Af Örgütünden Suudi Arabistanlı kadın aktivistler için kampanya: Brave

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Kampanyalar Sorumlusu Damla UÄŸantaÅŸ, Suudi Arabistan’ın kadın haklarını savunan aktivist kadınlara yönelik baskılarının sona erdirilmesi için “Brave/Cesur” isimi bir kampanya baÅŸlattıklarını duyurdu.

Uluslararası Af Örgütünün Suudi Arabistan’da kadın hakları için mücadele ettiÄŸi gerekçesiyle 2018’den beri tutuklu bulunan Nesime el-Seda için baÅŸlattığı moral kampanyasına ilgi artarken, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Kampanyalar Sorumlusu Damla UÄŸantaÅŸ, ülkedeki kadın haklarına iliÅŸkin genel durum hakkında Anadolu Ajansı’na konuÅŸtu.

Öncelikli olarak Nesime’nin Suudi Arabistan’ın doÄŸusunda faaliyet gösteren bir kadın hakları savunucusu olduÄŸunu anımsatan UÄŸantaÅŸ, Nesime’nin çalışmalarında, kadınların araç kullanmasına izin verilmesi ve baskıcı vasilik (yanında bir erkek olmaksızın ev dışı gündelik iÅŸlerini gerçekleÅŸtirememe) yasalarının deÄŸiÅŸtirilmesine odaklamış bir isim olduÄŸunun altını çizdi.

Af Örgütü kadınlara özgürlük için çalışıyor

Nesime’nin 2015’te bu çalışmalarını görünür kılmak amacıyla aday olduÄŸu belediye seçimlerine katılmasının yasaklandığını, bu nedenle Suudi kamuoyunda da tanınan biri olduÄŸunu belirten UÄŸantaÅŸ, Nesime’nin 31 Temmuz 2018’de kadınlara özgürlük isteyen bu faaliyetleri nedeniyle tutuklandığını ve uzun süre hücre hapsinde tutulduÄŸunu söyledi.

UÄŸantaÅŸ, “Ayrıca bu sırada kötü muameleye de maruz kaldı. Tutuklandığı tarihten bu yana çocukları dahil ailesinden hiçbir üye ve avukatıyla görüşmesine izin verilmedi. Nesime için en ironik durum ise Nesime’nin çalışma alanları olan kadınların araç kullanmasına izin verilmiÅŸ ve vasilik sisteminde bazı deÄŸiÅŸiklikler yapılmış olmasına raÄŸmen Nesime’nin tutukluluk halinin devam etmesi” dedi. Uluslararası Af Örgütünün kadın hak savunucularının üzerindeki baskılara dikkat çekmek amacıyla çalışmalar yürüttüğünü anlattı.

“Brave” kampanyası

UÄŸantaÅŸ, bu çalışmaları “Brave (Cesur)” baÅŸlığıyla kampanyalaÅŸtırdıklarını belirterek, şöyle devam etti:

“Bu kapsamda tutuklandığı günden bu yana Nesime’nin durumunu takip ediyoruz. Suudi kadın hak savunucularına yönelik #UnmuteSaudiVoices (#SuudiSesleriSusturmayın) baÅŸlıklı bir çalışma yürütüyoruz.

“Amacımız tabii ki öncelikle Nesime’nin serbest kalması ve ona yöneltilen tüm suçlamaların düşürülmesi, ardından Suudi Arabistan’da yalnızca kadın haklarını savunduÄŸu için tutuklanan, kötü muameleye maruz kalan tehdit edilen kadınlara yönelik ihlallerin durdurulması. Uzun vadede ise kadın haklarının koruma altına alınması.”

Bu konuda yüksek kamuoyu baskısı oluÅŸturmanın önemine inandıklarını aktaran UÄŸantaÅŸ, Nesime’nin kampanyasına destek çaÄŸrısında bulundu.

“Ülkede tüm bağımsız sesler susturuluyor”

UÄŸantaÅŸ, Suudi Arabistan’daki kadın haklarına iliÅŸkin genel duruma dair ise Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın göreve gelmesinin ardından hükümetin daha sık dile getirdiÄŸi reform söylemlerinin ülkedeki fiili durum ile tam bir tezat oluÅŸturduÄŸunun altını çizdi.

“Ülkede insan hakları savunucuları, yazarlar ve din görevlileri de dahil olmak üzere neredeyse tüm bağımsız sesler, barışçıl ifade veya aktivizmle baÄŸlantılı suçlamalarla karşı karşıya kalıyor.” vurgusunu yapan UÄŸantaÅŸ, Suudi Arabistanlı yetkililerin, Özel Ceza Mahkemesini sistematik olarak muhalefeti susturmak için kullandığına dikkati çekti.

Kadın haklarıyla ilgili birtakım olumlu deÄŸiÅŸikliklerin yapıldığı bir dönemde kadın hakları savunucularının üstündeki baskıların aynı sertlikle devam ettiÄŸinin altını çizen UÄŸantaÅŸ, “İfade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü konularındaki baskılar ise giderek tırmanıyor.” dedi.

UÄŸantaÅŸ, 2018’den itibaren kadınların, hayati birtakım kararlar almasında babaları, erkek kardeÅŸ veya çocukları ya da eÅŸleri gibi erkek bir vasinin onayına ihtiyaç duymasını gerektiren bir sistem olan vasilik yasalarında deÄŸiÅŸiklik yapılacağı yönündeki söylemlerin ardından 2019 ortasında vasilik sisteminde bir dizi deÄŸiÅŸiklik yapıldığını anımsattı.

“Kadınlara yönelik hukuki ve sistematik ayrımcılık devam ediyor”

Bu değişiklikler arasında 21 yaş üstündeki kadınların pasaport alarak tek başlarına ülkeden ayrılmalarını, 18 yaş üstü kadınların ise doğum, ölüm, evlilik gibi hukuki değişiklik durumlarını kaydettirebilmelerinin ayrıca gerekli durumlarda evin reisi gibi davranabilmelerinin önünü açtığını belirten Uğantaş, ayrıca kadınların araç kullanabilmesine de izin verildiğini hatırlattı.

UÄŸantaÅŸ, bu deÄŸiÅŸiklikler bazı sınırlı alanlarda kadınları erkeklerle eÅŸit yasal statüye taşısa da vasilik sistemini ortadan kaldırmadığına dikkati çekerek, “Kadınlara yönelik hukuki ve sistematik ayrımcılık devam ediyor ve kadınlar cinsel ÅŸiddet de dahil ÅŸiddet biçimlerine karşı korumasız bırakılıyor.” vurgusunu yaptı.

“Gözaltına alınan kiÅŸilere iÅŸkence yöntemleri uygulanıyor”

UÄŸantaÅŸ, Nesime’nin durumunda birçok kadın aktivist bulunduÄŸuna iÅŸaret ederek, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:

“Mayıs 2018’den beri kadın hakları alanında faaliyet gösteren en az 15 aktivist kendilerine yöneltilen kanıtlanmış bir suçlama olmamasına raÄŸmen tutuklandı. Güncel durumda 13 kadın hakları savunucu hakkında yargılama devam ediyor.

Uluslararası Af Örgütünün Kasım 2018’de yayımladığı raporda yer verdiÄŸi üç ayrı ifadeye göre, gözaltına alınan kiÅŸiler iÅŸkence ve kötü muameleye maruz kaldı. ElektroÅŸok, kırbaçlama gibi iÅŸkence yöntemleri uygulandı, bir kadın aktivist, sorgulama yapan maskeli kiÅŸilerce cinsel tacize uÄŸradığını bildirdi.”

“Suudi Arabistan’a yönelik uluslararası baskının artırılması gerekiyor”

UÄŸantaÅŸ, Suudi Arabistan’da durumun iyileÅŸtirilmesi için atılması gereken adımlar hakkında ise yalnızca barışçıl insan hakları faaliyetleri nedeniyle tutuklanan kadın hak savunucularının serbest bırakılmaları ve bu kiÅŸilere yöneltilen suçlamaların düşürülmesi gerektiÄŸini kaydetti.

UÄŸantaÅŸ, “Suudi Arabistan’ın bu yıl 21-22 Kasım’da gerçekleÅŸecek G20 Zirvesi’ne ev sahipliÄŸi yapıyor olmasını ülkedeki kadın hakları savunucularının durumuna dikkat çekmek için önemli fırsat olarak görüyoruz. Bu kapsamda G20 Zirvesi’ne katılacak olan tüm liderlere konuÅŸmalarında ve ikili görüşmelerinde Suudi kadın hak savunucularının durumunu gündeme getirme çaÄŸrısında bulunuyoruz. Kadın haklarının teminat altına alınması için uluslararası baskının artırılması gerekiyor zira Suudi Arabistan yetkilileri yapılan küçük deÄŸiÅŸikler ile büyük insan hakkı ihlallerinin üstünü örtüyor.” mesajını verdi.

Yalnızca liderlerin değil, insan haklarını önemseyen herkesin Suudi otoritelere mektuplar yazarak, imza kampanyalarına destek vererek mahkeme süreçleri ile karşı karşıya kalan 13 kadın hak savunucusu hakkındaki suçlamaların düşmesini talep edebileceğine dikkati çeken Uğantaş, şunları söyledi:

“Suudi Arabistan yetkililerine ise tüm düşünce mahkumlarını serbest bırakma, kamu görevlerinde çalışma yasakları dâhil haklarındaki kısıtlama kararlarını kaldırma, Terörizm Suçları ile Terörizmin Finansmanı ile ilgili yasanın uluslararası hukukta yer alan standartlara göre revize etme, toplanma özgürlüğü konunda sivil toplum güçlerini engelleyen baskıcı uygulamaları kaldırma, kadınların erkekler ile eÅŸit yasal statüye sahip olabilmesi için vasilik uygulamasını tamamen kaldırma, ülkedeki Åžii azınlık da dahil olmak üzere hak savunucuları ve barışçıl göstericiler üzerindeki gözaltı, tutuklama, kötü muamele ÅŸeklindeki uygulamalardan vazgeçme, adil yargılanma hakkını temin etme ve gözaltındaki kiÅŸilere yönelik iÅŸkence iddialarını soruÅŸturma çaÄŸrısında bulunuyoruz.”

(Bianet)

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir