Bizim hayallerimiz, yaşayacak aşk/sevdamız var! | Gül Güzel


Hayallerimize, aÅŸk ve sevdamıza sahip çıkalım. Sevdalarımızı, hayallerimizi yaban ellerde bırakmayıp, koruyalım; yarınlara daha da büyüterek taşıyalım…

Yunus Emre AÅŸk ve Sevdasını en iyi ÅŸekilde dile getiren büyük ÅŸair/ozan/mutasasufçu(Sofi)dur. ‘’SevdiÄŸimi demez isem, sevmek derdi beni boÄŸar’’ der. DiÄŸer bir mısradaki ÅŸiirinde ise, aÅŸka dair şöyle der ‘’ EÅŸitin ey yarenler,- AÅŸk bir Güneş’e benzer, – Aşık olmayan kiÅŸi, – Misali bir taÅŸa benzer, – Dilinden AÄŸu tüter, – Nice yumuÅŸak söylese, – Sözü savaÅŸa benzer’’. Onun için, insan olmanın gereÄŸi Hayal kurma, AÅŸk ve Sevda ile yüreÄŸini canlı tutmak gerek. Çünkü her kesin hayal edebileceÄŸi, sevda/aÅŸkla gönül verdiÄŸi binlerce olgu ve gerekler vardır. Bir gün bunları yapamazsak, yaÅŸam bir ‘’taş’a’’ benzeyebilir. Onun için, hayallerimizi canlı, aÅŸk ve sevdamızı renkli tutmamız gerekiyor. Hiç bir mücadele ve kazanım aÅŸk ve inat olmadan baÅŸarıya ulaÅŸamaz. Hayali ve sevdası olmayan yürekler, günün birinde yenilmek- taÅŸlaÅŸmak ve susmak zorunda kalırlar…

Bizleri, Kürt olduğumuz için bu günlerde isyan ile protesto ettiğimiz Batı’ya, Doğu’ya, Kuzey ve Güney’ye sürdüler. Bizi toprağımızdan, ana-babamızdan, ülkemizin havasından, suyundan koparmaya çalıştılar. Ama, gerçekte bizden kopan hiç bir şey olmadı. Zira bizler ülkemizi hep yüreğimizde taşıdık; taşıyoruz. Bizler nerede olursak olalım, o Aşk ve Sevda, hayallerimizle, bizimle oraya geliyor.

Cezaevlerine veya yurtdışı sürgünleri bizi sevdamızdan, Güneşimizden koparamadı. Çünkü biz kendinimizin ve kendimize ait olan ülkemizden, ideallerimizden, dil ve kimliğimizden kopmanın kendimize ihanet olduğunu çok iyi biliyoruz. Bizler, halk ve bu halkın anaları olarak, bu aşk/sevda’dan vazgeçmeyip, kendi kendimize ihanet etmedik. Çünkü bizler, bu güce ve iradeye sahibiz. En zor şartlar altında dahi, bu konuda hayallerimiz hep canlı kalıp, yeşerecektir. Bence, aşk/sevda denilen şey de budur. Aşk/sevda, hayal gücü eşliğinde, sevilene katılmak, ona karışmak, onun içinde eriyip, yeniden daha güçlü var olabilmektir. Buna Gerilla/Devrimci aşkı da denilebilir. Ancak, Kürdistan halkının yüzde-doksandokuzu bu hayal ve ruhla, nerede olsa da yaşıyor. Her Kürt kadını ve genci, çağın devrimcileri-Kava’ları oldular artık.

Hiçbir güç ve kimse bizim hayallerimzi engelleyemiyecek. Mesela benim de çok mütevazi hayallerim var. Gün gelip de, Ülkeme döndüğümde, büyük metropollerdeki binalarda kesinlikle yaÅŸamak istemiyorum. Hayalimde canlandırdığım bir MaÄŸara evinde yaÅŸamak istiyorum. MaÄŸaranın sadece giriÅŸ kapısı ön tarafta olacak ve ön taraf taÅŸlarla örülüp, giriÅŸ kapısı takılacak. Bunun dışında yan pencereler diye bir ÅŸey olmayacak. Ama gökyüzüne bakan en üst tarafta dışarıya açık bir baca ve bu bacadan içeriye hava ve GüneÅŸ sızarak girecek…Orda yalnız başıma olmayacağım. Yanımda ÅŸu an hala Türkiye cezaevlerinde rehin tutulan bir çok arkadaşım olacak. Bizler, arkadan sürgülü ve anahtarı baÅŸkasında olan kapıların arkasında deÄŸil, aksine kapısı sadece soÄŸuktan korunmak için, tek bir tane olan MaÄŸaraevimizde yaÅŸamak istiyoruz. Bizim APE MUSA’mız da bir maÄŸara evinde doÄŸmuÅŸtu.

Ben sebze- meyve yetiÅŸtirip, Gülazer traktoruyla tarlaları sürecek. Bazı arkadaÅŸlar, hayvanlarla ilgilenecek, bazıları da, süt ürünleriyle uÄŸraşırken, yün ürünleri iÅŸleyen arkadaÅŸlar da yine katkılarını sunacaklar. Bu ÅŸekilde birlikte, özgür ortamda yaÅŸamanın güzelliÄŸini ve kendi ürettiklerimizin tüketici ve sahibi olacağız. Bizi sömüren, inkar- imha eden ırkçı ve modern kapitalizmin çarkları arasından uzak olup, ezilmiyeceÄŸiz. Kendi toprağımızda, daÄŸlar ve ovalarımızda hep beraber ökolojik-sosyolojik bir konumda yaÅŸayacağız. Bu hayallerimizi gerçekleÅŸtirmek için, gereken pratik adımları ve mücadelemizi de sürdüreceÄŸiz. Martin Luther King ‘’Benim bir hayalim var ! İlk adımınızı inançla atın.Tüm merdiveni görmek zorunda deÄŸilsiniz, yeter ki siz ilk adımı atın. Bilimsel gücümüz, manevi gücümüzün önüne geçti. Ve yine,  BirÅŸey için ölmeyecek biri, yaÅŸamak için uygun deÄŸildir.’’ dediÄŸi gibi. O’ belki hayallerinin büyük kısmını gerçekleÅŸtiremeden, kör bir kurÅŸunla gitti. Ama, biz milyonlarız, bu hayali gerçekleÅŸtirmek için inancımız var. Hemen deÄŸil de, yavaÅŸ-yavaÅŸ olsa da.

Bizler, hayallerimizin tamamını Özgür Ülkemizin dağlarında, ovalarında gerçekleştireceğiz. Bir-birimizle kendi Anadilimizi konuşup, çocuklarımıza, torunlarımıza istediğimiz adı vereceğiz. Ve onları, verdiğimiz o güzel adlarıyla çağıracağız. İlkbahar gelince, yaylalarımıza çıkacağız. Çocuklarımız, kuzularımızla koşup, oynayacak, büyüyecekler. Birbirlerine sarılıp, yokuştan aşağı yuvarlanıp, aşağı geldiklerinde, ayağa kalkıp, sevinçle çığlık atacaklar. Güneşimiz, bize eşlik ederek hep ısıtacak ve etrafımızı aydınlatacak.

Yazar arkadaşım Mehmet Ünver ise hayallerini şöyle dile getiriyor.’’ Ben dağa, taşa, gökyüzüne, coğrafyaya veya toprağa sevdalanamıyorum. Benim en büyük sevdam, insan ve insanın özüdür. Ben insanı her şeyden daha değerli ve kutsal düşünürüm.

Benim hayallerim, bir gün herkesin eşit ve özgür olarak hesapsız ve kaygısız yaşayabildiğini görmektir.

 Benim hayallerim çok imkansız maalesef. Ama, senin hayallerin ise, sıcak bir irade kadar sana yakın aslında. Her an gerçekleÅŸme ihtimali var.

Benden daha şanslısın’’.

Bu hayal, AÅŸk/Sevda bizim. Kürdistan’da bizim. Hayallerimiz gerçekleÅŸene kadar, aÅŸk ve sevdamız devam edip, Güneş’e dönük yüzümüz gülecek…!

Çünkü, bizim gerçekleÅŸecek çok büyük hayal, tutku, inanç ve sevdalarımız var…


Kadının Kaleminden: Gül Güzel – 04.08.2023