Çiçek: Cumhuriyet 100 yıldır burjuvazinin aracıdır

1923 yılında Türk burjuvazisinin temsilcileri tarafından ilan edilen cumhuriyetin 100. yılına girmesi emekçi sol hareket içindeki bazı kesimleri oldukça heyecanlandırdı. TKP, Sol Parti, EMEP, EHP gibi güçlerin cumhuriyet ile ilgili açıklamalarını değerlendiren Marksist Teori dergi yazarı İbrahim Çiçek, bu kesimleri oportünist olarak tanımladı. İşçi sınıfı, Kürt halkı başta olmak üzere ezilenlerin çıkarlarından uzak cumhuriyet tanımlamalarına itiraz eden Çiçek, bu devlet ve cumhuriyetin burjuvaziye ait olduğunu, bugünkü sistemin de faşist olduğunu vurguladı, faşizmi yıkarak işçi emekçi Sovyet cumhuriyetleri birliğini kurmak gerektiğini söyledi.

Marksist Teori dergisi yazarı İbrahim Çiçek, 31 Ekim akÅŸamı Özgür TV yayınına katılarak Arzu Demir’in, bazı emekçi sol güçlerin cumhuriyete yaklaşımına iliÅŸkin sorularına yanıt verdi.

1923’de Mustafa Kemal tarafından ilan edilen cumhuriyetin 100. yılına girilmesi bazı emekçi sol güçleri heyecanlandırdı. GeçmiÅŸ yıllarda da 29 Ekim günü cumhuriyet kutlamaları yapan bazı partiler bu yıl 100. yıla girmenin ve AKP’yi göndererek Mustafa Kemal cumhuriyetini yeniden kurmanın heyecanıyla etkinlikler düzenledi.

Bunların içinde başı Türkiye Komünist Partisi (TKP) çekti. TKP, Ankara’da miting, İstanbul Kadıköy’de bir yürüyüş ve İzmir’de toplantı düzenledi. “Yeniden cumhuriyet kavgasına” ÅŸiarını kullanan TKP sosyal medya hesabından da, “Cumhuriyet kavgası sermaye egemenliÄŸine karşı emekçilerin ekmek kavgasıdır. Bu kavgayı kazanacağız! Onurumuzla ve başı dik yaÅŸayacağımız, eserimizle gurur duyacağımız bir Türkiye’yi kurmak için 100. yıla girerken #2023Yeniden… #29Ekim” paylaşımı yaptı.

Emek Partisi (EMEP) de her yıl cumhuriyeti selamlayanlar arasında yerini alanlardan. EMEP mesajında, “Cumhuriyet, sömürüden, yoksulluktan ve baskıdan kurtuluÅŸ mücadelesinin 100 yıllık tarihidir. İşçi sınıfı ve emekçilerin kurtuluÅŸ mücadelesine selam olsun” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Sol Parti, “Saltanatı yenelim. Devrimci demokratik cumhuriyet için mücadeleye” baÅŸlıklı açıklamasında, “Mustafa Kemal önderliÄŸinde emperyalizme karşı verilen bağımsızlık savaşı sonucu kazanılan cumhuriyet tüm ezilen uluslara örnek oluÅŸturmuÅŸtur. Cumhuriyet, saltanat ve hilafete son vererek tebaadan yurttaÅŸlığa ileri attığı adımla kadınların siyasi ve toplumsal hayata katılımından medeni hukuka laiklik yolunda küçümsenmeyecek adımlar atmıştır” diye belirtti.

Açıklamanın devamında, “Cumhuriyetin 100. yılına yaklaşırken Türkiye’nin yeni bir ülke tasarımına, yeni bir cumhuriyet fikrine gereksinimi olduÄŸunu görüyoruz. GeçmiÅŸ cumhuriyetin bağımsızlıkçı, laik, aydınlanmacı karakterini sahiplenmeye devam edeceÄŸiz. Ancak daha eÅŸitlikçi, daha özgürlükçü, baÅŸta eÄŸitim ve saÄŸlık olmak üzere yurttaÅŸlık haklarının kurumlaÅŸtığı, gıda, enerji ve sanayide ulusal egemenliÄŸi gözeten, toplumsal cinsiyet eÅŸitliÄŸini amaçlayan, farklı etnik ve mezhep kesimlerinin kimlik ve tanınma taleplerini meÅŸru kabul eden, küresel iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi tehdidi karşısında sosyal ve ekolojik amaçları baÄŸdaÅŸtıran emek eksenli devrimci demokratik bir cumhuriyet için mücadele edeceÄŸiz. Cumhuriyet karşıtları, ÅŸeriat ve monarÅŸi heveslileri karşılarında daima bizi bulacaklardır” ifadelerine yer verildi.

Emekçi sol güçlerin cumhuriyet yanılsamasına iliÅŸkin Özgür TV’ye konuÅŸan Marksist Teori dergisi yazası İbrahim Çiçek ÅŸunları söyledi:

TAKRİRİ SÜKUN YASASI İŞÇİLERİN ÖRGÜTLENMESİNİ YASAKLADI

Cumhuriyet işçilere, emekçilere, halklara ne verdi?
Cumhuriyetle ilgili açıklamalar oldukça soyut, hakikate dokunmuyor. Sorunu tartışacak olursak aklıma, 1925 Takriri Sükun yasası geliyor. Bu yasanın en önemli özelliklerinden biri işçilerin sendika hatta dernek kurma haklarının yasaklanması ve ortadan kaldırılması. Eskiden işçilerin sendika kurma hakları vardı. Hatta 1919-1920’de iÅŸgal olduktan sonra işçiler İstanbul’da gösteriler yaptı. İçlerinde Rum, Ermeni işçiler de vardı. İşçilerin mücadelesi çok önemli bir yerde duruyordu.

CUMHURİYET 100 YILDIR İŞÇİLERİN MÜCADELESİ DEĞİLDİR
Önce işçilerin öncüsünü, TKP önderliÄŸini imha ettiler, sonra ulusal kurtuluşçu direniÅŸe katılan milisleri, devrimci müfrezeleri imha ettiler, tasfiye ettiler. Dolayısıyla işçi sınıfının çizgisini, muhtemel bir işçi emekçi cumhuriyetine giden yolun önünü kapattılar. Ancak 1950’lerden sonra işçilerin büyük mücadeleleri ile sendikalaÅŸma hakkı alındı. Dolayısıyla, ‘cumhuriyet 100 yıldır işçilerin mücadelesidir’ açıklamalarının hepsinin gerçek dışı olduÄŸunu söylememiz lazım.

1923’DE TÜRK BURJUVAZİSİ CUMHURİYETLE SINIF EGEMENLİĞİNİ KURDU

Cumhuriyet halk egemenliğini güvenceye aldı mı?
Hiçbir cumhuriyet halk egemenliÄŸini güvenceye almaz. Çünkü halk egemenliÄŸini cumhuriyetler prensipte kabul ederler. Yani cumhuriyet dediÄŸiniz ÅŸey devletin yönetim ÅŸeklidir. O zaman soru ÅŸu? Devlet ne? Kimin devleti? Hangi sınıfın devleti? Bu soruya bakmamız lazım. 1923’de kurulan cumhuriyet, Türk burjuvazisinin feodallerle büyük toprak sahipleri ve emperyalistlerle uzlaÅŸarak kurduÄŸu bir cumhuriyettir. Türk burjuvazisinin temsilcileri feodallerle uzlaÅŸmıştır, Osmanlı’nın kalıntılarıyla da uzlaÅŸmıştır, ama işçi sınıfıyla uzlaÅŸmamıştır ama halklarla uzlaÅŸmamıştır. Kürt halkıyla uzlaÅŸmamıştır mesela. Cumhuriyet halk iradesi olduÄŸuna göre Anadolu’nun yüzde 20’si-25’i Kürt’tü. Ermeniler zaten katledilmiÅŸti, Rumlar sürgün durumundaydı, Süryaniler, Pontus katliamla, soykırımla yüz yüzeydi. Dolayısıyla Anadolu halklarının iradesini yansıtan bir cumhuriyet deÄŸildi. Türk burjuvazisinin iradesini yansıtıyordu ve Türk burjuvazisi kendi sınıf egemenliÄŸini kurdu. Åžimdi biz Türk burjuvazisine minnettar mıyız yani.

CUMHURİYETİN SERMAYE BİRİKİMİ KANLIDIR
100 yıldır Türk burjuvazisi sermayesini nasıl biriktirdi? Önce Ermenilerin malını-mülkünü çaldı çırptı, Rum’un malını-mülkünü çaldı çırptı. BaÅŸka ne yaptı? Türk ve Kürt köylünün yarattığı fazlalıklara, deÄŸerlere el koydu. Sonra işçi sınıfını sendikasız, örgütsüz bırakarak işçi sınıfının yarattığı artı deÄŸerin tümüne el koydu. İşçiler sersefil yaÅŸadı. Dolayısıyla bugünkü cumhuriyetin yarattığı sermaye birikimi böyle yaratılmıştır, böyle kanlı bir birikimdir. Dolayısıyla işçilerin, emekçilerin, halklarımızın cumhuriyete hiçbir minnet borcu yoktur. Borçlu olan cumhuriyettir, Türk burjuvazisidir. Türk devleti, işçilere, emekçilere, halklarımıza karşı çok büyük suçlar iÅŸlemiÅŸtir, o borçludur.

MEDENİYETLER SEVİYESİ BURJUVA ULUSLAR SEVİYESİDİR

Cumhuriyetin 100’üncü yılına girerken yapılan açıklamalarda bağımsızlık ifadeleri var. Cumhuriyet, bağımsızlığı güvenceye aldı mı, alır mı?
1920’ler emperyalizm koÅŸulları altında herhangi bir burjuva devlet emperyalist mali sermayenin aÄŸları dışında kalabilir mi? Böyle bir gücü var mıdır? Böyle bir gücü yoktur. Dolayısıyla, Atatürk’ün medeniyetler seviyesine çıkmak dediÄŸi ÅŸey, burjuva uluslar seviyesine çıkmaktır. Yani Almanya’nın, Fransa’nın, İtalya’nın, Amerika’nın, İngiltere’nin seviyesine çıkartmaktır. Yani kapitalizm idealidir. Cumhuriyeti çok güçlü savunanlardan bir kısmı da diyorlar ki medeniyetler seviyesine çıkmak deÄŸil onu aÅŸmak diyorlar. Onlar da emperyalistlerle yarışıyorlar, emperyalist emelleri var onların da.

BURJUVA CUMHURİYET BAĞIMSIZLIĞI GÜVENCEYE ALAMAZ
Burjuva cumhuriyet bağımsızlığı güvenceye alamaz, emperyalizmin kollarına atılmak zorundadır. Başka bir kaderi yoktur. Mecburen mali sermayenin ağları içerisinde, hele şimdiki aşamada, yani emperyalist küreselleşme aşamasında herhangi ülkenin burjuvazisinin ayrı kalması, dünyadan tecrit olması, emperyalist sermayenin ağlarının dışına çıkması mümkün değildir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti devleti siyasi bakımdan bağımsız ama mali ve ekonomik bakımdan emperyalizmin sömürgesi, bölgede de yayılmacı, sömürgeci, emperyalist amaçlar güden bir devlet haline gelmiştir bugün. Bugünkü cumhuriyet böyle bir cumhuriyettir.

CUMHURİYET Mİ SALTANAT MI SORUSU TÜRKİYE GERÇEĞİNDEN KOPMAKTIR

Açıklamalarda ‘cumhuriyet mi, saltanat mı’ ÅŸeklinde tercih sunuluyor halklara. Gerçekten günümüz Türkiye’sinin böyle bir sorunu var mı?
Bu fantastik bir soru. Çünkü 19. yüzyıl Osmanlı despotluÄŸu altında ya da mutlak monarÅŸi altında, ya da daha sonra Anayasal monarÅŸi altında cumhuriyet mi, monarÅŸi mi diye bir sorun vardı. Ama 1. meÅŸrutiyet, 2. meÅŸrutiyet gibi süreçlerde bu aşılmaya baÅŸlandı. Yani kemalistler cumhuriyeti ilan etmeden önce, 1908 Jön Türk hareketiyle zaten buraya gelmiÅŸ dayanmışlardı. Dolayısıyla bugün cumhuriyet mi, saltanat mı demek tamamen Türkiye’nin siyaset gerçeÄŸinden kopmak demektir. Böyle bir sorun yoktur.

İran’da da cumhuriyet altında bir rejim var. Dinciler cumhuriyet altında iktidar olabiliyor. Dünyanın her yerinde onlarca böyle örnek var. Cumhuriyet bir devlet biçimi, bu devlet biçimi altında herhangi bir sınıf iktidar kurabilir. Proletarya da, sosyalistler de cumhuriyet altında iktidar kurabilir. Hatta demokratik cumhuriyet altında bile burjuvazinin iktidarı güvencede olabilir. Bunu bütünüyle kontrol altına alabilir. Bankalar var, borsa var, hükümetlerin buralarla iÅŸbirliÄŸi var. Halkı kontrol edebilir, yönetebilirler.

TÜRKİYE’DE CUMHURİYET FAŞİSTTİR
Nitekim bugün Türkiye’deki cumhuriyet de faÅŸist bir cumhuriyettir. Türk ırkçılarıyla, dincilerin, politik islamcılarla faÅŸistlerin iÅŸbirliÄŸine dayanan bir iktidar var. En baÅŸta da cumhuriyeti bunlar savunuyorlar. Hatta bunlar 2023 için, cumhuriyetin 100 yılı için muazzam bir seferberlik ve hazırlık halindeler. Dolayısıyla öyle bir sorun yok.

SİYASİ AKIL TUTULMASI YAŞIYORLAR

99. yılında büyük bir tantana koptu, 100. yılında daha büyük bir şey olacak. İktidar bakımından, cumhuriyeti savunan siyasi partiler bakımından da durum böyle. O zaman cumhuriyet üzerine kopan bu fırtınanın anlamı ne?
Emekçi sol hareketteki parti ve örgütlerin durumuna baktığımda bunun bir siyasi akıl tutulması olduÄŸunu, bir yön kaybı olduÄŸunu düşünüyorum. Yani cumhuriyeti soyut bir ideal olarak, allıyorlar, pulluyorlar, süslüyorlar. Ama cumhuriyet içeriÄŸi yok. Nasıl bir cumhuriyet, hangi sınıfın cumhuriyeti sorusuna yanıt yok. Bugün AKP de savunuyor cumhuriyeti, MHP de savunuyor, CHP de savunuyor, TKP “biz senden daha çok savunuyoruz” diyor. Nedir bu cumhuriyetin kerameti? Kendi başına cumhuriyetin hiçbir kerameti yoktur.

CUMHURİYET 100 YILDIR TÜRK BURJUVAZİSİNİN ARACI
Åžunu sormamız lazım; hangi sınıf iktidarda? Cumhuriyet hangi sınıfın iktidarının aracı? Bunu sorduÄŸumuzda da 100 yıldır cumhuriyet Türk burjuvazisinin iktidarının aracıdır. Ve 100 yıldır cumhuriyet devleti adı altında Türk emekçileri, yoksulları, Kürt halkı, bütün halklarımız ezilmektedir, sömürülmektedir, talan edilmektedir. Erkek egemenliÄŸini kim ayakta tutuyor? Bu cumhuriyet deÄŸil mi? Yani kadınların bazı hakları elde etmiÅŸ olması, cumhuriyetin onlara bağışladığı bir ÅŸey olarak görülemez. Bugün neredeyse Suudi Arabistan gibi despotik, en gerici dinsel iktidarlar bile bunu kabul etmeye baÅŸladı. Dolayısıyla bugünün dünyasında, bugünün Türkiye’sinde bir üstünlük olduÄŸunu, cumhuriyeti özellikle sahiplenmek için bir gerekçe olarak gösterilemez.

DEVRİMCİ PERSPEKTİF TÜRK BURJUVAZİSİYLE SAVAŞMAK ÜZERİNE KURULMALI

Emekçi sol hareketin nasıl bir saflaşma yarattığını başta verdiğimiz örneklerle ortaya koyduk. Son olarak bir şey eklemek ister misin?
Durumu tam olarak söylersek; oportünist. Yani cumhuriyet kavramı, kendisine sosyalistim diyenlerle, kendisine burjuvazinin şu ya da bu kesimini temsil eden partileri aynı söylemde bir araya getiriyor. Bu çok önemli bir sorun. İşçiler emekçiler bunu nasıl ayıracak? Yoksullar bunu nasıl ayıracak? Halklarımız bunu nasıl ayıracak? AKP, MHP, CHP, EMEP, Sol Parti, TKP, EHP bunları nasıl ayıracaklar yani.

Cumhuriyet kavramı soyut bir ÅŸekilde ortaya konduÄŸu zaman işçiler için devrimci bir perspektif çıkmış. Bugün devrimci bir perspektif Türk burjuvazisiyle savaÅŸmak, mücadele etmek üzerine kurulmak zorunda. Türk burjuvazisiyle mücadele edeceksiniz ama aynı cumhuriyet üzerinde hem fikir olacaksınız. Böyle bir ÅŸey olmaz. Bu politika objektif olarak Türk burjuvazisiyle emekçi solun bir kesimini cumhuriyet kavramı altında bir araya getiriyor, uzlaÅŸtırıyor, sınıf iÅŸbirliÄŸini örgütlüyor. Bu nedenle oportünist. Muhtemel bir parlamenter rejim içerisinde bizim emekçi sol da bu parlamenter rejimin sol kanadı olabilir. Dolayısıyla “burjuvaziyle barış içerisinde” yavaÅŸ yavaÅŸ ilerleyebilirler. Ama devrim fikrini de geminin bordasından dışarı atmaları lazım. Gerçek durum da bu.

Ya bu cumhuriyetle mücadele edeceksiniz, işçilerin, emekçilerin, halklarımızın birleşik cumhuriyetini kuracaksınız. Ya da bu cumhuriyete saygı göstereceksiniz, onunla barış, uzlaşma arayacaksınız. Ama bugünkü koşullarda cumhuriyet ayakta durabiliyor mu, takatı var mı, cumhuriyetin gerçekliği ne buna bakmak lazım.

KÜRT HALKI İNKAR VARLIĞI, HAKLARI İNKAR EDİLDİ

TKP bu sene “yeniden cumhuriyet” kavramı kullanmaya baÅŸladı. Cumhuriyet krizi vurgusu da yapılıyor, gerçekten cumhuriyet krizi mi var. Cumhuriyet yenilenmeli mi, yıkılmalı mı?
1920’ye 1923’e dönmek, yeniden cumhuriyet yapmaya çalışmak akıl karı deÄŸil. Buna siyasi tanım da yapmak zor. Ama bir yön kaybı olduÄŸu, bir akıl tutulması yaÅŸandığı, oportünizm olduÄŸu çok belli.

Cumhuriyet baÅŸarılı oldu mu? Türk burjuvazisini geliÅŸtirdi, büyüttü onu bir güç haline getirdi mi? Evet getirdi. Türk uluslaÅŸmasında baÅŸarılı oldu. Ama baÅŸarısız olduÄŸu bir nokta var. Kürt halkının haklarını, varlığını inkar etti, hatta savaşın başında Mustafa Kemal gitti onlarla bir anlaÅŸma yaptı, 1923-24’de Lozan ile birlikte bu anlaÅŸmayı yırttı çöpe attı.

KÜRT ULUSUNUN MÜCADELESİ CUMHURİYETİN VİDASINI SÖKTÜ
Fakat 1980’den baÅŸlayarak Kürt ulusunun ulusal kurtuluÅŸ mücadelesi 1923’de kurulan cumhuriyetin bütün vidalarını söktü, onu bütün eklemlerinden çözdü. Çünkü tekçi bir cumhuriyetti. Tek ulus, tek dil diyordu. Ama ortaya çıktı ki 80 milyonluk Türkiye içerisinde 25 milyonluk bir Kürt halkı, Kürt ulusu var. Ve bu Kürt ulusunu inkarcılıkla bastırmak, sindirmek, boyun eÄŸdirmek mümkün deÄŸil artık.

YENİDEN CUMHURİYET KÜRTLERİ TEKRAR EZMEK, İNKAR ETMEK DEMEK
O zaman cumhuriyet projesi Kürt ulusunun asimile edilmesi üzerine kurulu olduğu için burasından çöktü. Yama, dikiş tutması mümkün olmayan bir noktaya geldi. Yeniden cumhuriyet Kürtleri tekrardan ezmek, sindirmek, inkar etmek demek. Yürüttükleri bütün mücadeleleri yok etmek demek.

İŞÇİ EMEKÇİ SOVYET CUMHURİYETLERİ BİRLİĞİ
Bugünkü cumhuriyet ayakta duramaz. Bu yapısal bir krizdir. Cumhuriyetin krizidir. Bu kriz ancak Kürt halkının ulusal varlığının, kolektif haklarının kabul edilmesi temelinde halklarımızın eşit, özgür birliği temelinde çözülebilir. Ki bu, halklarımızın cumhuriyetine, işçi emekçi Sovyet cumhuriyetleri birliğine giden bir yoldur. Çünkü Kürt ulusunun kendi kaderini tayin etmesi, istiyorsa devlet kurması, istemiyorsa federal birlik şeklinde olması ve sosyalizme açılan bir kapı olarak görülmesi gerekir.

Yani şöyle düşüneceÄŸiz. FaÅŸist rejim yenilgiye uÄŸratılacak, politik özgürlük kazanılacak, kazanılmış politik özgürlük temelinde halklarımız kendi kaderini kendi ellerine alacak. Halklarımız karar verecek hangi yola doÄŸru gideceklerine. EÅŸit, özgür bir halkların cumhuriyetler birliÄŸini, işçi emekçi Sovyet cumhuriyetleri birliÄŸini kuracaklar. Bugünkü durumdan tek devrimci çıkış budur. Bunun dışındaki bütün seçenekler Türkiye’yi sürekli bir kriz içerisinde tutmaya mahkumdur.

YÖN KAYBI BURJUVA İDEOLOJİSİNİ GÜÇLENDİRİR
Bu tartışma üzerine benim çağrım şu olabilir: Durum gösteriyor ki önümüzdeki süreçte bu cumhuriyet zemini üzerine çok büyük bir ideolojik mücadele yürütülecektir. Emekçi sol bu kafa karışıklığı, yön kaybı içerisinde burjuvazinin iktidarını ve egemenliğini, burjuva ideolojisini güçlendirmekten başka bir şey yapamaz. Benim onlara çağrım bir durmaları ve düşünmeleri.

BURJUVAZİYLE YOLLARINIZI AYIRIN
Burjuvaziyle yollarını ayırsınlar. Dillerini deÄŸiÅŸtirsinler, işçi emekçi cumhuriyeti desinler. Temel sorun hilafet, sultanlık mı, cumhuriyet mi deÄŸildir. Bugün faÅŸist cumhuriyet var Türkiye’de. BeÄŸenin beÄŸenmeyin cumhuriyetin niteliÄŸi bu. Öyle deÄŸil böyleydi, 1920’de şöyleydi diyerek bunu deÄŸiÅŸtiremezsiniz.

Burjuva cumhuriyet var, o zaman bu cumhuriyetin sınıf niteliğini değiştirmek gerekiyor. Bu da ancak faşizmi yenilgiye uğratarak, faşist şeflik rejimini yıkarak, işçilerin, emekçilerin, halklarımızın özgürlüğünü elde edileceği işçi emekçi Sovyet cumhuriyetleri birliğinin kurulmasıyla sağlanır. (ETHA)