Teoloji Profesörü Konstantin Nikolakopoulos’a göre, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın, “Batı dünyasının tamamına karşı aldığı” Ayasofya kararının arka planında dini gerekçeler deÄŸil, salt güç gösterisi var.
Türkiye’de Danıştay, 1934 yılında CumhurbaÅŸkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından imzalanan ve Ayasofya’nın müze statüsüne dönüştürülmesini öngören kararnameyi iptal ederek yapının cami statüsüne dönüştürülebileceÄŸine hükmetti. CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan da aynı gün Ayasofya’nın Diyanet İşleri BaÅŸkanlığı’na devredilmesine yönelik kararı imzaladı. Böylece 900 yıldan fazla Hristiyanlığın en önemli mabedi olan ve 1453’ten 1934’e kadar cami olarak kullanılan yapı yeniden bu kimliÄŸine bürünecek.
Almanya’nın Münih kentindeki Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde görevli Ortodoks Teolojisi Profesörü Konstantin Nikolakopoulos, Ayasofya’yı camiye çevirme kararı CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın “son yıllarda izlediÄŸi provokasyon siyasetinin devamı” olarak nitelendirdi. Nikolakopulos, Deutsche Welle’ye röportajda bu kararın ErdoÄŸan için neden çok önemli olduÄŸunu anlattı:
Deutsche Welle: Türkiye’de Danıştayı‘nın, Ayasofya‘nın yeniden cami olarak kullanılmasını saÄŸlayan kararını nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?
Konstantin Nikolopoulos: Ortodoks Hristiyanlar hayal kırıklığı yaşıyor. Elbette böyle bir kararı bekliyorduk. Ancak bu temelde dini bir konu deÄŸil. Alınan karar, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın son yıllarda izlediÄŸi provokasyon siyasetinin bir devamı. Ayasofya’nın dönüştürülmesi gibi bir kararın tüm Hristiyanların, özellikle de Ortodoksların canını acıtacağını biliyordu. Yine de burada asıl hedef Batı dünyasının tamamı. Bu bir güç gösterisi. ErdoÄŸan sadece İslam dünyasına hükmetmek istemiyor, aynı zamanda Türkiye’nin büyük bir güç olduÄŸunu ve kimseden korkmadığını kanıtlamak niyetinde. ErdoÄŸan’ın saikleri arasında tabii ki milliyetçilik ve köktendinci İslamcılık da var.
Yani baÅŸka bir deyiÅŸle sembol siyaseti izleniyor.
Kesinlikle. Konu sadece İstanbul Ekümenik Patrikhanesi ile basit bir hesaplaÅŸmadan ibaret deÄŸil. Onun varlığı bile on yıllardan bu yana ErdoÄŸan’ın canını sıkıyor. Patrikhane bu yüzden son senelerde çok sıkıntı yaÅŸadı.
Ekümenik Patrikhane’nin tepkisi ne oldu?
Türk devleti tarafından gerçek kimliÄŸiyle yani Ortodoks dünyanın ruhani liderliÄŸi olarak tanınmasa da patrikhane durumu onurlu bir ÅŸekilde kabulleniyor. Patrik Bartholomeus, Patrikhane’nin tarihi devamlılığında ısrar ederek, pek çok itiraza raÄŸmen merkezin İstanbul’da kalması için uÄŸraşıyor. Åžunu da hatırlatmak isterim ki, (Türkiye’de) milliyetçi siyasi güçler Patrikhane’yi bir “yılan yuvası” olarak görüyor ve daha önce buraya yönelik suikast giriÅŸimleri ve bombalı saldırılar oldu.
Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesinin engellenmesi için dış dünyadan Türkiye‘ye yeterince baskı yapıldığını düşünüyor musunuz?
Bence yapılmadı. ÖrneÄŸin Fransa ve Rusya’dan protesto eden sesler yükseldi ama bunlar ya geç geldi ya da çok cılız kaldılar. Almanya ise net bir duruÅŸ sergilemekten kaçındı. UNESCO ancak PerÅŸembe günü bir açıklama yayınlayarak, ErdoÄŸan’ı bu adımı atmaması konusunda uyardı; ancak bana göre bu daha çok bir ricaydı. Oysa 2 Temmuz’dan bu yana herkes ne olacağını biliyordu. Danıştay o gün Türkiye CumhurbaÅŸkanı’nın bir imza ile Ayasofya’yı camiye dönüştürebileceÄŸini duyurmuÅŸtu.
Siz Ayasofya’nın cami olarak kullanılacağını düşünebiliyor musunuz?
Evet, bu benim için zor da olsa düşünebiliyorum. GeçtiÄŸimiz yıllarda da orada küçük çaplı ibadetler yapıldı, örneÄŸin 1453 yılında İstanbul’un düştüğü 29 Mayıs gününün yıl dönümünde. Bu uygulama ÅŸimdi devam edecek. Ancak ben UNESCO’nun ve bazı ülkelerin, Ayasofya’nın haftanın belli günlerinde müze olarak ziyarete açık kalması konusunda ısrar edebileceklerini düşünüyorum.
İncil Teolojisi Profesörü Konstantin Nikolakopulos Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde eÄŸitim veriyor. Nikolakopulos aynı zamanda “Orthodoxes Forum” adlı bir dergi çıkarıyor.
Söyleşi: Panagiotis Kouparanis
(dw)
