Açlık grevleri kimlik mücadelesinde son çare/durak mı olmalı? | Gül Güzel


Yaşamında hiç oruç tutmayan biri olarak bu konuda yazmak veya söz sahibi olmak oldukça zor. İnançlarından dolayı oruç tutan aileme de bu konuda hiç ayak uyduramadım ama o kadar çok açlık grevlerini izlemek ve bu konuda yazmak zorunda kaldım ki! Bu yazım da yine böyle bir sürece tekabül eden 12 yıl önce yazılan bir mektup ve sürecin benzerliği şaşırtıcı nitelikte. 12 yaşındaki Mektubun özüne asla değinmeden, önce yazanı hakkında kısaca bilgi vermekte yarar görüyorum.

Metin Aydın ismini, İsviçre’de tutuklanıp 16 ay cezaevinde kalmış; 20 Haziran 2011 tarihinde ise Almanya’nın talebi üzerine açlık grevinin 54. Gününde el ve ayakları kelepçeli olarak iade edilmesiyle duymuÅŸtuk…Daha sonra Stuttgart Eyalet Yüksek Mahkemesinde yargılanmasını(§129b) izlemiÅŸtik. Metin Aydın’ın benzeri bir süreçte yazdığı mektubu, arÅŸivimde biriken binlerce mektubun içinde bugün elime geldi. Okudum ve kendini halkının mücadelesine adamış olan Metin Aydın’ın 13 Kasım 2012 tarihinde Hohenasperg Cezaevinde yazdığı mektubunu okumanız için eklemek istedim.

Merhaba, Önderliğin özlemiyle sizleri kucaklıyorum. Özgür yarınların düşleriyle sizleri selamlıyorum. Ben 16 aydır tutsağım. 12 gündür(13.11.12) Almanya’ya getirildim. Geçen hafta sizden nağme, hem de yürek dolusu selamlar aldım. Özellikle değerli arkadaşlardan selam almak ap-ayrı bir moral yarattı bende. Aynı coşku ve inançla hepinizi selamlıyorum.

İfade etmek istediğim çok şey var ama zaman ve koşullar buna el vermiyor. Şimdiye dek, 16 aylık tutukluluk süreci içinde. İlk tutuklanmamda 10 gün, daha sonra 9 gün, daha sonra ise Strassburg’taki açlık grevine dayanışma amaçlı 34 günlük açlık grevine girmiştim. En son 10 Eylül 2012’de İsviçre Cezaevinde açlık grevine başladım. 5 Kasım 2012’de yani açlık grevimin 57. Gününde Almanya’nın Hohenasperg Cezaevinde eylemime son verdim. Hem 5 Kasım, hem de 57. Gün benim için çok anlamlıdır. Çünkü 57. Gün Kemal Pir Arkadaşın şahadet günüdür. Yani 50 ile 57. gün ölüm orucuydu. Mücadeleye olan inancım nettir. Hiçbir bireysel kaygım söz konusu olamaz. Bireysel insiyatifimi kullandığım doğrudur. Kürdistan’ın 4 parçasından ve yurt dışından gelişmelere seyirci kalmam mümkün değil. Yüreğim bazı şeyleri kabul etmiyor. Bana en büyük ceza, hiçbir şey yapamamaktır. Zindan koşullarında olsam bile mücadele, katkı yapmak istiyorum. Gelinen aşama, haklı mücadelemizin açık sahiplenilmesini gerektiriyor.

İsviçre’nin beni teslim etme sürecinde, ölüm orucuna başladığımın 50.gününde Zürih hastahanesine sevk edildim. 24 saat boyunca ayak, ellerim kelepçeyle bağlı ve polis gözetiminde kaldıktan sonra Bern’deki kliniğe götürüldüm. 3 gün Bern’de kaldıktan sonra ‘’Basel’e hastahaneye gidiyorsun’’ denilerek Almanya sınır kapısına getirdiler. Oraya bir tercüman getirmişlerdi. Hem İsviçre, hem de Alman yetkililerine,’’Vicdanen ve insanen utanmanız gerekiyor. Hiç bir yazılı hukukta, ölüm orucunun 53.gününde bir deri-kemik kalan bir insan teslim edilemez v.b.’’dedim.

Almanya’ya gelme sürecinde böyle bir insanlık onurunu ayaklar altına alınmasına ÅŸahit oldum. Kabul edebileceÄŸim bir durum deÄŸildi. Buna karşı eylem içinde bir eylem yapmam gerekiyordu. Ölüm orucu artık hafif ve anlamını yitirmiÅŸÅŸti. Almanya’da bulunduÄŸum ilk gece kendimi asmayı denedim. Kaldığım hücrede kendimi asacak yükseklikte birÅŸey olmadığından, ayaklarımı dizlerimden arkaya çekerek, ipi 3 kere boynuma takıp kendimi asmayı denedim. Ancak hücrede kendimi astığım pencere oldukça alçak olmasından dolayı her ÅŸeye raÄŸmen dizlerim 2-3 santim yere deÄŸiyordu. Bu yüzden 3 kere denediÄŸim eylemim istediÄŸim ve düüşündüğüm ÅŸekilde gerçekleÅŸemedi. Bu intihar deÄŸil, siyasi bir eylem olarak algılanmalı…..eyleme baÅŸlama ve sonuçlandırmada eksikliÄŸim oldu. Bundan sonra daha sorumlu ve örgütlü yaklaÅŸacağım.

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorm. Kazanan mazlum halkımız olacaktır.

Metin Aydın, 13.11.2012, Hohenasperg Cezaevi


Kadının Kaleminden: Gül Güzel – 13.02.2024