Avrupa ülkelerinde toplum sağa yöneliyor | Cumali Yağmur


Avrupa’nın birçok ülkesinde saÄŸcı, faÅŸist ve popülist partilerin giderek daha geniÅŸ kitle tabanı kazanması düşündürücü bir geliÅŸmedir. Özellikle genç neslin bu partileri tercih etmesi, geleceÄŸe dair umutlarının azalmasından kaynaklanıyor. Gençlerin sürekli deÄŸiÅŸen düşünce yapıları ve yeni arayışlara yönelmeleri, onları alternatif bulamadıklarında saÄŸ görüşlü, gerici partilere itiyor.

Almanya’da, sağcı ve faşist bir parti olan AfD, son federal seçimlerde ülkenin ikinci büyük partisi konumuna yükseldi. AfD’nin yükselişi, ülkede geniş çapta tartışmalara yol açtı. Bu yükselişin sebeplerinden biri, Yeşiller, SPD, CDU ve Sol Parti gibi siyasi yapıların halkın ihtiyaçlarına yeterince cevap verememesi olarak görülüyor.

Ekonomik krizler, özellikle Trump döneminde dünya ticaretine getirilen gümrük vergileriyle daha da derinleşti. ABD’nin Avrupa mallarına %20 oranında gümrük vergisi getirmesi, Avrupa ülkelerinin ihracatını ciddi şekilde düşürdü. Bu da işsizliği artırdı; birçok firma kapanırken çalışan sayısı azaltıldı.

Öte yandan, Avrupa ülkeleri ve Almanya, göçmen sayısını azaltmaya yönelik tedbirler almaya çalışıyor. Ancak göçmen ve ilticacılara yönelik artan ırkçı ve milliyetçi tepkiler, saÄŸcı ve popülist partilerin oylarını artırıyor. Federal hükümetin nükleer santralleri kapatıp yerine kömürle çalışan santraller kurması ise sera gazı emisyonlarını yeniden artırdı. Almanya’nın iklim politikası, Fransa, İngiltere gibi ülkelere kıyasla oldukça kötü bir durumda. Aynı zamanda çevreci gruplar ve politikacılar, insanların yaÅŸam biçimlerini kökten deÄŸiÅŸtirmelerini isteyen ideolojik baskılar uyguluyor.

Günümüzde en önemli sorunlardan biri göç meselesidir. Ne Avrupa Birliği ne de Avrupa’daki sağcı ve ılımlı popülist hükümetler, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Sahra Altı Afrika ve Güney Asya’dan gelen yasa dışı göçü yavaşlatabilmiş durumda. Özellikle Suriye ve Ukrayna’dan gelen savaş mültecilerinin sayısındaki artış, yerel halkta tedirginlik yaratıyor.

Almanya’nın bir göçmen ülkesi olduğu gerçeği hâlâ tam anlamıyla kabul görmüyor. Bir yandan Avrupa ülkeleri göçe ihtiyaç duyduklarını ve vasıflı iş gücüne vurgu yaptıklarını belirtirken, diğer yandan kontrolsüz göçün azaltılmaması halinde ırkçılık, milliyetçilik ve yabancı düşmanlığı gibi sorunların büyüyeceği görüşü yaygınlaşıyor.

Göçmenlerin büyük bir kısmı toplumla uyum saÄŸlıyor olsa da, bu durum medya ve siyasiler tarafından olumsuz yansıtılarak saÄŸcı partilerin yabancı düşmanı söylemlerine zemin hazırlanıyor. Bu partiler, özellikle yasa dışı göçe karşı fiziksel bariyerler oluÅŸturulmasını savunuyor. 2015 sonbaharında, yüz binlerce insanın Almanya’ya Balkan rotasından yönelmesi üzerine Hırvatistan, Sırbistan, Macaristan ve Avusturya gibi ülkeler sınırlarını kapatmıştı. Bu uygulama, insan haklarına aykırı bir durum oluÅŸturmuÅŸtu.

İtalya da Kuzey Afrika kıyılarında deniz ablukası uygulamaya çalıştı, fakat bu yaklaşım Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından reddedildi. AfD gibi partiler ise özellikle Müslüman ülkelerden gelen göçmenlerin geri gönderilmesini talep ediyor. Bu yaklaşım, gerçek dışı bir anlayışa ve Nasyonal Sosyalist ideolojiden kaynaklanan etnik saflık düşüncesine dayanmaktadır.

Avrupa’daki saÄŸcı popülistler artık göçmen kabul etmek istemiyor ve bu durum, Avrupa’daki yük paylaşım sistemine baÄŸlı kalan ülkelere ek yükler getiriyor. Demokratik partilerin temel sorunu, bir yandan göçü sınırlamak ve yönlendirmek isterken, diÄŸer yandan insani sorumluluklardan da kaçamamalarıdır.

Bir diğer önemli mesele ise, birçok yerli vatandaşın göçmenlerin yoğun yaşadığı mahallelerde yaşamak veya çocuklarını aynı okullara göndermek istememeleridir. Zaman zaman çözüm gibi sunulan anlaşmalar (örneğin AB ile Tunus arasındaki anlaşma ya da Türkiye ile yapılan mülteci anlaşmaları) çoğu zaman etkisiz kalmaktadır.

Türkiye ile Almanya arasında imzalanan ve Suriyelilerin Türkiye’de kalmasını öngören anlaÅŸma, Avrupa’nın göç yükünü Türkiye’ye devretme çabasının bir örneÄŸidir. CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan zaman zaman Avrupa’yı, Türkiye’deki göçmenleri Avrupa’ya göndermekle tehdit etmektedir.

Günümüzde savaÅŸlar, çevresel zorluklar, politik baskılar ve dini sebeplerden dolayı yeni bir göç dalgası yaÅŸanmaktadır. Almanya’nın bir göçmen ülkesi olduÄŸu gerçeÄŸinden yola çıkarak, tüm etnik grupların eÅŸit ÅŸartlarda birlikte yaÅŸayabileceÄŸi bir toplum inÅŸa edilmelidir.


Cumali YaÄŸmur – 07.04.2025