Newroz’da alanlara çıkan milyonlar, “HDP halktır, halk burada” dedi. AKP-MHP iktidarına ‘Partimizi kapatamazsınız, buna izin vermeyiz’ diyerek net bir tavır ortaya koydu. Halk, HDP’ye de yürünecek yolu göstermiÅŸ oldu. HDP İzmir Milletvekili Çepni, bu gerçeklere dikkat çekerek, “Kitlemize, ‘Partimizi kapattırmayacağız’, demokrasi güçlerine de HDP etrafında kenetlenme çaÄŸrısı yapmalıyız” diye konuÅŸtu.
Söyleşi: Nadiye Gürbüz
Kobanê davasının 6 yıl sonra güncellenerek MYK üyelerinin tutuklanmasını, HDP hakkında açılan kapatma davası takip etti. HDP geçtiğimiz hafta bir dizi toplantılar örgütledi. Olağanüstü MYK toplantısının ardından bu haftasonu Kadın Meclisi ve Parti Meclisi toplantıları gerçekleştirilecek. Ve bu toplantılarda HDP yol haritasını belirleyecek.
Daha önce de çok sayıda parti kapatıldı. Yerine yenileri kuruldu. Fakat bugünkü süreçle o dönem ki süreç arasında pek çok farklılık olduğu da tartışılıyor.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Murat Çepni ile, partileri hakkındaki kapatma davasını, mücadele olanaklarını, Newroz alanlarının AKP-MHP iktidarına verdiÄŸi yanıtı ve HDP’ye yüklediÄŸi sorumlulukları konuÅŸtuk.
Kobanê davası ile başlayan ve partiniz hakkında kapatma davasına varan süreci nasıl ele alıyorsunuz?
Kobanê’de IŞİD büyük bir mücadele ile yenildi. İktidar ise bu yenilgiyi
kendi yenilgisi olarak ele aldı. Bir baÅŸka açıdan ifade edersek, IŞİD’in
yapamadığını HDP üzerinden kendi yapmaya girişti. Böylece HDP ve
MYK’sına dönük saldırının startını vermiÅŸ oldular 6 yıl sonra.
MYK üyelerimiz daha öncesinde yargılandıkları hatta beraat ettikleri davalardan tekrar yargılanmış oldular ve tekrar tutuklandılar.
Bu dava tümüyle siyasi bir davadır. ‘Kobanê düştü düşecek’ diye açıklama yapmıştı Tayyip ErdoÄŸan ve Kobanê direniÅŸi bunun üzerine baÅŸlamıştı. YaÅŸamını yitirenlerin çoÄŸu HDP’li olmasına raÄŸmen, yaÅŸamını yitirenlerin sorumlusunun HDP olduÄŸu kurgusu yapıldı ve davalar açıldı. ArkadaÅŸlarımız halen cezaevindeler.
HDP uzunca zamandır sistematik bir saldırıyla karşı karşıya. Son 5 yıldır binlerce arkadaşımız tutuklandı. Tabi gözaltılar, soruşturmalar dışında söylüyorum bunu. Çok kapsamlı bir örgütsel tasfiye ve siyasi soykırım operasyonlarıyla karşı karşıya kaldık.
Bu saldırılar Saray cephesinin çoklu kriz içerisinde çıkış aradığı bir süreçte gerçekleşti.
AKP-MHP koalisyonu başta kapsamlı ekonomik kriz içerisinde. Kürt halkına karşı çöktürme planı başarısız oldu. Kürt halkının direnişi kırılamadı. Bu gerçeklik onları yeni bir saldırı konseptini devreye koymaya zorladı.
SavaÅŸ ve iÅŸgal politikaları baÅŸarısız oldu. Çöktürme planı güncellenerek tekrardan devreye konmuÅŸ oldu. Saray faÅŸist koalisyonu kendi bekasını, HDP özelinde tüm demokrasi güçlerinin tasfiyesine baÄŸladı. Dolayısıyla bu saldırıları sadece HDP’ye dönük saldırılar olmaktan ziyade, tüm devrim, demokrasi ve özgürlük güçlerine dönük saldırı olarak ele almak gerekir.
Peki bu saldırı durdurulabilir mi?
Bu saldırı durdurulabilir. Daha doğrusu, bu saldırı tersine
çevrilebilir. Bu saldırı siyaseti yenilebilir. Türkiye’deki tüm devrim
ve demokrasi güçlerinin önündeki en temel görevlerden birisi; süreci
sadece analiz ve teÅŸhir etmekten kurtulmak ve esasen hangi yol ve
yöntemlerle başarının kazanılabileceğinin tartışılmasına girişmektir.
Dolayısıyla burada demokratik muhalefet düzeyinden,fiili meşru, devrimci
mücadele düzeyine çıkışı tartışmak gerekiyor.
İktidarın bir seçime hazırlandığı ve seçimlerde halkın
yanıt vereceği söyleniyor. Bu sürecin çıkış yolu seçim mi? Sizin somut
önerileriniz nelerdir?
Evet bu coğrafyada seçim diye bir realite var. Halkların Demokratik
Partisi açısından baktığımız zaman da seçim süreçlerinde biz aslında
burjuva partilerinden farklı olarak bir mücadele süreci yaşıyoruz. HDP
olarak seçimlere olağan koşullarda girmedik. Sandık müşahitlerimizden
tutun da adaylarımıza, il ve ilçe örgütlerimize kadar kelimenin gerçek
anlamıyla kelle koltukta bir mücadele yürüttük seçim süreçlerinde.
Aldığımız her oy faşizme yanıt niteliğinde oldu.
Durum bu iken AKP ve MHP’nin çıplak bir ÅŸiddet aracına dönüştüğü,
faşizmin kendini yeni tipte örgütlemeye çalıştığı; beka diye tarif
ettikleri şeyin, örgüt adına ne varsa topyekun tasfiyesi olduğu
koşullarda, mücadelenin sadece seçimlerle sınırlandırılması çok büyük
bir yanılgı olacaktır.
Aslında sorduğunuz sorunun cevabını Tayyip Erdoğan defaatle verdi. Şunu
söyledi; “Bu ülkede muhalefet de yerli ve milli olmak zorundadır. Yerli
ve milli olmayanın bu ülkeyi yönetmeye hakkı yoktur” dedi. Åžimdi Tayyip
Erdoğan-AKP bunu çok net olarak ifade ettiği koşullarda, bize düşen bu
gerçeğe uygun davranmaktır.
Seçimlerle bu tablonun değişebileceğini, tersine döndürülebileceğini,
bu yeni tipte kendisini örgütlemeye çalışan faşizmin
durdurulabileceğini ve yenilebileceğini düşünmek, ezilenlerin öfkesini,
mücadele azmini yeniden ve yeniden düzen içerisine hapsetmek anlamına
gelecektir.
Seçimlerde, ‘Saraya gerekli cevabı vereceÄŸiz’ dediÄŸimizde belki bir
gerçeğin altını çiziyoruz, doğrudur. Fakat biz kayyum sürecini yaşamış
bir partiyiz. Bu koşullarda seçimleri mutlak bir alternatif olarak
ortaya koymak yaşamın gerçeklerine uymayan bir tutum olur. Bu da bizi
çok ciddi zafiyete, pasifizme iter.
Newroz ne gösterdi, bu süreç bakımından?
Newroz’da halklarımız, Türkiye ve Kürdistan’da alanları
özgürleÅŸtirdiler. Sözün bittiÄŸi yerde eylem konuÅŸtu. ‘HDP halktır’
sözünün resmini gördük.
HDP gücünü, halkların mücadelesinden almıştır. HDP sokaklarda, halkın iş, ekmek, özgürlük mücadelesinde kurulmuş, büyümüş bir harekettir. HDP sırtını bu halk gerçekliğine dayayarak mücadelesini yürütebilir ve bu saldırıları, ablukayı dağıtabilir.
Newroz alanlarına akan halkımız bize de bir söz söylemiÅŸ oldu. “Biz mücadele etmekte kararlıyız. Biz tüm baskılara raÄŸmen ayaktayız. Bizim örgütlerimiz de bu gerçekliÄŸe baÄŸlı olarak mücadeleyi kararlı bir biçimde, iktidar perspektifiyle yürütmelidirler” demiÅŸ oldu. Dolayısıyla bize de umut, kararlılık aşılamış oldular.
Partiniz hakkında MHP’nin isteÄŸiyle kapatma davası açıldığı gibi bir algı var. Buna katılıyor musunuz?
Bu işin magazin kısmıdır. Bu iktidar blokunun çok büyük, derin krizler
yaÅŸadığını biliyoruz. Hem AKP ve MHP arasında, aynı zamanda da AKP’nin
kendi içinde, devlet bloku içinde çok güçlü krizlerin olduğunu
biliyoruz. Bu krizi yaratan biziz. Fakat bizim iktidar blokunun
içerisinde olan krizlerden medet ummak yerine, esas olarak bu krizin
halklar açısından yarattığı olanaklara gözümüzü dikmemiz gerekir.
Burada Saray MHP’ye bir dizi tavizler vermiÅŸ olabilir. MHP’nin kapatma konusunda çok istekli olduÄŸu da bir gerçektir. AKP içerisinde bir dizi kararsızlıklar olabilir. Fakat ÅŸunu görmek gerekir. Bu blok HDP’nin tasfiyesi noktasında uzlaÅŸmıştır. Yani kapatma saldırısı bir devlet politikası haline gelmiÅŸtir.
‘Bizim partilerimiz dün de kapandı. Biz yine kurduk, yürüdük, büyüdük, geliÅŸtik. Bugün de aynısını yaparız’. Böyle dediÄŸimizde ezilenlerin, devrim ve demokrasi güçlerinin her koÅŸulda faÅŸizme karşı mücadele edebileceÄŸinin altını çiziyoruz. Bu doÄŸru bir tespittir. Fakat eksik olan yanı ÅŸudur. Bu saldırının çapı dünden çok daha büyük ve kapsamlıdır. FaÅŸizm bugün bir bütün olarak demokrasi güçlerini felç etmeye, tasfiye etmeye çalışıyor. EÄŸer HDP susturulabilirse, bu coÄŸrafyada çok koyu bir karanlık inÅŸa edilebilir. Bu riski görmek gerekir. Dolayısıyla buradan bizim kitlemize yapmamız gereken çaÄŸrı, ‘Partimizi kapattırmayacağız’ olacaktır. Aynı zamanda demokrasi güçlerine de HDP etrafında kenetlenme çaÄŸrısı yapacağız. Halkımıza bu konuda misyon vermemiz gerekir. Çünkü halk görüldüğü üzere bu misyonu alabileceÄŸini, almak istediÄŸini Newroz’da gösterdi. Biz de bu rolü ve misyonu gerçek sahiplerine vermeliyiz ve halkımıza bu çaÄŸrıyı yapmakta tereddüt etmemeliyiz.
Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Sonuç olarak içinde bulunduğumuz süreç büyük olanaklar barındırıyor.
Bakın en son İstanbul SözleÅŸmesi’nden imzanın çekilmiÅŸ olması sadece
kadın düşmanlığı karakterlerinden kaynaklanmıyor, bunu zaten biliyoruz.
Fakat burada bir nokta daha var altını çizmek lazım.
Bu, AKP ve MHP’nin kendi güçlerini konsolide etmekten baÅŸka politikalarının olmadığının ifadesidir. Bu da politik İslamcı faÅŸist karakterinin ve söylemlerinin daha çok öne çıkartılması anlamına geliyor.
Böylesine çaresiz bir iktidarla karşı karşıyayız ve saldırganlığın boyutu bu anlamda artabilir. Yani bisiklet misali pedalı sürekli çevirmek zorundalar.
Ama aynı zamanda, 8 Mart’ta, Newroz’da gördük, yarın 1 Mayıs’ta göreceÄŸiz, ezilenler açısından da güçlerini koruma ÅŸu veya bu biçimde mücadelesini yürütme, sokaklardan çekilmeme halinin devam ettiÄŸini görüyoruz.
Klasik deyimle karanlığın en koyu zamanındayız, ama kazanmaya da en yakın zamandayız. Bunun için mutlaka ve mutlaka dünden daha farklı bir söz, dünden farklı bir eylem planı kurmak zorundayız. Dünkü motivasyonumuzla, dünkü eylem planımızla, düşünüş biçimlerimizle yeni döneme yanıt olma şansımız yoktur.
Eğer kazanacaksak, eğer başaracaksak ki bu çok mümkündür. Bunun için güçlü bir hazırlık, güçlü bir söz, güçlü bir eylem inşa etmek zorundayız. Bunları yapamadığımızda bilelim ki kendiliğinden bir başarı, kendiliğinden bir çözümün gelişme şansı bu topraklarda yoktur.
SöyleÅŸi: Nadiye Gürbüz – ETHA – 24.03.2021
