ATİK: Kapitalizmin Korona Krizi ve Halk Sağlığı!

Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) tarafından “Kapitalizmin korona krizi ve halk saÄŸlığı!” baÅŸlığıyla bir açıklama yayınlandı.

Avrupa Demokrat Haber Merkezi

Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) tarafından yapılan açıklama metnini aşağıda veriyoruz:

Kapitalizmin Korona Krizi ve Halk Sağlığı!

Kapitalizmin kar hırsı ve dürtüsü, doÄŸanın balans ayarlarını bozulması ve eko sistemi sarsılmasına neden olurken gelinen aÅŸamada, Dünya’yı insanlar ve tüm canlılar için yaÅŸanılamaz bir gezegene dönüştürme noktasında krizlerle birlikte hızla büyümektedir.  Kapitalizm kendisi kriz üreten bir sistem olduÄŸu  için kriz ne kadar kaçınılmaz ise o kadar da sermaye sahipleri tarafından istenen bir ÅŸeydir. Kapitalizmin krizden, felaketlerden kendini yenileyerek çıkma özelliÄŸi sistemin bugüne kadar ayakta kalarak yaÅŸamasının kaynağını oluÅŸturur. Kapitalizmde krizler, en güçlü ve büyük olanların kendinde daha güçsüz olanları ortadan kaldırdığı veya kendisine katarak, büyümesini saÄŸladığı dönemler olarak kullanılır. Bu özellikleri nedeniyle kapitalist sistemin yaÅŸadığı her kriz güçlünün deÄŸil zayıfın olumsuz etkilendiÄŸi dönemdir. Yani krizin olumsuz etkileri her kesimi kapsayacak ÅŸekilde eÅŸit dağılmaz. En zayıftan baÅŸlayarak en güçlüye doÄŸru azalan, güçlü tarafın yani büyük tekkelerin fırsat olarak da deÄŸerlendirdiÄŸi bir süreçtir. Bu süreçte en çok zarar görenlerde işçi ve emekçilerdir.

Kapitalist krizin temeli ve krizi çözmesi beklenen araçlar, Neo-liberal piyasa ekonomisinde, tüm toplumsal alanları piyasalaÅŸtırma ve toplumsal maliyetleri düşürme amacından doÄŸar. Bu durum, sosyal refah devletinin kazanımlarını ve sınıf mücadelesi ile bedel ödenerek elde edilenlerin yok edilmesi anlamına gelir.  Bugün saÄŸlık sektöründe, hastaların müşteri konumuna geldiÄŸi, hekimlerin ve saÄŸlık emekçilerinin giderek daha çok giriÅŸimci kategorisine uygun bir ÅŸekilleniÅŸe göre konumlandırıldığı bir politika yürürlüğe girmiÅŸtir.

Kapitalizmin özelleÅŸtirme politikaları sonucu saÄŸlık alanı kamusal bir yükümlülük alanı olmaktan çıkartılarak piyasalaÅŸtırılması halk saÄŸlığını dikkate alma noktasında atılmış olumsuz büyük bir adımdır. Neo-liberalizm tüm dünyada ‘’SaÄŸlıkta Dönüşüm Programı’’ adı altında uygulamaya soktuÄŸu politikalar pek çok ülkede olduÄŸu gibi, Avrupa ülkelerinde de son on yılda artan ama çok daha uzun süredir hazırlanan planlarla saÄŸlık sektörü piyasalaÅŸtırılmış ve tekellere peÅŸkeÅŸ çekilmiÅŸtir. Bu politikalar halen bir çok ülkede son hızla  devam etmektedir.

 Mevcut sistem özelleÅŸtirme adı altında saÄŸlığa iliÅŸkin toplumsal ve kamu sorumluluk alanı hemen hemen ortadan kaldırılmış, saÄŸlığın doÄŸuÅŸtan temel bir insan hakkı olduÄŸu anlayışı terkedilmiÅŸtir. Kamusal sorumluluklar sermayenin inisiyatifine bırakılarak, saÄŸlık alınıp satılan bir metaya dönüştürülmüştür.  Parası olanın saÄŸlığa eriÅŸimi, parasız kesimlerin saÄŸlık hakkından yoksun bırakılmaları uygulamaya konulmuÅŸtur. Halk saÄŸlığını temel alan gerçek uygulamalar rafa kaldırılarak giderek daha çok ticarileÅŸen saÄŸlık sektörü ve sosyal güvenlik anlayışı pratikte uygulamaya sokulmuÅŸtur. Bugün uygulamaya sokulan bu politikalar ile saÄŸlık ve sosyal güvenlik sistemlerinin içeriÄŸi boÅŸaltılarak, temel saÄŸlık hizmetlerine ulaÅŸmanın önündeki engelleri artırmış, kiÅŸiye ve çevreye yönelik koruyucu saÄŸlık hizmet sunumunda ise toplumun saÄŸlık hakkı ortadan kaldırılmıştır.

 Bugün Korona virüsünün tüm Dünya’ya yayılmasının sonucunda, saÄŸlık sektöründe yaÅŸanan sorunlar; kapitalist sistemin saÄŸlık sektöründe uyguladığı Neo-liberal piyasacı politikalarının bir sonucudur. Emek gücünün yoÄŸunlaÅŸtığı hizmetlerden birisi olan saÄŸlık hizmetleri, kapitalist patronlar için maliyeti yüksek olan unsurlarından bir tanesidir. Bundan dolayı hem saÄŸlık hizmetleri kar marjının en üst düzeye çıkartılması hem de kapitalizmin yapısal krizlerinin aşılması hedefi için maliyetin en aza indirilmesi için uygulamaya konulan politikaların çürümüşlüğü korona salgınında halkın nasıl ölüme terk edildiÄŸinin somut göstergesidir.

UNICEF verilerine göre dünyada 3 milyar insanın evinde ellerini su ve sabunla yıkayabileceÄŸi bir lavabo bulunmadığını, dünya genelinde okulların yaklaşık 900 milyon çocuÄŸun ellerini yıkayabileceÄŸi bir lavabonun olmadığını ve bir çok ülkede saÄŸlık merkezleri de tuvalet ve lavabo olmadığını, lavabo ve sabuna eriÅŸimi olmayanların az geliÅŸmiÅŸ ülkelerdeki oranının yüzde 75 dolaylarında olduÄŸuna göre milyonlarca insan bu salgında ağır bir ÅŸekilde etkilenecektir. UNICEF’in açıklamalarından ortaya konulduÄŸu gibi, bu salgından etkilenme ve ölüm riski en yüksek olan gruplar işçiler-emekçiler-iÅŸsizler ve yoksullar olacaktır. Ne yazık ki kapitalistlerle aynı  dünyada yaşıyoruz, ama aynı gemide olmadığımız kesin. BilindiÄŸi gibi salgın virüsler sınır tanımıyor ama demokratik ve sosyalist bir devletin yokluÄŸunu ve korumasızlığını da açık bir ÅŸekilde ortaya koyuyor.

YaÅŸadığımız coÄŸrafya Avrupa’da uygulamaya konulan Neo-liberal politikalar neticesinde iÅŸ başına getirilen saÄŸ popülist ve ırkçı partiler demokratik hakları birer birer yok edip faÅŸizan baskılarla demokratik ilerici kamuoyunun geriletilmeye çalışıldığı bir dönmede, kapitalist sistemin ürettiÄŸi korona virüsü salgını ile en ağır bir ÅŸekilde karşı karşıyayız. Ayrımcı ve Irkçı politikaların ayyuka çıktığı, kadına yönelik ÅŸiddetin sınır tanımadığı, çocuklara yönelik cinsel saldırıların yükseldiÄŸi, eÄŸitimin nerdeyse tamamının ücretlendirildiÄŸi, korku imparatorluÄŸu yaratılarak yığınların sindirilmeye çalışıldığı, her türlü temel insan haklarının  askıya alınarak, bu salgını bahane ederek sermayeyi kurtarma paketleri kamu saÄŸlığı adı altında piyasaya sürüldüğü, korona virüsüne karşı mücadele adı altında ‘ölen ölsün kalan saÄŸlar bizimdir’ diyerek hiç bir sorumluluÄŸu üstlenmek istemeyen bir sistemle karşı karşıyayız.

Korona salgının ilk ortaya çıktığında dikkate almayarak önlem almak istemeyen Avrupa ülkeleri, bugün salgının en yüksek yaşadığı kıtaya dönüşmüş durumda. Şimdiye kadar bir çok ülkede olağanüstü hal ilanları ve sokağa çıkma yasakları uygulamaya koyarak Ortaçağ’ın karantina uygulamalarını pratiğe koymuştur. Toplumun sağlığını hiçe sayarak zamanında tedbir almayarak binlerce insanın ölümüne neden olunmuş, olunmaya devam edilmektedir. Korona salgını kontrol altına alınmadığı takdirde Avrupa ülkelerinin dumura uğrayan sağlık sektörünün bu durumun altında kalkması mümkün gözükmüyor. Bugün İtalya’da ortaya çıkan vahim durum medya ve sosyal medya da görülmektedir. Yetersiz hastanelerden dolayı insanların bir çoğu ölüme terk edilmiş durumda. Halkın sağlığını kamu sağlığı olarak görmeyerek para kazanmayı esas alan kapitalist ülkeler bu sorunu daha da derinde yaşayacaktır.

İçinde bulunduÄŸumuz an ve önümüzdeki günler oldukça belirsiz görünüyor. Ne kadar süreceÄŸi, nerede sonuçlanacağını bugünden kestirmek zor görünüyor. Asıl sorun iflas eden kapitalist sistemin kar ve rekabet hırsında meydana geldiÄŸini görmek gerekir. Her türlü teknolojinin akıl ermeyecek bir ÅŸekilde geliÅŸtiÄŸi bu süreçte egemenlerin tek baÅŸ vurduÄŸu yöntem karantina dışında bir araç kullanılmaması hayli düşündürücü ve bir o kadarda ürkütücüdür. Tüm halkın saÄŸlığını esas alma yerine kar marjının yükseltilmesine kilitlenen saÄŸlık sistemleri bugün bu olumsuzluÄŸu yaratmıştır. Kapitalizmin ekonomik büyüme ve kar hırsı devam ettikçe doÄŸa katliamı, yeni virüs salgınları dünyayı sarmaya devam edecek, sosyal ve siyasal dengeler her seferinde deÄŸiÅŸecek, yeni doÄŸal afetlerle toplum karşı karşıya kalacaktır. İnsanlık tarihinde bir çok veba ve salgınlarla karşılaÅŸtı, milyonlarca insan bu veba ve salgınlar sonucunda hayatını kaybetti. YaÅŸanan bu krizler toplumu sarsacak sonuçlar ortaya çıkardı. Yine insanlık tarihi tanıktır ki, yaÅŸanan bu krizlerde ezilenlerin ortak aklı ve birleÅŸik mücadelesi ile bir çok gerici sistem ortadan kalkarken temel hak ve özgürlüklerde bir çok yeni kazanımlar saÄŸlandı. Her ÅŸey iflas eden kapitalizmin kazdığı kendi çukuruna gömecek sınıf mücadelesi yürüten öznelerine baÄŸlı…

Özetlersek, Dünya SaÄŸlık Örgütünün Pandemi olarak deÄŸerlendirdiÄŸi Korona virüsü Çin’de yola çıkarak birçok ülkeye yayılmış, Avrupa korona virüsünün merkezine dönüşmüştür. Bu virüste esas olarak işçiler, iÅŸsizler, köylüler, yoksullar, yaÅŸayabilmek için emek gücünü satmak zorunda olanlar daha fazla tahribata maruz kalarak etkilenecektir.. Söz konusu bu etkilenme kendiliÄŸinden sonlanmayacaktır. Sonlanabilmesi için virüse neden olan etkenin ve kaynağının ortadan kaldırılması ile ilgilidir…

ATİK- Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir