅŸu anda Apo’dur” denildiÄŸini kaydetti. Bu kongrelerin anlamına deÄŸinen Öcalan, “Biz burada (İmralı) çözüme giderken onlar da orada çözüme gidiyor” yorumunda bulundu. Kendi önerisinin demokratik toplum, Almanya ve Hewlêr’deki toplantıları örgütleyenlerin önerisinin Kürt devletçiliÄŸi olduÄŸunu belirten Öcalan, “İsrail için Kürtlerin çok gerekli olduÄŸunu, çünkü OrtadoÄŸu’nun dengelerinin bozulmasının Kürt jeopolitiÄŸine baÄŸlı olduÄŸunu, Kürt jeopolitiÄŸi olmadan İsrail’in OrtadoÄŸu hegemonyasını gerçekleÅŸtiremeyeceÄŸini” söyledi.
‘KÜRT HAREKETİ İÇİNDEKİ AÄžIRLIÄžIM İRAN, IRAK, SURİYE İÇİN DE GEÇERLİ’
İsrail’in OrtadoÄŸu’da hegemonyasını kurmak için “Kürt devletçiliÄŸi”ne ihtiyaç duyduÄŸu tespitinde bulunan Öcalan, bu kesimlerin baÅŸarısız olmaları için her ÅŸeyi yapacağını söyledi. İsrail’in Suriye’yi tamamen güdümüne alma çabasında olduÄŸunu söyleyen Öcalan, bunun sakıncalarına iÅŸaret ederek izin verilmemesi gerektiÄŸini belirtti.
Öcalan’ın bu deÄŸerlendirmelerinden 1,5 ay sonra, 6 Ocak’ta Fransa’da gerçekleÅŸtirilen İsrail, ABD, HTÅž görüşmesinde tam bir uzlaşı saÄŸlanarak Rojava’ya dönük baÅŸlatılan, Türk devletinin de dahil olduÄŸu iÅŸgal saldırıları İsrail’in planlarına onay verildiÄŸini gösteriyor.
Öcalan devamında kendisinin avantajını Kürt hareketi, Bahçeli’nin de milliyetçiler içindeki ağırlığı olarak tanımladı, kendi ağırlığının İran, Irak ve Suriye için de geçerli olduÄŸunu söyledi. Öcalan, QSD Genel Komutanı Mazlum Abdî’nin kendisine en yakın kiÅŸi olduÄŸunu anlatarak, kendisine baÄŸlı olduÄŸunu söyledi.
‘ARADIÄžIMIZ DEVLET TÜRKİYE CUMHURİYETİ’
Öcalan sözlerine şöyle devam etti: “Ne İsrail’in önerdiÄŸi İbrahim AnlaÅŸması ne de İran’ın önerdiÄŸi Åžii projesinin ilanının ülke çıkarımız için uygulamasının uygun olmadığını, bunun yerine demokratik entegrasyonun önemli olduÄŸunu, demokratik Kürt oluÅŸumuna dikkat edilmesi gerektiÄŸini, devlet demediÄŸini, muhatabının ne kadar demokratik milliyetçilik ise kendisininkinin de o kadar demokratik toplumculuk olduÄŸunu, devlet ile ilgili bir parçadan bahsetmediÄŸini, sonuç olarak aradıkları devletin Türkiye Cumhuriyeti olduÄŸunu net bir ÅŸekilde söylediÄŸini, Kürtlerin bu devletle OrtadoÄŸu’da yer alacaklarını, kendilerini demokratik olarak organize edeceklerini, federal özerklikle ilgisi olmadığını, bunun kendi icadı olmadığını doÄŸru sosyalizm olduÄŸunu, sola böyle anlattığını…”
SURİYE’DE BİR ÅžEYLER DÖNÜYOR
Rojava/Kuzey ve DoÄŸu Suriye Özerk Yönetimine dönük iÅŸgal saldırıları baÅŸlamadan önce gerçekleÅŸtirilen bu görüşmede Öcalan, “Suriye’de ÅŸu an bir ÅŸeyler döndüğünü, Suriye’yi çok iyi tanıdığını çünkü 20 sene orada yaÅŸadığını” belirtti.
Suriye meselesinin Türkiye kadar önemli olduÄŸunu kaydederek, Esad ailesiyle iliÅŸkilerini anlatan, uzun yıllar Esad’ın yakın himaye ve desteÄŸi ile yaÅŸadığını aktaran Öcalan, QSD’nin ABD ve İsrail desteÄŸiyle en az 100 bin kiÅŸilik silahlı gücünün bulunduÄŸunu ve sanılandan daha fazla yaygınlaÅŸtığını, buna diÄŸer bölgelerin de dahil edilebileceÄŸini söyledi.
ROJAVA’DA SADECE ASAYİŞ KAPSAMINDA ASKERİ GÜÇ BULUNACAK
Suriye’de Araplar, Türkmenler, Çerkesler, Ermeniler bulunduÄŸunu hatırlatarak bu kesimlerin kendisini “sivil toplum” haline getirerek örgütlemesi gerektiÄŸini ve yerel demokrasinin önemli bir yerde durduÄŸunu söylüyor Öcalan. Arap aÅŸiretlerinden birkaç ailenin Halep’in rantını kendine baÄŸlayabileceÄŸi ve bunun tedbirini almak gerektiÄŸi konusunda uyarıyor.
Komisyon üyeleri MHP’li Feti Yıldız ve AKP’li Hüseyin Yayman’ın Suriye söz konusu olduÄŸunda Rojava’daki askeri gücün tasfiyesine yönelik sık sık sorular yönelttiÄŸi görüşmede Öcalan, Rojava’ya iliÅŸkin ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu: “Türkiye için istediÄŸini Suriye için de istediÄŸini, bunun yerel demokrasi ve komün (demokratik belediyecilik) olduÄŸunu, bu konuyu her gün düşündüğünü, bu kapsamda onlarla (QSD) diyalog kurabileceÄŸini, onların kendisini dinleyeceklerini düşündüğünü ancak bu anlamda tek taraflı hareket etmeyeceklerini, Ahmed El-Åžara’nın da QSD gibi demokratik Suriye için pozitif adımlar atması gerektiÄŸini…”
MHP’li Yıldız’ın QSD’nin imzaladığı 10 Mart anlaÅŸmasını esas aldıkları, AKP’li Yayman’ın Öcalan’ın QSD’nin de lideri olduÄŸu, Suriye’de silah bırakılması için somut adımlar atılması beklentisini dile getirmesinin ardından Öcalan, “Suriye konusunda kendisinin önerisinin yerel demokrasi olduÄŸunu, (AKP’nin) kuruluÅŸ esasının belediyecilik olduÄŸunu, yasanın eksik yönleri olduÄŸunu ve bütün ÅŸehirlere bu yasayı yaymak istediÄŸini, yerel demokrasi Atina demokrasisinde her bölgeden bir delege seçildiÄŸini ve onların o bölgeyi temsil ettiklerini bunun yerellik ve demokrasi olduÄŸunu, Suriye için ne mezhep ne etnik temelli, yerel baÄŸlamda güçlendirilmiÅŸ bir demokrasi gerektiÄŸini düşündüğünü, asıl sorunun bu kavramın içeriÄŸinin nasıl doldurulacağı ve Anayasa’ya nasıl dahil edileceÄŸi olduÄŸunu, “Bir devlet için merkezi üniter güçler kadar bölgesel yerel demokrasinin de gerektiÄŸini, biri olmadan bir diÄŸerinin olmayacağını, (F. Yıldız bunun üzerine; Suriye’de yerel demokrasilerin bir savunma gücü olup olmayacağı sormuÅŸtur) asayiÅŸ kapsamında güçlerin bulunacağını, Suriye’de iki gücün kaynaÅŸtırılması gerektiÄŸini, Suriye’de Arap milliyetçiliÄŸinin güçlü olduÄŸunu, Suriye’de Esad ailesinin yaptıklarının ortada olduÄŸunu, eÄŸer demokratik ÅŸartlar saÄŸlanmaz ise Ahmed El-Åžara’nın da yarın bir diktatöre dönüşebileceÄŸini,
“QSD de dahil ustaca, kardeşçe ve yavaşça halledeceÄŸinin sözünü verdiÄŸini, bir çaÄŸrıyla olmayacağını, yoÄŸun bir iliÅŸki gerektiÄŸini ve diyalog olmadan nasıl yapacağını…” söyledi.
‘TÜRKİYE’DE DEMOKRATİK CUMHURİYET, ORTADOÄžU’DA DEMOKRATİK ORTADOÄžU’
Türkiye merkezli baÅŸlayan “entegrasyon”un Suriye, Irak ve birlikte çalışmaları halinde İran’ı da kapsayabileceÄŸini kaydeden Öcalan, hedefinin Türkiye’de demokratik cumhuriyet, OrtadoÄŸu’da demokratik OrtadoÄŸu olduÄŸunu söyledi. Öcalan, “Büyük ve sorunlarını çözmüş Türkiye istediklerini, sadece silahların terki deÄŸil kafadaki izleri sildiklerini ve en önemlisi de bölgede en yakın dönemde OrtadoÄŸu’daki bütün dinlere, halklara, kültürlere bir ortaklık modeli önereceklerini” söylerken, AKP’li Yayman’ın merak ettiÄŸi ise Suriye’nin petrol kaynakları ve sınır kapılarının ne olacağıydı. Öcalan bu soruya, “Bir paylaşım modeli geliÅŸtirilebileceÄŸi” yanıtını verdi.
Görüşmede hukuki düzenlemeleri komisyona bıraktığını belirten Öcalan, “PKK’nın feshi, silahtan arındırılması adımlarından sonra da tekrar pozitif adımlar atacağını” söyledi, “bu sebeple komisyonun çıkaracağı kanunun konuya özgü bir kanun olması gerektiÄŸini, PKK ile iliÅŸkili olanların en üstten en alta hepsinin hukuki durumlarının açıklığa kavuÅŸması gerektiÄŸini, Bahçeli’nin ‘umut ilkesi’ önerisinin düşünülmesi gerektiÄŸini, bu ÅŸekilde genel aftan kurtulunmuÅŸ olacağını, Türkiye için genel affın uygun olmadığını” kaydetti.
Ardından MHP’li Feti Yıldız, AKP’li Hüseyin Yayman ve DEM Partili Gülistan Kılıç KoçyiÄŸit konuÅŸtu.
Yıldız konuÅŸmasında, Öcalan’ın konuÅŸması sırasında sık sık dile getirdiÄŸi 27 Åžubat çaÄŸrısını -Rojava’yı da kastederek- “PKK’nin bütün bileÅŸenlerine söylediÄŸini bildikleri”ni iddia ederken, Öcalan araya girerek İran’da örgütlü PJAK üzerinden bir deÄŸerlendirme yaptı. “İran’da her gün idamların yaÅŸandığını, kendisinin İran’dan ‘Azeriler ve Kürtler için demokratik haklar vermesini ve idamları sonlandırmasını’ isteyeceÄŸini, bunun için inisiyatif kullanmaları gerektiÄŸini, tabii bunun savaÅŸ anlamına gelmediÄŸini, ancak idamlar devam ederken (PJAK) silah bırakmayacaklarını” söyleyen Öcalan, İran’la bir diyalog ve ateÅŸkes sürecine girilmesini, bir entegrasyon çalışmasının İran’a dayatılmasını istedi.
Rojava’ya dönük saldırının gerekçesi haline getirilmeye çalışılan ve Bahoz Erdal’ın Rojava’ya gittiÄŸi iddialarını gündeme getiren AKP’nin komisyon üyesi Yayman da “PKK’nin Irak’tan çektiÄŸi güçlerini Suriye’ye gönderdiÄŸi yönünde gözlemleri” olduÄŸunu söyledi. Yayman, Rojava’yı kastederek bütün Türkiye’nin kulağının burada olduÄŸunu, buradaki havanın tüm bölgeyi etkileyeceÄŸini, bunun Türkiye ve bölge adına tarihsel olduÄŸunu söyledi.
“Komisyon ve Türkiye adına baÅŸarmak zorunda olduklarını” söyleyen Yayman, aksi halde sokaktaki iklim ve havanın bambaÅŸka bir hale dönebileceÄŸi tehdidinde bulundu.
Yayman, “görünmez el” ve “darbe mekaniÄŸi” tespiti yaparak, “buradan çıkmanın yolunun Suriye’de de Türkiye’de de, her yerde örgütün Abdullah Öcalan’ın çaÄŸrısına uyması olduÄŸunu” iddia etti. Yayman bu konuda direnç bulunduÄŸunu belirterek örgütün merkezini Kandil’den Suriye sahasına taşıdığını öne sürdü. Yayman, Öcalan’dan “örgütün lideri olarak” kesin talimat vermesini istedi, bu gerçekleÅŸtiÄŸinde baÅŸka bir iklimin geliÅŸeceÄŸini savundu.
Seçtiklerimiz: Newal Deniz – 26.01.2026
