Coşku ve heyecanı kaybeden bizler | Mustafa Kumanova


Onlarca örnek verilebilir. Mesela 1968 Fransa Genel Grevi. Mesela Gezi Parkı. Mesela Adalet Yürüyüşü. Heyecanı ve coÅŸkuyu yaratıp ezilen kitlelere ilham verecek olan ise Sosyalist Partiler/Sol Partiler veya sendikalar olmalı. Heyecanı ve coÅŸkuyu baltalayanlar olmamalılar.  

Günümüzde dünyadaki ve Türkiye’deki Sosyalist Sol’un en önemli yanlışlarından birisi de gelecekle ilgilenmesi gereken yerde geçmiÅŸle cebelleÅŸmesidir. Kültür, gelenekler, yenilgiler ve koÅŸullar ve de benzeri birçok neden bu soruna yol açan olabilir. GeçmiÅŸin, dolayısıyla geçmiÅŸin hatalarının ve kiÅŸilerinin hemen hemen her tartışmada gözler önüne serilmesi ve bu tartışmaların bölünme ve kavgalara dönüşmesi beraberinde toplumsal deÄŸiÅŸimin en büyük tetikleyicisi olan toplumsal coÅŸku ve heyecanın yaratılmasına ön ayak olma önünde bir engel teÅŸkil ederek ezilen halk kitlelerinin sosyalist Sol’dan gittikçe uzaklaÅŸmasına ve onu dışlamasına yol açıyor[Her ulusal seçimde ancak binde bir oy alabiliyorlar]. Belki de ezilen halkların baÅŸkaldırı ve isyanlarını çok fazla teorik zemine dayandırıp yenilgi ya da baÅŸarısızlıkları açıklamak yerine, tarihte vuku bulan her halk hareketinin kaynağında heyecan ve coÅŸkunun rolünü görmek daha önemlidir. Çünkü heyecan ve coÅŸku bittiÄŸinde halk hareketi de bitiyor. Buna onlarca örnek verilebilir. Mesela 1968 Fransa Genel Grevi. Mesela Gezi Parkı. Mesela Adalet Yürüyüşü. Heyecanı ve coÅŸkuyu yaratıp ezilen kitlelere ilham verecek olan ise Sosyalist Partiler/Sol Partiler veya sendikalar olmalı. Heyecanı ve coÅŸkuyu baltalayanlar olmamalılar.  

“Ezilenler daima coÅŸkunluÄŸun kahramanca eylemlerinden ilham alırlar.” Ve ezilenler olmadan da büyük toplumsal deÄŸiÅŸimler gerçekleÅŸmez. Toplumun o anki maddi sorunlarıyla gerçekçi biçimde uÄŸraÅŸan pek az hareket böylesine baÅŸarılı olur. Günümüzde Gezi gibi pek çok coÅŸkulu hareketin sabun köpüğü gibi sönüp yok olmasının nedeni de budur. Sol’un ise en önemli yanılgılarından biri, birisinin dört dörtlük muhteÅŸem bir planla çıkıp geldiÄŸinde ve dehasıyla herkesi ikna etmeyi baÅŸardığında deÄŸiÅŸimin gerçekleÅŸeceÄŸi düşüncesidir. Bu yüzden sosyalist/sol partilerde lider kültü çok fazla geliÅŸmiÅŸtir. DiÄŸer yandan ÅŸu anda içerisinde yaÅŸadığımız toplumsal sistemin nasıl ve ne kadar deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸrayabileceÄŸi ile ilgili kesin sınırlar koyarlar. Oysa devrimleri heyecanlı ve coÅŸkulu ezilenler/yoksullar yapar ve devrimin nereye ve ne kadar evirilebileceÄŸi hiç belli olmaz. Åžubat ve Ekim devrimlerini hatırlamamızda yarar vardır.

Sol’un kabul edilenlerin aksine farklı öngörü ve önerilere şüpheyle ve dışlayıcı bir ÅŸekilde bakmasının bir nedeni de sahip olduÄŸu teorileri tarihin bitiÅŸ noktası olarak sunmasıdır. Günümüzde bu hemen hemen tüm radikal sol örgüt ve partilerde mevcuttur. Toplumsal çatışmaların ve siyasetin sona ereceÄŸi onlara göre son hedefte aÅŸağı yukarı malumdur. Bu yüzden gelecek senaryoları onların programlarında pek yer almaz. Çünkü onların elinde basitçe labirentin çıkış noktalarını gösteren haritalar zaten mevcuttur. Ve reçeteler geçmiÅŸte zaten yazılmıştır. GeçmiÅŸin tuzağına düşmekten bir türlü imtina etmezler.

Peki, insanlar aynı hatalara defalarca neden düşerler? Neden yeniden baÅŸlamak kimsenin aklına gelmez? Belki de çözüm eskiyi olduÄŸu gibi silmek… Ve yeniden baÅŸlamak… GeçmiÅŸten yeterince ders ve deneyim almış olsak gerek!

BaÅŸlangıç olarak istediÄŸimiz tarihi alalım. Bugünün geçmiÅŸten ne farkı var? SaÄŸ partiler aynı. Sol partiler aynı. Sosyalist partiler de aynı. Sosyalist örgütler hep aynı. Peki yıllarca aynı olan ÅŸey, özünde deÄŸiÅŸmeyen ÅŸey nasıl olacak da deÄŸiÅŸimi getirecek. Çözüm ve kader aynı olduktan sonra geriye kalan aynı acılar ve ıstıraplar olacak! Devrimi ezilenler yapacak ve ezilenler adına devrimi ele geçirenler devrimi mahvedecekler! Çünkü deÄŸiÅŸmeyen tek ÅŸey deÄŸiÅŸim deÄŸil deÄŸiÅŸemeyenler. Ezilenler adına demokrasi ve özgürlük talep edip kendi örgütlerinde ya da partilerinde demokrasinin kırıntısını dahi görmeye tahammül edemeyenler. Tarihte yüzlerce örnek olmasına raÄŸmen deÄŸiÅŸemeyen takipçiler, yani bizler…

Eğer sen, ben, bizler değişemiyor isek, eğer sen, ben, bizler en ufak bir toplulukta dahi bir araya gelmeyi beceremiyorsak, eğer sen, ben, bizler hala eskinin ve eskimişlerin bile bile hatalarının peşinden defalarca gidiyorsak ve onları bir futbol kulübü fanatikliği içinde savunuyorsak coşku ve heyecanı nasıl yaratıp da devrime ön ayak olacağız?

Ve sonuçta 2023’te ya da daha öncesinde gerçekleÅŸecek olan yeni bir seçime doÄŸru yol alıyoruz, aynı vaazlar ve aynı vaatler ile… Aynı saÄŸ partiler ve aynı sol partiler ile…Aynı Türkler ve aynı Kürtler ile…Aynı turnusol ile…Aynı çözümsüzlükler ve aynı çözümler ile…Aynı çözüm öneren ve aynı çözüm bekleyenler ile…Sıfıra sıfır elde var sıfır ile…

Kısacası,

CoÅŸkuyu ve heyecanı kaybeden bizler ile! 


Mustafa Kumanova –

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir