Bir kitap: Işıksız Yıllar – Mustafa Kumanova


Okuyucu kendisini Sur’da direniÅŸte hisseder. İnsanın vicdanına kazınan “buzluktaki çocukları, bodrumları” hatırlamamıza yol açar.

Biz hangi noktadan sonra bu hale geldik? VaroluÅŸumuzda taşıdığımız doÄŸanın tüm ÅŸiirselliÄŸini terk edip bilinmezliÄŸin çıkmazında bir boÅŸlukla deÄŸiÅŸ tokuÅŸ ettik ? 

Onu kaybettiÄŸimiz andan itibaren.

Farkına varmayı bile unuttuk. O vardı insanın varoluÅŸundan itibaren tarih içinde yoÄŸurduÄŸu yaratıcılığına ilham veren. Yok edilemez sandığımız o.  

Biz onu kaybettik.

Sadece onu kaybetmedik. Onunla birlikte ÅŸiiri kaybettik. Onunla birlikte resmi, romanı, tiyatroyu, sinemayı; onunla birlikte laternayı, akordiyonu, yakamozu, mehtabı; onunla birlikte taÅŸ kaldırımları, arka mahalleleri, sokakları, meydanları da kaybettik. Biz onunla bizi anlamlandıran aÅŸkı ve özgürlüğü kaybettik.

Biz onunla komÅŸuluÄŸu, otobüste yaÅŸlılara yer vermeyi, haksızlığa direnmeyi, dayanışmayı, el birliÄŸini, dürüstlüğü, ÅŸefkati, hoÅŸgörüyü, tahammülü, teÅŸekkür etmeyi ve paylaÅŸmayı da kaybettik. 

Åžimdi hepimiz çok geliÅŸtik. Ve birey olmayı becerdik. Akıllı telefonlu akıllı bireyler olduk. Tüketen, gezen, umursamayan, ilgisiz ve paylaÅŸmayan akıllı telefonlu bireyler…Güzel evlerimiz, güzel arabalarımız, güzel giysilerimiz var. Yani çok ÅŸey kazandık… 

Ama bir tek ÅŸeyi kaybettik. Neyi mi kaybettik?

Biz o ışığı kaybettik. 

Yazar Åžerif Kaplan’ın Favori Yayınevi’nden çıkan “Işıksız Yıllar” romanı okurlarıyla buluÅŸarak bize ışıksızlığı tüm heyecanıyla aktarıyor. Roman, Kürdistan coÄŸrafyasında yaÅŸanan acıları, ölümleri, sevinçleri, tüm çeliÅŸki ve iliÅŸkiler içinde insan psikolojisinin bin bir halini ve derinlikli bir aÅŸkı resmediyor. 

Zabel çok küçük yaÅŸlarda kaybetmiÅŸ olduÄŸu babasının anlatımları ve mektuplu vasiyeti üzerine Alman arkadaşı Maria’yla birlikte Almanya’nın Hamburg kentinden yola çıkarak babası Soro’nun izini sürme serüvenine atılır. Son gece Hamburg’un Alster çevresinde zaman geçirmek ve eÄŸlenmek amacıyla Maria’yla sabahlarlar. Yazar, Hamburg serüvenini anlatırken kendisindeki kapasiteyi gösterir. Bunu ilerleyen sayfalarda Diyarbekir’i anlatırken de okuyucuya aktarır. Sur’un yapısını çok güzel bir ÅŸekilde tasvir etmiÅŸtir. Okuyucu kendisini Sur’da direniÅŸte hisseder. İnsanın vicdanına kazınan “buzluktaki çocukları, bodrumları” hatırlamamıza yol açar. Abartma olmasın ama Victor Hugo’nun “Sefiller” romanındaki tasvirlerine denk bir anlatım ve derinlik vardır.

YaÅŸamdaki belirsizlikler ve baskılar elbette kitaba da yansıyor. ÖrneÄŸin, Soro’nun Almanya’dan nasıl gittiÄŸi ve öldüğü gizemini korurken, Maria’nın ölümü de kitaba iliÅŸkin akılda soru iÅŸaretleri bırakıyor. Okuyucuya, “nasıl ve neden öldüler?” sorularını sorduruyor.

Sonuç olarak roman bize, belki de hiç deÄŸiÅŸmemiÅŸ ve deÄŸiÅŸmeyecek olan yaÅŸam ve mücadelelerin hala sürdüğünü ve süreceÄŸini gösteriyor. Ne yazık ki, bu coÄŸrafyada annelerini ve babalarını kaybetmiÅŸ çocuklar hala var. Çocuklarını kaybetmiÅŸ anneler ve babalar hala var. Ve hala 2021 senesinde kendisinden aydınlık beklenirken ışıksızlığa tutsak edilmiÅŸ bir ülke var. 

Böylesi bir dönemde bizleri “Işıksız Yıllar” romanıyla buluÅŸturan Åžerif Kaplan’a teÅŸekkürlerimizi sunuyoruz.

Yazarın diÄŸer kitabı: Åžiliya – Favori Yayınları


Mustafa Kumanova – 31.03.2021

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir