Demirtaş, savunmasını babasına ithaf etti

Kobanê davasında esasa iliÅŸkin savunmasına devam eden HDP eski EÅŸ Genel BaÅŸkanı DemirtaÅŸ, savunmasını yeni kaybettiÄŸi babası Tahir DemirtaÅŸ’a ve bütün anne, babalara adadı. Türk halkının Kürt halkına yönelik suçlarını hatırlatan DemirtaÅŸ, birlikte yaÅŸamayı kabul ettiklerini ancak asla itaat etmeyeceklerini vurguladı. 

DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı Kürdistan ve Türkiye’deki halkların 6-8 Ekim 2014 tarihinde gerçekleÅŸtirdiÄŸi protestolar gerekçe gösterilerek, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski EÅŸ Genel BaÅŸkanları ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduÄŸu 18’i tutsak 108 kiÅŸi hakkında açılan Kobanê davası devam ediyor.

Sincan Hapishane Kampüsünde görülen duruÅŸmada DEM Parti Hukuk Komisyonu ve Özgürlük İçin Hukukçular DerneÄŸi (ÖHD) üyesi avukatların yanı sıra çok sayıda izleyici yer aldı. Bir kısım tutsak siyasetçiler, duruÅŸma salonunda yer alırken, farklı hapishanelerdeki tutsak siyasetçiler ise Sesli ve Görüntülü BiliÅŸim Sistemi (SEGBİS) ile duruÅŸmaya katıldı. DuruÅŸma öncesi SEGBİS’le katılan avukat ve katılımcılar, babası Tahir DemirtaÅŸ’ı kaybeden DemirtaÅŸ’a baÅŸsaÄŸlığı dileÄŸinde bulundu.

Kimlik tespitiyle baÅŸlayan duruÅŸmada Edirne F Tipi Hapishanesinde tutsak HDP eski EÅŸ Genel BaÅŸkanı Selahattin DemirtaÅŸ’ın esasa dair savunması ile devam ediyor. DemirtaÅŸ, “Savunmamı okuma yazması olmadan alın teriyle 7 çocuk yetiÅŸtiren babama, Tahir ustaya ve bütün anne babalara ithaf ediyorum” dedi.

‘ACIMIZI BAL EYLEYEREK DURUÅžUMUZU KORUYACAÄžIZ’
Paul Auster’in, “Yalanı geri alamazsın, gerçek bile yetmez bile buna” sözlerine atıfta bulunan DemirtaÅŸ, “Bu kumpas davasında saf katışıksız bir yalan var. Biz yıllardır gerçekleri anlatarak yalanı anlatmaya çalışıyoruz. Yalanın geri alınamayacağını biliyoruz. Bu yalanın sahiplerinin mazoÅŸistçe bir haz aldıklarını biliyoruz. Biz de boyun eÄŸmeden, acılarımızı bal eyleyerek duruÅŸumuzu koruyacağız. Tarihi yalanları bir kez daha ifÅŸa edeceÄŸiz” dedi.

‘BİZİ HAPİSTE TUTAN HANGİ GÜÇTÜR’
Türkiye’de ve dünyada siyasetin etkisinin azaldığını ifade eden DemirtaÅŸ, “Bizler siyasetçiyiz, siyasetin deÄŸiÅŸtirici gücünü öne çıkarmaya çalışıyoruz. Polonyalı düşünür Bolman şöyle der: ‘İnsan iliÅŸkilerinin kırılgan olduÄŸu günümüz dünyasındaki iliÅŸkileri tanımlayacak gerçek kavram likit modernliktir.’ Siyasetin eli kolu baÄŸlı, insanlar siyasete güvenmiyor, çünkü siyaset insanlara beklediÄŸini veremiyor. Türkiye’de siyaset neden çöktü, güç kimin elinde, bizi hapiste tutan kimdir, hangi güçtür” diye belirtti.

‘İNSAN HAKLARI VE BARIÅž KONUSUNDA ULAÅžTIÄžIMIZ BİLGELİK BİR İŞE YARASIN İSTİYORUZ’
“Biz tarihi gerçekleri ne unutacağız ne de unutturacağız” vurgusu yapan DemirtaÅŸ, şöyle devam etti: “Bu dava vesilesiyle gerek insanlık tarihinin gerek halklarımızın tarihinin bir kez daha gün yüzüne çıkması için elimizden geleni yapacağız” dedi. Neden bu kadar saf kötülük olduÄŸunu soran DemirtaÅŸ, demokrasi ve insan hakları mücadelesinde maruz kaldıkları haksızlıklar karşısında uzmanlaÅŸtıklarını dile getirdi. “Hiç deÄŸilse biz bu dava nedeniyle insan hakları ve barış konusunda ulaÅŸtığımız bilgeliÄŸimiz bir iÅŸe yarasın istiyoruz” diyen DemirtaÅŸ, bu nedenle inatla konuÅŸmaya devam ettiklerini belirtti. 

‘ONURUMUZ İÇİN YAÅžAMAMIZ GEREKTİĞİNE İNANDIK’
Tarihi kaynaklardan alıntılarla sözlerini sürdüren DemirtaÅŸ, gezegenin tarihinden insanın tarihine savaÅŸların hiç son bulmadığını dile getirdi. DemirtaÅŸ, “Son 5 bin yılda kimliklerimiz, inançlarımız, onurumuz için yaÅŸamamız gerektiÄŸine inandık” dedik. 

‘ERDEMLİLİK SÖZLEÅžMESİNİ DEVLET BOZDU’
Halkların karnını doyurmak ve yaÅŸamak istediÄŸini söyleyen DemirtaÅŸ, “Sizin ve benim mensup olduÄŸumuz devlet, bizim anavatanımızı zorla iÅŸgal etmiÅŸ. Erdemlilik anlaÅŸmasını bozan devlettir. Burada bir suçlu aranacaksa o biz deÄŸiliz, biz bunun maÄŸduruyuz. Bizim de hatalarımız oldu. O da doÄŸrudan ve hakikatin peÅŸinden gitmeme gibi hatalarımızdır; erdemlilik sözleÅŸmesini ihlal ederek binlerce yıllık bir arada yaÅŸama akdini bozanlara karşı direnmemizdir. Bugün yargılanmamızın nedeni budur” ÅŸeklinde konuÅŸtu. Erdemlilik sözleÅŸmesinin bozulmasıyla insanların binlerce kez isyan ettiÄŸini hatırlatan DemirtaÅŸ, “Dünyanın her yeri sömürgeleÅŸtirildi. Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin, Avrupa’nın zenginliÄŸinin, Kanada’nın zenginliÄŸinin temelinde Asya ve OrtadoÄŸu’nun sömürülmesi yatar. Bu sözleÅŸmeyi bozanlar suçludur. Afrikalılar, Asyalılar, Mezopotamyalılar suçlu deÄŸil” diye konuÅŸtu.

‘ZENGİNLİK DEDİĞİNİZ EMPERYALİST SÖMÜRÜ’
Avrupalıların, Batılıların zenginlik dediklerinin çaldıkları ve sömürdükleri olduÄŸunun altını çizen DemirtaÅŸ, “Bugün göç dediÄŸiniz, zorunlu göç dediÄŸiniz ÅŸeyde de çaldıklarınızın peÅŸinden geliyor insanlar. Çünkü zenginlik dediÄŸiniz ÅŸeyler zaten o insanlara ait. Biz buna emperyalist sömürü diyoruz. KonuÅŸmalarımızda bunlar var. İspanya Batı Sahra’dan çekilirken arkasından bir avukat, bir doktor bıraktı. Avrupa oradan sömürdüğü altın, petrol ve madenle zenginleÅŸirken dünyanın doÄŸusu geri bırakıldı” dedi.

“Güç sizin elinizde deÄŸil, iktidarın da elinde deÄŸil; güç uluslararası güçlerin elinde. Bu dosyada da bizim tutuklu kalmamız lazım ki Cumhur İttifakı iktidarını sürdürsün. Cumhur İttifakı iktidarını sürdürsün ki bu uluslararası güçlerle iÅŸbirliÄŸini sürdürsün. Avrupa Konseyi, Avrupa burada olup bitenlerin farkında” diyen DemirtaÅŸ Batılıların sömürge tarihine iliÅŸkin anlatımlarını sürdürdü.

‘KÜRTLER TEHDİT OLARAK GÖSTERİLİRSE TEHDİTTİR ARTIK’
Din ve inanç uÄŸruna insanların yaptıklarına iÅŸaret eden DemirtaÅŸ, IŞİD’lilerin ya da sokaÄŸa dökülen güruhun islam adına neler bildiÄŸini sorguladı. Partisinin genel merkezi önüne sarı torba bırakan gruplara dikkat çeken DemirtaÅŸ, dinin ve kimliÄŸin ne kadar farkında olduklarının bilmediÄŸinin altını çizdi. Psikolojik olarak insanların ÅŸartlanmışlığına da iÅŸaret eden ve “Binlerce kez insanların beynine tehdit uyarısı gönderildiyse onu tehdit olarak algılar” diyen DemirtaÅŸ, “Binlerce kez Kürtler tehdit olarak gösterildiyse, o artık tehdittir. Komünistler tehdit olarak gösterildiyse, onlar tehdittir artık. ErdoÄŸan, AKP’li yetkililer, İletiÅŸim BaÅŸkanlığı seçim sürecinde binlerce kez bunu yaptılar. ‘DemirtaÅŸ, Kürtler tehdittir’ mesajı verildi. Yaptığım alıntıda da olduÄŸu gibi yalanı geri alamazsın, gerçek bile buna yetmez” dedi.

‘ANAVATANIMI ÇALMIÅžSIN AMA KÜRDİSTAN DİYEMEZSİN DİYOR’
“Bizi ekmeÄŸe muhtaç edip bize ekmeÄŸi çalmayı yasaklayanlar tarlayı, fırını çalmış. Hatta ülkemi, anavatanımı çalmışsın. İşte buna itiraz edemezsin diyor. Kürdistan diyemezsin diyor” diyen DemirtaÅŸ, iyi, onur ve erdemliliÄŸi savunduklarını ve bunun da bedelini ödediklerini söyledi. DemirtaÅŸ, “Cezaevlerinde büyük hırsız bulamazsınız, onlar küçük hırsızlardır. Karnını doyurmak için, ailesini geçindirmek için çalmıştır. Kendisine ait olanı almak için yanlış bir yol seçmiÅŸtir. Hırsızlığı meÅŸrulaÅŸtırmayalım ama gerçek budur” ifadelerini kullandı.

‘G-20 KATİLLER ZİRVESİDİR, HALKLAR MAZLUMDUR’
DemirtaÅŸ, şöyle devam etti: “Dünyanın en büyük teröristleri emperyalistlerdir. ‘Ben bu teröristi bırakmam’ diyenler emperyalistlerle sarmaÅŸdolaÅŸ deÄŸil mi? Amerika’nın, İsrail’in yaptıklarını saymayalım. Sonra bunlar kameraların karşısına geçip masum halkı terörist olarak ilan ederler. G-20 katiller zirvesidir, BM öyledir, Netanyahu katildir, HAMAS katildir ama Filistin halkı, İsrail halkı, Kürt halkı mazlumdur. Halkların diline ve kültürüne el koyanlardır katil olanlar, biz deÄŸiliz. Biz sadece halkımızın onurunu ve kimliÄŸini savunduk, halkımızın kendi topraklarında insanca yaÅŸama hakkını savunduk.

‘TÜRKLER DİRENDİ, PEKİ KÜRTLER DİRENİNCE NİYE TERÖRİST OLUYOR’
“Buradaki hangi Türk ve Kürt arkadaÅŸ kimin hakkına el koydu? Devleti de yönetmedik. Gültan ablayı yolsuzlukla, Türkçe tabelaları belediyeden sökmekle suçlayabilir misiniz? Burada Türkçe konuÅŸulamaz diye suçlayabilir misiniz? Hayır ama ben size binlerce böyle faÅŸist belediye baÅŸkanı sayabilirim. Kesk u sor u zeri söktüler, trafik lambalarını yasakladılar. Kim suçlu? Kimin tavuÄŸuna kış dedik? Vatan bizim, toprak bizim, emek bizim. Ankara’yı mı iÅŸgal ettik? Gelip orada halkın dilini, kültürünü, inancı mı yasakladık? Türkler iÅŸgale karşı çıktılar mı? Yunanlılar, İngilizler vardı ve Türkler buna karşı direndiler. Kürtler direnince neden terörist oluyor? Üstelik siyasetle, lafla direnmiÅŸ. ‘Bu kadarı bile senin için ölüm fermanıdır’ denildiÄŸi an erdemlilik sözleÅŸmesi bitmiÅŸtir. Yalan, iftira budur. Bize yönelik tarihi ve güncel yalanların kaynağı budur, saf kötülüğün kaynağı budur. Daha büyük kötülük nasıl yapılabilir dediÄŸimiz an devreye giren budur. ArkadaÅŸlarımız suçsuz yere tutuklu, bunu bilmeyen mi var?”

‘İYİLİK KAZANSIN DİYE DİRENİYORUZ’
Dini ve Allah’ı sömürenlerin, Gezi direnişçilerini tutsak edenlerin içeride kalması gerektiÄŸini belirten DemirtaÅŸ, “Neden AİHM kararı uygulanmıyor, neden AYM kararları uygulanmıyor? Niye arkadaşımız (Can Atalay) bırakılmaz? Çünkü AYM kararı uygulanmayınca kıyamet kopmaz. ‘Biz daha çok yapacağız bunu, yani erdemlilik sözleÅŸmesini bozuyoruz, size bir ÅŸey olmaz yandaÅŸlarımız’ diyorlar. ‘İhale almaya, 5 maaÅŸ almaya devam edeceksiniz. Kıyamet kopuyor mu, hayır. Sizinle aramızdaki baÄŸ Anayasa deÄŸil, para akışı devam ediyor. Anayasa ihlal edildi diye isyana paniÄŸe gerek yok. Bunları yapmaya devam edeceÄŸiz, haberiniz olsun’ diyorlar. Mesele Can Atalay deÄŸil. Daha çok ihlal yapacaklar. Yasalarla, Anayasaya aykırı ihlaller yapmaya hazırlanıyorlar. İşte Gültan Kışanak 7 yıldan fazla tutuklu. CMK’da yazıyor en fazla 7 yıl kalabilir. Kalabilir, isyan mı edilecek, aman. İslam inancına göre ölen kiÅŸi, cemaatle cenazeye gider ve cemaat dağıldıktan sonra başı taÅŸa deÄŸdiÄŸinde öldüğünü anlar. O günkü toplum da sıra kendisine gelince öldüğünü anlayacak. Ama günü gelince mutlaka iyilik hakim gelecek ve hep denildi ya dünya iyiliÄŸin yüzü suyu hürmetine dönüyor, biz de iyilik kazansın diye burada direniyoruz.”

‘ADALETİ ÇIKARIRSANIZ SİZDEN HUKUKÇU OLMAZ’
DemirtaÅŸ hukukçu tanımı yaparak, “Adaleti çıkarırsanız sizden hukukçu olmaz, kasap olur kasap” diyerek ÅŸunları söyledi: “Hepimiz yoksul çocuÄŸu olarak okuduk ve hakim, savcı, avukat olduk. Zenginlerin çocuÄŸu hakim, savcı olmaz. Bakın babam 7 çocuÄŸunu okuma yazma bilmemesine raÄŸmen okuttu. Hepinizin babası, annesi öyle. Annem gece yarısına kadar baÅŸkalarının elbiselerini dikti. Bizi okutmak için yaptı bunu” ifadelerini kullandı. 

‘1514’TE KÜRDİSTAN COÄžRAFYASI İKİYE BÖLÜNDÜ’
Kürt-Türk iliÅŸkilerine, tarihsel geliÅŸmelere ve Kürt sorununun kaynağına dair deÄŸerlendirmelerde bulunan DemirtaÅŸ, İnkilap tarihi kitaplarında birkaç yerde “zararlı cemiyetler” olarak Kürtlerden bahsedildiÄŸini anımsattı. Kürtlerden hiçbir yerde iyi bir ÅŸekilde bahsedilmediÄŸinin altını çizen DemirtaÅŸ, 1514’teki Çaldıran Savaşı ile birlikte Kürtlerin coÄŸrafyasının ikiye bölündüğünü hatırlattı. DemirtaÅŸ, “Kürt tarihinde de tartışmalı bir kiÅŸilik olan İdris-i Bitlisi hem Yavuz Selim’e danışmanlık hem de savaşın akıl hocalığını yapar. Çaldıran Savaşı Osmanlı’nın zaferi ile sonuçlanır ve Kürdistan coÄŸrafyası de facto olarak ikiye bölünür. Daha sonra bunun resmileÅŸmesini 1639’daki Kasrı Åžirin AnlaÅŸmasıyla görürüz. Ama aÅŸağı yukarı 1514 yılından beri Kürdistan coÄŸrafyasının 3’te biri İran Safevi Devleti’nin sınırları içerisindedir” dedi.

‘HAMİDİYE ALAYLARI KÜRTLERE DAHA ÇOK ZARAR VERİR’
Daha sonra Kürdistan tarihinin yazılmaya baÅŸladığını vurgulayan DemirtaÅŸ, sonrasında yaÅŸanan Kürt isyanlarına dikkat çekti. DemirtaÅŸ, Abdülhamit döneminde Kürdistan madalyası bastırıldığını belirterek Osmanlı döneminden beri Kürtlerin özerklik ve otonom örgütlenmelere sahip olduÄŸunu söyledi. DemirtaÅŸ, “Kürtler bütün yaÅŸadıklarını yazılı tarihle deÄŸil ama sözlü tarih ve dengbejler yoluyla bugüne taşımıştır. Kürtlerin hafızalarında o dönemler dahil her ÅŸey canlıdır. Mir Bedirxan, Osmanlı tarafından baskıya uÄŸrar. Mir Bedirxan ihanete uÄŸrayarak yenilgiye uÄŸrar. Mir Bedirxan dönemi Kürt-Kürdistan tarihi açısından önemlidir ve kimi fezlekelerde geçtiÄŸi için deÄŸineceÄŸim. Bedirxan BeyliÄŸi ortadan kaldırılırken Kürtçe, Kürdistan yasaklanmıyor” diyerek Kürdistan’ın emirliÄŸinin Osmanlı tarafından kabul edildiÄŸini söyledi. Hamidiye Alaylarına da dikkat çeken DemirtaÅŸ, “Bununla Kürtler kendi örgütlenmelerini korur ama verdikleri zarar çok daha büyüktür. Bugünkü koruculuk sistemine benzer. Kürt aÅŸiretleri Hamidiye Alayları eliyle birbirine zulüm uygular. Hamidiye Alayları Kürdistan tarihinde olumsuz bir role sahiptir ama bunu olumlu bulan Kürt İslamcılar da vardır. Ben olumlu bulmuyorum” dedi.

‘TÜRKLERLE BİRLİKTE HAREKET ETTİĞİMİZ İÇİN BU TRAJEDİYİ YAÅžIYORUZ’
Kürdistan tarihine iliÅŸkin anlatımlarını sürdüren ve Sykes-Picot AntlaÅŸmasına da deÄŸinen DemirtaÅŸ, bugün çizilen sınırların büyük oranda Sykes-Picot AntlaÅŸmasıyla belirlenen sınırlar olduÄŸunu vurguladı ve “1514’te fiilen ikiye bölünen Kürdistan coÄŸrafyası 1916’daki Sykes-Picot AnlaÅŸması ile dörde bölünür. Kürdistan’ın bölünmesi emperyalistlerin bize armaÄŸanıdır ki daha sonra kendi hatalarımızla bu sorunu büyüttük” diye konuÅŸtu. DemirtaÅŸ, 1925’teki Åžeyh Said İsyanına da dikkat çekerek, “Kürtler Türklerle birlikte hareket etmemiÅŸ olsaydı kaderimiz nasıl olurdu bilemiyorum. Birlikte hareket etmeyi seçtiÄŸimiz için bugün bu trajedi yaÅŸanıyor” ifadelerini kullandı.

‘1925 TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİNİN KIRILMA NOKTASIDIR’
Lozan AntlaÅŸmasına da iÅŸaret eden DemirtaÅŸ, “Bu anlaÅŸmada Kürtlere yönelik hükümler yer almaz, Kürtlere dair herhangi bir hüküm yoktur. Çünkü İsmet İnönü ‘Ben Kürt ve Türk halkının temsilciyim’ der. Kürt mebuslar bunu teyit ederler. Lozan AnlaÅŸması bir baÅŸarı olarak görülür” bilgilerini paylaÅŸtı. Åžeyh Said’in kafasında büyük bir isyan fikri olmadığını ancak Azadi Örgütünün teÅŸvikiyle ve yanlış anlaşılma sonucu isyanın patlak verdiÄŸini dile getiren DemirtaÅŸ, “1925 çok önemlidir, Türk-Kürt iliÅŸkilerinin önemli bir kırılma noktasıdır. Yeni tarih yazımında Kürtler arkadan vurdu yazımına kadar giderler. Burada kandırılan Ankara deÄŸil Åžeyh Said ve arkadaÅŸlarıdır. Hepsi halifeliÄŸin devamı için savaÅŸtılar, hepsine özerklik sözü verildi. Bunlar tarihi gerçekler. İki ayrı anlatı ve iki ayrı duygu kırılması var. Biri için vatana ihanetle suçlanan, öteki için kahramandır. Sabah anlattığım tehlike kodları Kürtler için baÅŸka, Türkler için baÅŸkadır. AÄŸrı İsyanı da kanlı bir ÅŸekilde bastırıldı. Zilan Deresinde Kürtler katledilir ve orası uzun süre yerleÅŸime kapatılır. 1930’da AÄŸrı İsyanı baÅŸlatılırken Barzani öncülüğünde Irak’a karşı isyan baÅŸlar” dedi.

‘DERSİM KATLİAMININ NEDENİ BÖLGENİN ÖZERK OLMASIDIR’
Dersim Katliamının da Kürtler için büyük bir kırılma olduÄŸuna iÅŸaret eden DemirtaÅŸ, “Åžeyh Said İsyanına karşı yapılan katliam Sünni Kürtler için, Dersim Katliamı Alevi Kürtler için kırılma noktasıdır. Dersim bir isyan deÄŸildir, orada bir isyan hazırlığı da yoktur. Dersim bir ilin ismi deÄŸildir, bir bölge adıdır. Kürt AleviliÄŸinin yaygın olduÄŸu bir bölgedir. Dersim Kürtler için de Aleviler için de özgündür. Dersim bölgesi özerktir ve oradaki katliamın nedeni bu özerkliÄŸi dağıtmaktır. Ocak örgütlenmesiyle toplumsal sorunlar çözülür. Dersim Katliamı ile ocak sistemi dağıtılmaya çalışılır. Katliam emri İsmet İnönü tarafından verilir” diye kaydetti. DemirtaÅŸ savunmasında 3. Barzani isyanını ve bu isyanın İngilizlerin desteÄŸiyle nasıl yenilgiye uÄŸradığını, 1946’da ilan edilen Mahabat Cumhuriyetini de anlatarak Kürt tarihine iliÅŸkin bilgileri paylaÅŸtı.

‘CHP’Lİ VEKİL KÜRDÜN KATLEDİLMESİNİ TEKLİF EDER’
DemirtaÅŸ 49’lar Davasına da dikkat çekerek ÅŸunları söyledi: “Musul’da içinde Kürtlerin de olduÄŸu bir grup tarafından Türklerin katledilmesi duyulunca, Ankara’da siyasetin havası gerilir ve orada öldürülen Türkmen kadar Kürt öldürülmesi CHP’li bir milletvekili tarafından teklif edilir. Orada katledilen Türkmen kadar Türkiye’de Kürdün katledilmesi teklif edilir. Bütün o sessizlikten sonra Kürtler o dönemde Türkiye Kürtleri olarak imza toplar. Bu, uzun yıllar yaÅŸanan sessizlikten sonra Kürtler adına atılan ilk imzadır. Çünkü Dersim ve AÄŸrı katliamlarından sonra Kürtlerin asimile edildiÄŸine inanılır. Ankara’da tartışmalara sebep olan bu dilekçe sonrasında aralarında Apê Musa’nın da olduÄŸu 50 Kürt ileri geleni, öğrenci, aydın tutuklanır. Biri yargılama baÅŸlamadan hayatını kaybeder ve olay 49’lar Davası olarak tarihte yer alır. Yargılamalar uzun sürer. En son zaman aşımından dava düşer. Bu dava Kürtlerin hafızasında önemli yer bırakır. Onların tek suçu imzaladıkları dilekçeye ‘Türkiye Kürtleri’ yazmalarıdır. Ankara’nın tüylerini diken diken etmiÅŸtir bu tabir”.

‘VEDAT AYDIN’IN KATLEDİLMESİ POLİTİZE OLMAMA NEDEN OLDU’
PKK’nin kuruluÅŸuna, aynı yıl gerçekleÅŸtirilen MaraÅŸ Katliamına ve daha sonra yaÅŸananlara kronolojik olarak dikkat çeken DemirtaÅŸ, “90’da HEP kurulur ve Kürtler haklarını demokratik mücadele yoluyla kazanacaklarına inanır. Bu, Kürtlerde büyük coÅŸku yaratır” dedi. DemirtaÅŸ, Vedat Aydın’ın katledilmesine de dikkat çekerek, “18-19 yaşındaydık, Vedat Aydın’ın katledilmesi benim politize olmama neden oldu. Vedat Aydın’ın cenazesinde ben de vardım. Vedat Aydın’ın katledilmesi benim ve Kürtlerin hafızasında önemli bir baÅŸka kırılmadır” dedi.

Öcalan tarafından ilan edilen tek taraflı ateÅŸkeslere, bunların boÅŸa çıkarılmasına, parti kapatmalara, failli meçhul cinayetlere, özel savaÅŸ politikalarına da konuÅŸmasında dikkat çeken DemirtaÅŸ, devletin Öcalan ile İmralı’daki görüşmelerinin de 2000 yılında baÅŸladığını belirtti.

‘BUGÜNKÜ KEMALİZMİ MUSTAFA KEMAL BİLE TANIYAMAZDI’
Daha sonra Türk tarihine deÄŸinen ve Jön Türklerin faÅŸizmden sosyalizme, komünizmden siyasal İslam’a kadar her düşünce akımını takip ettiklerini belirten DemirtaÅŸ, “Bütün bunlar karışınca ortaya çorba çıktı” dedi. DemirtaÅŸ, Kemalizm’in bütün bu akımlar arasında bocaladığını belirterek, “YaÅŸasaydı bugünkü Kemalizm’i herhalde Mustafa Kemal’in kendisi bile tanımlayamazdı” diye konuÅŸtu. DemirtaÅŸ Cumhuriyetin kuruluÅŸ döneminde faÅŸizmin ve komünizmin revaçta olduÄŸunu ve Türklüğün de o mertebeye çıkarılmak istenildiÄŸinin altını çizerek, “O yüzden hep İtalya ve Sovyet Rusya’ya ziyaretler yapılır. Kadro diye bir doktriner dergi çıkarılır ve o dergide faÅŸizm övülür” dedi.

‘İHTİYACA GÖRE DEĞİŞEN TÜRKLÜK TANIMI’
DemirtaÅŸ, Türklüğün tanımının koÅŸullara göre deÄŸiÅŸtiÄŸini belirterek “Bazen herkes Türk’tür, bazen sadece Türkler Türk’tür, bazen Kürtler Türk’tür, bazen Kürtler Kürt’tür, bazen Kürtler yoktur. Bazen bütün dünya Türk’tür, bazen Kıbrıs ve Azerbaycan Türk’tür. Duruma göre, ihtiyaca göre deÄŸiÅŸen pragmatist bir Türklük tanımdan bahsediyoruz” dedi. DemirtaÅŸ, Kemalizm’in hiçbir ÅŸekilde toplumda tam olarak yer edinemediÄŸini ve ordunun da bu nedenle on yılda bir darbe yaptığını söyledi.

’80 DARBESİ ZİHNİYETİ İLE DEVAM EDİYOR’
Solun da vatan haini olarak beyinlere pompalandığını söyleyen DemirtaÅŸ, “Ama bu büyük bir yalandır. Solun hataları vardır ama hiçbir zaman vatan haini deÄŸildir. Bu halk için her zaman en büyük bedeli ödemiÅŸtir. 1980 Darbesinin asıl hedefi soldur. Kemalist devrim yaptığını iddia eden Kenan Evren, Alevi köylerine camiler inÅŸa ederek ve pek çok benzer uygulamalarla solun yerine İslamcı bir anlayışı yerleÅŸtirmiÅŸtir. Bu darbe Kemalist bir darbe deÄŸil yeÅŸil İslamcı bir anlayışın sonucudur. Bu darbe henüz bitmiÅŸ deÄŸildir. 1980 Darbesi bütün kurum kuruluÅŸları ve zihniyeti ile devam ediyor” dedi.

‘CHP’NİN KAFASI CUMHURİYETİN BAÅžINDAN BERİ KARIÅžIKTIR’
“Kürtler sindirilir, Aleviler sindirilir, solcular sindirilir. Cumhuriyetin 3 temel tehdidi sindirilir. Ne zamana kadar, 68’e kadar, öğrenci hareketleri baÅŸlayana kadar” diyen DemirtaÅŸ, “CHP’nin kafası Cumhuriyetin başından beri karışıktır. Halen de böyledir. Ortanın solundan ortanın sağına kadar savrulur durur” dedi. DemirtaÅŸ sol sosyalist mücadele tarihine de deÄŸinerek ÅŸunları söyledi: “Deniz GezmiÅŸ ve arkadaÅŸları Hüseyin ve Yusuf vardır, Mahir Çayan vardır. Kürt hareketinde Mazlum DoÄŸan 24 yaşındadır. İbrahim Kaypakkaya 24 yaşındadır. Bunların hepsi büyük teoriler yazarlar. O yıllarda Türkiye’nin 20’li yaÅŸlarındaki gençleri dünyayı sarsacak teoriler yazdılar ve bunları hayata geçirmek için pratiÄŸe geçtiler. Sonrasında sol kendi içerisinde fraksiyonlara ayrıldı, paramparça oldu. Ancak o döneme damgasını vuran gençler bugün halen Türkiye sol sosyalist hareketinin öncülüğünü yapıyorlar. TİP’in varlığı Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, bunların Kürt hareketiyle iliÅŸkileri kendi içlerinde kıpır kıpır bir tartışma yürütürler. Belki iktidara gelemiyorlardı ama Türkiye’deki vicdanı bozulan erdem sözleÅŸmesini yeniden kurmaya çalışan en önemli düşünce akımlarıydı bunlar. Hikmet Kıvılcımlı ve Mihri Belli yeniden sol ve sosyalist tartışmaları topluma taşımaya çalışmanın yanı sıra Cumhuriyetin hatalarıyla yüzleÅŸmeye de çalıştı. Bu Türkler için ilkti. Mahir Çayan, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını en net ifade eden öncülerden biridir. İbrahim Kaypakkaya aynı ÅŸekilde. Bunlar Türk halkının deÄŸerleridir. Bunları bugün terör örgütleri diye anıyorlar. Asıl bunlara kıymet vermelidirler. Topal Osman’ı anacağınıza bunları anın diyeceÄŸim ama nereden anlayacaklar. Bunlar antiemperyalistçilerdi, Kürt halkının dostlarıydılar. Kürt halkı olarak geri dönüp baktığımızda o dönemde anlaşılmayan ÅŸeyin ne olduÄŸunu çok iyi anlıyoruz. Kaypakkaya 24 yaşında Kürtlerin tarihini Kürtlerden daha cesur sahiplenebiliyordu. Deniz GezmiÅŸler idam sehpasına giderken ‘YaÅŸasın Kürt ve Türk halkının kardeÅŸliÄŸi’ diye slogan atabiliyorlardı. Onların takipçileri bugün bizimle HDP’de siyaset yürütüyorlar. Maalesef sol, 1980 Darbesinden sonra uzun yıllar kendisine gelemedi. Nasıl ki Kürtler demokratik siyaset yapmaya çalıştıysa, sosyalistler de bu yolda çok sayıda parti kurdu. ÖrneÄŸin ESP İslamcılardan çok daha sert ve net bir ÅŸekilde 28 Åžubat Darbesine karşı tavır sergiledi demokrasiyi savunmak adına. Bütün bu onurlu insanlar bu mahkemelerde yargılandılar, iÅŸkencelerde katledildiler ama geri adım atmadılar. Bugün bizimle birlikte hareket ediyorlar, çünkü ortak ve onurlu yaÅŸamın ancak böyle mümkün olduÄŸuna inanıyorlar. Bu bizim için büyük bir onur ve gururdur. Onlar bizi gururlandırdılar, biz de ortak mücadeleden vazgeçmeyerek onların emeÄŸine ve tarihsel mirasına saygılıyız.”

‘BİR HALK ÇÖZÜM İSTİYOR DİYOR NASIL SUÇLAMA KONUSU OLUR’
DemirtaÅŸ daha sonra hakkında hazırlanan fezlekelere iliÅŸkin beyanlarda bulunarak, bu fezlekelerin tamamının siyaset yapma hakkına yönelik olduÄŸunu söyledi. 10 no’lu fezlekede, “Kandil’de örgüt yöneticileri ile fotoÄŸraf çekme” suçlamasıyla karşı karşıya kaldığını belirten DemirtaÅŸ, “Propaganda amaçlı deÄŸildi. Barış sürecinin ciddiyetini, olabilirliÄŸini göstermek amacıyla yapılan sosyo-psikolojik bir çalışmaydı. Türkiye’de artık silahların susacağını göstermek için çekilmiÅŸ bir fotoÄŸraftı. Bir diÄŸer fezleke demokratik çözüm çadırıdır. Bir halk çözüm istiyorum diyor diye nasıl suçlama konusu olur. Bu sabahtan beri anlattığım trajedinin bir baÅŸka örneÄŸidir. Ortada bir suç yok, hakkı ihlal edilenler Kürtler” diye konuÅŸtu.

‘DİRENİŞ DEDİĞİMİZ HER ÅžEYİN ALTINI ÇİZMİŞLER’
Hakkında hazırlanan fezlekelerin tamamının yürüyüş ve konuÅŸmalardan ibaret olduÄŸunu ve tamamının Kürt sorununun çözümünü içeren konuÅŸma ve eylemlerden oluÅŸtuÄŸunu dile getiren DemirtaÅŸ, “Bu fezlekeler ifade özgürlüğüne, demokratik eylem hakkına müdahaledir. Bir diÄŸer fezleke gerilla cenazesine iliÅŸkin. Katılmadığım bir eylem ama kumpasın bir parçası olarak buraya sıkıştırılmış” dedi. DemirtaÅŸ, “Bu fezlekelerde direniÅŸ dediÄŸimiz her ÅŸeyin altını çizmiÅŸler. DireniÅŸ eÅŸittir terör. Bizim jargonumuz farklı, tarih bilincimiz farklı, kullandığımız kavramlar farklı. ‘Barış için direniyoruz. Bu savaşı bitireceÄŸiz, bunun için direneceÄŸiz’ demiÅŸiz bunun altını çizmiÅŸler. Ben Diyarbakır İHD BaÅŸkanı iken İl İnsan Hakları Kurulu kurulmuÅŸtu. Vali kurulun temsilcisiydi. Orada yaptığım konuÅŸmada İHD örgütleri dedim diye sözümü kesti Vali, ‘Örgüt demeyin, baÅŸka bir ÅŸey deyin’ dedi. Abdulhamit’ten beri böyle. Burun kelimesini bile yasaklamıştı kendisi. Biz direniyoruz, hapiste direniyoruz, parlamentoda direniyoruz. Zulme karşı direniÅŸ haklıdır, meÅŸrudur. Sen gece gündüz Gazze için direniÅŸ çaÄŸrısı yapıyorsun, hilafet çaÄŸrısı yapıyorsun. O niye suç deÄŸil? Biz özerklik isteyince niye suç? Onlarınki barışçıl ise bizimki de barışçıl. Türklerin ve Kürtlerin hafızası baÅŸka aktı. Yüz yılda iki ayrı korku ve travmaya sahip halk, aynı ülkenin çatısı altında mecburlar, mahkumlar ve aynı zamanlarda cezalılar. Bizim için ceza gibi ama Türkler için de ceza gibi. BaÅŸka bir çaremiz de yok. Türk Devletinin Kürtlere bakışı şöyle: Ya benimsin ya kara topraksın. Slogan yasak, pankart yasak, siyaset yasak, sivil toplum örgütü yasak. DaÄŸa gidince terörist. E siz dik alasını yapıyorsunuz. Åžeriatı da hilafeti de savunanınız oluyor. Biz de hakkımızı kullanıyoruz. Bize izin verseniz ölümleri engelleyeceÄŸiz” ifadelerini kullandı.

‘EL ÜSTÜNDE TUTULMASI GEREKEN İNANÇLARA UTANMADAN HAKARET EDİYORLAR’
Parlamento’da Kürtçe konuÅŸmaların engellenmesine de tepki gösteren DemirtaÅŸ, “Yahu Süryanice bile konuÅŸturmadılar. 2023 yılından söz ediyoruz, utanç verici bir ÅŸey. Özür dilenip el üstünde tutulması gereken inançlar, halklar bunlar ama utanmadan hala onlara hakaret ediyorlar. Yahu bunu alkışlamanız gerekiyor. Bunu yapması gereken adam, ırkçı faÅŸist hezeyanlarla Süryanice konuÅŸanı kovmaya çalışıyor. Anlattığım ÅŸey 1800’lerden deÄŸil. 1800’lerden anlatmaya baÅŸladım. Bitmiyor aynı zihniyet, devam ediyor. Bunu yapan kim, en zengin milletvekili. Kürtçe, Süryanice iki kelime tahammül edememenin adı faÅŸizmdir, ırkçılıktır. Bu fezlekeler iÅŸte bu zihniyetle hazırlanmış. Savcının bu fezlekeyi fırlatıp atması lazım. Ama ne yapıyor, kabul ediyor. Ey Savcı, sen kimsin ya! Ben anavatanımda, Kürdistan’ın kalbi Amed’de bunları konuÅŸmuÅŸum, sen fezleke hazırlamışsın” ifadelerini kullandı. 

‘KÜRTLER KUTUPLARDA HAK ELDE ETSE ONA BİLE KARÅžI ÇIKARLAR’
DemirtaÅŸ şöyle devam etti: “Hepimiz ErdoÄŸan’ın hayranı mı olacağız? O zaman biz biz olmayız, onurumuzu kaybederiz. Kürt sorununun bir tek çözüm yolu var o da Kürdün olduÄŸu gibi kabul edilmesi. Türk neyse o, biz Türk’e ÅŸekil vermeye çalışıyor muyuz? Bunu yapma hakkımız da yok, böyle bir zihniyetimiz de yok. Türk, Fatih Sultan’ı anmasın, anarsa savcı soruÅŸturma açar. İstanbul Fethi’ni anmayın. Biz tarihteki büyüklerimizi andık diye yargılanıyoruz. Qazi Muhammed’i andık diye suçlama yapılmış. Kürtler kutuplarda halk elde etse bile ona karşı çıkarlar. Bir iglo yapsa Kürtler ve Kürtlerin evidir dese, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kutuplara nota verir. Bahçeli der ki ‘Derhal tuzla buz edilmeli. Omuz üstünde baÅŸ konulmamalı. Türk’ün gücü gösterilmelidir’. Yapılmadı mı?”

‘KÜRTLER OLARAK İTAAT ETMİYORUZ’
Daha sonra Kürdistan’da yapılan katliamların, askerlerin yaptığı yazılamaların fotoÄŸraflarını gösteren DemirtaÅŸ, “Bunları ben yazmadım. Bunu bir Kürt yapsa lanetleriz” dedi. Bir yazılamadaki “Türksen övün, deÄŸilsen itaat et” yazısını gösteren DemirtaÅŸ, “Yüzyılın özeti budur. Siz Türk olarak övünüyor musunuz bilmiyorum ama biz Kürtler olarak itaat etmiyoruz. Birlikte yaÅŸamaya varız ama bu zihniyete karşı sonuna kadar direneceÄŸiz” dedi. DemirtaÅŸ son olarak taziyeye katılan herkese teÅŸekkür ederek, “Allah herkesten razı olsun” dedi.

DuruÅŸmaya yarın sabah saat 10:00’da devam etmek üzere ara verildi. (etha)