Cumartesi Anneleri davası görüldü: Bu hukuksuzluğu reddediyoruz

700. haftaya yönelik polis saldırısında iÅŸkenceyle gözaltına alınan Cumartesi Anneleri’nin ilk duruÅŸması görüldü. Savunma yapan kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, gözaltına alındıkları sırada ve sonrasında maruz kaldıkları iÅŸkenceyi aktardı. Cumartesi Anneleri, “Sizin göreviniz bizi yargılamak deÄŸil hakkımız korumaktır” dedi. Avukat Kerem Altıparmak derhal beraat kararı isterken mahkeme, duruÅŸmayı Temmuz ayına erteledi. 

Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta eylemine yönelik polis saldırısında iÅŸkenceyle gözaltına alınan aralarında kayıp yakınlarının da olduÄŸu 46 kiÅŸinin yargılandığı davanın ilk duruÅŸması görüldu. ÇaÄŸlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruÅŸmaya, Cumartesi Anneleri, CHP Milletvekilleri Gülizar Biçer Karaca, Gamze AkkuÅŸ İlgezdi, Turan AydoÄŸan, Ali Åžeker, HDP Milletvekilleri Oya Ersoy, Züleyha Gülüm, DilÅŸat Kaya, Musa PiroÄŸlu, Ali KenanoÄŸlu,İHD EÅŸ Genel BaÅŸkanı Öztürk TürkdoÄŸan ve Eren Keskin katıldı.

Kayıp yakınları duruÅŸmaya, gözaltında kaybettikleri yakınlarının fotoÄŸraflarını boyunlarına asarak girdi. 

TÜRKDOĞAN: BERAAT KARARI VERİLMELİDİR
Kimlik tespitin ardından Avukat Öztürk TürkdoÄŸan, “2911 sayılı kanunun 18. maddesinin 1. fıkrasına göre toplantıların en az 24 saat önceden yasaklanması ve bunun 24 saat önceden tebliÄŸ edilmesi gerekmektedir. Somut olaya baktığımızda yasaklama kararı ve tebliÄŸin geleneksel olarak yapılan toplantıdan önce yapılmadığı görülecektir. Dolayısıyla kanuna aykırı toplantı kavramının kullanılması kanunun kendisine bile bizatihi aykırıdır. Toplantının zor kullanılarak engellenmesi ve çok sayıda kiÅŸinin gözaltına alınması kanuna aykırıdır. Toplantıya katılanlar kanuna aykırı ve suç oluÅŸturabilecek herhangi bir eylemde bulunmamış ve söz söylememiÅŸlerdir. Ortada bir suç olmadığından derhal beraat kararı verilebileceÄŸi kanaatindeyim. Adalet arama eyleminin yasaklanması ve kayıp yakınlarına dava açılması adalet duygusunu zedelemiÅŸ, vicdanları yaralamıştır. Somut olay incelendiÄŸinde kanun kapsamında deÄŸerlendirilemeyecek Türkiye’nin en uzun soluklu adalet ve sivil itaatsizlik eylemine katılanlara karşı böyle bir dava açılmasının kanuna aykırılığı açıktır. Usul ekonomisi uyarınca yargılama sonucunda ulaşılabilecek sonuç daha en başından belli olduÄŸundan yani ortada bir suç olmadığından mahkemenin CMK 223/9. fıkra uyarınca derhal beraat kararı vermesi gerekmektedir.” diye konuÅŸtu.

MASİDE OCAK: GÖREVİNİZ BİZİ YARGILAMAK DEĞİL HAKKIMIZI KORUMAK
Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeÅŸi Maside Ocak söz aldı. Ocak, “Boynumda fotoÄŸrafını gördüğünüz kiÅŸi benim aÄŸabeyim Hasan Ocak. Bundan 26 yıl önce kapı kapı dolaşıp aÄŸabeyime ne olduÄŸunu öğrenmeye çalıştık. Yaptığımız bütün baÅŸvurular sonuçsuz kaldı. 58 gün sonra bir ceset fotoÄŸrafıyla ulaÅŸtık aÄŸabeyime ne olduÄŸunu. Onu iÅŸkenceden çıkarken gören tanıklar vardı ama yaptığımız baÅŸvurular sonuçsuz kaldı. O fotoÄŸraf gözlerimden hiç silinmiyor. Tam 26 yıldır. Siz bu fotoÄŸrafta görüyorsunuz? Ben aÄŸabeyimin paramparça edilmiÅŸ yüzünü görüyorum. 26 yıldır adalet istiyoruz. Ne kadar baÅŸvuru yaptıysak sonuç çıkmadı. AİHM’e giderken istediÄŸimiz devletin mahkum edilmesi deÄŸil, adaletti. Her cumartesi Galatasaray meydanında bir araya geldiÄŸimiz kiÅŸilerle aile olduk. AÄŸabeyim için gitmiÅŸtim ama daha büyük bir aile olduk. Orada biz acılarımızı birlikte yaÅŸadık. Berfo annenin tabutunu orada uÄŸurladık. Bu ailelerin tek istediÄŸi bir mezar. Sadece bir mezar istemek nasıl suç olarak görülebilir? Aklım, mantığım almıyor. Adalet mülkün temeli de Cumartesi Anneleri’ne niye gelmiyor bu adalet? Yasalar yazılır bu yasalarda istediÄŸimiz ÅŸey bizim hakkımız olan ÅŸeyler. Biz adalet istiyoruz. 699. hafta boyunca her cumartesi gittim orada hiçbir ÅŸekilde yasalara aykırı hiçbir ÅŸey yapılmadı. 700. haftada sabah saat 10’da oradaydım annemle birlikte. Bize eylemin yasaklandığına dair bir bildirim ulaÅŸmadı. Hatta polisler o gün yanımıza gelip ‘Kolay gelsin, hazırlık mı yapıyorsunuz?’ diye sordu. Her hafta uzlaÅŸtığımız emniyet güçlerine ne  oldu da her hafta eylem yaptığımız Galatasaray meydanını bize kapattılar? Sizin göreviniz bizi yargılamak deÄŸil, bizim hakkımızı korumanızdır.” diye konuÅŸtu.

ALİ OCAK: BU HUKUKSUZ İDDİANAMEYİ REDDEDİYORUZ
Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın aÄŸabeyi Ali Ocak da “Biz 26 yıldır bu tür suçların açığa çıkarılıp sorumluların cezalandırılması için Galatasaray meydanında buluÅŸuyorduk. Ancak adalet bir türlü saÄŸlanmadı. Gözaltında kaybettiklerimizin sorumlularının bulunmasını istemek suç mu? Åžimdiye kadar bizi duyan olmadı. Biz faillerin yargılanmasını yargılanmasını istiyoruz. Etkin soruÅŸturma yürütülmesini istemek nasıl engellenebilir? Bu hukuksuz iddianameyi reddediyoruz” dedi.

EREN: GALATASARAY MEYDANINI KAPATARAK, ‘BİZ KAYBETTİK’ DEDİLER
Gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeÅŸi Faruk Eren de, “Cumartesi Annesi Elmas Eren’in oÄŸluyum. AÄŸabeyim Hayrettin 1980 darbesinden sonra gözaltına alındı. Gözaltına alındığının tanıkları vardı ama devlet inkar etti. O tarihten bu yana aÄŸabeyim gözaltında. Ne ölüsünü ne dirisini görebildik. Annem aÄŸabeyimin elbiselerini ölene kadar sanki yarın gelecek gibi tuttu. Bu devlet böyle bir devlet. Yıllar sonra durum kemiklerini istemeye kadar geldi. Benim aÄŸabeyim ölmüş, neden vazgeçeyim sormaktan? Galatasaray meydanını da yasakladılar bize. Bir utanç meydanı haline geldi orası. Biz bir daha kimse kaybedilmesin, barış ve demokrasi olsun diye oturduk orada. Hala da bunu talep ediyoruz. Ben 40 yıllık bir öyküden bahsediyorum. Türk devleti için gözaltında kaybetme bir devlet politikasıydı. Yüzlerce insan kaybedildi. Bizi yönetenler Galatasaray meydanını kapatarak ‘Biz kaybettik’ diyorlar. 12 Eylül’ü sahipleniyorlar. Kayıplarımızın hesabını sormaya devam edeceÄŸiz” ifadelerini kullandı. 

‘ASIL ŞİDDETE UÄžRAYAN BİZDİK’
Adil Can Ocak ise meydana gittiÄŸinde babaannesi ve babasının polis kalkanları arasında gördüğünü söyledi ve ekledi: “Sonra yaka paça gözaltına alındı. Hasan Karakoç’un karın boÅŸluÄŸuna yumruk atıldığını gördüm. Asıl ÅŸiddete uÄŸrayan bizdik.”

YILMAZ: BİZİ ENGELLEYENLER KAYIPLARIN SORUMLUSUDUR
Gözaltına alındıktan sonra eylemin yasaklandığını söyleyen Cüneyt Yılmaz ise, “Burada olmamızı anlamlı bulmuyorum. Ters kelepçeyle tekmelenerek gözaltına alındım. Bize dipçikle saldıran polislerin yargılanması gerek. Yakınlarının kemiklerini arayan insanların yanında olmak suç deÄŸil. Kayıpları aramanın devam edeceÄŸini düşünüyorum. Bizi engelleyenler kayıpların sorumlularıdır” diye konuÅŸtu. 

Ali YiÄŸit Karaca da, eylemin yasaklandığını duymadığının altını çizdi. Karaca, “Hak mücadelesi verilirken benim kayıtsız kalmama vicdanım elvermezdi. Suçlamayı kabul etmiyorum, beraatimi talep ediyorum” dedi. 

Milletvekilleri ve insan hakları savunucularıyla yerlerde sürüklenerek gözaltına alındığını söyleyen Rober KoptaÅŸ, “Asıl yargılanması gereken bu muameledir” diye konuÅŸtu. 

KOÇ: İNSANI OLMAYAN BİR MUAMELEYE MARUZ KALDIK
Deniz Koç ise ÅŸu ifadeleri kullandı: “Cumartesi Anneleri’nde siyaset yapılmaz, alkış tutulmaz. Onların tek derdi yakınlarının akıbetini sormak. Oraya gitmek insani bir görevdi. Gözaltına alındıktan sonra insani olmayan bir muameleye maruz kaldık.”

Kayıp yakınlarının savunmasından sonra avukatların beyanlarına geçildi. 

AV. CİHAN: 700. HAFTA VERİLEN YASAKLAMA KARARI HUKUKİ DEĞİLDİR
Avukat Ahmet Cihan, “Emniyet güçleri müvekkillerime bildirim yapmadan sert tavırlar sergilemiÅŸtir. Dosyadaki bir CD’de Besna Tosun’un ‘Babamı arıyorum’ diye bağırdığını duyabilirsiniz. Bağırdığı kiÅŸi de bu eyleme haftalardır aÅŸina olan polislerdir. Galatasaray meydanı ve kayıp yakınları özdeÅŸleÅŸmiÅŸ bir bütündür. O meydan, kayıp yakınlarını arayan anne babalarının mezar yeri diye adlandırdığı bir mekandır. Türkiye’de gözaltına kaybetmelerin büyük bir kısmı soruÅŸturma ve yargılama konusu olmadı. 2011’de dönemin baÅŸbakanı ErdoÄŸan. Kayıp yakınları ve hak savunucularıyla görüştü. Bu görüşmeden sonra araÅŸtırma komisyonu kuruldu. 2011’de baÅŸbakan olan ErdoÄŸan, 2018’de CumhurbaÅŸkanı oldu ve Galatasaray meydanı kayıp yakınlarına kapatıldı. 699 hafta boyunca BeyoÄŸlu Kaymakamlığı’na bildirimde bulunulmadı. 700. haftada verilen yasaklama kararı hukuki deÄŸildir. Barışçıl bir eylem bildirim yapılmadığı için engellenirse Anayasa’ya aykırılık oluÅŸturur. EÄŸer o gün müdahale edilmeseydi Adil Can Ocak, Ali Ocak, Maside Ocak gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın akıbetini soracaklardı. Soramadılar, darpedildiler, gözaltına alındılar ve yargılanıyorlar. EÄŸer gözaltına alınmasaydı Besna Tosun ve Jiyan Tosun evlerinin önünde kaçırılan Fehmi Tosun’un akıbetini soracaklardı” dedi. 

AVUKAT SEVİMLİ: SEVDİKLERİNİN AKIBETİNİ BİLME HAKKINA SAHİPLER
Avukat Emel Ataktürk Sevimli ise Cumartesi Anneleri’nin güvenlik güçleri ya da onların emir ve talimatı altında çalışan paramiliter yapılanmalar tarafından sevdiklerinin başına ne geldiÄŸini ve akıbetlerine dair hakikati bilme hakkına sahip olduklarının altını çizdi. Avukatk Sevimli, “Cumartesi Annelerinin yasalar ve sözleÅŸmelerle koruma altında olan meÅŸru haklarının kullanımı nedeniyle yargı tacizine maruz bırakılmaları hakikati bilme hakkı baÄŸlamında bilgi edinme ve ifade özgürlüklerininde ihlalidir” diye konuÅŸtu. 

AV. ALTIPARMAK: SAVCININ ELİNDE DELİL OLSAYDI, DAVA NEDENİNİ AÇIKLARDI
Aranın ardından Avukat Kerem Altıparmak söz aldı. “Bu davanın adını doÄŸru koymak gerek. Bu bir ceza davası deÄŸil, insan hakları davası” diyen Altıparmak, mahkeme salonunda müvekkilerin toplanma hakkının var olup olmadığını anlayacaklarını dile getirdi. Avukat Altıparmak, “Burada insanlığa karşı bir suç var. Bunun karşısında durmak için ifade nasıl dile getirilebilir? Toplantı ve gösteri yürüyüşü ifadenin özel bir görünümüdür. Bu bir ÅŸeyin talebi için deÄŸil, bir seri eyleme   tepki göstermek içindir. 699 kez olay öncesinde, 700. kez de olay günü bildirimde bulunmuÅŸtur bu eylemi yapanlar. Burada bildirimsiz bir toplantı yoktur. 700 kez bildirilmiÅŸ Türkiye’nin en bildirimli toplantısıdır. Bu davanın idare mahkemesinde süren bir ayağı da var. İdare, o davada kamu güvenliÄŸi nedeniyle bunu yasakladığını söylüyor, bildirim olmadığından bahsetmiyor” dedi. 

DERHAL BERAAT KARARI İSTENDİ
Avukat Kerem Altıparmak, “Celseler boyu insanları buraya getirip ‘sen ne yaÅŸadın’ demenin anlamı olmadığını düşünüyorum. Savcının elinde eÄŸer delil olsaydı ‘bu davayı ÅŸu nedenle açtım’ derdi. Onun yerine bildirim yapılmadı demiÅŸ” diye konuÅŸtu. 

Avukat Kerem Altıparmak, derhal beraat kararı verilmediyse bile tüm sanıklar adına beraat kararı verilmesini istedi.

MAHKEME ARA KARARINI AÇIKLADI
Avukatların beyanı sonrası hakim ara kararını açıkladı. İfade vermeyen sanıkların dinlenmesine, iddianame tebliÄŸ edilmeyen Ercan Süslü ve Hasan Akbaba’nın açık adreslerinin tespit edilmesi için yazı yazılmasına karar veren mahkeme; iddianame tebliÄŸ edilemeyen Kenan Yıldızerler ve Onur YanardaÄŸ’ın avukatlarının müvekkillerinin adreslerini bildirmelerinin istenmesine hükmetti.

Olay tutanağına yasak kararının yazılı tebliÄŸ edildiÄŸi belirten Avukat Gülseren Yoleri’ye tebligat yapıldığına dair belgenin istenmesine karar veren mahkeme, bu duruÅŸmaya gelip ifade vermeyen sanıklara bir sonraki duruÅŸma için davetiye çıkarılmasına hükmedildi. 

DURUÅžMA TEMMUZ’A ERTELENDİ
Bir sonraki duruşmanın adliyenin büyük duruşma salonlarının birinde yapılmasına karar verilirken, duruşma 12 Temmuz 2021 tarihine ertelendi. 

(ETHA)

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir