Hasan Ocak’ın gözaltına alınmasının ardından “SaÄŸ aldınız, saÄŸ istiyoruz” sloganı ile baÅŸlatılan mücadele, devletin katletme politikasının önüne set oluÅŸturmuÅŸtu. Sosyalist işçi Gökhan GüneÅŸ’in 20 Ocak’ta kaçırılması karşısında devletin aldığı tutum, 1995 yılının Mart ayından bu yana süren kayıplara karşı mücadelenin ne kadar önemli olduÄŸunu bir kez daha hatırlattı.
12 Mart 1995 yılında Gazi ayaklanmasının hemen sonrasıydı. Komünist, devrimci Hasan Ocak, devletin kontrgerilla güçlerinin Gazi Mahallesi’nde gerçekleÅŸtirdiÄŸi saldırıya karşı geliÅŸen ayaklanmanın ilk anından itibaren başındaydı. Barikatların kurulmasından ÅŸehitlerin uÄŸurlanması törenine kadar ayaklanmanın her aÅŸamasında aklı, iradesi, kararlılığı, direngenliÄŸi vardı.
Devlet, ayaklanmanın ardından devrimcilere, komünistlere karşı sürek avı baÅŸlattı. MLKP-K’nın yönetici kadrolarından Hasan Ocak, 21 Mart günü 12.30-17.00 saatleri arasında Topkapı ile Yenikapı arasında gözaltına alındı.
Ailesi ve avukatlarının polis ve savcılık nezdindeki giriÅŸimleri, “Bizde böyle biri yok”, “Gözaltında deÄŸil” sözleri ile karşılandı. Bu yanıtlar, gözaltında kaybedilme riskine iÅŸaret ediyordu.

MÜCADELE 30 MART’TA BAÅžLADI
Bunun üzerine Ocak ailesi ve Hasan Ocak’ın yoldaÅŸları ile insan hakları savunucuları harekete geçti. İHD İstanbul Åžubesi’nde 30 Mart günü düzenlenen basın toplantısı ile gözaltında kayıplara karşı uzun sürecek mücadelenin startı verildi. Gazi ayaklanmasının ardından gözaltına alınan devrimcilerin ailelerinin de katıldığı basın açıklamasında talep netti: Hasan Ocak’ı saÄŸ aldınız, saÄŸ istiyoruz.
HASAN OCAK VATAN EMNİYETİNDE GÖRÜLDÜ
Aynı gün, Hasan Ocak’ın yoldaÅŸları, CaÄŸaloÄŸlu’nda eylem yaptı. O günlerde sokakta yapılan her eylem “korsan” statüsüne giriyordu. Kampanya yavaÅŸ yavaÅŸ ilerlerken, Hasan’ın gözaltında olduÄŸu günlerde Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan devrimciler tanıklıklarını kamuoyu ile paylaÅŸtı, hukuki giriÅŸimlerde bulundu.
İŞÇİLERDEN AÇLIK GREVİ
Kampanyanın merkezi haline gelen açlık grevini baÅŸlatanlar ise tekstil işçileri oldu. 2 Nisan’da DİSK Tekstil Sendikası 1 No’lu Åžube binasında baÅŸlatılan açlık grevi kısa sürede birçok kente yayıldı.

VALİLİK ÖNÜNDE EYLEM
4 Nisan günü eylem mekanı, İstanbul ValiliÄŸi’nin önü oldu. Polis eyleme çok sert saldırdı. Anne Emine Ocak’ın da içinde olduÄŸu 33 kiÅŸiyi iÅŸkence ile gözaltına aldı.
İKTİDAR ORTAÄžI CHP’NİN BİNASI İŞGAL EDİLDİ
Aynı hafta içinde bu kez CHP’nin Fatih ilçe binası komünist gençler tarafından iÅŸgal edildi. Amaç, iktidar ortağı CHP’yi harekete geçirirken, kamuoyu oluÅŸturmaktı. 9 genç gözaltına alındı.
HER YER EYLEM ALANI
Açlık grevleri, basın açıklamaları, gösteriler, toplantı, imza kampanyaları ile “Hasan Ocak’ı saÄŸ aldınız, saÄŸ istiyoruz” sesi topluma taşınıyordu. Sadece kentlerin meydanları, sokaklar, kampüsler, okullar deÄŸil, bakanlık, valilik önleri, Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) salonları, polis binaları da kayıp yakınlarının hesap soran sloganları ile yankılanıyordu. Kampanya Avrupa kentlerine de yayıldı. Almanya’da 150 kiÅŸinin katılımı ile açlık grevi baÅŸlatıldı.
HASAN OCAK KAYIPLAR MÜCADELESİNİN SİMGESİ
Ocak ailesi, sadece Hasan için yürütülen mücadelenin deÄŸil, tüm kayıplar için yürütülen mücadelenin simgesi haline gelirken, anne Emine Ocak, acısını kararlılığa dönüştürerek her yerde “Hasan’ım nerede” diye soruyordu.
ANNE OCAK FAŞİZMİN TEMSİLCİLERİNİN YÜZÜNE HAYKIRDI
10 Nisan’da İstanbul’dan Ankara’ya doÄŸru yola çıkıldı. Ocak ailesinin yanı sıra Hasan Gülünay’ın ailesi de yola çıkanlar arasındaydı. Amaç, devlet siyasetinin merkezini rahatsız etmek, “Hasan’ı saÄŸ aldınız, saÄŸ istiyoruz” sesini duymak istemeyen kulaklara duyurmaktı.
Emine anne önce, Demokrasi Platformu’nun eylemine katıldı. Ardından da Birsen Gülünay ile birlikte Ankara DGM’de görülen İHD duruÅŸmasındaydı. DuruÅŸma savcısı, devrimci düşmanı Nusret Demiral’dı. Emine anne, duruÅŸma sırasında ayaÄŸa kalktı ve “OÄŸlumu saÄŸ aldınız, öğretmenimi istiyorum” sözleriyle duruÅŸma salonunu doldurdu. Devletin yanıtı ise iki kayıp yakınını, “mahkemenin huzurunu bozdukları” gerekçesiyle tutuklamak oldu. Emine Anne ile Birsen Gülünay, 30 Nisan’da Ankara Merkez Kapalı Hapishanesi’nden tahliye edildi.

İstanbul Taksim’deki CHP il binasına taşınan açlık grevi de kampanyanın merkezi konumundaydı. Üniversiteli devrimciler kampanyanın ana bileÅŸeniydi. Özgür Gençlik dergisi okurlarının öncülüğünde tüm kampüslerde gözaltında kayıplar için eylemler yapılıyordu.
CHP il binasındaki açlık grevi, 22 Nisan’da iÅŸgale dönüştürüldü. Amaç, kamuoyu duyarlılığını artırmaktı. Parti binasından “Hasan Ocak’ı saÄŸ aldınız, saÄŸ istiyoruz” pankartı sallandırıldı. CHP yönetimi, polisi çağırdı. Polis pankartı indirmeye ve iÅŸgalin olduÄŸu kata girmeye çalıştı. Ancak kurulan barikatı aÅŸamadı. İşgal boyunca bina önü eylem alanına döndü. Hasan Ocak için bir komisyon oluÅŸturulması yönündeki talebin kabul edilmesinin ardından iÅŸgal 5. gününde sona erdi.
HASAN OCAK KİMSESİZLER MEZARLIĞINDA BULUNDU
Kararlı ve sürekli mücadele sonunda, Hasan Ocak’ın gözaltına alındığı hem medyanın hem de ülke gündeminin ilk sırasında yer aldı. İki ayı bulan bir mücadelenin sonunda 17 Mayıs’ta aile, Hasan’ın cenazesinin Kimsesizler Mezarlığı’nda gömülü olduÄŸunu öğrendi. 26 Mart’ta Beykoz Buzhane Köyü Dedeler Mevkiinde bulunan cenaze, AltınÅŸehir Kimsesizler Mezarlığı’na gömülmüştü. Hasan, iÅŸkence ile öldürülmüş ve devlet suçüstü yakalanmıştı.
BİNLER KOMUTANINI UĞURLADI
Hasan Ocak’ın cenazesi 19 Mayıs günü Gazi’ye getirildi. Halklar, komutanlarını büyük bir saygı ve baÄŸlılıkla karşıladı. Mücadele sonucunda “beyaz ölümün” girdabından çıkarılan Hasan’ı, binler sonsuzluÄŸa uÄŸurladı. O gün, Gazi Mahallesi Hasan’la bir kez daha özgürleÅŸti.
‘KATİLLERİ İSTİYORUZ’
Hasan’ın cenaze bulundu ancak kayıp yakınları ve bu süreçte kurulan Demokratik Mücadele Platformu (DMP), kampanyayı sürdürmeye karar verdi. Bu kez mücadelenin ana sloganı “Katilleri istiyoruz” olmuÅŸtu.

GALATASARAY LİSESİ ÖNÜNDE KAYIPLAR MÜCADELESİ BAŞLADI
25 Mayıs’a gelindiÄŸinde gözaltında kayıplar mücadelesinde çok önemli bir adım atıldı. Aileler, DMP ve İHD üyeleri, Galatasaray Lisesi önüne giderek kayıplar için ilk oturma eylemini gerçekleÅŸtirdi.
Aynı günlerde 2 bini aşkın kişi Sirkeci Garı önünden İstanbul Valiliğine yürüdü. Katılımcıların çoğunluğu çeşitli sendikalardan işçilerdi.
27 Mayıs’ta Ocak, Gülünay, Toraman ve Bilgin ailelerinin CHP BeyoÄŸlu ilçe binasında baÅŸlattığı oturma eylemine Karakoç ailesi de katıldı. Eylem, 31 Mayıs’ta süresiz açlık grevine dönüştürüldü.
ANALAR KURULTAYI
Tüm bu sürecin önemli bileÅŸeni olan Emekçi Kadınlar BirliÄŸi (EKB), annelerin mücadelelerini ortaklaÅŸtırmak için 28 Mayıs’ta “Analar Kurultayı”nı topladı. Bu mücadele sırasında yurtsever devrimci Rıdvan Karakoç’un da cenazesi bulundu. Bu kez 3 Haziran’da binlerce kiÅŸi yeniden Gazi Mahallesi’ne akarak, Karakoç’u sonsuzluÄŸa uÄŸurladı.
17 MAYIS KAYIPLARA KARŞI MÜCADELE GÜNÜ İLAN EDİLDİ
İHD Genel Merkezi, 17 Mayıs’ı “Kayıplara Karşı Mücadele Günü” ilan etti. 17 Mayıs günü çok sayıda kentte eylemler yapıldı. DMP ve aileler de her cumartesi akÅŸamı Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda, çarÅŸamba akÅŸamı da Kadıköy Altıyol’da polis saldırısına raÄŸmen mum yakma eylemleri gerçekleÅŸtirdi.
1. GÖZALTINDA KAYIPLAR KURULTAYI
Bir yandan Galatasaray Meydanı, kayıplara karşı mücadelenin bir simgesi olarak öne çıkarken, mücadele 17-19 Mayıs 1996 tarihinde İstanbul’da toplanan 1. Gözaltında Kayıplar Kurultayı ile uluslararası bir nitelik kazandı.

ICAD KURULDU
Kurultayın sonunda, “Gözaltında Kayıplara Karşı Uluslararası Komite-ICAD” kurulurken, 17-31 Mayıs tarihleri “Gözaltında Kayıplara Karşı Uluslararası Mücadele Haftası” olarak ilan edildi. ICAD, Türkiye ve Kürdistan’daki kayıplar mücadelesini Kolombiya’dan Sri Lanka’ya kayıp yakınlarının direniÅŸi ile birleÅŸtirmenin aracı oldu. 1997’de Kolombiya-Bogota, 1999’da Filipinler-Manila, 2002’de Almanya-Nürnberg, 2006’da Diyarbakır ve 2010’da İngiltere-Londra’da gözaltında kayıplara karşı uluslararası kurultaylar düzenlendi.
GALATASARAY ARTIK ‘CUMARTESİ MEYDANI’ OLDU
Cumartesi eylemi ise 170. haftasından itibaren polis saldırısı ile karşılaÅŸmaya baÅŸladı. Polis ÅŸiddeti, yedi ay boyunca sürdü. Her hafta cumartesi günü, polisin kayıp yakınlarını, insan hakları savunucularını gözaltına alması, ÅŸiddet uygulaması hayatın bir rutini haline geldi. 13 Mart 1999 tarihinde aileler ve insan hakları savunucuları eyleme belli bir süre ara verdiklerini açıkladı. Ancak, 17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplara Karşı Uluslararası Mücadele Haftası’nda eylemler devam ettirildi. 10 yıllık aradan sonra 31 Ocak 2009 tarihinde Cumartesi oturma eylemleri yeniden baÅŸladı.

Her cumartesi günü saat 12.00’da ellerinde kayıpların fotoÄŸrafları ve karanfillerle buluÅŸan aileler ve insan hakları savunucuları, unutma ve unutturmaya karşı bir direniÅŸ abidesi olarak durdu.

700. haftasında kayıp yakınları bir kez daha devletin saldırısına maruz kaldı. Talimatı Saray’ın İçiÅŸleri Bakanı Süleyman Soylu vermiÅŸti. Soylu, Hasan Ocak gözaltına alındığında iktidar ortağı olan DYP’nin GaziosmanpaÅŸa İlçe TeÅŸkilatı yönetim kurulu üyesiydi. Aynı yılın temmuz ayında ilçe baÅŸkanı olmuÅŸtu.
Cumartesi buluÅŸmaları, polis ablukası, tehdit ve tacizleri altında İHD İstanbul Åžube binasının önüne taşındı. Ancak devletin kaybetme politikasına karşı mücadele edenler gözaltı saldırısına raÄŸmen zaman zaman Galatasaray’a giderek, karanfillerini teker teker bırakmaktan geri durmadı. 2020 yılında ortaya çıkan koronavirüs salgını nedeniyle Cumartesi buluÅŸmaları, online yapılıyor.
Devrimciler, komünistler, kayıp yakınları, insan hakları savunucuları devletin kaçırma, kaybetme, katletme politikasına karşı mücadele etmekten asla vazgeçmedi. Kayıplar mücadelesinde kararlı mücadelesiyle önemli bir yol açan komünistler, şimdi Gökhan Güneş için mücadele ediyor.
Devleti bir kez daha suç üstü yakalayan devrimciler, “Gökhan GüneÅŸ nerede”, “SaÄŸ aldınız, saÄŸ istiyoruz” diyerek devletin kaybetme politikasına karşı mücadeleyi büyütüyor.
(ETHA)







