Dünya Anadili Gününde yaptığı açıklamada EÄŸitim Sen, “Bir taraftan anadilinde eÄŸitim hakkına yasak getirip, diÄŸer taraftan eÄŸitim hakkının karşılandığını iddia etmek sadece gerçekleri çarpıtmak anlamına gelmektedir” dedi.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), 21 Şubat Dünya Anadili Gününde yaptığı açıklamada, anadilinde eğitim alabilen çocukların okuma, yazma, düşünme ve ifade becerilerinde olumlu gelişmeler kaydettiğini belirtti.
“BirleÅŸmiÅŸ Milletler Çocuk Hakları SözleÅŸmesi’nin 30’uncu maddesinde “Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların var olduÄŸu devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduÄŸu azınlık topluluÄŸunun diÄŸer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz” ifadeleri yer alıyor.
Çok yeni olan bir dilde eğitime zorlanma
Anadilinde eğitim alamamak, bir yandan akademik becerileri ve başarıyı çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun düzeyde yakalamasını güçleştirirken, özellikle ergenlik döneminde sadece dil ve ifade becerilerinde değil, duygusal ve sosyal gelişim süreçlerinde de olumsuz yansımalar yaratmaktadır. Eğitim bilimi açısından bakılacak olursa bir bireyin anadilini okul yaşamına katmamak, çocukların sağlıklı düşünmesinin ve yetişmesinin okul dışında bırakılması ve okul çağına kadar yaşadıkları, yaptıkları dilsel faaliyetin yok sayılması demektir. Kuşkusuz bu durumun birçok olumsuz sonucu vardır. Her şeyden önce anadili eğitiminin engellenmesi ve çocukların, onlar için çok yeni olan bir dilde eğitime zorlanması, çocukları çok gerilerde bıraktıkları bir yerden yeniden başlamaya mahkûm etmek anlamına gelmektedir.
“EÄŸitim hakkının yaÅŸama geçirilmesinin en temel koÅŸullarından biri kamu tarafından yürütülmesi ise en az onun kadar önemli bir diÄŸer koÅŸul da içeriÄŸinin demokratik, bilimsel ve laik olması, farklı dil ve kültürlerin özgürce geliÅŸmesini saÄŸlamayı hedeflemesidir. Bu koÅŸullar saÄŸlanmadığında eÄŸitimin, o anki mevcut siyasal yapıyı yeniden üreten, bu haliyle eÄŸitimin bireyler için temel hak olmaktan çıkıp, yapılması zorunlu bir görev haline gelmesi kaçınılmazdır. EÄŸitim hakkı, gerçek anlamda diÄŸer hakların da güçlü biçimde yaÅŸam bulması saÄŸlandığında gerçek anlamını kazanmaktadır. Dolayısıyla eÄŸitim biliminin temel ilkeleri ve uluslararası sözleÅŸmeler yok sayılarak bir taraftan anadilinde eÄŸitim hakkına yasak getirip, diÄŸer taraftan eÄŸitim hakkının karşılandığını iddia etmek sadece gerçekleri çarpıtmak anlamına gelmektedir.
“Anadilleri üzerindeki sınırlamalara son verilmeli”
“21 Åžubat Dünya Anadili Günü, ülkemizde özellikle anadili Türkçeden farklı olan Kürtçe, Arapça, Lazca, HemÅŸince, Çerkezce vb. gibi milyonlarca çocuÄŸun kendi anadillerinden koparıldığı bir ortamda kutlanmaktadır. Anadilinin kullanımının engellenmesi toplumun bireylerini deÄŸiÅŸik boyutta etkilese de tartışmasız en fazla çevresi ile iletiÅŸimini anadili ile saÄŸlayan çocukları etkilemektedir. Gerek dil bilimi, gerekse eÄŸitim bilimleri açısından anadilin önemi ve gerekliliÄŸinin yanı sıra anadilin pedagojik ve insanı boyutunun sürekli geri plana itilmesinin en acı sonuçlarını çocuklarımız yaÅŸamakta, anadili resmi dilden farklı olan çocukların öğrenme becerilerinde iki yıl geri kaldığı görülmektedir.
“21 Åžubat Dünya Anadili Günü’nde milyonlarca çocuk kendi anadilini kullanamadığı, anadilinde eÄŸitim göremediÄŸi için baÅŸta eÄŸitim süreçleri olmak üzere, toplumsal yaÅŸamın bütün alanlarında maÄŸduriyet yaÅŸamaktadır. Kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eÄŸitim anlayışının ayrılmaz bir parçası olan farklı anadilleri üzerindeki sınırlamalara son verilmeli, her bireyin kendi anadilini öğrenmesi ve bu dilde eÄŸitim almasının önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır.”
(Bianet)
