Bir kampanya önerisi – Gültan Kışanak

Böylesi bir süreçte kadın meclisine, kadın hareketine, bütünlüklü olarak HDP’ye düşen; erkek egemenliÄŸine karşı güçlü bir sorgulama, bilinçlenme ve arınma kampanyası baÅŸlatmaktır. HDP’nin tüm bileÅŸenleri, genel yönetimi ve kadın meclisi hep beraber, hemen bir kampanya baÅŸlatarak; baÅŸta bu partiye emek vermiÅŸ, gönül vermiÅŸ, bedel ödemiÅŸ, oy vermiÅŸ, gelecek umutlarını baÄŸlamış milyonlarca insana ve tüm kadınlara güven vermelidir.

Kadına yönelik ÅŸiddet ve cinsel saldırı konusunda amasız, fakatsız, lakinsiz bir tutum almak ve faile gereken dersi/cezayı vermek, en temel kadın özgürlük ilkesidir. HDP Kadın Meclisi ve kadın hareketi; iki milletvekilinin kadına karşı iÅŸlediÄŸi suçlar konusunda ilk adımda yapılması gerekenleri yaptı, kadın ilkelerine uygun bir tutum alarak, kadın özgürlük deÄŸerlerini her ÅŸeyin üzerinde tuttuÄŸunu gösterdi. HDP de acil bir ÅŸekilde disiplin kurallarını iÅŸleterek partiden ihraç kararı verdi. Ancak meselenin sadece tutum almakla sınırlı kalması, “Bir belayı savuÅŸturmak” olur ki bu erkek egemenliÄŸinin derinliÄŸini görmekten uzak bir yaklaşım olur.

Böylesi bir süreçte kadın meclisine, kadın hareketine, bütünlüklü olarak HDP’ye düşen; erkek egemenliÄŸine karşı güçlü bir sorgulama, bilinçlenme ve arınma kampanyası baÅŸlatmaktır. HDP’nin tüm bileÅŸenleri, genel yönetimi ve kadın meclisi hep beraber, hemen bir kampanya baÅŸlatarak; baÅŸta bu partiye emek vermiÅŸ, gönül vermiÅŸ, bedel ödemiÅŸ, oy vermiÅŸ, gelecek umutlarını baÄŸlamış milyonlarca insana ve tüm kadınlara güven vermelidir. Böyle bir kampanya genel olarak kadına karşı ÅŸiddetin önlenmesi konusunda da ciddi bir toplumsal bilinçlenme seferberliÄŸine dönüşebilir.

Kampanyanın birinci ayağı parti içinde “Nerede hata yaptık?” sorusuna cevap aramak olmalıdır. Önce genel merkez yapısında, ardından da tüm il, ilçe ve belde yönetimlerinde, “kadına yaklaşım konulu” eleÅŸtiri özeleÅŸtiri toplantıları yapılması önemlidir. Kendini düzeltmeyen, kimseyi düzeltemez. İçsel sorgulama, kadınlara güven; partili erkeklere doÄŸrultu verecektir.

Ardından kampanyanın toplumsal ayağı örülebilir. Kadına karşı her türlü ayrımcılığın, ÅŸiddetin ve baskının lanetlendiÄŸi, toplumsal cinsiyet eÅŸitliÄŸi politikalarının anlatıldığı halk toplantıları yapılabilir. 25 Kasım Kadına Karşı Åžiddetle Mücadele Günü’ne kadar, dalga dalga büyüyen bir bilinçlenme ve cinsiyetçilikten arınma mücadelesi örülebilir.

“Nerede hata yaptık?” sorusu, politik bir sorudur. Bu soru, HDP’nin kadın özgürlük çizgisini güçlendirecek bir sorudur. DoÄŸru sorular sorabilirsek, doÄŸru yanıtlar da bulabiliriz. Hemen aklıma gelen birkaç soruyu şöyle sıralayabilirim:

Erkeklik denilen tarihsel despotizmi çok mu hafife aldık?

Değişim ve dönüşümü bu kadar kolay mı sandık?

Erkeklerin ikiyüzlü yaşamlarının üzerine yeterince gitmedik mi?

Genel siyasal çıkarlar, adım adım kadın özgürlük çizgisini aşındırdı da biz mi fark edemedik?

Kadın yaklaşımını, net duruşunu biraz öteledik mi?

‘Toplumsal ittifaklar’, ‘bileÅŸenler’ derken, erkek zihniyetinin kendilerini yaÅŸatacağı boÅŸluklar mı bıraktık?

Kadına karşı şiddetle mücadeleyi, yaşamlarımızdan uzak, sırf politik bir söylem olarak mı ele aldık?

Parti içi toplantılarda “erkekliÄŸi sorgulamayı” gündeme almayı ihmal mi ettik?

AÄŸzı laf yapan kurnaz erkek tipinin ne kadar tehlikeli olduÄŸunu yeterince bilince çıkartamadık mı? Kadınlar yıllarca “özel alan politiktir” derken; ne demek istediklerini anlamadık mı?

Mekânsal olarak erkek egemenliğinin en korunaklı alanı olan evleri, politika dışında mı tuttuk?

Kadınlar hep kendilerini eÄŸitmek, deÄŸiÅŸtirip dönüştürmekle uÄŸraşırken; partili erkekler ‘demokrat/devrimci’ kimliÄŸin arkasına mı sığındı?

Sorulabilecek daha onlarca soru var…

“Nerede hata yaptık?” sorusuna cevap aramak; erkek egemen/zorba zihniyeti mahkûm ederek; olası yanlışların önüne geçecektir.

“Nerede hata yaptık?” sorusunu cesaretle sormak, meseleye yüzeysel yaklaşımları engelleyecek, ağır bedeller ödenerek elde edilen kadın kazanımlarını koruyup geliÅŸtirecektir.

Eminim ki yaÅŸananlar karşısında her kadın ve toplumsal cinsiyet eÅŸitliÄŸine deÄŸer veren herkes öfkelenmiÅŸtir. Yürüttüğü kadın özgürlük mücadelesinin bedelini “siyasi rehine” olarak ödeyen biz içerideki kadınlar da öfkelendik. “Nasıl olur?” sorusu günlerce içimizi kemirdi. Bu yazıyı kaleme alarak, kadına karşı iÅŸlenen suçların hesabının sorulması ve bundan sonra bir daha yaÅŸanmaması için küçük bir katkı yapmak istedim.

Kadın bedenine, kimliğine, iradesine yönelik her türlü müdahaleyi insanlık suçu sayan; özgür, eşit ve demokratik bir gelecek için mücadele eden bizler, bu değerlere daha fazla sarılarak; bu süreçten kadın özgürlük mücadelesinin güç kazanarak çıkmasını umut ediyoruz.


Gültan Kışanak – Yeni YaÅŸam Gazetesi – 12.08.2020

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir