Alevi kurumlarından ‘Cemevi BaÅŸkanlığı’ açıklaması: Ne demokratiktir ne de müjdedir

Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde “Alevi BektaÅŸi Kültür ve Cemevi BaÅŸkanlığı” kurulacağının duyurulmasına tepki gösteren Alevi kurumları, “Alevi dinselliÄŸine darbe ve el koyma giriÅŸimidir” dedi.

CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın önceki gün Åžahkulu Sultan Dergahı ve Cemevi’nde, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde “Alevi BektaÅŸi Kültür ve Cemevi BaÅŸkanlığı” kurulacağını açıklamasıyla ilgili Alevi kurumlarından ortak açıklama geldi. Kurulacak baÅŸkanlığın Alevilerin temel sorunlarına çözüm getirmeyeceÄŸi vurgulanan açıklamada, “Açıkça ilan ederiz ki bu, devletin Alevi kurumsallaÅŸmasına, Alevi dinselliÄŸine yönelik darbe ve el koyma giriÅŸimidir” ifadeleri kullanıldı.

‘ALEVİLİĞİN TABUTUNA SON ÇİVİ’

Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekler Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Erenköy Eğitim Kültür Vakfı Cemevi tarafından imzalanan ortak açıklamanın tamamı şöyle:

“CumhurbaÅŸkanı dün Åžahkulu Sultan Dergahı’nda, yine her zaman yaptığı gibi Alevilerin kendi öz örgütlerini yok sayarak, çevresinde toplayabildiÄŸi kimi göstermelik, kimi irili ufaklı muhataplarıyla, sanki tüm Alevi topluluklar ve örgütleri kendi arkasındaymış gibi, bir fotoÄŸrafın önünde Alevilere sözüm ona müjde adı altında sözüm ona demokratik bir reform paketini açıklamıştır.

Açıklanan paket ne demokratiktir, ne de müjdedir. Aksine bu paket Aleviliğin şimdiye kadar kamu gücüyle soluksuz bırakılmasının, Aleviliğin tabutuna son çivileri çakma niyetinin paketidir.

Alevilerin sorunları, daha dün Hacı Bektaş deklarasyonunda ifade ettiğimiz üzere, ne cemevlerinin elektrik, su sorunu, ne imar sorunu, ne de dedelerimize ulufe diye dağıtılacak maaş sorunudur. Alevilerin sorunları, doğrudan negatif ayrımcı esaslara göre yapılandırılmış, buna göre işleyen siyasal rejimden kaynaklanan, siyasal rejimin 12 Eylül askeri faşist darbesinden beri dinselleştirilmesi ile kronik hale gelen sorunlardır. Dün olduğu gibi, bugün de Cumhurbaşkanının reform diye müjdelediği paket Alevilerin dinsel varlığını, kimliğini inkar etmekte, Aleviliği devletli Sünniliğin bir eklentisine, zenginliğine indirgemekte, dolayısıyla Alevilik kendisinden her an vazgeçilebilir, gerektiğinde malı, canı yağmalanabilir artı bir kaynak olarak konumlandırılmaktadır.

‘ALEVİLİK DİNSEL VE KİMLİKSEL ÖZELLİKLERİYLE İNKAR EDİLECEK’

Bu baÄŸlamda,

1 – Alevilerin en temel taleplerinden biri olan ve eÅŸit tanınma, eÅŸit yurttaÅŸlık haklarının sembolik bir ifadesine dönüşen ‘cemevleri ibadethanemizdir’ talebine baÄŸlı olarak, cemevlerimizin ibadethane statüsüne kavuÅŸturulmasına dair hiçbir adım atılmamıştır. Bu demektir ki Alevilik dinsel ve kimliksel özellikleriyle inkar edilmeye devam edilecek, Müslümanlığın biricik ve hakiki tek biçimi olarak devlet herkese SünniliÄŸi dayatmayı sürdürecektir. Sünnilik ÅŸemsiyesi altında AleviliÄŸin soluk alamayacağı, AleviliÄŸin izi kalmamak üzere silineceÄŸi, en fazlasından SünniliÄŸin ihtiyaç duyduÄŸu kriz anlarında kültürel payanda olarak kullanılacağı açıktır.

2- Alevi toplulukların en önemli sorunu olan sosyo-politik, sosyo-kültürel düzeyde kamu gücüyle örgütlenen, kamu gücüyle yeniden üretilen negatif ayrımcılık ısrarla reddedilmektedir. Lütfeder gibi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na baÄŸlı bir kurum oluÅŸturulacağı ve burada kendi ölçülerine uygun, yandaÅŸ Alevi kökenlilerin istihdam edileceÄŸi müjdelenmektedir. Bilinmelidir ki, istihdam edeceÄŸiniz birkaç Alevi kökenli kiÅŸi Alevilere uzun on yıllar boyunda yapılan haksızlıkların ve hala Alevileri kamu kurumlarına kapıcı olarak bile almayan adaletsizliÄŸin ve zulmün üstünü örtmeye yetmeyecektir.

‘ALEVİ DİNSELLİĞİNE YÖNELİK DARBE VE EL KOYMA GİRİŞİMİ’

3- Bu zehirli pakete göre Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir oluşum, bundan sonra Alevilerin dişi ile tırnağı ile, kendi öz güçleri ile iğne ile kuyu kazar gibi, emek emek yoktan var ettiği bütün cemevlerinin yönetimini yürütecektir. Açıkça ilan ederiz ki bu, devletin Alevi kurumsallaşmasına, Alevi dinselliğine yönelik darbe ve el koyma girişimidir. Halkın seçilmiş temsilcilerinin yerine kayyum atanmasına nasıl karşıyysak Alevi toplulukların öz ve öz kendi mekanları, kendi ibadethaneleri olan cemevilerine de devletin el koymasına aynı şideet ile karşıyız. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın özelleştirilerek dağıtılmasını ve tasfiyesini tartışmamız gerekirken, tam tersine cemevlerinin devletleştirilmesi ancak AKP tarzı bir kurnazlığın ürünü olabilir.

4- Bu anti-demokratik paketin gereÄŸi olarak oluÅŸturulacak kurum ‘cemevi hizmetlerinden eÄŸitim faaliyetlerine’ kadar cemevlerinde tüm kontrolü eline almaya hazırlanmaktadır. CumhurbaÅŸkanının bu belirsiz, muallak cümlesinin içinde taşıdığı tehdide karşı bütün Alevi topluluklarını ve kurumlarını uyanık olmaya çağırıyoruz. Aksi halde, rızalık üstüne, talib’e hizmet borcuyla, hakullah ile, Hakk uÄŸruna hizmet veren dedelerimiz bundan sonra devletten alacağı maaşın hizmetçisi olacak, kamu kaynaklarının din kisvesi altında yaÄŸmalanmasından pay alacaktır. YetmezmiÅŸ gibi, eÄŸitim faaliyetleri adı altında, çocuklarımız, dedelerimiz, pirlerimiz, analarımız, ana sultanlarımız, ana
bacılarımız, rayberlerimiz, rehberlerimiz, zakirlerimiz, hak aşıklarımız, Sünniliğin devletlu çarklarında şekillenecek, demelerimiz, nefeslerimiz, ayetlerimizin yerini Sünni doktrinin boğucu soluğu alacaktır. Bunun varacağı yer, cemevinde Kur’an kursu, cemevinde mızraklı ilmihal, cemevinde namazdır. Kimsenin dininde ve ibadetinde gözümüz yok. Ama bilinmelidir ki son bir Alevi de kalsa’ her Alevi kendi dinsel varlığının üzerine kimsenin kem gözünü de düşürmeyecektir.

Nihayet Sayın CumhurbaÅŸkanı’nın açıklamalarına göre, isteyen dedelerimiz bu yeni oluÅŸturulacak kurumda kadroya alınıp maaÅŸa baÄŸlanacakmış! Biz Aleviler ve onların kurumları olarak, devletin hiçbir dini finanse etmesini, kamu kaynaklarını ÅŸu ya da bu dinin aleyhine peÅŸkeÅŸ çekmesini kabul etmezken, ÅŸimdi dedelerimiz üzerinden bir yaÄŸma sofrasına davet edilmekteyiz. Pir Sultan gibi, sünnileÅŸtirmeye çalıştığınız Yunus Emre gibi, kameraların karşında övüyor gibi görünseniz de ‘meczup’ diye takdim ettiÄŸiniz Hacı BektaÅŸ Veli gibi, yok olur, yoksul olur, aç kalır ama bir avuç buÄŸdaya tamah etmeyiz. Hünkar’ın himmeti, Ali’nin mürveti, Hüseyin’in ÅŸehadeti bize yeter! Her kimki rızalığa sırtını dönüp hakkullahı terkederse HAKK MUHAMMED ALİ nuruna sırtını dönmüştür. Üçü birdir, biri üç ve devletin üçün ve birin içinde dördüncü olmasına razı deÄŸiliz ve izin vermeyeceÄŸiz.

Sonuç olarak; Sayın CumhurbaÅŸkanı’nın açıkladığı paketin, Alevilere yönelik ‘demokratik bir reform’ paketi deÄŸil, tam tersine Alevilere ÅŸeksiz gümansız anti demokratik bir saldırı olduÄŸunu beyan ederiz. DemokratikleÅŸme peÅŸinde olanlar, öncelikle Alevi topluluklara, onların meÅŸru kurumlarına kulak vermekle, onları muhatap kabul etmekle iÅŸe baÅŸlamalıdır. Biz, aÅŸağıda imzası olan Alevi kurumları yıllardır her zaman diyaloÄŸa açık ve hazır olduÄŸumuzu belirtiyoruz. Ancak yıllardır olduÄŸu gibi, görülüyor ki rejimin gözleri kör, kulakları sağır. Bu körlük ve sağırlık içinde ‘ben yaptım oldu’ diyerek açıklanan her paket geleneksel, anti-demokratik, saÄŸcı devlet refleksinden baÅŸka bir ÅŸey olmayacaktır.
Bilinmelidir ki, bizim tarihimiz Sayın CumhurbaÅŸkanının zikrettiÄŸi gibi, Malazgirt’ten, Selçuklu’dan, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan ve yaÅŸadığımız toprakları daima boÅŸ bir toprak kabul eden, bu toprakların insanlarını Malazgirt’ten itibaren yok sayan militarist bir tarih deÄŸildir. Militarist bir milliyetçilik anlayışıyla, AleviliÄŸin en temel düsturu ‘72 milleti bir nazarla görmek’ ilkesi taban tabana zıttır. Bizim Zülfikarımız Nil Deryası’nda yüzedura, kılıcımız tahtadandır! ‘Hepimizin Peygamberinden, hepimizin Ali’sinden, hepimizin Ehli-Beyt’inden, hepimizin Kerbela’sından’ söz edenler bilmelidir ki, hem Muaviye’nin, hem Ali’nin, hem Hüseyin’in, hem onun başını kesenlerin safında yer alamazsınız.
Bizim, Alevilerin, muhabbet ehlinin her iki dünyada da ÅŸahidi, Muaviye’nin mızraklarına takılan mushaf yaprakları deÄŸil, Kur’-an-ı Natık olan Ali’dir. Muhabbetimiz Hakk’ın sureti insanadır. ‘Dileyen müslüman bilsin, dileyen gavur / İnsanı hor görmek en büyük küfür / Buna inanmışız, münkir deÄŸiliz’

Gerçeğin demine devranına..

ALEVİLER VARDIR, ALEVİLİK HAKTIR.” 

(GazeteDuvar)